Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1081 E. 2018/5829 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6098/146']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zapta karşı tekeffül↗ rücuen alacak↗ rücu hakkı↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ tazminat davası↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı aleyhine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/06/2007 tarihli 2007/11 Esas 2007/437 Karar sayılı dava dosyası ile tazminat davası açıldığı, tazminatın taşınmaz üzerinden enerji nakil hattının geçirilmesi ve pilon ayağı konulmak suretiyle kamulaştırılmasız el atılmış olmasından kaynaklandığı, kararın kesinleştiği ve davacı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/6887 sayılı dosyasına 6.731,90 TL para yatırıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeden kaynaklandığı, TBK'nın 146. maddesi gereğince zamanaşımına uğramadığı, kamulaştırmasız el atma nedeni ile işletme devir sözleşmesinden önce davalının 3. kişiye verdiği zararın davacı tarafından karşılandığı, sözleşmesinin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına ödenen 6.731,90 TL ile temyiz gideri olan 166,75 TL olmak üzere toplamda 6.898,65 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, rücuya konu ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/11 Esas sayılı kamulaştırmasız el atma davası İHDS’nin imzalanmasından sonra ... aleyhine açılmış ve mahkemece, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz üzerinde ... adına irtifak hakkı tesis ve tesciline ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedelinin ...’tan tahsiline karar verilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz harç ve masraflarının davalı ...’tan tahsili talep edilmektedir. Bu durumda, mahkemece, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı incelenip irtifak hakkının kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01.10.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ... Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri
devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında ... tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” .... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı ...” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/05/2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9549 E. 2017/3333 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» zararına karşılık 40.436,61 TL ödediği ve bu bedel ile temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 42.031,51 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12262 E. 2017/4159 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9550 E. 2017/3334 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» zararına karşılık 29.568,91 TL ödediği ve bu bedel ile temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.580,39 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8674 E. 2017/7562 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7977 E. 2018/3288 K.
Ortak:rücuen alacak · rücu · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu «kaydı» incelenip irtifak hakkının kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaBu durumda, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu «kaydı» incelenip kimin adına tescil ve irtifak tesis edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin anılan yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 13.04.2016 tarihli …
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu olan ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10068 E. 2017/3330 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… a işlemi nedeniyle açılan dava sonucu, davacının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden sonra 9.612,22 TL ödediği, ancak davacının anılan sözleşmenin 7.2. maddesindeki «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davaya dayanak teşkil eden mahkeme kararının karar tarihindeki alacak miktarını, karar tarihine kadar işlemiş «yasal faizi», «harç» ve «yargılama giderlerini», ilam «vekalet ücretini» davalıdan isteyebileceği ve bunların toplamının 8.006,16 TL olarak belirlendiği, ayrıca davacının 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.006,16 TL «rücu» edilecek bedel, 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı olmak üzere toplamda 11.214,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle …
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · rücuen tahsil · ihbar · yargılama gideri · yasal faiz · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… a işlemi nedeniyle açılan dava sonucu, davacının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden sonra 9.612,22 TL ödediği, ancak davacının anılan sözleşmenin 7.2. maddesindeki «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davaya dayanak teşkil eden mahkeme kararının karar tarihindeki alacak miktarını, karar tarihine kadar işlemiş «yasal faizi», «harç» ve «yargılama giderlerini», ilam «vekalet ücretini» davalıdan isteyebileceği ve bunların toplamının 8.006,16 TL olarak belirlendiği, ayrıca davacının 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.006,16 TL «rücu» edilecek bedel, 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı olmak üzere toplamda 11.214,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle …
İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz «harç» ve «masraflarının» davalı ...’tan «rücuen tahsili» talep edilmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12333 E. 2017/4160 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaKeza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1254 esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşik dosyalarda açılan kamulaştırmasız el atma davası İHDS’nin imzalanmasından so …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu kararda… da davacı tarafından toplam 16.365,30 TL'nin icra dosyasına ödendiği, İHDS’ye göre ödenen bu paradan davalının sorumlu olduğu, ayrıca dava tarihinden önce davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.365,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2027 E. 2019/927 K.
Ortak:rücuen alacak · rücu · harç · dosya masrafı · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaİşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz «harç» ve «masraflarının» davalı ...’tan tahsili talep edilmektedir.
Bu durumda, mahkemece, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu «kaydı» incelenip irtifak hakkının kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz «harç» ve «masraflarının» davalı ...’tan tahsili talep edilmektedir.
Bu durumda, mahkemece, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu «kaydı» incelenip irtifak hakkının kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1081 E. , 2018/5829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.04.2016 tarih ve 2015/14-2016/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... Topkantarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket aleyhine dava dışı 3. kişi tarafından kamulaştırmasız el atma nedeniyle ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/11 Esas 2007/437 Karar sayılı dosyasında davacı aleyhine tazminata hükmedildiğini, davacının icra takibi üzerine icra dosyasına 6.731,90 TL ödediğini, anılan kararı temyiz etmek için 222,75 TL harç ve masrafların ödendiğini, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince işletme hakkının devrinden önce yapılan işlem nedeniyle davalının sorumlu olduğunu iddia ederek 6.954,65 TL’nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ile 24/07/2006 tarihinde yapılan İHDS'ye göre davalının ödenen alacaktan dolayı sorumluluğunun olmadığını, bilanço düzenlemesine göre gelir-gider hesap işlemlerinin yapıldığını, geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, talep edilen paranın İHDS'nin 7.2 maddesine aykırı olduğunu, davacının açılan davalar ve takipler için gerekli ihbarları yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı aleyhine ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/06/2007 tarihli 2007/11 Esas 2007/437 Karar sayılı dava dosyası ile tazminat davası açıldığı, tazminatın taşınmaz üzerinden enerji nakil hattının geçirilmesi ve pilon ayağı konulmak suretiyle kamulaştırılmasız el atılmış olmasından kaynaklandığı, kararın kesinleştiği ve davacı tarafından ...
2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/6887 sayılı dosyasına 6.731,90 TL para yatırıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeden kaynaklandığı, TBK'nın 146. maddesi gereğince zamanaşımına uğramadığı, kamulaştırmasız el atma nedeni ile işletme devir sözleşmesinden önce davalının 3. kişiye verdiği zararın davacı tarafından karşılandığı, sözleşmesinin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına ödenen 6.731,90 TL ile temyiz gideri olan 166,75 TL olmak üzere toplamda 6.898,65 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, rücuya konu ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/11 Esas sayılı kamulaştırmasız el atma davası İHDS’nin imzalanmasından sonra ... aleyhine açılmış ve mahkemece, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz üzerinde ... adına irtifak hakkı tesis ve tesciline ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedelinin ...’tan tahsiline karar verilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz harç ve masraflarının davalı ...’tan tahsili talep edilmektedir. Bu durumda, mahkemece, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı incelenip irtifak hakkının kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01.10.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ... Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri
devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında ... tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” .... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı ...” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/05/2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 28/05/2013 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 28/05/2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddi ve yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451809900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz