Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3848 E. 2013/4182 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 14/09/2011 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davacı markası ile davalının markasının işaret olarak aynı olduğu, ancak kapsadıkları emtiaların benzer bulunmadığı, davacının markasının dünya çapında belli bir bilinirliğe ulaştığı, sektörde tanınmış marka olduğu, bununla birlikte davacının markasındaki saat ve saat parçaları ürünleri ile davalının kimsayal nitelikli ürünleri arasında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle davalının davacı markasının tanınmışlığından faydalanmasının söz konusu olmadığı, hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak,556 KHK’nın 8/4 maddesi "Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği,
markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir." hükmünü havidir.Anılan düzenleme gereğince, tanınmış markanın aynısı veya benzerenin farklı mal ve hizmetlerde başkası tarafından tescili tanınmış markanın itibarına zedeleyecek nitelikte ise sonraki markanın hükümsüzlüğü istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tanınmış markasının aynısının davalı yanca kendi adına tescil ettirildiğini, bu durumun tanınmış markanın itibarını zedelediğini ileri sürmüştür. Mahkemece benimsenip hükme esas alınan bilirkişi raporunda, markaların ayniyet derecesinde benzer bulunduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu, bununla birlikte davalının markası farklı mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olup, davacının markası kapsamındaki emtialarla en ufak bir yakınlığın bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinde 3. şartın gerçekleştiğinin ispat edilemediği yönünde görüş bildirilmiştir. Davacının markasının tanınmış marka olduğu bilirkişi raporunda açıklandığı gibi, mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, sonraki markanın, tanınmış markanın itibarını zedeleyip zedelemediği tescilin sınıfsal farklılığından ziyade, markaların kapsadıkları emtiaların karşılaştırılması suretiyle değerlendirilmelidir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "..markanın itibarına zarar verilmesi ise, markanın düşük kaliteli, tanınmış markanın kapsamı ile bağdaşmayan ürünlerde ve markanın küçük düşürücü bir şekilde kullanılması durumunda ortaya çıkar." değerlendirilmesi yapıldığı halde, bu değerlendirmeye uygun olarak bir emtia karşılaştırılması yapılmamış, davalının markası kapsamındaki emtialar genel olarak kimyasal ürünler olarak nitelendirilmiştir.
Öte yandan davacı vekilince bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesine ekli mahkeme kararlarında, davacının tanınmış markasıyla aynı veya benzer markaların farklı mal ve hizmetlerde de olsa hükümsüz kılındığı, bu kararların bir kısmının Daire'mizce onandığı da görülmektedir.
Bu itibarla, davacının tanınmış markasının saat ve saat parçaları emtialarında tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markasının ise kişişel temizlik ürünleri dahil olmak üzere bir çok temizlik maddesini de kapsadığı, bu durumda davalı markasının tescilli olduğu emtialar bakımından davacının tanınmış markasının itibarını zedeleyeceğinin kabulünün gerektiği gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4691 E. 2014/12492 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz kararda… itibarla, davacının tanınmış markasının saat ve saat parçaları emtialarında tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markasının ise kişişel temizlik ürünleri «dahil» olmak üzere bir çok temizlik maddesini de kapsadığı, bu durumda davalı markasının tescilli olduğu emtialar bakımından davacının tanınmış markasının itibarını zedel …
Benzer bu kararda… remizce, “davacının tanınmış markasının saat ve saat parçaları emtialarında tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markasının ise kişişel temizlik ürünleri «dahil» olmak üzere bir çok temizlik maddesini de kapsadığı, bu durumda davalı markasının tescilli olduğu emtialar bakımından davacının tanınmış markasının itibarını zedel …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18109 E. 2015/2530 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · çek iptali · vekile tebliğ · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre; 06/03/2013 tarihli duruşma davacı tarafça takip edilmediğinden HMK Md.150/1 uyarınca «dosyanın işlemden kaldırıldığı», davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasal 3 aylık süre içinde «yenilenmemiş» olduğu gerekçesiyle HMK 150/5 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, duruşma gününün davacı «vekiline tebliğine» dair dosya içerisinde bir evrak bulunmamasına rağmen davanın takip edilmediğinden bahisle dava dosyasının «işlemden kaldırılması» doğru olmadığı gibi, bu işleme dayalı olarak HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi de doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesine göre, «dosyanın işlemden kaldırılması» için duruşma gün ve saatinin taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14033 E. 2011/15395 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13110 E. 2010/4253 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, kazanın 12.12.2003 günü saat 18:00'da meydana geldiği, davacı bildiriminin aynı gün saat 20:03'te yapıldığı, spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3848 E. , 2013/4182 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2011 tarih ve 2008/97-2011/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin saatçilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... esas unsurlu markasının dünyaca tanındığını, davalı şirketin ise ... ibareli markayı 01, 02, 03, 04, 05 ve 17. sınıflarda bir kısım emtialar bakımından tescil ettirdiğini, başvuru aşamasında itiraz edilmiş ise emtia sınıflarının ilişki kurulamayacak derecede farklı olduğundan bahisle itirazın reddedildiğini, oysa, davalının markası ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, davalının markasının iltibas yarattığını, davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına 2005/30427 sayı ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, markaların kapsadığı emtialar ilgisiz ve hedef kitlesi de farklı olup, davalının haksız çıkar sağlamasının mümkün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, 14/09/2011 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davacı markası ile davalının markasının işaret olarak aynı olduğu, ancak kapsadıkları emtiaların benzer bulunmadığı, davacının markasının dünya çapında belli bir bilinirliğe ulaştığı, sektörde tanınmış marka olduğu, bununla birlikte davacının markasındaki saat ve saat parçaları ürünleri ile davalının kimsayal nitelikli ürünleri arasında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle davalının davacı markasının tanınmışlığından faydalanmasının söz konusu olmadığı, hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak,556 KHK’nın 8/4 maddesi "Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği,
markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir." hükmünü havidir.Anılan düzenleme gereğince, tanınmış markanın aynısı veya benzerenin farklı mal ve hizmetlerde başkası tarafından tescili tanınmış markanın itibarına zedeleyecek nitelikte ise sonraki markanın hükümsüzlüğü istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tanınmış markasının aynısının davalı yanca kendi adına tescil ettirildiğini, bu durumun tanınmış markanın itibarını zedelediğini ileri sürmüştür. Mahkemece benimsenip hükme esas alınan bilirkişi raporunda, markaların ayniyet derecesinde benzer bulunduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu, bununla birlikte davalının markası farklı mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olup, davacının markası kapsamındaki emtialarla en ufak bir yakınlığın bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinde 3. şartın gerçekleştiğinin ispat edilemediği yönünde görüş bildirilmiştir. Davacının markasının tanınmış marka olduğu bilirkişi raporunda açıklandığı gibi, mahkemenin de kabulündedir.
Bu durumda, sonraki markanın, tanınmış markanın itibarını zedeleyip zedelemediği tescilin sınıfsal farklılığından ziyade, markaların kapsadıkları emtiaların karşılaştırılması suretiyle değerlendirilmelidir. Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "..markanın itibarına zarar verilmesi ise, markanın düşük kaliteli, tanınmış markanın kapsamı ile bağdaşmayan ürünlerde ve markanın küçük düşürücü bir şekilde kullanılması durumunda ortaya çıkar." değerlendirilmesi yapıldığı halde, bu değerlendirmeye uygun olarak bir emtia karşılaştırılması yapılmamış, davalının markası kapsamındaki emtialar genel olarak kimyasal ürünler olarak nitelendirilmiştir.
Öte yandan davacı vekilince bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesine ekli mahkeme kararlarında, davacının tanınmış markasıyla aynı veya benzer markaların farklı mal ve hizmetlerde de olsa hükümsüz kılındığı, bu kararların bir kısmının Daire'mizce onandığı da görülmektedir.
Bu itibarla, davacının tanınmış markasının saat ve saat parçaları emtialarında tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markasının ise kişişel temizlik ürünleri dahil olmak üzere bir çok temizlik maddesini de kapsadığı, bu durumda davalı markasının tescilli olduğu emtialar bakımından davacının tanınmış markasının itibarını zedeleyeceğinin kabulünün gerektiği gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448606500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz