YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11787 E. 2018/4765 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt↗ denetime elverişlilik↗ infaz↗ yenileme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 2012/106900 sayılı “Doğruluk ...+Şekil” ibareli başvurusundan, davalının 99/007984 sayılı ve "..." ibareli markası itiraza mesnet gösterilerek “süt ve süt ürünleri (tereyağ dahil), yenilebilir bitkisel yağlar” emtiasının çıkarıldığı, taraf markalarında ortak unsur olarak bulunan ‘....’ ibaresinin taraf markalarını benzer kıldığı, davacı markasında yer alan “doğruluk” ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldıracak güçte olmadığı, davacının önceki tarihli marka tescillerinin hiç birisinin huzurdaki davada çekişme konusu olan “...” ibaresini içermediği, bu nedenle önceki tarihli marka tescillerinden kaynaklanan müktesep hakkı bulunmadığı, davacının “Doğruluk” ibareli markalarının tanınmış olmadığı, ayrıca sonuca etkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, YİDK kararının iptali ile marka tescil istemine ilişkindir. Ancak, mahkemece davacının 2012/106900 sayılı ‘Doğruluk ... + Şekil’ markası ile davalının 99/007984 sayılı ‘...’ ibareli markası arasında benzerlik oluştuğu, taraf markalarının ortak unsurunun ‘...’ ibaresi olduğu, davacı başvurusunda yer alan ‘Doğruluk’ ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldıramayacağı gerekçesiyle YİDK iptal talebi ile marka tescil isteminin reddine karar verilmiş ise de mahkemenin gerekçe kısmında aynı zamanda davacının başvurusu ile davalı markasının işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibarıyla karıştırılması riski bulunacak düzeyde benzer olmadıkları, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği ifadeleri yer almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382. ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçe kendi içerisinde çelişkili olduğu gibi gerekçeli karar ile hüküm arasında da çelişki meydana gelmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · infaz
İncelediğiniz karardaYukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11787 E. , 2018/4765 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.06.2016 tarih ve 2014/478-2016/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 1969 yılından beridir peynir üretimi ve satışı alanında faaliyet gösterdiğini, ‘Doğruluk’ lider markası altında çok sayıda markasının bulunduğunu, TPE nezdinde 29. sınıfta yer alan mallar için 2012/106900 sayılı "Doğruluk ...+Şekil" ibareli marka başvurusundan, davalının itirazı üzerine “süt ve süt ürünleri (tereyağ dahil), yenilebilir bitkisel yağlar” emtialarının çıkartıldığını, itiraza mesnet "...." ibareli markanın zayıf bir marka olduğunu, davacı markası ile karıştırılmayacağını, ticaret unvanının ayırd edici ibaresinin de ‘doğruluk’ ibaresi olduğunu ileri sürerek TPE YİDK'nun 2014-M-12273 sayılı kararının iptali ile marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf markalarının ayırt edici ve esaslı unsurunun "...." ibareleri olduğunu, markaların ayniyete yakın derecede benzer olduklarını, davacı vekilinin seri marka meydana getirdikleri iddiasının hukuki gerçekten yoksun olduğunu, TPE YİDK tarafından verilen kararın hukuken yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davalı şirketin 1960’lı yıllardan beri süren özellikle peynir, kaşar peyniri üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, "...." markalı ürünlerinin satış faaliyetleri ile Türkiye’de aranır ve bilinir olduğunu, 07.06.1999 yılından muteber olmak üzere 99/007984 sayılı "..." markasının sahibi olduğunu, davacı başvurusunun çok benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 2012/106900 sayılı “Doğruluk ...+Şekil” ibareli başvurusundan, davalının 99/007984 sayılı ve "..." ibareli markası itiraza mesnet gösterilerek “süt ve süt ürünleri (tereyağ dahil), yenilebilir bitkisel yağlar” emtiasının çıkarıldığı, taraf markalarında ortak unsur olarak bulunan ‘....’ ibaresinin taraf markalarını benzer kıldığı, davacı markasında yer alan “doğruluk” ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldıracak güçte olmadığı, davacının önceki tarihli marka tescillerinin hiç birisinin huzurdaki davada çekişme konusu olan “...” ibaresini içermediği, bu nedenle önceki tarihli marka tescillerinden kaynaklanan müktesep hakkı bulunmadığı, davacının “Doğruluk” ibareli markalarının tanınmış olmadığı, ayrıca sonuca etkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, YİDK kararının iptali ile marka tescil istemine ilişkindir. Ancak, mahkemece davacının 2012/106900 sayılı ‘Doğruluk ... + Şekil’ markası ile davalının 99/007984 sayılı ‘...’ ibareli markası arasında benzerlik oluştuğu, taraf markalarının ortak unsurunun ‘...’ ibaresi olduğu, davacı başvurusunda yer alan ‘Doğruluk’ ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldıramayacağı gerekçesiyle YİDK iptal talebi ile marka tescil isteminin reddine karar verilmiş ise de mahkemenin gerekçe kısmında aynı zamanda davacının başvurusu ile davalı markasının işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibarıyla karıştırılması riski bulunacak düzeyde benzer olmadıkları, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği ifadeleri yer almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382. ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçe kendi içerisinde çelişkili olduğu gibi gerekçeli karar ile hüküm arasında da çelişki meydana gelmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/429704200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz