Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10710 E. 2018/3876 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı↗ ayıp↗ temerrüt tarihi↗ ihbar↗ fatura↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının paket program niteliğindeki yazılım programının lisansını satın aldığı, yine abonelik çerçevesinde destek ve bakım hizmetlerini de satın aldıktan sonra ilk sözleşmeden sonraki tarihlerde ek alımlar da yaptığı görüldüğü gibi, davacının bu program lisansı verme ya da bakım hizmet verme konusunda herhangi bir ayıbı olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davacının programında ve işlemlerinde hizmetin yeterince sağlanmadığına dair bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 10.696,15 Euro ve 412,00 USD alacağın temerrüt tarihi olan 12/06/2014 tarihinden itibaren kamu bankalarının alacak türleri ile ilgili döviz cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı, en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 807,12 TL alacağın temerrüt tarihi olan 12/06/2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, düzenlenen faturaların iade edildiğini ileri sürmüş, davalı ise kendisine sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, fatura bedellerinin tahsilinin talep edilemeyeceğini savunmuştur. Dosya içinde mevcut 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda, mail yazışmaları incelendiğinde davalı tarafından ayıp ihbarı yapıldığı tespit edilmiş, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 25.04.2016 tarihli raporda ise davacının iş yerinde sistem üzerinde yapılan incelemede programda lisans bedelinin ödenmemesine yol açabilecek bir ayıp bulunmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafça bilirkişi raporlarına yönelik olarak; sunulan hizmetin ayıplı olduğu, sadece davacı tarafın bilgisayarlarının incelendiği, kendi bilgisayarlarının da sunulan hizmete ilişkin olarak incelenmesi gerektiği yönünde ciddi itirazlar ileri sürülmüşse de mahkemece bu itirazlar değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu durumda, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınarak ve gerektiğinde davalının iş yerindeki bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5366 E. 2013/22566 K.
Ortak:ayıp · ihbar
İncelediğiniz karardaDosya içinde mevcut 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda, mail yazışmaları incelendiğinde davalı tarafından «ayıp ihbarı» yapıldığı tespit edilmiş, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 25.04.2016 tarihli raporda ise davacının iş yerinde sistem üzerinde yapılan incelemede programda lisans bedelinin ödenmemesine yol açabilecek bir ayıp bulunmadığı belirlenmiştir.
Benzer bu karardaDavalıya «ayıplı teslim» edilen bir program mevcut ve usulüne uygun şekilde ayıbın «ihbar» edilmesine rağmen «makul sürede» bu «ayıp» giderilmemiş ise davalının bu sözleşmeyle bağlı kalacağının kabulü doğru değildir.
… üzerinde sözleşme uyarınca davalıya kullanım hakkı tanındığı, bir takım hak ve yükümlülükler kararlaştırıldığı, sözleşmenin lisans sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, «haklı nedenle fesih» halinde taraflara «cezai şart» talep hakkı tanındığı, yapılan incelemede sözleşmenin gizlilik hükmünün ihlal edilmediğinin ortaya çıktığı, sözleşmenin 4.2.5 maddesinde kullanılan sayfa üzerinde 'powered by grup software' ibaresinin kullanılacağının kararlaştırıldığı, davalının programı bırakarak bu ibareye yer vermeksizin başka bir program kullanmaya başladığı, sözleşmenin 10.2 maddesinde davalının, işbu sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede aynı içerikte başka bir programı davacı olmadan işletmeye açamayacağını «taahhüt» ettiği, sözleşmenin «münhasırlık» şartının ihlal edildiği, davalının «ayıplı teslim» yapıldığı ve bunun süresinde «ihbar» edildiği savunulmuş ise de böyle bir durum kabul edilse bile davalının sözleşmeyi feshetmediği, «sözleşmenin feshinin» daha önce davacı tarafça yapıldığı, davacının ihlalin sona erdirilmesi için 5 günlük «mehil» verdiği, sözleşmeyi feshetme ve cezai şartı tahsil etme hakkı doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 214.860.00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Davalı taraf davacının «teslim» ettiği program ve sistemin ayıplı çıktığını, bu ayıbın süresinde «ihbar» edilmesine ve birden «ziyade» başvuruya rağmen giderilmediğini, faaliyetinin devamı için başka bir program kullanmak zorunda kaldığını savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı teslim · haklı nedenle fesih · tenkis · sözleşmenin ihlali · makul süre · ek mehil · kişilik hakları · ziya
Benzer bu kararda… üzerinde sözleşme uyarınca davalıya kullanım hakkı tanındığı, bir takım hak ve yükümlülükler kararlaştırıldığı, sözleşmenin lisans sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, «haklı nedenle fesih» halinde taraflara «cezai şart» talep hakkı tanındığı, yapılan incelemede sözleşmenin gizlilik hükmünün ihlal edilmediğinin ortaya çıktığı, sözleşmenin 4.2.5 maddesinde kullanılan sayfa üzerinde 'powered by grup software' ibaresinin kullanılacağının kararlaştırıldığı, davalının programı bırakarak bu ibareye yer vermeksizin başka bir program kullanmaya başladığı, sözleşmenin 10.2 maddesinde davalının, işbu sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede aynı içerikte başka bir programı davacı olmadan işletmeye açamayacağını «taahhüt» ettiği, sözleşmenin «münhasırlık» şartının ihlal edildiği, davalının «ayıplı teslim» yapıldığı ve bunun süresinde «ihbar» edildiği savunulmuş ise de böyle bir durum kabul edilse bile davalının sözleşmeyi feshetmediği, «sözleşmenin feshinin» daha önce davacı tarafça yapıldığı, davacının ihlalin sona erdirilmesi için 5 günlük «mehil» verdiği, sözleşmeyi feshetme ve cezai şartı tahsil etme hakkı doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 214.860.00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Davalıya «ayıplı teslim» edilen bir program mevcut ve usulüne uygun şekilde ayıbın «ihbar» edilmesine rağmen «makul sürede» bu «ayıp» giderilmemiş ise davalının bu sözleşmeyle bağlı kalacağının kabulü doğru değildir.
3- Ayrıca, gerek öğretide gerekse uygulamada benimsendiği üzere, cezaya ilişkin sözleşme, ahlaka veya «kişilik haklarına» aykırı görülecek derecede ağır ise, yargıcın oluşan duruma göre, bu cezanın «geçersizliğine» veya «tenkisine» karar vermesi mümkündür.
Davalı taraf davacının «teslim» ettiği program ve sistemin ayıplı çıktığını, bu ayıbın süresinde «ihbar» edilmesine ve birden «ziyade» başvuruya rağmen giderilmediğini, faaliyetinin devamı için başka bir program kullanmak zorunda kaldığını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura
İncelediğiniz karardaDosya içinde mevcut 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda, mail yazışmaları incelendiğinde davalı tarafından «ayıp ihbarı» yapıldığı tespit edilmiş, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 25.04.2016 tarihli raporda ise davacının iş yerinde sistem üzerinde yapılan incelemede programda lisans bedelinin ödenmemesine yol açabilecek bir ayıp bulunmadığı belirlenmiştir.
Davacı, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, düzenlenen faturaların iade edildiğini ileri sürmüş, davalı ise kendisine sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, «fatura» bedellerinin tahsilinin talep edilemeyeceğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek · teslim · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10710 E. , 2018/3876 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/06/2016 tarih ve 2014/233-2016/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında gerek müvekkilinin lisanslı ürünleri, gerekse diğer bir firma arayüz ürünü olan "..." yazılımına ilişkin olarak 20/01/2014 tarihli ... Yazılımları Lisans, Destek ve Bakım Sözleşmesi ile bu sözleşmenin ayrılmaz eki niteliğinde olan üç adet sözleşme akdedildiğini, sözleşmelere konu ürünler ve hizmetler çerçevesinde, müvekkilinin tescilli yazılımları ile ... yazılımının lisans ücretlerinin yanı sıra, destek ve bakım hizmet bedelleri de muhtelif faturalara konu edildiğini, ancak tanzim edilen faturalardan bir kısmının bedellerinin ödenmemesi üzerine, müvekkilinin ödeme ihtarı ile davalıdan borç bakiyesini kapatmasını talep ettiğini, dört adet faturanın davalı tarafından iade edildiğini, davalının önceki fatura bedellerinin bakiyelerini de ödemediğini ileri sürerek sözleşme konusu yazılım lisans ve hizmet bedelleri nedeniyle tahakkuk eden 10.696,15 Euro ile 412,00 USD tutarındaki alacakların, 30/05/2014 tarihli ihtar uyarınca, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca ABD Doları ve Avrupa para birimine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ve 807,12 TL tutarındaki alacağın ise yine temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin, fatura asıllarını ihtarname ile iade etmeden önce, davacı şirkete hizmeti eksik aldığına dair mail yolu ile defalarca bildirimde bulunduğunu, müvekkilinin, yazılımlarla ilgili şikayetlerine davacı şirketin kayıtsız kaldığını, davacı şirket yetkililerinin sözleşmeden doğan hizmet yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, söz konusu fatura bedellerinin tahsilini talep etmesinin hukuken kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının paket program niteliğindeki yazılım programının lisansını satın aldığı, yine abonelik çerçevesinde destek ve bakım hizmetlerini de satın aldıktan sonra ilk sözleşmeden sonraki tarihlerde ek alımlar da yaptığı görüldüğü gibi, davacının bu program lisansı verme ya da bakım hizmet verme konusunda herhangi bir ayıbı olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davacının programında ve işlemlerinde hizmetin yeterince sağlanmadığına dair bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 10.696,15 Euro ve 412,00 USD alacağın temerrüt tarihi olan 12/06/2014 tarihinden itibaren kamu bankalarının alacak türleri ile ilgili döviz cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı, en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 807,12 TL alacağın temerrüt tarihi olan 12/06/2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, düzenlenen faturaların iade edildiğini ileri sürmüş, davalı ise kendisine sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, fatura bedellerinin tahsilinin talep edilemeyeceğini savunmuştur. Dosya içinde mevcut 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda, mail yazışmaları incelendiğinde davalı tarafından ayıp ihbarı yapıldığı tespit edilmiş, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 25.04.2016 tarihli raporda ise davacının iş yerinde sistem üzerinde yapılan incelemede programda lisans bedelinin ödenmemesine yol açabilecek bir ayıp bulunmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafça bilirkişi raporlarına yönelik olarak;
sunulan hizmetin ayıplı olduğu, sadece davacı tarafın bilgisayarlarının incelendiği, kendi bilgisayarlarının da sunulan hizmete ilişkin olarak incelenmesi gerektiği yönünde ciddi itirazlar ileri sürülmüşse de mahkemece bu itirazlar değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu durumda, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınarak ve gerektiğinde davalının iş yerindeki bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/425605000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz