Ceza davasındaki uyuşmazlık nedeniyle açılan tespit davasında hukuki yarar yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/565 E. 2024/663 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Bir ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olması amacıyla, taraflar arasındaki belirli bir tarihteki alacak-borç durumunun tespiti talebiyle açılan tespit davasında; davacının bu tespiti elde etmek için menfi tespit davası açma imkanı bulunduğu halde bu yola gitmeyip doğrudan alacak-borç tespiti talep etmesi halinde, ceza yargılamasının varlığı tek başına HMK 106 anlamında hukuken korunmaya değer güncel bir hukuki yarar oluşturmaz ve dava hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Belirli tarihlerdeki alacak-borç durumunun tespiti talebinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, yağma eyleminin gerçekleştiği tarihteki alacak-verecek ilişkisinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tespitinin gerekli olduğunu, ceza mahkemesinin bu konuda uzman olmadığını, bu tespitin suç vasfının netleşmesi ve sanıkların alacağı ceza açısından belirleyici olduğunu, ağır ceza mahkemesinin kendisini ticaret mahkemesine yönlendirmesinin davanın haklılığını gösterdiğini ileri sürerek hukuki yararın bulunduğunu ve kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Davacının talebi, davacı şirket ile davalı şirketler arasında belirli tarihlerdeki borç-alacak durumunun tespitine ilişkindir. Bu talep, davacı şirket yetkilisinin ağır ceza mahkemesinde müşteki sıfatıyla sürdürülen yargılamada, davalı şirketler yetkilisinin zorla aldığı ileri sürülen senedin verildiği tarihte taraflar arasında borç bulunmadığının tespiti amacına dayanmaktadır. HMK 106 uyarınca tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnalar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir; maddi vakıalar tek başına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Hukuki yararın varlığı için davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilmesi, bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve verilecek tespit hükmünün bu tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte olması gerekir. Dava dilekçesindeki talep menfi tespite yönelik değildir; davacının, davalı şirketler yetkilisinin elinde bulunan senet nedeniyle menfi tespit davası açma imkanı bulunduğu halde bu yola gidilmediği anlaşılmaktadır. Ceza davasında görülmekte olan yargılama nedeniyle bu davada hukuki yarar bulunduğu kabul edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ceza yargılamasına destek olmak amacıyla açılan alacak-borç tespiti davalarında, davacının menfi tespit davası açma imkanı bulunduğu halde bunu kullanmamasının hukuki yarar şartını ortadan kaldırdığına ilişkin tespit içermesi bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yarar↗ tespit davası↗ menfi tespit davası↗ dava şartı↗ maddi vakıa↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/565
KARAR NO 2024/663
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/01/2024
NUMARASI 2023/980 Esas - 2024/56 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2024
Hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/148 Esas sayılı dosyasındaki müvekkilinin şikayeti nedeniyle ,davalı şirketler yetkilisi sanık ...'a ait şirketler ile şikayetçi ...'a ait davacı şirketin alacak borç durumlarının tespiti özel uzmanlık gerektirdiğinden, bu konuda uzman ticaret mahkemesinin tespit yapmasının daha sıhhatli olacağını, ceza dosyasında yağmaya ilişkin eylemlerin başladığı 31.03.2020 tarihi ile birleşen dosya yönünden 03.06.2020 tarihleri itibariyle sanık ve katılana ait şirketlerin alacak verecek durumlarının saptanarak ilgili tarihlerde katılana ait müvekkil şirketin, davalı şirketlere yekun olarak borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili;davacı şirket yetkilisi ...'ın, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/315 Esas ve 2023/242 Karar sayılı dava dosyasında müvekkili ...'ı tehdit etmesinden dolayı tehdit suçundan ceza verilerek kararın kesinleştiği, davacının dava dilekçesi ile ekinde sunduğu evraklar rapor alınmasına elverişli olmayıp, ticari defterler de sunulmadığından ve ağır ceza mahkemesince aldırılan bilirkişi raporundaki kapsam itibarıyla dava ikame edilmediğinden, işbu haksız davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, aksi halde de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; tarafların 2020 yılı muhtelif dönemlerine ilişkin alacak ve borçlarının tespiti istenilmiş ise de bu dava, eda davası niteliğinde olmadığını, ceza dosyasında şirket ortakları arasındaki yağma suçuna yönelik yargılama yapılması nedeniyle maddi gerçeğin tespiti açısından borç ilişkisinin tespiti gerekiyorsa da bu ayrı bir dava ile tespit davası şeklinde görülebilecek nitelikte olmadığı, davacının bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacı vekili, yağma eyleminin gerçekleştiği tarihdeki alacak verecek ilişkisinin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, yanlış ve eksiklerle dolu bir rapor alındığını, konusunda uzman ticaret mahkemelerinde suçun işlendiği tarihte alacak verecek ilişkisinin tespitinin yapılmasının gerekli olduğu,müvekkili açısından güncel hukuki bir yararın olmaması tespiti akıl ve mantık kurallarıyla açıklanamayacak nitelikte olduğunu, müvekkilinin hukuki yararı ceza hukuku anlamında haklılığını ortaya koyacağı, yağma eylemi esnasında davalılara bir borcun olmadığının tespit edilmesi suç vasfının netleşmesi açısından gerekli olduğunu, sanık olarak yargılananların alacağı cezayı değiştireceğini, suç tarihinde müvekkilinin borcu olmadığının tespitinin gerekli olduğunu,ağır ceza mahkemesinin ehil olmadıklarından bahisle bu tespitin yapılması için tarafımızı ticaret mahkemelerine yönlendirmesinin davanın haklılığını ortaya koyduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacının talebi davacı şirket ile davalı şirketler arasında belirli tarihlerde borç alacak durumunun tesbitine ilişkindir. Davacı vekili; davacı şirket yetkisinin müşteki sıfatıyla ağır ceza mahkemesinde sürdürülen yargılama sırasında suç tarihleri itibariyle borç bulunmadığının tesbit edilmesi gerektiği ,ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bu tesbitin yapılamadığı esasen ceza mahkemesinin yeterli incelemeyi yapmaya uzman olmadığı ileri sürülmektedir. Ağır ceza mahkemesi dosyasında, davacı şirket yetkilisi ...'ın davalı şirketler yetkilisi olan ...'ın kendisinden 800.000-TL miktarında zorla senet aldığını ileri sürerek şikayetçi olması üzerine davalı şirketler yetkilisinin şikayetçiden olan alacakları karşısında senedi verdiği savunması üzerine ceza mahkemesinin bu yolda bilirkişi incelemesi yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının isteği, senedin verildiği tarihte davacı şirketin davalı şirketler ile olan alacak-borç durumunun tesbitine ilişkindir. 6100 sayılı HMKnun 106. maddesi "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Açılan tesbit davasında hukuki yararın varlığını kabul için; "davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilmesi,b)bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması, c) verilecek tesbit hükmünün bu tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte" olması gerekir.
Dava dilekçesinde olan talebin menfi tesbite yönelik olmadığı, davacı davalı şirketler yetkilisinin elinde olan senet nedeniyle menfi tesbit davası açma imkanı bulunduğu halde bu yola gidilmediği anlaşılmakla, ceza davasında görülen dava nedeniyle hukuki yarar olduğu kabul edilemeyeceğinden davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın menfi tesbit istemini değil, belli tarihlerde şirketler arasında ki ticari ilişki nedeniyle alacak-borç durumunun tesibiti yapılması talebine ilişkin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/44556 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi