Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3441 E. 2013/4275 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanuni halefiyet↗ lütuf (hatır) ödemesi↗ sözleşmesel sorumluluk↗ distribütörlük sözleşmesi↗ halefiyet↗ alacağın temliki↗ riziko↗ rücu↗ temlik↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede rizikonun ancak ...'da gerçekleşmesi halinde ödeme yapılacağının belirtilmesine rağmen ... Kemalpaşa'da gerçekleşen riziko karşılığı ödeme yapılmasının “...” ödeme olup, davacının bu ödemeye dayanarak kanuni halefiyet hakkını kazanamayacağı, davacının sigortalısına ait dönüşümü olan mallarda meydana gelen zarar yönünden ise davalının yangının çıkışında, yayılmasında ve söndürülme aşamalarında kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki malların tümünün sigorta kapsamında olduğu kabul edilecek olsa dahi “...” (lütuf ödemesi) nedeniyle davacı ... şirketinin davalıya rücu olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılım yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacıya sigortalı mallarda meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen miktarın davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ... şirketi vekili, ....09.2010 tarihli son bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarda bulunduğu dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu poliçede davaya konu hasarı teminat altına alan hükümlerin bulunduğunu iddia etmiş ise de bu husus mahkemece incelenmemiştir. Davacının itiraz dilekçesi ekinde sunduğu poliçenin incelenmemesi doğru olmadığı gibi davaya konu hasarın sigorta poliçesi ile teminat altına alınan rizikonun kapsamı dışında kaldığı kabul edilse bile sigortalıya yapılan ödeme ile davacının sigortalının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını temlik almış olmasına göre, mahkemece davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle davalıdan istemde bulunabileceğinin kabulü gerekirken, yapılan ödemenin davacıya halefiyet hakkı vermeyen “lütuf ödemesi” niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davalıya karşı dava açma hakkının olmadığının kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının kusuru olmadığı gerekçesiyle sigortalıya ait dönüşümü olan mallara ilişkin meydana gelen zararın istenemeyeceği yönündeki karar da yerinde değildir.Bu durumda, davacı sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez de alacağın temliki hükümlerine dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü ile davacının sigortalısı olan ... A.Ş. ile davalı arasındaki “Distribütörlük Sözleşmesi” hükümleri de değerlendirilmek suretiyle davalının anılan sözleşme gereğince kendisine teslim edilen ve kendi yedinde iken meydana gelen yangın olayı nedeniyle zarar gören ürün ve mallardan dolayı akidi olan ... A.Ş.'ye karşı olan tazminat yükümlülüğünün sözleşme hükümleri de gözetilerek tespiti gerekirken, sözleşmesel sorumluluk gözönüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Davalı vekilinin katılım yolu ile yaptığı temyiz istemine gelince; temyiz isteminin incelenebilmesi için temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda, katılım yolu ile temyiz isteminde bulunan davalı vekili tarafından anılan işlemler yapılmaksızın verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11011 E. 2010/2174 K.
Ortak:halefiyet · alacağın temliki · riziko · rücu · temlik · sigorta poliçesi · teminat
İncelediğiniz karardaDavacının itiraz dilekçesi ekinde sunduğu poliçenin incelenmemesi doğru olmadığı gibi davaya konu «hasarın» «sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan «rizikonun» kapsamı dışında kaldığı kabul edilse bile sigortalıya yapılan ödeme ile davacının sigortalının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını «temlik» almış olmasına göre, mahkemece davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle davalıdan istemde bulunabileceğinin kabulü gerekirken, yapılan ödemenin davacıya «halefiyet» hakkı vermeyen “lütuf ödemesi” niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davalıya karşı dava açma hakkının olmadığının kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının «kusuru» olmadığı gerekçesiyle sigortalıya ait dönüşümü olan mallara ilişkin meydana gelen zararın istenemeyeceği yönündeki karar da yerinde değildir.Bu durumda, davacı sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez de «alacağın temliki» hükümlerine dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü ile davacının sigortalısı olan ...
Kemalpaşa'da gerçekleşen «riziko» karşılığı ödeme yapılmasının “...” ödeme olup, davacının bu ödemeye dayanarak «kanuni halefiyet» hakkını kazanamayacağı, davacının sigortalısına ait dönüşümü olan mallarda meydana gelen zarar yönünden ise davalının yangının çıkışında, yayılmasında ve söndürülme aşamalarında kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki malların tümünün sigorta kapsamında olduğu kabul edilecek olsa dahi “...” (lütuf ödemesi) nedeniyle davacı ... şirketinin davalıya «rücu» olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede «rizikonun» ancak ...'da gerçekleşmesi halinde ödeme yapılacağının belirtilmesine rağmen ...
Benzer bu karardaDava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · rücu davası · aktif husumet ehliyeti · ibraname · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9559 E. 2015/9683 K.
Ortak:halefiyet · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDavacının itiraz dilekçesi ekinde sunduğu poliçenin incelenmemesi doğru olmadığı gibi davaya konu «hasarın» «sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan «rizikonun» kapsamı dışında kaldığı kabul edilse bile sigortalıya yapılan ödeme ile davacının sigortalının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını «temlik» almış olmasına göre, mahkemece davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle davalıdan istemde bulunabileceğinin kabulü gerekirken, yapılan ödemenin davacıya «halefiyet» hakkı vermeyen “lütuf ödemesi” niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davalıya karşı dava açma hakkının olmadığının kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının «kusuru» olmadığı gerekçesiyle sigortalıya ait dönüşümü olan mallara ilişkin meydana gelen zararın istenemeyeceği yönündeki karar da yerinde değildir.Bu durumda, davacı sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez de «alacağın temliki» hükümlerine dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü ile davacının sigortalısı olan ...
Kemalpaşa'da gerçekleşen «riziko» karşılığı ödeme yapılmasının “...” ödeme olup, davacının bu ödemeye dayanarak «kanuni halefiyet» hakkını kazanamayacağı, davacının sigortalısına ait dönüşümü olan mallarda meydana gelen zarar yönünden ise davalının yangının çıkışında, yayılmasında ve söndürülme aşamalarında kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki malların tümünün sigorta kapsamında olduğu kabul edilecek olsa dahi “...” (lütuf ödemesi) nedeniyle davacı ... şirketinin davalıya «rücu» olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «halefiyet» ilkesine dayalı olarak açılan «rücuen tazminat davası» olduğu, rücuen açılan tazminat davalarında asliye ticaret mahkemeleri değil, asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle TTK 5/3. ve HMK 114/c maddeleri uyarınca mahkemenin «görevsizliğine» karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinde» sigortalı olan W.
Davacı sigorta şirketi «halefiyet» hakkına dayalı olarak bu davayı açtığına göre, halefi olduğu sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin mahiyetine bakılarak «görevli» mahkeme tespit edicektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · rücuen tazminat · tazminat davası · usulden reddi · görevsizlik kararı · taşıyan · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «halefiyet» ilkesine dayalı olarak açılan «rücuen tazminat davası» olduğu, rücuen açılan tazminat davalarında asliye ticaret mahkemeleri değil, asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle TTK 5/3. ve HMK 114/c maddeleri uyarınca mahkemenin «görevsizliğine» karar verilmiştir.
Şti'nin uğradığı zararın «taşıyan» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, «rücuen tazminat» davaları, sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi değerlendirilerek «görevli» mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinde» sigortalı olan W.
Davacı sigorta şirketi «halefiyet» hakkına dayalı olarak bu davayı açtığına göre, halefi olduğu sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin mahiyetine bakılarak «görevli» mahkeme tespit edicektir.
-
Emniyeti suistimal sigorta rücuan tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5661 E. 2012/13283 K.
Ortak:halefiyet · alacağın temliki · riziko · rücu · temlik · sigorta poliçesi · teminat
İncelediğiniz karardaDavacının itiraz dilekçesi ekinde sunduğu poliçenin incelenmemesi doğru olmadığı gibi davaya konu «hasarın» «sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alınan «rizikonun» kapsamı dışında kaldığı kabul edilse bile sigortalıya yapılan ödeme ile davacının sigortalının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını «temlik» almış olmasına göre, mahkemece davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle davalıdan istemde bulunabileceğinin kabulü gerekirken, yapılan ödemenin davacıya «halefiyet» hakkı vermeyen “lütuf ödemesi” niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davalıya karşı dava açma hakkının olmadığının kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının «kusuru» olmadığı gerekçesiyle sigortalıya ait dönüşümü olan mallara ilişkin meydana gelen zararın istenemeyeceği yönündeki karar da yerinde değildir.Bu durumda, davacı sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez de «alacağın temliki» hükümlerine dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü ile davacının sigortalısı olan ...
Kemalpaşa'da gerçekleşen «riziko» karşılığı ödeme yapılmasının “...” ödeme olup, davacının bu ödemeye dayanarak «kanuni halefiyet» hakkını kazanamayacağı, davacının sigortalısına ait dönüşümü olan mallarda meydana gelen zarar yönünden ise davalının yangının çıkışında, yayılmasında ve söndürülme aşamalarında kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki malların tümünün sigorta kapsamında olduğu kabul edilecek olsa dahi “...” (lütuf ödemesi) nedeniyle davacı ... şirketinin davalıya «rücu» olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede «rizikonun» ancak ...'da gerçekleşmesi halinde ödeme yapılacağının belirtilmesine rağmen ...
Benzer bu karardaDava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe «teminatı kapsamında» yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa «ibraname» getirtilip devir ve «temlik» beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · poliçe özel şartları · emniyeti suistimal · rücu davası · aktif husumet ehliyeti · ibraname · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaBu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı «aktif husumet ehliyetine» sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında «alacağın temliki» hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun dışında poliçede «teminat» dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı «sigortacının rücu davası» açması mümkün değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu her iki poliçenin de «emniyeti suistimal» poliçesi olduğu, sigortacı tarafından ödeme yapılması için belli başlı «rizikoların» belirtildiği, davacı tarafından bu rizikolardan herhangi birinin gerçekleştiği yönünde delil sunulmadığı, davacının zararının riziko gerçekleşmediği halde ödeme ya …
Dava, «emniyeti suistimal» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK'nun 1301. maddesi gereğince «rizikonun» gerçekleşmesine neden olan kimseye «rücu» edebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3441 E. , 2013/4275 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2008/433-2010/820 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.03.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete “... Sigorta Poliçesi” ile sigortalı dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin gerek kendi işletmesinde gerekse bayi ve distribütörleri nezdinde bulunan ürünler, promosyon malzemeleri, tahta palet ve plastik kaplar gibi ürün ve malzemelerin yangın ve yangın rizikosuna karşı sigortalandığını, davalı şirketin sigortalı ... A.Ş.'nin ... bölgesinin münhasır distribütörü olduğunu, bu sözleşme kapsamında davalı şirkete teslim edilmiş ürünler ve promosyon malzemeleri ile tahta palet ve plastik kapların 08.07.2007 tarihinde davalının yedinde iken depolarda çıkan yangın nedeniyle zarar gördüğünü, yangından sonra yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu 7.920,16 Euro tutarında günlük ürünler, ....008,82 Euro tutarında promosyon soğutucular ve 20.465,33 Euro tutarında tahta palet ve plastik kaplar toplamı olan 51.394,31 Euro'luk zarar meydana geldiğinin tespit edildiğini, müvekkili tarafından meydana gelen zarardan poliçe uyarınca yapılan muafiyet tenzilinden sonra kalan 43.294,31 Euro'nun sigortalı ...
A.Ş.'ye ödeniğini, yapılan bu ödeme ile müvekkilinin ...'nun 1301. ve BK'nun 162. maddeleri uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalının gerek distribütörlük sözleşmesi gerekse ilgili hukuki düzenlemeler uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 43.294,31 Euro tazminat alacağının faiziyle birlikte BK'nun 83. maddesi uyarınca fiili ödeme günündeki Türk Parası karşılığının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen olayda müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
./.
-...-
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede rizikonun ancak ...'da gerçekleşmesi halinde ödeme yapılacağının belirtilmesine rağmen ... Kemalpaşa'da gerçekleşen riziko karşılığı ödeme yapılmasının “...” ödeme olup, davacının bu ödemeye dayanarak kanuni halefiyet hakkını kazanamayacağı, davacının sigortalısına ait dönüşümü olan mallarda meydana gelen zarar yönünden ise davalının yangının çıkışında, yayılmasında ve söndürülme aşamalarında kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki malların tümünün sigorta kapsamında olduğu kabul edilecek olsa dahi “...” (lütuf ödemesi) nedeniyle davacı ... şirketinin davalıya rücu olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılım yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacıya sigortalı mallarda meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen miktarın davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ... şirketi vekili, ....09.2010 tarihli son bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarda bulunduğu dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu poliçede davaya konu hasarı teminat altına alan hükümlerin bulunduğunu iddia etmiş ise de bu husus mahkemece incelenmemiştir. Davacının itiraz dilekçesi ekinde sunduğu poliçenin incelenmemesi doğru olmadığı gibi davaya konu hasarın sigorta poliçesi ile teminat altına alınan rizikonun kapsamı dışında kaldığı kabul edilse bile sigortalıya yapılan ödeme ile davacının sigortalının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını temlik almış olmasına göre, mahkemece davacının yaptığı bu ödeme nedeniyle davalıdan istemde bulunabileceğinin kabulü gerekirken, yapılan ödemenin davacıya halefiyet hakkı vermeyen “lütuf ödemesi” niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davalıya karşı dava açma hakkının olmadığının kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının kusuru olmadığı gerekçesiyle sigortalıya ait dönüşümü olan mallara ilişkin meydana gelen zararın istenemeyeceği yönündeki karar da yerinde değildir.Bu durumda, davacı sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez de alacağın temliki hükümlerine dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü ile davacının sigortalısı olan ...
A.Ş. ile davalı arasındaki “Distribütörlük Sözleşmesi” hükümleri de değerlendirilmek suretiyle davalının anılan sözleşme gereğince kendisine teslim edilen ve kendi yedinde iken meydana gelen yangın olayı nedeniyle zarar gören ürün ve mallardan dolayı akidi olan ... A.Ş.'ye karşı olan tazminat yükümlülüğünün sözleşme hükümleri de gözetilerek tespiti gerekirken, sözleşmesel sorumluluk gözönüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Davalı vekilinin katılım yolu ile yaptığı temyiz istemine gelince; temyiz isteminin incelenebilmesi için temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda, katılım yolu ile temyiz isteminde bulunan davalı vekili tarafından anılan işlemler yapılmaksızın verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, taktir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru ile 24,30 TL temyiz ilan harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453428500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz