Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12262 E. 2017/4159 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zapta karşı tekeffül↗ rücuen alacak↗ rücu hakkı↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS'nin imzalanmasından önceki dönemde meydana gelen kamulaştırmasız el atma nedeniyle davacı tarafından ödenen tazminat ve icra masraflarından İHDS’nin 7/2 maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.804,94 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, rücuya konu ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/90 ve 2006/91 esas sayılı kamulaştırmasız el atma davaları İHDS’nin imzalanmasından önce davacı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine açılmış ve mahkemece, İHDS’nin imzalanmasından sonra kamulaştırmasız el atılan yerin tapusunun iptali ile ...Elektrik Dağıtım A.Ş. adına irtifak hakkının tesciline ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedelinin ...Elektrik Dağıtım A.Ş.’den tahsiline karar verilmiş olup, bu kararlar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kendi adına tesciline karar verilen ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedeli ile temyiz harç ve masraflarının davalı TEDAŞ’tan tahsili talep edilmektedir. Bu durumda, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı incelenip kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
TEDAŞ tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı TEDAŞ'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ...Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş'ne devredilerek 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 01/04/2009 tarihinde yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 28/06/2013 tarihinde ...Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı TEDAŞ'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/06/2013 tarihi öncesi, 01/04/2009 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı TEDAŞ'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.06.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12333 E. 2017/4160 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaKeza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1254 esas sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşik dosyalarda açılan kamulaştırmasız el atma davası İHDS’nin imzalanmasından so …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu kararda… da davacı tarafından toplam 16.365,30 TL'nin icra dosyasına ödendiği, İHDS’ye göre ödenen bu paradan davalının sorumlu olduğu, ayrıca dava tarihinden önce davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.365,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9549 E. 2017/3333 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» zararına karşılık 40.436,61 TL ödediği ve bu bedel ile temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 42.031,51 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9550 E. 2017/3334 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» zararına karşılık 29.568,91 TL ödediği ve bu bedel ile temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.580,39 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12261 E. 2017/4158 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10068 E. 2017/3330 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… a işlemi nedeniyle açılan dava sonucu, davacının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden sonra 9.612,22 TL ödediği, ancak davacının anılan sözleşmenin 7.2. maddesindeki «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davaya dayanak teşkil eden mahkeme kararının karar tarihindeki alacak miktarını, karar tarihine kadar işlemiş «yasal faizi», «harç» ve «yargılama giderlerini», ilam «vekalet ücretini» davalıdan isteyebileceği ve bunların toplamının 8.006,16 TL olarak belirlendiği, ayrıca davacının 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.006,16 TL «rücu» edilecek bedel, 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı olmak üzere toplamda 11.214,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle …
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · rücuen tahsil · ihbar · yargılama gideri · yasal faiz · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… a işlemi nedeniyle açılan dava sonucu, davacının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden sonra 9.612,22 TL ödediği, ancak davacının anılan sözleşmenin 7.2. maddesindeki «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davaya dayanak teşkil eden mahkeme kararının karar tarihindeki alacak miktarını, karar tarihine kadar işlemiş «yasal faizi», «harç» ve «yargılama giderlerini», ilam «vekalet ücretini» davalıdan isteyebileceği ve bunların toplamının 8.006,16 TL olarak belirlendiği, ayrıca davacının 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.006,16 TL «rücu» edilecek bedel, 2.518,00 TL onama harcı, 690,00 TL bakiye karar harcı olmak üzere toplamda 11.214,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle …
İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kamulaştırmasız el atılan ve kendi adına tesciline karar verilen yerin tespit edilen bedeli ile temyiz «harç» ve «masraflarının» davalı ...’tan «rücuen tahsili» talep edilmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1131 E. 2020/762 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı, davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.960,86 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/02/2020 tarihinde «kesin» olarak oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3979 E. 2020/1086 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuş»; Ankara Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1081 E. 2018/5829 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
1- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «rücuya» konu ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · zamanaşımı
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/06/2007 tarihli 2007/11 Esas 2007/437 Karar sayılı dava dosyası ile «tazminat davası» açıldığı, tazminatın taşınmaz üzerinden enerji nakil hattının geçirilmesi ve pilon ayağı konulmak suretiyle kamulaştırılmasız el atılmış olmasından kaynaklandığı, kararın kesinleştiği ve davacı tarafından ...
İcra Müdürlüğü'nün 2007/6887 sayılı dosyasına 6.731,90 TL para yatırıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeden kaynaklandığı, TBK'nın 146. maddesi gereğince «zamanaşımına» uğramadığı, kamulaştırmasız el atma nedeni ile işletme devir sözleşmesinden önce davalının 3. kişiye verdiği zararın davacı tarafından karşılandığı, sözleşmesinin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına ödenen 6.731,90 TL ile temyiz gideri olan 166,75 TL olmak üzere toplamda 6.898,65 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12262 E. , 2017/4159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2016 tarih ve 2015/404-2016/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada kamulaştırmasız el atma nedeniyle müvekkili aleyhine açılan iki dava sonucunda müvekkili tarafından toplam 2.804,94 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS'nin imzalanmasından önceki dönemde meydana gelen kamulaştırmasız el atma nedeniyle davacı tarafından ödenen tazminat ve icra masraflarından İHDS’nin 7/2 maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.804,94 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, rücuya konu ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/90 ve 2006/91 esas sayılı kamulaştırmasız el atma davaları İHDS’nin imzalanmasından önce davacı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine açılmış ve mahkemece, İHDS’nin imzalanmasından sonra kamulaştırmasız el atılan yerin tapusunun iptali ile ...Elektrik Dağıtım A.Ş. adına irtifak hakkının tesciline ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedelinin ...Elektrik Dağıtım A.Ş.’den tahsiline karar verilmiş olup, bu kararlar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İşbu davada ise davacı tarafından icra dosyasına yatırılan kendi adına tesciline karar verilen ve kamulaştırmasız el atılan yerin tespit edilen bedeli ile temyiz harç ve masraflarının davalı TEDAŞ’tan tahsili talep edilmektedir.
Bu durumda, kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı incelenip kimin adına tescil edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
TEDAŞ tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı TEDAŞ'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ...Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş'ne devredilerek 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 01/04/2009 tarihinde yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 28/06/2013 tarihinde ...Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı TEDAŞ'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/06/2013 tarihi öncesi, 01/04/2009 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı TEDAŞ'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.06.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 28.06.2013 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen 01/04/2009 günlü dava konusu ödemeden dolayı, 28.06.2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin bu yönden kabulü ile dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddiyle yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/371770000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz