Zorunlu dava arkadaşlığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3182 E. 2013/3770 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu dava arkadaşlığı↗ pay defteri kaydı↗ yasal hasım↗ pay devri↗ kısıtlılık↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ içtihadı birleştirme kararı↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, itibar edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ana sözleşmesinde, pay devri konusunda kısıtlayıcı bir maddenin bulunmadığı, davaya konu pay devrinin yazılı olarak yapıldığı ve TTK'nın 417. maddesi hükmüne göre koşulların oluştuğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacının davalı şirketteki her biri 25,00 itibari değerdeki nama yazılı olan 60 adet hisse senedinin karşılığı olan %3 sermaye payının 6.480,60 TL ve 10.200 Euro karşılığında, 01.01.2007 tarihi itibariyle davalı M.. G..'e devredildiğinin TTK'nın 417/4, 418/3, 419. maddeleri hükmüne göre tespitine ve pay devrinin şirketin pay defterine kaydına karar verilmiştir.Kararı, davalı M.. G.. ve dahili davalı İ.. M.. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, davalı M.. G..'e 11.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar anılan davalı tarafından, 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 27.01.2012 günü temyiz edilmiştir. 1086 sayılı mülga HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, davalı M.. G..'in temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Dahili davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece İ.. M.. aleyhine açılmış bir dava olmadığı halde resen Ticaret Sicil Memurluğu davaya "dahili davalı" olarak dahil edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, gerek yargılama aşamasında yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK gerekse halen yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'da zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili davalı adında bir müessese bulunmamakta olup, husumetin yöneltildiği kişi dışında bir başka kişinin davaya ithali mümkün bulunmamaktadır. Ticaret Sicil Memurluğu'nun somut davada yasal hasım olmadığı, gözden kaçırılarak davaya dahil edilmek suretiyle hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2588 E. 2018/5177 K.
Ortak:ticaret sicili · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak, gerek yargılama aşamasında yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK gerekse halen yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'da zorunlu dava arkadaşlığı dışında «dahili» davalı adında bir müessese bulunmamakta olup, «husumetin» yöneltildiği kişi dışında bir başka kişinin davaya ithali mümkün bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, eksik «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için «ihyası» istenilen şirketin «son» tasfiye memurları veya bulunmadığı takdirde yetkili «temsilcisi» aleyhine «husumet» yöneltilmesi de gerektiği, tek başına Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönelik dava açılamayacağı, bu nedenle işbu davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «husumetin» «ihyası» istenen şirketin «son» «temsilcileri» veya «tasfiye memurlarına» da yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlükleri» ile ihyası talep edilen şirketlerin yetkili «temsilcileri» veya «tasfiye» memurları zorunlu dava arkadaşı olup, bu husus uyarınca dava dışı tasfiye memurları veya yetkili temsilcilerin davada taraf sıfatının sağlanması suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · pasif husumet ehliyeti · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · husumet ehliyeti · ihya · tasfiye memuru · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, eksik «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için «ihyası» istenilen şirketin «son» tasfiye memurları veya bulunmadığı takdirde yetkili «temsilcisi» aleyhine «husumet» yöneltilmesi de gerektiği, tek başına Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönelik dava açılamayacağı, bu nedenle işbu davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «husumetin» «ihyası» istenen şirketin «son» «temsilcileri» veya «tasfiye memurlarına» da yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlükleri» ile ihyası talep edilen şirketlerin yetkili «temsilcileri» veya «tasfiye» memurları zorunlu dava arkadaşı olup, bu husus uyarınca dava dışı tasfiye memurları veya yetkili temsilcilerin davada taraf sıfatının sağlanması suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3182 E. , 2013/3770 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/10/2011 tarih ve 2009/835-2011/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve dahili davalı İ.. M.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava ve birleşen davada, müvekkilinin davalı şirketteki % 3 payını, Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile bedeli karşılığında 01.01.2007 tarihinde davalı M.. G..'e devrettiğini, nama yazılı pay senetleri veya ilmuhaberler çıkarılmadığı için pay devrinin yazılı sözleşme ile yapıldığını, davalı şirketin ana sözleşmesinde pay devrini yasaklayan bir maddenin bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirkete sermaye koyma borcunu da yerine getirdiğini, pay devrinin pay defterine kaydı için davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, davalı şirketin vergi borçları nedeniyle müvekkilinin icra takiplerine maruz kaldığını ileri sürerek, pay devrinin tespiti ile davalı şirket pay defterine kaydını talep ve dava etmiştir.
[…]. G.., davalı ... ve ... Tic. A.Ş. ve dahili davalı İ.. M..'nca davaya cevap verilmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, itibar edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ana sözleşmesinde, pay devri konusunda kısıtlayıcı bir maddenin bulunmadığı, davaya konu pay devrinin yazılı olarak yapıldığı ve TTK'nın 417. maddesi hükmüne göre koşulların oluştuğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacının davalı şirketteki her biri 25,00 itibari değerdeki nama yazılı olan 60 adet hisse senedinin karşılığı olan %3 sermaye payının 6.480,60 TL ve 10.200 Euro karşılığında, 01.01.2007 tarihi itibariyle davalı M.. G..'e devredildiğinin TTK'nın 417/4, 418/3, 419. maddeleri hükmüne göre tespitine ve pay devrinin şirketin pay defterine kaydına karar verilmiştir.Kararı, davalı M..
G.. ve dahili davalı İ.. M.. vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, davalı M.. G..'e 11.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar anılan davalı tarafından, 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 27.01.2012 günü temyiz edilmiştir. 1086 sayılı mülga HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, davalı M.. G..'in temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Dahili davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece İ.. M.. aleyhine açılmış bir dava olmadığı halde resen Ticaret Sicil Memurluğu davaya "dahili davalı" olarak dahil edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, gerek yargılama aşamasında yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK gerekse halen yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'da zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili davalı adında bir müessese bulunmamakta olup, husumetin yöneltildiği kişi dışında bir başka kişinin davaya ithali mümkün bulunmamaktadır. Ticaret Sicil Memurluğu'nun somut davada yasal hasım olmadığı, gözden kaçırılarak davaya dahil edilmek suretiyle hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı M.. G..'in temyiz isteminin, HUMK'nın 432/4 maddesi hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle dahili davalı İ.. M.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın dahili davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davalı...'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden dahili davalıya iadesine, 01/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448060400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz