Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11169 E. 2018/4672 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 445↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ sözleşmenin ihlali↗ ön inceleme aşaması↗ rekabet yasağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı işçinin imzaladığı “Rekabet Yasağı Sözleşmesi”ne aykırı olarak davacı yanındaki işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren dava dışı şirkette satın alma uzmanı olarak çalıştığı, rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği, rekabet yasağı sözleşmesinin koşullarına uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu, ancak TBK'nın 445. maddesine göre belirlenen cezai şartın 2.100,00 TL net maaş alan davalı için fahiş olduğu, davacının rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle davacının herhangi bir zarar gördüğünün sabit olmadığı hususu da dikkate alınarak cezai şartın takdiren 1/2 oranında indirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça, 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin “YAPILAN İŞ” başlıklı bölümündeki “25/01/2013” tarihinin ve yine “İŞÇİNİN BORÇLARI” bölümünün ikinci bendindeki “50.000” rakam grubunun sonradan doldurulduğu savunulmuştur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından da aynı şekilde mütaalada bulunulmuştur. Adı geçen rekabet yasağı sözleşmesinin sözleşme tarihi 25/02/2010 olarak gösterilmiş, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin ise 25/01/2013 tarihinde sona erdiği belirtilerek az önce de açıklandığı üzere “25/01/2013” tarihi el ile yazılmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin daha evvel hazırlanıp hizmet ilişkisinin bitim tarihinin sonradan doldurulduğu görülmektedir. 1086 sayılı HUMK 298. (HMK'nın 207.) maddesi uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz ve bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir. Somut uyuşmazlığa konu sözleşmede de davalı tarafça inkar edilen ve sonradan doldurulduğu belirtilen bölümlerin yer aldığı hükümlerin taraflar açısından bağlayıcı niteliğinin bulunup bulunmadığı, geçersizlik halinin söz konusu olması durumunda ise bu halin 25/02/2010 tarihli sözleşmenin kısmen veya tamamen geçerli olup olmayacağı hususunda doğuracağı sonuçların mahkemece tartışılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7058 E. 2016/1951 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · eksik inceleme · Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart
İncelediğiniz kararda1-Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… mesi”ne aykırı olarak davacı yanındaki işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren dava dışı şirkette satın alma uzmanı olarak çalıştığı, «rekabet yasağı sözleşmesini ihlal» ettiği, rekabet yasağı sözleşmesinin koşullarına uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu, ancak TBK'nın 445. maddesine göre belirlenen «cezai şartın» 2.100,00 TL net maaş alan davalı için fahiş olduğu, davacının rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle davacının herhangi bir zarar gördüğünün sabit olmadığı hususu da dikkate alınarak cezai şartın takdiren 1/2 oranında indirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı tarafça, 25/02/2010 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» “YAPILAN İŞ” başlıklı bölümündeki “25/01/2013” tarihinin ve yine “İŞÇİNİN BORÇLARI” bölümünün ikinci bendindeki “50.000” rakam grubunun sonradan doldurulduğu savunulmuştur.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… yulan bozma ilamı doğrultusunda, davacı şirkette ruhsatlandırma departmanında işverenin iş sırlarına erişebilecek bir konumda çalışan davalının 01/07/2011 tarihinde «istifa» ile davacı şirketten ayrıldıktan hemen sonra taraflar arasındaki «rekabet yasağı» getiren sözleşme hükümlerine aykırı olarak aynı konuda faaliyette bulunan dava dışı şirkette 18/07/2011 tarihinde ruhsatlandırma departmanında işe başlamak suretiyle rekabet yasağına aykırı davrandığı, davacının sözleşme ile kararlaştırılan maktu «ceza şart» alacağını davalı borçludan isteyebileceği, kararlaştırılan ve talep edilen cezai şart miktarının davalının ekonomik olarak mahvına neden olacak dereceyi bulduğu, bu nedenle talep edilen cezai şart miktarının %50 oranında «tenkise» tabi tutulmasının hak ve adalet kurallarına uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya il …
Davalı tarafça, taraflar arasında imzalanan 28.03.2009 tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» ''YAPILAN İŞ'' başlıklı bölümündeki ''01.07.2011'' tarihinin ve yine '' İŞÇİNİN BORÇLARI'' bölümünün ikinci bendindeki ''100.000'' rakam grubunun sonradan doldurulduğu savunulmuştur. mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından da aynı şekilde mütaalada bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · istifa
Benzer bu kararda… yulan bozma ilamı doğrultusunda, davacı şirkette ruhsatlandırma departmanında işverenin iş sırlarına erişebilecek bir konumda çalışan davalının 01/07/2011 tarihinde «istifa» ile davacı şirketten ayrıldıktan hemen sonra taraflar arasındaki «rekabet yasağı» getiren sözleşme hükümlerine aykırı olarak aynı konuda faaliyette bulunan dava dışı şirkette 18/07/2011 tarihinde ruhsatlandırma departmanında işe başlamak suretiyle rekabet yasağına aykırı davrandığı, davacının sözleşme ile kararlaştırılan maktu «ceza şart» alacağını davalı borçludan isteyebileceği, kararlaştırılan ve talep edilen cezai şart miktarının davalının ekonomik olarak mahvına neden olacak dereceyi bulduğu, bu nedenle talep edilen cezai şart miktarının %50 oranında «tenkise» tabi tutulmasının hak ve adalet kurallarına uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya il …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1170 E. 2019/8034 K.
Ortak:sözleşmeye aykırılık
İncelediğiniz kararda1-Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» 36/6 maddesi kapsamında davacı borçlunun isteği üzerine kredinin erken kapatıldığı, kararlaştırılmış «erken kapama komisyon» tutarının davalı banka tarafından tahsilinde «sözleşmeye aykırılık» bulunmadığı, davacının bu oranın sözleşmeye daha sonradan eklendiği ve sözleşmenin anlaşmaya aykırı olarak banka tarafından ilgili yerlerin doldurulması sureti ile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · erken kapama komisyonu · komisyon · vade · istirdat · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davalı bankanın, kredinin erken kapatıldığı tarih itibariyle davaya konu kredi türü için belirleyip «ilan» ettiği bir «erken kapama komisyon» oranı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu oran üzerinden erken kapama komisyonu tahsil edebileceğinin kabul edilmesi, bulunmadığı takdirde ise, alınan komisyon ve «masrafların» «emsal banka uygulamalarına» göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle bu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, k …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» 36/6 maddesi kapsamında davacı borçlunun isteği üzerine kredinin erken kapatıldığı, kararlaştırılmış «erken kapama komisyon» tutarının davalı banka tarafından tahsilinde «sözleşmeye aykırılık» bulunmadığı, davacının bu oranın sözleşmeye daha sonradan eklendiği ve sözleşmenin anlaşmaya aykırı olarak banka tarafından ilgili yerlerin doldurulması sureti ile …
Dava, erken kapama nedeniyle davalı banka tarafından alınan erken kapama ücretinin «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin 36/6 maddesinde oran belirtildiği ve bu oran kadar «erken kapama komisyonu» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını «vadelerine» göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde «ilan» eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9556 E. 2012/13116 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senette tahrifat · tahrifat · yetkili hamil · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · tasdik kararı · lehtar · kambiyo senedi
Benzer bu karardaAncak, «ihtiyati haciz» konusu senedin düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 298. maddesi (6100 sayılı HMK 207 md.) gereğince, "Senette mevcut bulunan çıkıntı ve kezalik senedin metninde veya hamişindeki hak ve silinti ayrıca «tasdik» edilmemiş ise inkar halinde keenlemyekündur." Somut uyuşmazlıkta ihtiyati haciz kararına dayanak senedin «lehtar» hanesinde «tahrifat» olduğundan, bu lehtarın cirosu ile senedi devralanın ihtiyati haciz isteminde «yetkili hamil» olmadığı gibi, ihtiyati hacze dayanak belgenin de «kambiyo senedi» vasfında bulunmadığı sabittir.
Öte yandan İ.İ.K'nun «265». maddesi gereğince,borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin «yetkisine» ve «teminata» karşı itiraz edebilir.Bu durumda mahkemece, ihtiyati haczin dayanağı olan belgenin borcun «sebebini» teşkil etttiği, itiraz edenin «senette tahrifat» yapıldığı iddiasıyla borcun sebebine itiraz ettiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir …
Mahkemece, İİK'nun «265». maddesinde «ihtiyati hacze itiraz» nedenlerinin tahdidi olarak sayıldığı, borçlunun itiraz nedenlerinin yasada sayılan sebeplerden olmadığı gerekçesiyle, borçlunun itirazının reddine karar verilmiştir. .Kararı, İhtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden, ihtiyati hacze konu senedin «lehtar» hanesinde «tahrifat» yapıldığını ileri sürerek, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasını istemiş olup, mahkemece yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11169 E. , 2018/4672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2016 tarih ve 2014/1002-2016/427 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.06.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 25/02/2010 - 25/01/2013 tarihleri arasında davacı şirkette çalışan davalının evlilik sebebi ile istifa ettiğini, davalı tarafından rekabet yasağı sözleşmesi ve gizlilik taahhütnamesi imzalandığını, böylece iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren bir sene boyunca ...'da davacı ile aynı iş dalında çalışmamayı taahhüt ettiğini, aksi takdirde 50.000,00 TL tazminat ödemeyi kabul ettiğini, davalının davacıya ait ticari sırları bildiğini, sözleşmesi sona erdikten sonra henüz bir sene bitmeden rakip firmada işe girdiğini, davalının rekabet etme yasağına uymadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,00 TL cezai şart alacağına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkette 25/02/2010-20/01/2013 tarihleri arasında satın alma personeli olarak çalıştığını, rekabet yasağı sözleşmesinin MK m. 2'ye aykırı olduğunu, sözleşmenin tarafların ortak iradesini içermediğini, sözleşmedeki tazminat miktarının işverence sonradan doldurulduğunu, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, çalışanın çalışma özgürlüğünün ihlal edildiğini, herkes tarafından bilinmesi mümkün bilgilerin davalı tarafından bilindiğini, davalının davacı şirkette hammadde alımı yaparken yeni işyerinde sipariş takibi, ithalat ve fabrikaya sevk işi yaptığını, davalının davacıya zarar vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı işçinin imzaladığı “Rekabet Yasağı Sözleşmesi”ne aykırı olarak davacı yanındaki işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren dava dışı şirkette satın alma uzmanı olarak çalıştığı, rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği, rekabet yasağı sözleşmesinin koşullarına uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu, ancak TBK'nın 445. maddesine göre belirlenen cezai şartın 2.100,00 TL net maaş alan davalı için fahiş olduğu, davacının rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle davacının herhangi bir zarar gördüğünün sabit olmadığı hususu da dikkate alınarak cezai şartın takdiren 1/2 oranında indirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça, 25/02/2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin “YAPILAN İŞ” başlıklı bölümündeki “25/01/2013” tarihinin ve yine “İŞÇİNİN BORÇLARI” bölümünün ikinci bendindeki “50.000” rakam grubunun sonradan doldurulduğu savunulmuştur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından da aynı şekilde mütaalada bulunulmuştur. Adı geçen rekabet yasağı sözleşmesinin sözleşme tarihi 25/02/2010 olarak gösterilmiş, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin ise 25/01/2013 tarihinde sona erdiği belirtilerek az önce de açıklandığı üzere “25/01/2013” tarihi el ile yazılmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin daha evvel hazırlanıp hizmet ilişkisinin bitim tarihinin sonradan doldurulduğu görülmektedir. 1086 sayılı HUMK 298.
(HMK'nın 207.) maddesi uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz ve bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir. Somut uyuşmazlığa konu sözleşmede de davalı tarafça inkar edilen ve sonradan doldurulduğu belirtilen bölümlerin yer aldığı hükümlerin taraflar açısından bağlayıcı niteliğinin bulunup bulunmadığı, geçersizlik halinin söz konusu olması durumunda ise bu halin 25/02/2010 tarihli sözleşmenin kısmen veya tamamen geçerli olup olmayacağı hususunda doğuracağı sonuçların mahkemece tartışılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/429825100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz