Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11123 E. 2018/3743 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu denetimi↗ hesap işletim ücreti↗ sözleşme özgürlüğü↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ kesin hükümsüzlük↗ genel işlem koşulları↗ haksız şart↗ sözleşme serbestisi↗ erken kapama komisyonu↗ genel işlem koşulu↗ çerçeve sözleşme↗ emredici hüküm↗ basiretli tacir↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ denetime elverişlilik↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 60 ay sürede geri ödemesi planlanan kredinin ilk 9 taksitinin ödenmesinden sonra 51 ay önce kapanmasının bankanın maliyetlerini artıracağı, yargı içtihatları ve diğer bankaların da taksitli ticari kredilerin erken kapatılması durumunda ana para üzerinden %4- %5 oranında erken kapama komisyonu tahsil ettikleri dikkate alındığında davalı banka tarafından %4 oranı üzerinden erken kapama komisyonu tahsil edilmiş olmasının uygun olduğu, genel kredi sözleşmesinin 2.09 maddesindeki düzenlemenin haksız şart olarak değerlendirilemeyeceği, davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek öncelikle bir çok bankadan faiz oranı ve dosya masrafı gibi tüm masraflara ilişkin fiyat alıp sonra en avantajlı fiyatlama yapan bankadan kredi kullanmaya karar vereceğinin kabul edilmesi karşısında 7.000 TL dosya masrafı alınacağının kabul edilerek kredinin kullanıldığının kabulünün gerektiği, alınan dosya masrafının da kullanılan kredinin %0,35'i olduğu dikkate alındığında davacının dosya masrafı adı altında tahsil edilen tutarı iade isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davacıdan alınan erken ödeme ücreti, dosya masrafı, hesap işletim ücretinin iadesi istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinden komisyon alınacağına dair sözleşme hükümlerinin TBK'nın 20 vd. maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına aykırılık taşıdığını ileri sürmüş, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve eposta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1. uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Yukarıda, TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşulu denetimine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup, mahkemece, sözleşmenin 01/07/2012 tarihinden sonra imzalandığı ve 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd. maddelerindeki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel olmadığı nazara alınarak, sözleşmenin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve ortaya çıkan boşluğun da doldurularak, varsa davacıdan tahsil edilen fazla tutarların iadesine karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 2.08 ve 2.09 maddelerinde bankanın komisyon ve erken ödeme ücreti alabileceği belirtilmiş, ancak bu komisyon ve ücretlerin oranına ya da hesaplama tarzlarına sözleşmede yer verilmemiştir. Alınan masraf ve komisyonlar konusunda 6098 sayılı TBK döneminde alınan krediler yönünden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188
sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle, Merkez Bankasına yapılan bildirim oranları varsa bu miktarlar aşılmamak suretiyle, gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80. ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 96. maddeleri gözetildiğinde, davalı bankanın erken ödeme halinde uygun bir komisyon alabileceği kabul edilerek, mahkemece, genel kredi sözleşmesi, banka kayıtları ve konuya ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların da benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları getirtilip, bankacılık uygulamasında davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, somut verilere dayanmayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle %4 oranında tahsil edilen erken ödeme ücreti ve 7.000 TL dosya masrafı alınmasının uygun olduğu gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız tahsil edilen ücretin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13425 E. 2018/4484 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ba formu
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari kredi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı banka tarafından komisyon oranlarının TCMB'na bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında aktedilen Genel Kredi Sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde sonra 15.10.2012 tarihinde imzalanmış olup kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mahiyeti taşıması «genel işlem koşullarının» uygulanmasına engel değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının belirtildiği, komisyonlara ilişkin Merkez Bankasına bildirilen listede %3 fon kullandırım komisyonu alınacağının yazılı olduğu, bu «forma» göre davalının 18.000 TL komisyon alması gerekirken 6.300 TL tahsil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8789 E. 2017/7099 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · bankacılık teamülleri · ticari kredi sözleşmesi · ödeme planı · teamül · ticari kredi · ticari dava niteliği · hakkaniyet
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmeleri» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», «masraflar» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
… anmış sözleşmeler yönünden mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 20. maddesi uyarınca davalı bankanın muhatabından münasip bir ücret isteyebileceği, taraflar arasında akdedilen kredinin «ticari nitelikte» olduğu, basiretli bir «tacir» gibi davranmak durumunda olan davacının «ödeme planlarına» ve bu planlara uygun olarak yapılan tahsilatın «istirdadını» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13015 E. 2018/4858 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · hesap işletim ücreti · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli · istirdat · yetkisizlik kararı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «tacir» olan bankanın yapmış olduğu iş ile vermiş olduğu hizmetler nedeniyle bir takım «masraflar» talep etme hak ve «yetkisinin» bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7, 11 ve 15. maddelerinde «hesap işletim ücreti», üye işyeri ücreti vb tutarlarının alınacağı ve bunun müşteriye ait olacağının düzenlendiği, ancak tutarların açıkça ve ayrıca yazılı olmadığı, bu durumda emsal bankaların bu yöndeki uygulamalarının esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.441,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında 20.07.2012 tarihinde imzalanan ticari müşteri sözleşmesi uyarınca davalı yanca kredi tahsis ve değerlendirme ücreti, işyeri «hizmet bedeli» ve sair adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda özetlendiği üzere davalı yanca “üye işyeri «hizmet bedeli»” ve “kredi tahsis ve değerlendirme ücreti” adı altında yapılan kesintiler bakımından davanın kısmen kabulüne sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12618 E. 2018/4080 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ba formu
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle farklı adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, Mahkemece, banka tarafından alınan «masrafların» verilen bir hizmet karşılığı olmadığı, bu nedenle iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya içerisinde bulunan banka «kredi sözleşmelerinden» TBK döneminde tahsis edilen krediler yönünden, herbir kredi sözleşmesi yönünden davacı müşterinin ön bilgilendirme «formu» ile bilgilendirilip bilgilendirilmediği yukarda açıklanan 6098 sayılı TBK'nın m.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13088 E. 2018/563 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme planı · ba formu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/02/2013 tarihinde 2.000.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin 9.19 maddesine göre geri ödeme tablosunda davalının davacıya kullandıracağı taksitli ticari krediler ile ilgili olarak tahsil edeceği her türlü faiz, «komisyon» ve tüm «masrafları» açıkça belirtmesi gerektiği, «ibraz» edilen geri ödeme planında taksit tutarı, anapara, faiz ve BSMV tutarları mevcut olmakla birlikte komisyon veya masraf alındığına dair herhangi bir ibare, miktar bulunmadığı, geri «ödeme planının» sözleşmenin eki olduğu, sözleşme hükümlerinin TBK 20/1. maddesinde tanımlanan «genel işlem koşulları» niteliği taşıdığı, davalı her ne kadar yaptığı iş karşılığı ücret talep edebilir ise de alınan masraflar karşılığı hangi işlemi yaptığı ve bunun miktarını açıklamak zorunda olduğu, davalının davacıdan 2013 yılı içerisinde parça parça olmak üzere toplam 13.710,36 TL komisyon, komsiyon BSMV'si adı altında kesintiler yaptığı, bu kesintilerin haksız olup «dürüstlük kuralına» da aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 11.176,59 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmiş …
Taraflar arasında imzalanan 19.02.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ekinde ekspertiz ve «komisyon» ücretlerine ilişkin bilgi «formu» davacıya verilmiş ise de; sözleşmenin komisyon ve diğer «masraflara» ilişkin maddelerinin davacıya açıklanıp müzakere edilmediği ve davacının bilgilendirilmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3907 E. 2017/6149 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK’da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon bedeli · ticari kredi · kâr mahrumiyeti · ticari faiz · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1. fıkrasının 5. bendi gereği bankanın erken ödeme istediğini kabul etmesi durumunda maruz kalacağı kâr «mahrumiyeti», zarar ve maliyeti, erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri müşteriden talep edebileceğinin düzenlendiği ancak, 27/02/2013 - 28/07/2015 tarihleri arasında hesap ekstrelerinden tespit edilen kesintilerin belirtilen dayanaklardan yoksun bulunduğu, bankanın kredi verirken gerekli değerlendirmeleri yapması gerektiği, bunun dışında değişik isimler altındaki «masraf» tahsilatlarının alınmasının yerinde olmayacağı, hizmet içeriği ile orantılı olmayan miktar ve sayıda yapılan kesintilere ilişkin banka tarafından belirleyici açıklama ve delil ortaya konulamadığı, belirleyici açıklaması bulunmayıp dayanağı belirlenemeyen 14.108,09 TL kesinti toplamının davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 14.108,09 TL‘nin, 2.000,00 TL'sine dava tarihinden, 12.108,09 TL’sine ise «ıslah» tarihinden itibaren «ticari faiz» işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1 «son» bendi gereği bankanın erken ödeme işlem «masrafı» bedeli alabileceği, bu mahiyette krediyi kapatırken 5.440,00 TL erken kapama ücret «komisyon bedeli» ve 272,00 TL BSMV adı altında vergi kesintisi yaptığı, 7.
Dava, davalı bankadan kullanılan «ticari kredi» nedeniyle «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2469 E. 2018/4896 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · haksız şart · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici kredisi · yasal faiz · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın banka tarafından alınan «komisyon» ve «masrafların» 6502 sayılı KHK'nun 5. maddesi uyarınca iadesi talebine ilişkin olduğu, davacıdan alınan masrafların, kredi kullanımı için zorunlu giderlerden olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, herhangi bir belgeye dayandırılmadığı, davacı tüketiciden dosya masrafına ilişkin alınan bedellerin «haksız şart» olduğu, bu şartın tüketiciyi bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle 2.471,00 TL masrafın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı, davalı bankadan birden fazla «tüketici kredisi» kullandığını, bu sözleşmeler dolayısıyla yapılan haksız kesintilerin iadesinin gerektiğini ileri sürmüş olup, mahkemece, tahsil edilen «masrafların» zorunlu giderlerden olduğunun ispatlanamadığı, davacı tüketiciden tahsil edilen bedellerin «haksız şart» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinin» tamamı dosyaya getirtilmek suretiyle sözleşmelerin tarihleri göz önüne alınarak değerlendirme yapılmalı ve davacının tüketici olup olmadığı ile kullanılan kredilerin niteliği sözleşmelerin tamamı «ibraz» edildikten sonra belirlenmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6171 E. 2016/7983 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · emredici hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · genel işlem şartı · ticari kredi sözleşmesi · hizmet bedeli · ticari kredi · hakkaniyet · zamanaşımı
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
… ulunmadığı, davacının bu sözleşmeyi okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.200,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
1- Davalının «zamanaşımı» itirazı hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11123 E. , 2018/3743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2016 tarih ve 2014/757-2016/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 28.09.2012 tarihinde davalı bankadan 2.000.000 TL tutarında kredi kullandığını, 9. taksidini ödediğinde bakiye 1.778.062,65 TL borcunun kaldığını, bankanın erken kapama ücreti alınmayacağını bildirmesi üzerine 18.07.2013 tarihinde borcun tamamen ödendiğini, ancak davalının haksız olarak 74.678,60 TL tutarında erken kapama ücreti tahsil ettiğini, yine müvekkilinden yapılan hesap işletim ücreti tahsilatının dayanağının bulunmadığını, ayrıca sözleşmede yer almadığı halde banka tarafından 28.09.2012 tarihinde 7.000 TL dosya masrafı alındığını, sözleşmedeki erken ödeme komisyonu alınacağına dair düzenlemenin BK'nın 20 vd. maddeleri kapsamında genel işlem koşullarından olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 11.11.2014 kayıt tarihli dilekçesi ile toplam 74.678,60 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, tüm işlemlerin Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında yapıldığını, erken kapama halinde komisyon alıncağının sözleşmede kararlaştırıldığını, bankanın reel zararının alınan erken kapama komisyonundan daha fazla olduğunu, dosya masrafı ve hesap işletim ücretinin de sözleşme çerçevesinde alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 60 ay sürede geri ödemesi planlanan kredinin ilk 9 taksitinin ödenmesinden sonra 51 ay önce kapanmasının bankanın maliyetlerini artıracağı, yargı içtihatları ve diğer bankaların da taksitli ticari kredilerin erken kapatılması durumunda ana para üzerinden %4- %5 oranında erken kapama komisyonu tahsil ettikleri dikkate alındığında davalı banka tarafından %4 oranı üzerinden erken kapama komisyonu tahsil edilmiş olmasının uygun olduğu, genel kredi sözleşmesinin 2.09 maddesindeki düzenlemenin haksız şart olarak değerlendirilemeyeceği, davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek öncelikle bir çok bankadan faiz oranı ve dosya masrafı gibi tüm masraflara ilişkin fiyat alıp sonra en avantajlı fiyatlama yapan bankadan kredi kullanmaya karar vereceğinin kabul edilmesi karşısında 7.000 TL dosya masrafı alınacağının kabul edilerek kredinin kullanıldığının kabulünün gerektiği, alınan dosya masrafının da kullanılan kredinin %0,35'i olduğu dikkate alındığında davacının dosya masrafı adı altında tahsil edilen tutarı iade isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davacıdan alınan erken ödeme ücreti, dosya masrafı, hesap işletim ücretinin iadesi istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinden komisyon alınacağına dair sözleşme hükümlerinin TBK'nın 20 vd. maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına aykırılık taşıdığını ileri sürmüş, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir.
Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve eposta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir.
Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m.
1. uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Yukarıda, TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşulu denetimine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup, mahkemece, sözleşmenin 01/07/2012 tarihinden sonra imzalandığı ve 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd. maddelerindeki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel olmadığı nazara alınarak, sözleşmenin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve ortaya çıkan boşluğun da doldurularak, varsa davacıdan tahsil edilen fazla tutarların iadesine karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 2.08 ve 2.09 maddelerinde bankanın komisyon ve erken ödeme ücreti alabileceği belirtilmiş, ancak bu komisyon ve ücretlerin oranına ya da hesaplama tarzlarına sözleşmede yer verilmemiştir. Alınan masraf ve komisyonlar konusunda 6098 sayılı TBK döneminde alınan krediler yönünden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188
sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle, Merkez Bankasına yapılan bildirim oranları varsa bu miktarlar aşılmamak suretiyle, gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 80. ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 96. maddeleri gözetildiğinde, davalı bankanın erken ödeme halinde uygun bir komisyon alabileceği kabul edilerek, mahkemece, genel kredi sözleşmesi, banka kayıtları ve konuya ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların da benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları getirtilip, bankacılık uygulamasında davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, somut verilere dayanmayan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle %4 oranında tahsil edilen erken ödeme ücreti ve 7.000 TL dosya masrafı alınmasının uygun olduğu gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424692400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz