Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9722 E. 2013/12168 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aatuhk m.35↗ ortaklık sıfatı↗ sorumluluktan kurtulma↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ kâr payı↗ taahhütname↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların, dava dışı şirkette yarı oranda ortak olduğu dönemde 64.1166.42 TL vergi cezası tahakkuk ettirildiği, davacının bunu kendi hesabından ödediği, yarısından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 32.083.21 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan payı oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı limited şirketin 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde payının büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davacının davalının ortak sıfatının devam ettiği dönemle ilgili olarak dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezayı şirketin ödeme imkansızlığı nedeniyle AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca dava dışı idareye ödediği hususu da dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, ortaklık sıfatı sona eren davalının kendi dönemiyle ilgili olarak ortağı bulunduğu şirket adına tahakkuk ettirilen ve davacı diğer ortak tarafından ödenen vergi ve cezadan payı oranında sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Limited şirket ortaklarının asli borcu, tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle sorumluluktan kurtulmuş olur. Bu nedenle, ortağın limited şirketin borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan kuralın istisnalarından biri, AATUHK'nun 35. maddesinde düzenlenen limited şirketin kamu idaresine karşı ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan borçlarıdır. Ortaklar, bu borçlarından dolayı payları oranında idareye karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk, idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup, anılan Kanuna 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle payın devri halinde dahi ortadan kalkmayan bir nitelik kazanmıştır.
Somut olayda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı, asıl vergi ve cezanın borçlusu dava dışı şirketin ortaklığının büyük bir kısmını davacıya, geriye kalan kısmını ise dava dışı kişiye devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rucu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E. 2025/1491 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı · taahhütname · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı «limited şirketin» 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek «tüzel kişilik» kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi «temsil» ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde «payının» büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Limited şirket ortaklarının asli borcu, «tüzel kişiliğe» karşı «taahhüt» ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle «sorumluluktan kurtulmuş» olur.
Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı «limited şirket» adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan «payı» oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaLimited şirket ortaklarının asli borcu, «tüzel kişiliğe» karşı «taahhüt» ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle «sorumluluktan kurtulmuş» olur.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı «limited şirket» adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan «payı» oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Bu nedenle, ortağın «limited şirketin» borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · rücu hakkı · şirket müdürü · ticari defter kayıtları · kesinlik sınırı · rücu · sebepsiz zenginleşme · kâr kaybı
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin vergi borçlarını ödeme gücünün bulunmadığı, tüm «kaydi» mal varlığı değerleri hesap edildiğinde vergi borçlarının ödeme tarihi itibari ile öz kaynağının -317.005,33 TL olacağı, fakat yapılan bu hesaplamada dava dışı şirketin kaydi mal varlığı arasında yer alan tıbbı cihazların alındığı tarihteki mal varlığı değeri ile «ticari defterlere» kaydolduğu, bu hususta talimat mahkemesi aracılığı ile tıbbı cihazların değer tespitine ilişkin hazırlanan raporda tıbbı cihazların ortalama yıllık %20 «değer kaybının» olduğunun bildirmesi karşısında dava dışı şirketin «ticari defter kayıtlarında» yer alan tıbbı cihazların toplam bedelinin 1.025.375,18 TL olduğu, bu cihazların ticari defterlere 2007 yılında alınarak kaydedildiği, dava dışı şirketin vergi bor …
Şti.'nin ortağı, davalının ise adı geçen «şirketin müdürü» olduğunu, 2002-2003 dönemlerine yönelik vergi incelemelerinde şirket aleyhine para cezası ve ek yükümlülükler öngörüldüğünü, ancak bunların ödetilmesi ve sorumluluğunun yalnızca müvekkili şahsa bırakıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, ancak davalının üzerine düşeni yapmadığını, davalının şirketin % 50 hisselerine sahip olmasına rağmen tüm cezanın müvekkili tarafından ödendiğini, bunun davalı lehine açıkça «sebepsiz zenginleşme» teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkili tarafından fazla olarak ödenen 426.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği «limited şirketin» idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya «rücu hakkı» bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri «kesinlik sınırını» geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2099 E. 2019/3784 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · sorumluluktan kurtulma · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı · taahhütname
İncelediğiniz karardaDavacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı «limited şirketin» 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek «tüzel kişilik» kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi «temsil» ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde «payının» büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Limited şirket ortaklarının asli borcu, «tüzel kişiliğe» karşı «taahhüt» ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle «sorumluluktan kurtulmuş» olur.
Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı «limited şirket» adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan «payı» oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaLimited şirket ortaklarının asli borcu, «tüzel kişiliğe» karşı «taahhüt» ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle «sorumluluktan kurtulmuş» olur.
Tarafların dava dışı «limited şirkette» pay sahibi oldukları, davacının resmi kayıtlara göre «ortaklık sıfatının» devam ettiği dönemle ilgili olarak dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve SGK «prim» borçlarını ödediği hususu dosya kapsamıyla sabittir.
Somut olayda mahkemece, davacının, ortağı olduğu «limited şirketin» amme borcunu ödediği, hissesinden fazla yapılan ödemelerde davalıların sorumlu oldukları gerekçesi ile alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmişse de, 6163 sayılı Kanun 35. madde düzenlemesine göre, limited şirketin «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları, ortaklardan ortaklık «payı» oranında istenebileceğinden, tespit edilen alacaktan şirket ortağı davalıların payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, davalılardan müştereken tahsili şek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · rücuen tahsil · malvarlığına ilişkin dava · ek prim · pay defteri · ticaret sicili · ıslah · e-defter
Benzer bu karardaŞti.'nin ortağı ve yetkilisi iken sahip olduğu hisseleri 01.05.2008 tarihinde davalı ortak ...'ya devretmesine rağmen söz konusu devrin «pay defteri» ve «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi nedeniyle şirketin ödenmeyen vergi ve SGK borçlarından dolayı kanuni takibata maruz kaldığını, 6111 sayılı Yasa'dan yararlanarak Maliye ve SGK'ya öde …
Dava, «limited şirketin» kamu borçlarını ödediğini iddia eden ortağın diğer ortaklardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Tarafların dava dışı «limited şirkette» pay sahibi oldukları, davacının resmi kayıtlara göre «ortaklık sıfatının» devam ettiği dönemle ilgili olarak dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve SGK «prim» borçlarını ödediği hususu dosya kapsamıyla sabittir.
Somut olayda mahkemece, davacının, ortağı olduğu «limited şirketin» amme borcunu ödediği, hissesinden fazla yapılan ödemelerde davalıların sorumlu oldukları gerekçesi ile alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmişse de, 6163 sayılı Kanun 35. madde düzenlemesine göre, limited şirketin «malvarlığından» tahsil edilemeyen kamu alacakları, ortaklardan ortaklık «payı» oranında istenebileceğinden, tespit edilen alacaktan şirket ortağı davalıların payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, davalılardan müştereken tahsili şek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6946 E. 2022/4124 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · limited şirket · kâr payı · temsil
İncelediğiniz karardaDavacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı «limited şirketin» 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek «tüzel kişilik» kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi «temsil» ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde «payının» büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı «limited şirket» adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan «payı» oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki çekişme, «ortaklık sıfatı» sona eren davalının kendi dönemiyle ilgili olarak ortağı bulunduğu şirket adına tahakkuk ettirilen ve davacı diğer ortak tarafından ödenen vergi ve cezadan «payı» oranında sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaBuna göre «limited şirketin» «malvarlığından» tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları ortaklardan, ortaklık «payı» oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35).
Buna göre limited ve kolektif şirketlerde «temsilcilerin» kamu alacaklarından sorumluluğu «ortaklık sıfatına» bağlı olduğundan, bu kişilerden ancak ortaklık payları oranında rücuen talepte bulunulabileceği kabul edilmelidir.
1-Asıl ve birleşen dava, «limited şirketin» kamu borçlarını ödediğini iddia eden ortak tarafından başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · kanuni temsilci · şirket müdürlüğü · rücu hakkı · malvarlığına ilişkin dava · kötü niyet tazminatı · rücu · kötü niyet
Benzer bu karardaŞti.'nin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekte ise de, devir sözleşmesi akdettikleri davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmedikleri, davacının davalılara «rücu hakkı» bulunmadığı anlaşılmakla davanın ve birleşen davanın reddine, davacının yapmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olmadığından «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Limited şirketlerde «kanuni temsilciler» «şirket müdürleri» ise de getirilen bir düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur.
Ödenen «kamu alacağının» asıl yükümlüden tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, diğer yükümlülerden «rücu» oranının ne olacağı konusunda ise bir ayrıma gidilmelidir.
Diğer bir deyişle limited ve kolektif şirketlerde «kamu alacağından» her ortak kendi «payı» oranında sorumlu olup payı haricinde ödediği kısım için diğer ortaklara «rücu» edebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9722 E. , 2013/12168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2008/494-2010/559 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/06/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin yarı oranda pay sahibi olarak 10.10.2002 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanan dava dışı limited şirketi kurduklarını, müşterek imzalı müdür olarak atandıklarını, davalının 04.12.2003 tarihinde paylarını devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, 2002 ve 2003 defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu şirkete vergi cezası kesildiğini, şirketin ödeme imkansızlığı nedeniyle müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, davalının payı oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 35.448.98 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin payını davacı ile dava dışı eşine tüm hak ve mükellefiyetleriyle devir ettiğini, bir sorumluluğunun olmadığını, davacı ve eşinin kayıtları bilerek devir aldığını, davacının hukuki yollara başvurmadan ödeme yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların, dava dışı şirkette yarı oranda ortak olduğu dönemde 64.1166.42 TL vergi cezası tahakkuk ettirildiği, davacının bunu kendi hesabından ödediği, yarısından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 32.083.21 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan payı oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı limited şirketin 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde payının büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davacının davalının ortak sıfatının devam ettiği dönemle ilgili olarak dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezayı şirketin ödeme imkansızlığı nedeniyle AATUHK'nın 35.
maddesi uyarınca dava dışı idareye ödediği hususu da dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, ortaklık sıfatı sona eren davalının kendi dönemiyle ilgili olarak ortağı bulunduğu şirket adına tahakkuk ettirilen ve davacı diğer ortak tarafından ödenen vergi ve cezadan payı oranında sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Limited şirket ortaklarının asli borcu, tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle sorumluluktan kurtulmuş olur. Bu nedenle, ortağın limited şirketin borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan kuralın istisnalarından biri, AATUHK'nun 35. maddesinde düzenlenen limited şirketin kamu idaresine karşı ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan borçlarıdır.
Ortaklar, bu borçlarından dolayı payları oranında idareye karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk, idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup, anılan Kanuna 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle payın devri halinde dahi ortadan kalkmayan bir nitelik kazanmıştır.
Somut olayda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı, asıl vergi ve cezanın borçlusu dava dışı şirketin ortaklığının büyük bir kısmını davacıya, geriye kalan kısmını ise dava dışı kişiye devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rucu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453084900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz