Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11340 E. 2018/3519 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme aşaması↗ bedel iadesi↗ tasdik kararı↗ hisse devir sözleşmesi↗ infaz↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ yasal faiz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sunulmuş olan 2007-2008-2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ancak kapanış tasdik zorunluluğu bulunan yevmiye defteri ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğu, defter kayıtlarının tek düzen muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak tutulduğu, davalı şirketin toplam % 7'lik payının davacıya devrine ilişkin yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davalı şirketin paylarını devreden ortaklar olan davalılar ... ve ...'ın her birinin toplam 105.000,00 TL alacağın yarısından sorumlu olduğu ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 105.000,00 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinden kaynaklı ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,... Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğu, payını devreden davalı ortaklar ... ve davalı ...’in ödenen bedeli iade yükümlülükleri olduğu ve davalı şirketin sorumlu olmadığı belirtilmiş; mahkemece ise, kararın gerekçesinde davalı ... ve davalı ...’in toplam 105.000,00 TL alacağın yarısından sorumlu olduğu belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken “105.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz · istirdat
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında akdedilen «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklı ödenen bedelin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13204 E. 2015/13081 K.
Ortak:infaz · Alacak
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankada çalışan «görevlinin» davalının onayı olmadan sahte işlem ile parasının tamamını çekerek «zimmetine» geçirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.000 TL'nin dava tarihinden, 105.168,29 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… n davasının kısmen kabulü ile, 9.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 105.168,29 TL nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 24.740,38 TL'nin reddine" dair ayrıntılı hüküm oluşturulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11340 E. , 2018/3519 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2016 tarih ve 2013/335-2016/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarihsiz sözleşme ile davalılar ... ve ...’ın 01/09/2010-01/09/2011 tarihleri arasında müvekkilini davalı şirketin ortak oluduğu ... isimli işyerine % 7 hisse karşılığı 105.000 TL bedelle 1 yıl ortak yaptıklarını, davalı ...’in davalı şirketin imzaya yetkili temsilcisi olduğunu, bir yıllık sözleşmede müvekkilinin isteği doğrultusunda devam etme hükmünün bulunduğunu, müvekkilinin rızası dışında davalılar ... ve ...’ın ortaklığını sona erdirdiğini, müvekkilinin bu sözleşmeden doğan asıl alacağını alamadığını, anlaşma gereği ödenmesi gereken asıl ortaklık payı müvekkili tarafından 31/08/2010 tarihinde ...Şubesinden davalı şirketin hesabına 105.000 TL olarak yatırıldığını ileri sürerek, ortaklık sözlemesinden doğan 105.000 TL’nın icra takibine başladıkları tarihten itibaren yasal faizi ile müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarihsiz sözleşmede bu sözleşmenin devamının amaçlandığını, davalı tarafça hiçbir ihtar ve bildirimde bulunmaksızın müvekkillerine karşı icra takibine girişilerek yapılan işlemlerin art niyetli olduğunu, ihtarname dahi çekmeden alacak davası açıldığını, ortada hiç anlaşmazlık yok iken müvekkillerine karşı icra takibi başlatıldığını, müvekkilleri şirket birlikteliğinin bir göstergesi olarak bu sözleşmeyi imzaladıklarını, fakat davacı tarafın hisse payını yatırdıktan sonra sürekli müvekkillerinden elden para alarak ödediği 105.000 TL'yi 6 ay gibi kısa bir sürede geri aldığını, davacının temsilcisi olan ....’nun ise sürekli iş yerinde adaba mugayir hareketler yaparak müvekkillerini zarara uğrattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sunulmuş olan 2007-2008-2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ancak kapanış tasdik zorunluluğu bulunan yevmiye defteri ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğu, defter kayıtlarının tek düzen muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak tutulduğu, davalı şirketin toplam % 7'lik payının davacıya devrine ilişkin yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davalı şirketin paylarını devreden ortaklar olan davalılar ... ve ...'ın her birinin toplam 105.000,00 TL alacağın yarısından sorumlu olduğu ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 105.000,00 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinden kaynaklı ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,... Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğu, payını devreden davalı ortaklar ... ve davalı ...’in ödenen bedeli iade yükümlülükleri olduğu ve davalı şirketin sorumlu olmadığı belirtilmiş; mahkemece ise, kararın gerekçesinde davalı ... ve davalı ...’in toplam 105.000,00 TL alacağın yarısından sorumlu olduğu belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken “105.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423927200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz