6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi sözleşmesi kapsamında

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10950 E. 2018/3322 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi tahsis ücreti ticari kredi ba formu sözleşmeye aykırılık genel kredi sözleşmesi tbk 99 komisyon istirdat ek tasfiye kredi sözleşmesi dosya masrafı temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: TBK · BK · TMK — TMK 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu kesintilerin olduğu döneme ilişkin bilgilendirme formlarının imzasız olduğu, masraf ve kesinti yapılacağına dair şartların bulunduğu iddia edilen sözleşme şartlarının dosyaya sunulan sözleşme metninde yer almadığı, davacının yeterince bilgilendirilmediği, kesintilerin taraflar arasında usulüne uygun olarak müzakere edilmediği, bu şekliyle yapılan kesintilerin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve TMK'nin 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen kredi tahsis ücretinin istirdadı istemine ilişkindir. Davacı, davalıdan kullandığı krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmesi Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nin yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. '' hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerin 2005-2010

yılları arasında akdedildiği, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmesi hakkında TMK’nin 2. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınıp taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan komisyon ve ücretlere ilişkin hükümler de değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi olduğu kabul edilip davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla da bakıldığı halde, “davaya konu kesintilerin olduğu döneme ilişkin bilgilendirme formlarının imzasız olduğu, masraf ve kesinti yapılacağına dair şartların bulunduğu iddia edilen sözleşme şartlarının dosyaya sunulan sözleşme metninde yer almadığı, davacının yeterince bilgilendirilmediği, kesintilerin taraflar arasında usulüne uygun olarak müzakere edilmediği, bu şekliyle yapılan kesintilerin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve TMK'nin 2. maddesine aykırı olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/10950 E.  ,  2018/3322 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/04/2016 tarih ve 2014/908-2016/326 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı bankadan ticari konut kredisi kullandığını, söz konusu kredi nedeniyle kendisinden dosya masrafı, kredi tahsis ve değerlendirme, yapılandırma komisyonu adı altında toplam 6.411,25 TL masraf alındığını, alınan bedellerin hiçbir gerekçesinin bulunmadığını, yapılan kesintilerin yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek tahsil edilen 6.411,25 TL'nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, açılan davanın yasal dayanağı bulunmadığını, davalıdan tahsil edilen meblağın bankacılık hizmetleri bedeli olduğunu, davacının sözleşmeden cayarak iade isteminde bulunmasının yasaya ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu kesintilerin olduğu döneme ilişkin bilgilendirme formlarının imzasız olduğu, masraf ve kesinti yapılacağına dair şartların bulunduğu iddia edilen sözleşme şartlarının dosyaya sunulan sözleşme metninde yer almadığı, davacının yeterince bilgilendirilmediği, kesintilerin taraflar arasında usulüne uygun olarak müzakere edilmediği, bu şekliyle yapılan kesintilerin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve TMK'nin 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri uyarınca davalı banka tarafından kesilen kredi tahsis ücretinin istirdadı istemine ilişkindir. Davacı, davalıdan kullandığı krediler uyarınca banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürmüştür. Anılan kredi sözleşmesi Genel Kredi Sözleşmesi olup 6098 sayılı TBK'nin yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.

Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. '' hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerin 2005-2010

yılları arasında akdedildiği, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nin ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, ticari kredi mahiyetindeki kredi sözleşmesi hakkında TMK’nin 2. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alınıp taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan komisyon ve ücretlere ilişkin hükümler de değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ticari kredi olduğu kabul edilip davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla da bakıldığı halde, “davaya konu kesintilerin olduğu döneme ilişkin bilgilendirme formlarının imzasız olduğu, masraf ve kesinti yapılacağına dair şartların bulunduğu iddia edilen sözleşme şartlarının dosyaya sunulan sözleşme metninde yer almadığı, davacının yeterince bilgilendirilmediği, kesintilerin taraflar arasında usulüne uygun olarak müzakere edilmediği, bu şekliyle yapılan kesintilerin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve TMK'nin 2.

maddesine aykırı olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423448500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.