Haklı sebeple fesih davasında ihtiyati tedbirde TTK 636(4) değerlendirmesi zorunluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/774 E. 2024/856 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Gerekçe özeti
Ortak tarafından açılan haklı sebeple fesih davasında, şirket malvarlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talepleri salt HMK 389 çerçevesinde ve malvarlığının dava konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle reddedilemez; TTK 636(4)'ün özel niteliği gözetilerek, somut bir tehlikenin varlığı koşuluyla, ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin korunması ile ortak haklarının zayi olmaması amacına yönelik tedbir değerlendirmesi yapılması gerekir.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati tedbir talebinin HMK 389 yerine TTK 636(4) çerçevesinde değerlendirilmesi gerekliliği → kabul
İddia: Davacı vekili, TTK 638/2 gereğince davalı şirkete ait taşınır ve taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin ret kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Dava, ortak tarafından açılan haklı sebeple fesih istemine ilişkindir ve talep edilen tedbir, TTK 636(4) uyarınca şirket menkul ve gayrimenkullerinin üçüncü şahıslara devir ve temlik edilmemesine, borçlandırıcı işlemlerin önlenmesine yöneliktir. HMK 389'a göre uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir; HMK 390/3 ise talep edenin tedbir sebebini ve türünü açıkça belirterek davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesini şart koşar. Ancak TTK 636(4), haklı sebeple fesih davasında ortağın çıkarılması dahil diğer önlemler çerçevesinde karar verilebilmesini düzenleyen özel bir hükümdür ve kesinleşmiş karara kadar ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmaması/ortadan kaldırılmaması ile ortakların haklarının zayi olmamasını amaçlar. Böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için somut bir tehlikenin varlığı zorunludur; somut tehlike olmadıkça tedbir kararı verilemez. İlk derece mahkemesi, tedbir talep olunan malvarlığı değerlerinin dava konusu olmadığı gerekçesiyle talebi HMK 389 çerçevesinde reddetmiş, ancak özel nitelikteki TTK 636(4) kapsamında bir değerlendirme yapmamıştır. Somut davaya HMK 389'un doğrudan uygulanması ve malvarlığının davanın konusunu teşkil etmediği gerekçesiyle ret kararı verilmesi hatalıdır; davacı vekiline talebini somutlaştırması için süre verilerek, somut tehlike görüldüğü takdirde şirketin ticari faaliyetlerini engellemeyecek şekilde tedbir alınabileceği gözetilerek TTK 636(4) hükmü de dikkate alınıp yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Haklı sebeple fesih davalarında şirket malvarlığına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin genel hüküm olan HMK 389 yerine, TTK 636(4)'ün özel niteliği dikkate alınarak somut tehlike kriteri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih↗ ihtiyati tedbir↗ geçici hukuki koruma↗ somut tehlike↗ borçlandırıcı işlem↗ yaklaşık ispat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/774
KARAR NO 2024/856
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/02/2024 (Ara Karar)
NUMARASI 2024/103 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili, davacının şirketin kuruluşundan bu yana şirket müdürü olduğunu, şirketin diğer 2 ortağı olan ... ve ...'in asılsız ithamlarına maruz kaldığını,müvekkili bakımından ortaklığın çekilmez hale geldiğini,istenildiği ve gerek olduğu halde şirkete ait tüm bilgi ve belgeleri paylaştığını, şirketin kurulması ve bir süre işletilmesinden sonra müvekkili aleyhine "genel kurul'a katılmama, çağrı yapmama..." gibi iddialarla İstanbul Anadolu 10. ATM'nde 2021/766 Esas sayılı şirketin feshi istemli dava açılıp davanın reddine karar verildiğini, müvekkilin sermaye borcunu dahi ödemediği ileri sürülse de, İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2021/766 Esas sayılı davanın yargılaması sırasında 20.01.2023 tarihli bilirkişi raporuyla da müvekkilin sermaye borcunu ödediğinin kanıtlandığını, bilirkişi raporu ile "Ortaklar tarafından şirkete borç vermiş gibi gözüken 2.032.059,35-TL tutarın 1.726.556,50 TL'si ...'e ait..." olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirketin %14 paydaşı olduğunu,müvekkilin davalı şirketten alacaklı olduğunu diğer ortakların müvekkil aleyhine açtıkları dava ile ortaya çıktığını, buna istinaden alacağını noter kanalı ile talep ettiği,ancak ödenmediğini ,şirketin feshi için haklı sebebin gerçekleştiğini ,yargılama sırasında öğrenilen 1.726.556,50-TL tutar alacağın ödenmemiş olmasının bağlılık ilkesi ihlali ile beraber müvekkilin mali haklarının ihlal edildiğini, TTK nın 636/3 anlamında fesih için haklı sebep oluşturduğunu, öncelikle şirketin feshine, aksi halde payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini, TTK nın 638/2.
maddesi gereğince gerekli ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR
Mahkemece; İhtiyati tedbirin şartlarının düzenlendiği HMK 389/1 maddesinde yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin belirtildiğini, davanın şirketin feshi istemine ilişkin olduğu, ancak ihtiyati tedbir isteminin davalı şirkete ait taşınır ve taşınmazlara tedbir konulması yönünde olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbire konu taşınır ve taşınmazların mülkiyeti ihtilaf konusu olmadığından tedbir karar verilemeyeceğinden bu yöndeki istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; TTK'nın 638/2. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz bulunması halinde 3. kişilere devir ve temlik ile her türlü borçlandırıcı tasarrufi işlemin önlenmesi için ihtiyati tedbir konmasına karar verilmesini,red kararının kaldırılmasını, ihtiyati ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Elde ki dava,ortak tarafından açılan haklı sebeble fesih istemine ilişkin davada , TTK nın 636(4)maddesi uyarınca istenilen şirket menkul ve gayrimenkullerin üçüncü şahıslara devir ve temlik edilmemesi borçlandırıcı işlemlerin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir. HMK 389.maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. HMK 390/3 maddesi ise "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirterek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesini içerir.
TTK 636(4) haklı sebeble fesih davasında ortağın çıkarılmasına da diğer önlemler çerçevesinde karar verilebileceğinden hukuken kesinleşmiş karara kadar ,ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmamasını veya ortadan kaldırılmamasını ve ortakların haklarının zayii olmamasını amaçlamaktadır. Mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için, somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Somut bir tehlike olmadıkça ihtiyati tedbir kararı verilemez.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talep olunan malvarlığı değerlerinin dava konusu olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de, özel nitelikte olan TTK nın 636(4) maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;somut davaya uygun olmayan HMK nın 389.maddesi uyarınca davanın konusunu teşkil etmediğinin ihtilaf konusu olmadığı ,"gerekli önlemler kapsamında ,davacı vekiline ihtiyati tedbir talebini somutlaştırmak için süre verilerek ,somut tehlike görüldüğü takdirde şirketin ticari faaliyetlerini engellemeyecek şekilde tedbir alınabileceği gözetilerek bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ,HMK nın 389.maddesine dayalı olarak talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle ,HMKnın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri yanında ,TTK nın 636(4)madde hükmü de dikkate alınarak ihtiyati tedbir koşullarının yeniden değerlendirilme yapılması gerekli olup,ilk derece mahkemesince bu yolda bir inceleme yapılmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın kaldırılmasına ,belirtilen hususlarda inceleme yapılarak talep yeniden karara bağlanmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 Tarih, 2024/103 Esas sayılı Ara Kararının HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati tedbir talebi değerlendirilmek üzere dosyanın ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/05/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/44353 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi