Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13761 E. 2018/5000 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü↗ davayı aydınlatma yükümlülüğü↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ hisse devrinin iptali↗ çelişkili davranış yasağı↗ mal kaçırma↗ imza incelemesi↗ peşin karar harcı↗ tahkikat↗ vekalet ücreti takdiri↗ muvazaa↗ maktu vekalet ücreti↗ hisse devri↗ oy yasağı↗ harç↗ vekalet ücreti↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisi ...'nın ... Mensucat San. Tic. A.Ş'deki hissesinin tamamını davalı ...'ya devir ettiği, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, davacılar vekili tarafından ...'nın hisseleri devre esas belgelerdeki imzalarının incelenmesine ilişkin haklarını saklı tutuklarını beyan ettiği, böylelikle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı ... San. Tic. A.Ş vekili temyiz etmiştir.
1- Dava ve cevaba cevap dilekçeleri gözetildiğinde davacıların, hisse devrinin iptaline yönelik iddialarını, çelişkili davranış yasağına aykırı düşecek şekilde, hisse devrinin murisin mirastan mal kaçırmasına yönelik muvazaasına ve öte yandan devre esas senetteki imzanın murise ait olmadığı hususuna dayandırdıkları anlaşılmaktadır. HMK'nın 25, 29, 137, 140. maddesi hükümleri çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarını somutlaştırmaları gerektiği gibi hangi vakıalara dayalı olarak hukuksal koruma talep ettiklerini ve bunun yasal dayanaklarını açıklamakla yükümlü tutulmuşlardır. Öte yandan, HMK'nın 31. maddesi çerçevesinde, yukarda açıklanan hallerde, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü olduğu da kuşkusuzdur. Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 31 çerçevesinde davacıların davada dayandıkları vakıayı somutlaştırması ve hasretmesi istenmeksizin, davada dayanılan ve birbiriyle çelişki arzeden maddi vakıaların sadece bir kısmı üzerinde durulmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de; mahkemece, yazılı yargılama usulüne tabi bu davada tahkikatın sonuçlandığı tefhim ve tebliğ edilmeden, tarafların talepleri halinde son sözleri için celse açılarak keyfiyetin taraflara tebliği sağlanmaksızın HMK 183 ve 184 maddelerine aykırı olacak şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Ayrıca, davanın bidayetinde alınan peşin harcın 07.07.2015 tarihinde 17.052,30 TL olarak ikmal edildiği gözden kaçırılarak davanın reddi nedeniyle alınması gereken maktu red harcının mahsubu ile harç iadesi yerine bakiye eksik harcın tahsiline hükmedilmesi de yerinde olmayıp, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine kabule göre, karar davanın esastan reddine ilişkin olduğu halde saptanan dava değeri üzerinden davalılar yararına tek ve nisbi vekalet ücreti takdir etmek gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz istemlerinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5311 E. 2020/2791 K.
Ortak:hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü · davayı aydınlatma yükümlülüğü · aydınlatma yükümlülüğü · hisse devrinin iptali · çelişkili davranış yasağı · mal kaçırma · imza incelemesi · muvazaa · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda1- Dava ve cevaba cevap dilekçeleri gözetildiğinde davacıların, «hisse devrinin iptaline» yönelik iddialarını, «çelişkili davranış yasağına» aykırı düşecek şekilde, hisse devrinin murisin mirastan «mal kaçırmasına» yönelik «muvazaasına» ve öte yandan devre esas senetteki imzanın murise ait olmadığı hususuna dayandırdıkları anlaşılmaktadır.
Öte yandan, HMK'nın 31. maddesi çerçevesinde, yukarda açıklanan hallerde, «hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü» olduğu da kuşkusuzdur.
A.Ş'deki hissesinin tamamını davalı ...'ya devir ettiği, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, davacılar vekili tarafından ...'nın hisseleri devre esas belgelerdeki «imzalarının incelenmesine» ilişkin haklarını saklı tutuklarını beyan ettiği, böylelikle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… eşmesi ile yasaya aykırı olduğu ve ayrıca da murisin vefatından sonra usulsüz ve sahte işlemlerle gerçekleştirildiği iddialarına dayalı olarak hisse devir işleminin «yokluk» nedeniyle «geçersizliği» ve davacıların şirket ortağı olduklarının tespiti istemi ile açılan işbu davada, Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı ve davacı tarafça «imza itirazına» ilişkin hakların da saklı tutulduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine dair kararın Dairemiz bozma ilamının 1 no’lu bendi ile; dava ve cevaba cevap dilekçeleri gözetildiğinde davacılarca, «hisse devrinin iptaline» yönelik iddiaların «çelişkili davranış yasağına» aykırı düşecek şekilde hem murisin mirastan «mal kaçırmasına» yönelik «muvazaasına» ve hem de devre esas senetteki imzanın murise ait olmadığı hususuna dayandırıldığı halde mahkemece, anılan çelişki giderilmeksizin ve «davayı aydınlatma yükümlülüğü» yerine getirilmeksizin hüküm tesis edildiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiş ise de, esasen davacı tarafça somut davada, muris ...’nın, kendi «mirasçılarından» mal kaçırmak için muvazaalı işlem yaptığı iddiasının ileri sürülmediği, buna mukabil, davalı şirkette bulunan bilgi ve belgelere göre, davacılar murisi ...’nın şirketteki hisselerinin tamamının davalı kardeşi Muhammed Kaya’ya 21.11.2003 tarihinde devretmiş göründüğünü ancak gerçekte böyle bir devir olmadığı halde murisin vefatından sonraki bir takım sahte ve usulsüz işlemlerde bu devrin gerçekleştirildiğini, ayrıca mevcut belgelere göre de devrin Kanun ve «esas sözleşmeye» göre geçersiz olduğunu ileri sürüldüğü, öncelikle mevcut belgelere göre devrin geçersiz sayılmasını, ancak bu yönden geçersizlik iddiası kabul edilmezse «imza incelemesi» yapılmasını talep ettiği, mahkemenin kabulünün aksine murisin «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ve hisse devrine onaya dair belgelerde «sahtecilik iddiası» yönünden imza incelemesi taleplerinin de devam ettiği anlaşılmaktadır.
… 100 sayılı HMK’nın 25, 29, 137, 140. maddeleri uyarınca tarafların iddia ve savunmalarını somutlaştırmaları, aynı Yasa’nın 31. maddesi hükmü çerçevesinde hakimin de «davayı aydınlatma yükümlülüğü» olduğu nazara alınarak, Mahkemece öncelikle, mevcut belgelere göre, hisse tipi itibariyle davalı Muhammed’e yapılan «hisse devrinin» TTK ve şirket «esas sözleşmesine» göre geçerli bir devir niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi, mevcut belgelere göre devrin geçerli olduğunun değerlendirilmesi halinde ise, davacı taraftan «imza incelemesi» talep edip etmedikleri sorularak gerektiğinde ve talep halinde devre esas belgeler üzerinde murise ait görünen imzalar yönünden imza incelemesi yaptırmak suretiyle inceleme ve değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile «eksik inceleme» yapılarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden, dava sebeplerine kısmen yanlış anlam verilerek oluşturulan Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2016/13761 E- 2018/5000 K. sa …
A.Ş'deki hissesinin tamamını davalı ...'ya devir ettiği, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, davacılar vekili tarafından ...'nın hisseleri devre esas belgelerdeki «imzalarının incelenmesine» ilişkin haklarını saklı tutuklarını beyan ettiği, böylelikle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik iddiası · yönetim kurulu üyeliği · imzaya itiraz · esas sözleşme · yokluk · zamanaşımı defi · istifa · sahtecilik
Benzer bu kararda… eşmesi ile yasaya aykırı olduğu ve ayrıca da murisin vefatından sonra usulsüz ve sahte işlemlerle gerçekleştirildiği iddialarına dayalı olarak hisse devir işleminin «yokluk» nedeniyle «geçersizliği» ve davacıların şirket ortağı olduklarının tespiti istemi ile açılan işbu davada, Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı ve davacı tarafça «imza itirazına» ilişkin hakların da saklı tutulduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine dair kararın Dairemiz bozma ilamının 1 no’lu bendi ile; dava ve cevaba cevap dilekçeleri gözetildiğinde davacılarca, «hisse devrinin iptaline» yönelik iddiaların «çelişkili davranış yasağına» aykırı düşecek şekilde hem murisin mirastan «mal kaçırmasına» yönelik «muvazaasına» ve hem de devre esas senetteki imzanın murise ait olmadığı hususuna dayandırıldığı halde mahkemece, anılan çelişki giderilmeksizin ve «davayı aydınlatma yükümlülüğü» yerine getirilmeksizin hüküm tesis edildiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiş ise de, esasen davacı tarafça somut davada, muris ...’nın, kendi «mirasçılarından» mal kaçırmak için muvazaalı işlem yaptığı iddiasının ileri sürülmediği, buna mukabil, davalı şirkette bulunan bilgi ve belgelere göre, davacılar murisi ...’nın şirketteki hisselerinin tamamının davalı kardeşi Muhammed Kaya’ya 21.11.2003 tarihinde devretmiş göründüğünü ancak gerçekte böyle bir devir olmadığı halde murisin vefatından sonraki bir takım sahte ve usulsüz işlemlerde bu devrin gerçekleştirildiğini, ayrıca mevcut belgelere göre de devrin Kanun ve «esas sözleşmeye» göre geçersiz olduğunu ileri sürüldüğü, öncelikle mevcut belgelere göre devrin geçersiz sayılmasını, ancak bu yönden geçersizlik iddiası kabul edilmezse «imza incelemesi» yapılmasını talep ettiği, mahkemenin kabulünün aksine murisin «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ve hisse devrine onaya dair belgelerde «sahtecilik iddiası» yönünden imza incelemesi taleplerinin de devam ettiği anlaşılmaktadır.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı tarafın «zamanaşımı defi»’ne yönünden verilen mahkeme kararını temyiz etmemiş olmasına göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
… 100 sayılı HMK’nın 25, 29, 137, 140. maddeleri uyarınca tarafların iddia ve savunmalarını somutlaştırmaları, aynı Yasa’nın 31. maddesi hükmü çerçevesinde hakimin de «davayı aydınlatma yükümlülüğü» olduğu nazara alınarak, Mahkemece öncelikle, mevcut belgelere göre, hisse tipi itibariyle davalı Muhammed’e yapılan «hisse devrinin» TTK ve şirket «esas sözleşmesine» göre geçerli bir devir niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi, mevcut belgelere göre devrin geçerli olduğunun değerlendirilmesi halinde ise, davacı taraftan «imza incelemesi» talep edip etmedikleri sorularak gerektiğinde ve talep halinde devre esas belgeler üzerinde murise ait görünen imzalar yönünden imza incelemesi yaptırmak suretiyle inceleme ve değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile «eksik inceleme» yapılarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden, dava sebeplerine kısmen yanlış anlam verilerek oluşturulan Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2016/13761 E- 2018/5000 K. sa …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5443 E. 2014/11649 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli iktisap · kötüniyet tazminatı · olumsuz oy · kötüniyet
Benzer bu karardaŞti. vekili cevap dilekçesinde «kötüniyet tazminatı» talep ettiği halde, bu konuda mahkemece olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Şti. firmasının çeki «kötüniyetle iktisap» ettiği veya ağır kusurunun bulunduğunun ispat edilemediği, diğer davalı yönünden kararın kesinleştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13761 E. , 2018/5000 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.06.2016 tarih ve 2014/237-2016/1286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... San. Tic. A.Ş vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin davalı ...Ş'nin hissedarı olduğunu, murisin vefatından evvel hisselerini davalı ...'e devrettiğini, esas sözleşmeye göre hisse devrinin yönetim kurulunun oybirliği ile alacağı karara bağlı olduğunu, yönetim kurulu toplantısının murisin katılımı olmadan yapıldığını, ileri sürerek hisse devri işleminin yokluğunun, müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisi ...'nın ... Mensucat San. Tic. A.Ş'deki hissesinin tamamını davalı ...'ya devir ettiği, yapılan devir işleminin şirket ana sözleşmesi ve yasalara uygun olduğu, davacılar vekili tarafından ...'nın hisseleri devre esas belgelerdeki imzalarının incelenmesine ilişkin haklarını saklı tutuklarını beyan ettiği, böylelikle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı ... San. Tic. A.Ş vekili temyiz etmiştir.
1- Dava ve cevaba cevap dilekçeleri gözetildiğinde davacıların, hisse devrinin iptaline yönelik iddialarını, çelişkili davranış yasağına aykırı düşecek şekilde, hisse devrinin murisin mirastan mal kaçırmasına yönelik muvazaasına ve öte yandan devre esas senetteki imzanın murise ait olmadığı hususuna dayandırdıkları anlaşılmaktadır. HMK'nın 25, 29, 137, 140. maddesi hükümleri çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarını somutlaştırmaları gerektiği gibi hangi vakıalara dayalı olarak hukuksal koruma talep ettiklerini ve bunun yasal dayanaklarını açıklamakla yükümlü tutulmuşlardır. Öte yandan, HMK'nın 31. maddesi çerçevesinde, yukarda açıklanan hallerde, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü olduğu da kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 31 çerçevesinde davacıların davada dayandıkları vakıayı somutlaştırması ve hasretmesi istenmeksizin, davada dayanılan ve birbiriyle çelişki arzeden maddi vakıaların sadece bir kısmı üzerinde durulmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de; mahkemece, yazılı yargılama usulüne tabi bu davada tahkikatın sonuçlandığı tefhim ve tebliğ edilmeden, tarafların talepleri halinde son sözleri için celse açılarak keyfiyetin taraflara tebliği sağlanmaksızın HMK 183 ve 184 maddelerine aykırı olacak şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Ayrıca, davanın bidayetinde alınan peşin harcın 07.07.2015 tarihinde 17.052,30 TL olarak ikmal edildiği gözden kaçırılarak davanın reddi nedeniyle alınması gereken maktu red harcının mahsubu ile harç iadesi yerine bakiye eksik harcın tahsiline hükmedilmesi de yerinde olmayıp, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine kabule göre, karar davanın esastan reddine ilişkin olduğu halde saptanan dava değeri üzerinden davalılar yararına tek ve nisbi vekalet ücreti takdir etmek gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz istemlerinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/430793700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz