İşletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9847 E. 2018/3431 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamlı icra takibi↗ ilamlı icra↗ zapta karşı tekeffül↗ rücu hakkı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ satış sözleşmesi↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ rücuen tazminat↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ işlemiş faiz↗ kâr dağıtımı↗ maddi ve manevi tazminat↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7/4-6 maddeleri gereğince 24/07/2006 işletme hakkı devir tarihinden önce meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı tarafından ödenen tazminat ve icra masraflarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 455.988,96 TL'nin davalıdan tahsiline, bu miktarın 26.683,96 TL’sine 05/10/2011 tarihinden itibaren, 429.305,00 TL’sine ise 06/09/2011 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince .... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2011/4778 Esas sayılı dosyasıyla maddi tazminatın bakıcı giderleri dışında kalan kısmı ile işlemiş faizinin tahsili amacıyla ilamlı takip yapıldığı, .... İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki ilamlı icra dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu bedelin davalıdan tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dayanak .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamı bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibine konu edilmiş olup, bu davanın davacısı olan ... vekilinin ilama dayalı tek icra takibi yapmayarak davacı ... aleyhine iki ayrı icra takibine girişmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunması nedeniyle davacı tarafça aleyhine girişilen ikinci icra takibi yönünden şikayet hakkını kullanarak ikinci takip iptal ettirilebilecekken, bu hakkını kullanmaması sebebiyle her iki ilamlı icra dosyasıyla oluşan ve fazladan ödediği vekalet ücreti ve masraflardan davalıyı sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Yani, dayanak mahkeme ilamı bölünmeksizin davacı aleyhine tek ilamlı icra takibi yapılması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti ve masraflar ile ilamın bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibi yoluyla takibe konulması nedeniyle ödenen vekalet ücreti ve masraflar arasındaki farkı davacının açıklanan şikayet hakkını kullanmaması nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafından aleyhine girişilen icra dosyalarına yapılan tüm ödemelerden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ....'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı .... Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş'ye devredilerek 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 28/06/2013 tarihinde ...tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...nin özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ....'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/06/2013 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ....'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.06.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İşletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8899 E. 2023/500 K.
Ortak:ilamlı icra takibi · ilamlı icra · hakkın kötüye kullanılması · şikayet · rücuen tazminat · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · dosya masrafı
İncelediğiniz kararda… a takibine konu edilmiş olup, bu davanın davacısı olan ... vekilinin ilama dayalı tek icra takibi yapmayarak davacı ... aleyhine iki ayrı icra takibine girişmesinin «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde bulunması nedeniyle davacı tarafça aleyhine girişilen ikinci icra takibi yönünden «şikayet» hakkını kullanarak ikinci takip iptal ettirilebilecekken, bu hakkını kullanmaması sebebiyle her iki «ilamlı icra» dosyasıyla oluşan ve fazladan ödediği «vekalet ücreti» ve «masraflardan» davalıyı sorumlu tutmak doğru olmayacaktır.
Yani, dayanak mahkeme ilamı bölünmeksizin davacı aleyhine tek «ilamlı icra takibi» yapılması halinde ödenmesi gereken «vekalet ücreti» ve «masraflar» ile ilamın bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibi yoluyla takibe konulması nedeniyle ödenen vekalet ücreti ve masraflar arasındaki farkı davacının açıklanan «şikayet» hakkını kullanmaması nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafından aleyhine girişilen icra …
İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile «işlemiş faizin» tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki «ilamlı icra» dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, «dağıtım» faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu …
Benzer bu kararda… takibine konu edilmiş olup, bu davanın davacısı olan ... vekilinin ilama dayalı tek icra takibi yapmayarak davacı ...Ş. aleyhine iki ayrı icra takibine girişmesinin «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde bulunması nedeniyle davacı tarafça aleyhine girişilen ikinci icra takibi yönünden «şikayet» hakkını kullanarak ikinci takip iptal ettirilebilecekken, bu hakkını kullanmaması sebebiyle her iki «ilamlı icra» dosyasıyla oluşan ve fazladan ödediği «vekalet ücreti» ve «masraflardan» davalıyı sorumlu tutmak doğru olmayacaktır.
Yani, dayanak mahkeme ilamı bölünmeksizin davacı aleyhine tek «ilamlı icra takibi» yapılması halinde ödenmesi gereken «vekalet ücreti» ve «masraflar» ile ilamın bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibi yoluyla takibe konulması nedeniyle ödenen vekalet ücreti ve masraflar arasındaki farkı davacının açıklanan «şikayet» hakkını kullanmaması nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafından aleyhine girişilen icra …
İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile «işlemiş faizin» tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki «ilamlı icra» dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, «dağıtım» faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · zamanaşımı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin «zamanaşımına» uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, Mahkemece bilirkişi kök ve ek raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği gibi raporların denetime uygun olmadığını, bunun yanında savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmemelerine rağmen davacı yanca bozmadan sonra sunulan delillere dayalı olarak hesaplama yapılmasının da doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemişti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/836 E. 2018/2689 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile «işlemiş faizin» tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki «ilamlı icra» dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, «dağıtım» faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · harç · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «harç» ve «masraflar» için davalıya «rücu» edilemeyeceği gerekçesiyle davacının harç ve masraflarına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, «rücuya» konu dava nedeniyle yapılan temyiz «harç» ve «masraflarının» İHDS kapsamında olmadığına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu dava nedeniyle yapılan «harç» ve «masraf» ödemelerinden de İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9547 E. 2017/3332 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · rücuen tazminat · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince ....
… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · üçüncü kişi · kâr kaybı · harç · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» zararına karşılık 16.763,90 TL ödediği ve bu bedel ile temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 17.053,13 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hük …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1986 E. 2018/2693 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · rücuen tazminat · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince ....
… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · üçüncü kişi · kâr kaybı · harç · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» alacağına karşılık icra dosyasına 290.307,92 TL ödediği ve bu bedel ile 5.000,00 TL temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 295.307,92 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5072 E. 2017/6866 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · rücuen tazminat · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince ....
… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Dava, «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
… yılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı · harç
Benzer bu karardaRücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hük …
… me tarihi olan 25.08.2010 tarihinden itibaren" ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca «harç» alınmasına mahal olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/130 E. 2018/3214 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile «işlemiş faizin» tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki «ilamlı icra» dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, «dağıtım» faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu …
Benzer bu kararda… yılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… kapsamına göre; İHDS gereği önceki dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülükleri ...' a ait olması nedeni ile davacının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu, «rücu» talebine konu davanın ...'a açıldığı, İHDS’nin 7.2 maddesi gereğince davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği ve ihbarda bulunmadığı için kesinleşme tarihine olan borcu rücu edebileceği, kesinleşme tarihinden sonraki icra «masraflarının» ...'dan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 73.307,50 TL rücuen alacağın ve 3.300,60 TL temyiz «harç» ve masraflarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · ihbar · harç · kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… kapsamına göre; İHDS gereği önceki dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülükleri ...' a ait olması nedeni ile davacının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu, «rücu» talebine konu davanın ...'a açıldığı, İHDS’nin 7.2 maddesi gereğince davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği ve ihbarda bulunmadığı için kesinleşme tarihine olan borcu rücu edebileceği, kesinleşme tarihinden sonraki icra «masraflarının» ...'dan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 73.307,50 TL rücuen alacağın ve 3.300,60 TL temyiz «harç» ve masraflarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu uyuşmazlığın İHDS’nin 7.4 ve 7.6 maddesi kapsamında olduğu, bu nedenle davacının açılan davayı ve yapılan icra takibini davalı şirkete «ihbar yükümlülüğü» bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 98.791,93 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutarın 95.020,23 TL'sine 27/09/2010, 3.300,60 TL'sine 07/12/2015 ve 471,10 TL'sine 10/04/2007 ödeme tarihlerinden itibaren «avans faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.060,48 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07/05/2018 tarihinde «kesin» olarak oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1084 E. 2018/2695 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · rücuen tazminat · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince ....
… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Benzer bu karardaDiğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
2- Dava, «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı · harç
Benzer bu karardaRücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hü …
… oluştuğu, davalı tarafın dava dışı kişiye vermiş olduğu zararın davacı tarafça karşılandığı, İHDS’nin 7. maddesi gereğince davacının ödemiş olduğu parayı ve temyiz «harç» ve «masrafını» davalıdan tahsil etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.855,58 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1061 E. 2018/2690 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… ılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiye'deki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. .... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile «işlemiş faizin» tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki «ilamlı icra» dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, «dağıtım» faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu …
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 31.08.2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili ihtilafın İHDS’nin imza tarihinden öncesine ait olduğundan, ilamlarda hüküm altına alınan ve icra dosyalarında «üçüncü kişiye» ödenen bedellerden davalı ...'ın sorumlu olduğu, ancak davacı tarafından 24.07.2006 tarihinden önce yapılan karar, temyiz ve onama harçları ile ilgili ödemelerin davalıya «rücu» edilemeyeceği, yine davacı tarafından talep edilen diğer ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.392,87 TL'nin ve 17.198.45 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · üçüncü kişi · harç
Benzer bu kararda2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının İHDS’den sonra yaptığı temyiz «harç» ve «masraflarına» yönelik talebinin, davacı tarafından yapıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
… tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili ihtilafın İHDS’nin imza tarihinden öncesine ait olduğundan, ilamlarda hüküm altına alınan ve icra dosyalarında «üçüncü kişiye» ödenen bedellerden davalı ...'ın sorumlu olduğu, ancak davacı tarafından 24.07.2006 tarihinden önce yapılan karar, temyiz ve onama harçları ile ilgili ödemelerin davalıya «rücu» edilemeyeceği, yine davacı tarafından talep edilen diğer ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.392,87 TL'nin ve 17.198.45 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/630 Esas sayılı dosyasında davacının 24.10.2007 tarihinde 82,20 TL ve 16.10.2008 tarihinde ise 398,20 TL «harç» ve «masraf» ödemesi yaptığı, yine ...
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/157 esas sayılı dosyasında ise 17.11.2009 tarihinde 411,43 TL «harç» ve «masraf» ödemesi yaptığı, davalının bu ödemelerin kendisi tarafından yapıldığına dair bir savunmasının da olmadığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9847 E. , 2018/3431 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2016 tarih ve 2015/388-2016/196 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24/07/2006 tarihinde “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada ....Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda müvekkili tarafından icra dosyalarına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek davacı tarafından ödenen 455.988,96 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7/4-6 maddeleri gereğince 24/07/2006 işletme hakkı devir tarihinden önce meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı tarafından ödenen tazminat ve icra masraflarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 455.988,96 TL'nin davalıdan tahsiline, bu miktarın 26.683,96 TL’sine 05/10/2011 tarihinden itibaren, 429.305,00 TL’sine ise 06/09/2011 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamıyla .... vekilince açılan dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, ilgili kararın kesinleşmesi üzerine ... vekilince .... Elektrik Dağıtım A.Ş. aleyhine Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2011/4778 Esas sayılı dosyasıyla maddi tazminatın bakıcı giderleri dışında kalan kısmı ile işlemiş faizinin tahsili amacıyla ilamlı takip yapıldığı, .... İcra Müdürlüğünün 2011/4952 Esas sayılı dosyasıyla ise ilamda alacaklı lehine hükmedilmiş vekalet ücretleri ile işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamlı takibe girişildiği, davacı tarafından her iki ilamlı icra dosyasına toplam 455.988,96 TL ödeme yapıldığı, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü döneme ait olması sebebiyle taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu bu bedelin davalıdan tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dayanak .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli 2004/440 Esas 2010/118 Karar sayılı ilamı bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibine konu edilmiş olup, bu davanın davacısı olan ... vekilinin ilama dayalı tek icra takibi yapmayarak davacı ... aleyhine iki ayrı icra takibine girişmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunması nedeniyle davacı tarafça aleyhine girişilen ikinci icra takibi yönünden şikayet hakkını kullanarak ikinci takip iptal ettirilebilecekken, bu hakkını kullanmaması sebebiyle her iki ilamlı icra dosyasıyla oluşan ve fazladan ödediği vekalet ücreti ve masraflardan davalıyı sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Yani, dayanak mahkeme ilamı bölünmeksizin davacı aleyhine tek ilamlı icra takibi yapılması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti ve masraflar ile ilamın bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibi yoluyla takibe konulması nedeniyle ödenen vekalet ücreti ve masraflar arasındaki farkı davacının açıklanan şikayet hakkını kullanmaması nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafından aleyhine girişilen icra dosyalarına yapılan tüm ödemelerden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile .... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ....'a ait olmakla birlikte, ....'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ....'a ait olmak üzere 28.06.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı .... Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş'ye devredilerek 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 28/06/2013 tarihinde ...tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...nin özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ....'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ....'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/06/2013 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ....'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28.06.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 28.06.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 28.06.2013 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 28.06.2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddiyle yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423029700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz