Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11341 E. 2018/4556 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı hisse senedi↗ bedel iadesi↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ garantörlük↗ hamil↗ kâr dağıtımı↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin hissesini satın aldığı, davalı şirketin ticari sicilinde tescil ve ilan edilen ana sözleşme hükmü ile hamiline yazılı hisse senedi çıkarabileceği, bu itibarla davacının ödemiş olduğu parasal tutar karşılığı almış olduğu davalı şirket hamiline yazılı hisse senedinin şirketler hukuku yönünden mevzuata uygun olduğu, davacı gerçek kişi ile davalı şirket arasında hamiline yazılı davalı şirket hissesinin iktisabının gerçekleşmiş olduğu, diğer taraftan ödemiş olduğu parasal tutarı yüksek faizi ile istediği zaman geri alabileceği ve bu hususta hataya düşürüldüğü ve hileli işlemlerle kandırıldığı yönündeki iddialarını kanıtlayacak delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafça, davalının var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların istenildiği an geri çekilebileceği vaadi ile binlerce kişiden mevduat toplandığını, yüksek oranlarda faiz dağıtılacağının vaad edildiğini, bu garantilere inanarak müvekkilinin davalı şirkete 43.200 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21. ... Holding ibaresi bulunan teslim-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf, davacı ile şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulduğunu, TTK'nun 329. ve 405. maddeleri uyarınca hisselerin şirket tarafından geri alınması ve hisse bedelinin iade edilmesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamından davacıdan “21. ... Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi” başlıklı belge karşılığında para tahsil edildiği, karşılığında davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin teslim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı hususunun tespiti için davalı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, sunulan raporda, davacıya teslim edilen hisselerin pay defterinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, bu rapor doğrultusunda davacının davalıya ortak olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, raporda davacıya teslim edilen hisselerin pay defterinde kayıtlı olduğu hususunun yanı sıra 2001 ile 2013 yılları arasında gerçekleştirilen genel kurul toplantılarının sınırlı sayıda ortağın (yaklaşık 5 yada 6) hazır bulunması ile icra edildiği de tespit edilmiştir. Bununla birlikte davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kar payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girip girmediği de belli değildir. Ayrıca dosya kapsamında bulunan SPK raporlarında, TTK ve SPK hükümlerinin cevaz vermediği usullerle şirket paylarının halka arz edildiği, davalı şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtıp yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlenip izlenmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara sınırlı sayıda ortağın katıldığı da nazara alınarak davacıya verilen hisse senetlerinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulup dosya kapsamında bulunan SPK raporları da değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7246 E. 2016/1658 K.
Ortak:garantörlük · hamil · kâr dağıtımı · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, davalı tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz «garantisi» ve paraların istenildiği an geri çekilebileceği vaadi ile binlerce kişiden mevduat toplandığını, yüksek oranlarda faiz «dağıtılacağının» vaad edildiğini, bu garantilere inanarak müvekkilinin davalı şirkete 43.200 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21. ...
Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi” başlıklı belge karşılığında para tahsil edildiği, karşılığında davalı şirketin «hamiline» yazılı hisse senetlerinin «teslim» edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı hususunun tespiti için davalı kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış olup, sunulan raporda, davacıya «teslim» edilen hisselerin «pay defterinde» kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Benzer bu kararda… a ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı tarafın her istediği an parasını geri alabileceği «garantisi», yüksek oranda faiz «dağıtılacağına» yönelik davalı tarafın beyanları ile 9600 DM davalıya para yatırdığı; ancak davalının geri ödeme vaaadi ve yüksek faiz getirisi taleplerine rağmen bu talepleri yerine getirmediği, söz konusu işlemi gerçekleştiren şirket ortağı olan davalı ...'in şahsen, davalı şirket de işlemleri gerçekleştiren şirket olması ve haksız para alımını gerçekleştirmesi «sebebi» ile diğer davalı ile birlikte sorumlu oldukları, benzer konudaki Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 2013/11517 Esas ve 2014/4162 Karar sayılı ilamı gereğince ve MK 2 maddesi uyarınca «dürüstlük kuralı» kapsamında da davalıların sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf, davalılar tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek bir banka gibi binlerce insandan mevduat toplanıp, yüksek oranlarda faiz «dağıtılacağı» vaad edildiğini, bu garantilere inanarak davalı şirkete 9.600 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine ....
Bu durumda mahkemece, tarafların izah edilen iddia ve savunmaları göz önünde bulundurularak davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı hususunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · kâr payı alacağı · kar payı · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · kâr payı · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
Benzer bu karardaDavalı taraf ise, «hamiline» yazılı hisse senetleri ile davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin kar elde etmesi durumunda elde edilecek kardan ortakların da «kar payı alacağını» savunmuştur.
… a ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı tarafın her istediği an parasını geri alabileceği «garantisi», yüksek oranda faiz «dağıtılacağına» yönelik davalı tarafın beyanları ile 9600 DM davalıya para yatırdığı; ancak davalının geri ödeme vaaadi ve yüksek faiz getirisi taleplerine rağmen bu talepleri yerine getirmediği, söz konusu işlemi gerçekleştiren şirket ortağı olan davalı ...'in şahsen, davalı şirket de işlemleri gerçekleştiren şirket olması ve haksız para alımını gerçekleştirmesi «sebebi» ile diğer davalı ile birlikte sorumlu oldukları, benzer konudaki Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 2013/11517 Esas ve 2014/4162 Karar sayılı ilamı gereğince ve MK 2 maddesi uyarınca «dürüstlük kuralı» kapsamında da davalıların sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Holding ibaresi bulunan «teslim»-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu, şirketin «yönetim kurulu» başkanı diğer davalı ... hakkında «dolandırıcılık» suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11341 E. , 2018/4556 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.04.2016 tarih ve 2015/137-2016/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete 43.200 Almak Markı yatırdığını, paranın tamamının geri alınacağı ve yüksek faizle ödeneceği garantisi ile davalı şirkete ödendiğini, 22/10/2000 tarihli teslim tesellüm belgesi adlı belge çerçevesinde davalıya ait hisse senetlerinin müvekkiline verildiğini, müvekkilinin hile ile davalı şirkete ortak yapıldığını ileri sürerek 43.200DM'nin karşılığı olan 22.807,81 Euro'nun tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete ortak olduğunu, müvekkili şirketin kendi hisselerini iktisap edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin hissesini satın aldığı, davalı şirketin ticari sicilinde tescil ve ilan edilen ana sözleşme hükmü ile hamiline yazılı hisse senedi çıkarabileceği, bu itibarla davacının ödemiş olduğu parasal tutar karşılığı almış olduğu davalı şirket hamiline yazılı hisse senedinin şirketler hukuku yönünden mevzuata uygun olduğu, davacı gerçek kişi ile davalı şirket arasında hamiline yazılı davalı şirket hissesinin iktisabının gerçekleşmiş olduğu, diğer taraftan ödemiş olduğu parasal tutarı yüksek faizi ile istediği zaman geri alabileceği ve bu hususta hataya düşürüldüğü ve hileli işlemlerle kandırıldığı yönündeki iddialarını kanıtlayacak delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafça, davalının var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların istenildiği an geri çekilebileceği vaadi ile binlerce kişiden mevduat toplandığını, yüksek oranlarda faiz dağıtılacağının vaad edildiğini, bu garantilere inanarak müvekkilinin davalı şirkete 43.200 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21. ... Holding ibaresi bulunan teslim-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf, davacı ile şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulduğunu, TTK'nun 329. ve 405. maddeleri uyarınca hisselerin şirket tarafından geri alınması ve hisse bedelinin iade edilmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Dosya kapsamından davacıdan “21. ... Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi” başlıklı belge karşılığında para tahsil edildiği, karşılığında davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin teslim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının davalı şirkete ortak olup olmadığı hususunun tespiti için davalı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, sunulan raporda, davacıya teslim edilen hisselerin pay defterinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, bu rapor doğrultusunda davacının davalıya ortak olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, raporda davacıya teslim edilen hisselerin pay defterinde kayıtlı olduğu hususunun yanı sıra 2001 ile 2013 yılları arasında gerçekleştirilen genel kurul toplantılarının sınırlı sayıda ortağın (yaklaşık 5 yada 6) hazır bulunması ile icra edildiği de tespit edilmiştir. Bununla birlikte davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kar payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girip girmediği de belli değildir.
Ayrıca dosya kapsamında bulunan SPK raporlarında, TTK ve SPK hükümlerinin cevaz vermediği usullerle şirket paylarının halka arz edildiği, davalı şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtıp yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlenip izlenmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara sınırlı sayıda ortağın katıldığı da nazara alınarak davacıya verilen hisse senetlerinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulup dosya kapsamında bulunan SPK raporları da değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş;
hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/428846100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz