Tapu İptali Ve Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9576 E. 2018/3159 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münferit yetki↗ terditli dava↗ tapu iptali ve tescil↗ ön inceleme aşaması↗ şirketin tasfiyesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ muvazaa↗ ibra↗ zamanaşımı def'i↗ derdestlik↗ def'i↗ fer'i müdahil↗ taraf ehliyeti↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; ...'nın 341. maddesinde şirket adına davanın açılması hususunun düzenlendiği, buna göre şirket genel kurulunca bu konuda bir karar alınmış olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği, ayrıca ana sermayenin en az 1/... oranında pay sahiplerinin dava açılması konusunda oy kullanmaları halinde bu karar ve talep doğrultusunda dava açılması gerektiği, dava konusu olayda genel kurulun aldığı bir karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta ehliyetlerinin olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola terk işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda yönetim kurulu tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ... ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile ibra edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin tek malvarlığı değeri olan taşınmazının dönemin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkindir.
Davacı şirketin 30/09/2011 tarihli genel kurulunda şirketin tasfiyesine, ..., .... ve ....’ın tasfiye kurulu olarak seçilmelerine, Av. .... ile ...’e şirketi temsilen vekalet verilmesine karar verildiği, eldeki davanın davacı Tafiye Halinde ... Kayısı Kurutma ve Pulp Fabrikaları A.Ş. adına müştereken tasfiye memurları .... ile...’ın Av. ... ile ...’i vekil tayin ettikleri vekaletnameye istinaden davacı şirket vekili tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tasfiye halindeki davacı şirketi temsile yetkili tasfiye kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletnameye istinaden dava açılması hukuka uygun olup davacıların görülmekte olan davayı açmakta ehliyetlerinin olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Bununla birlikte, dava dilekçesinde muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmiş olup, terditli olarak talepte bulunulmuştur. İlk talep muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının zamanaşımına uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden zamanaşımı def’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hükmü nazara alınarak ... ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin de uygulanamayacağı gerekçesine yer verilmesi doğru olmamıştır.
Dosyada yer alan bilgilerden ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayılı dosyasıyla Tasfiye Halinde Kaykur Kayısı Kurutma ve Pulp […]...nin bir kısım ortakları tarafından ... İli ... İlçesi ... Köyünde kain eski 1270 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile şirket adına kayıt ve tescili, olmadığı takdirde tazmin olunacak miktarın şirkete ödenmesi talebiyle dava açıldığı, Tasfiye Halinde Kaykur Kayısı Kurutma ve Pulp Fabrikaları A.Ş. vekilince aynı taleple açılan ... .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/392 Esas sayılı dosyanın ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayılı dosyasıyla birleştirildiği, mahkemece verilen davaların reddine dair kararın karar düzeltme aşamasında Dairemizce bozulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Dairemiz bozma ilamı öncesinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayısı ile görülen dosyada davacı şirket tarafından açılan ve birleştirilerek görülen dava yönünden davalıların ve iddiaların tespiti ile derdestliğin değerlendirilmesi, hem davacı şirket hem davacı ortaklar tarafından açılan davalar ile eldeki davanın aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğduğu, taleplerin aynı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı şirket adına tescile, aksi takdirde tazmine ilişkin olduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunduğu nazara alınarak davaların bağlantılı olduğu kabul edilmeli; böylece, eldeki dava dosyasının Dairemiz bozma ilamı öncesinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayısı ile görülen dosya ile birleştirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tapu iptali ve tescili | Alacak | Tapu iptali ve tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5783 E. 2016/2370 K.
Ortak:terditli dava · tapu iptali ve tescil · muvazaa · ibra · taraf ehliyeti · yetki · terkin · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz kararda… karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetlerinin» olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ... ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, dava dilekçesinde «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil», olmadığı takdirde tazminat istenmiş olup, «terditli» olarak talepte bulunulmuştur.
İlk talep «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil» istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden «zamanaşımı def»’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten …
Benzer bu karardaFabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en «son» ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava «açma ehliyeti» bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış «yetkisinin» kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaya …
Dava, «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil», olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olup «terditli» olarak talepte bulunulmuştur.
Ayrıca, mahkemece «muvazaa» iddiası konusunda davacıların «delilleri toplanarak» muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun «ibra» edildiği ve TTK'nın 309. maddesinde düzenlenen «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · delil değerlendirmesi · mücerretlik · delillerin toplanmaması · hazirun cetveli · hamil · yetkisizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaFabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en «son» ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava «açma ehliyeti» bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış «yetkisinin» kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaya …
Mahkemece öncelikle davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davacıların 06.09.2011 ve 07.09.2011 tarihli dilekçeler ekinde sundukları «hamiline» yazılı hisse senetleri ve dosyada mevcut 30.09.2011 tarihli «hazirun cetvelinde» davacıların şirket ortağı olarak yer aldığı hususları değerlendirilmeden karar verilmiştir.
Bu kapsamda mahkemece öncelikle davacının «muvazaanın» varlığı konusundaki iddiası dikkate alınarak «delillerinin değerlendirilmesi», davaya konu satış işleminden dolayı «ibra» edilme hususunda ise, Dairemiz uygulaması doğrultusunda kural olarak, «mücerret» ibra edilmenin sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, sorumluluğun kalkabilmesi için, ibra edilen hususların genel kurulda açık ve ayrıntılı bir şekilde görüşülmesi, değerlendirilmesi ve bilançoda da gösterilmesi gerektiği dikkate alınarak şirketin 24.04.2003 tarihli genel kurul tutanağı incelenerek, yapılan ibra sırasında satış işleminin ve bilançonun açık şekilde tartışılıp tartışılmadığının tespiti ile bundan sonra özellikle davalılar arasındaki ilişki, satış değeri ile taşınmazın gerçek değeri arasında açık fark bulunup bulunmadığı, şirkete ait başka taşınmaz bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre muvazaa iddiası konusunda bir karar verilmesi ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağının da gözetilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar ... ... ... ... ve ... ... vekilinin k …
Ayrıca, mahkemece «muvazaa» iddiası konusunda davacıların «delilleri toplanarak» muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun «ibra» edildiği ve TTK'nın 309. maddesinde düzenlenen «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12697 E. 2015/10020 K.
Ortak:tapu iptali ve tescil · malvarlığına ilişkin dava · ibra · taraf ehliyeti · yetki · yönetim kurulu kararı · terkin · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz kararda… karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetlerinin» olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ... ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacı şirketin tek «malvarlığı» değeri olan taşınmazının dönemin «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkindir.
İlk talep «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil» istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden «zamanaşımı def»’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten …
Benzer bu kararda… p pay sahiplerinin talebi bulunmadığı, diğer taraftan görülmekte olan davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, bu nedenle davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetinin» bulunmadığı, ayrıca 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrımenkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı İ..
Ö..'a münferit olarak «yetki» verilmiş bulunduğu ve davaya konu edilen satış işlemi şirketin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6.maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, öte yandan da TTK'nın 309. maddesinde belirlenen «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin tek «malvarlığı» değeri olan taşınmazın dönemin «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkin olup, yargılama sırasında davacı yanında «feri müdahil» olarak davaya katılmak isteyen S..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · ara karar · hamil · hukuki yarar
Benzer bu karardaP..'ın davacı şirketin «hamiline» muharrer 100 hisse karşılığı hisse kuponunun elinde bulunduğuna dair noter tespit tutanağı sunmuş olması ve bu nedenle görülmekte olan bu davada «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılmış olması karşısında müdahilliği yönünde hüküm kurulması gerekirken, bu isteminin 11/09/2013 tarihli «ara» karar ile reddi doğru olmamıştır.
1- Dava, davacı şirketin tek «malvarlığı» değeri olan taşınmazın dönemin «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkin olup, yargılama sırasında davacı yanında «feri müdahil» olarak davaya katılmak isteyen S..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7996 E. 2013/22423 K.
Ortak:muvazaa · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz karardaİlk talep «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil» istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden «zamanaşımı def»’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten …
… karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetlerinin» olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ... ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, dava dilekçesinde «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil», olmadığı takdirde tazminat istenmiş olup, «terditli» olarak talepte bulunulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/«son» maddesinde, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağının belirlendiği, somut olayda; dava konusu taşınmazın satışının 09.04.2007 tarihinde gerçekleştirildiği, varsa davacı zararının, tapuda satışın gerçekle …
2- Ancak davacı, şirkete ait taşınmazın «şirket müdürü» davalı ... tarafından davalı ...'a «muvazaalı» olarak devredildiğini, bu sebeple «şirketin zarara» uğradığını iddia edip her iki davalıya da «husumet» yönelterek tazminat talep etmiştir.
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, anılan madde şirket yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davalarında uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · şirket zararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Ancak davacı, şirkete ait taşınmazın «şirket müdürü» davalı ... tarafından davalı ...'a «muvazaalı» olarak devredildiğini, bu sebeple «şirketin zarara» uğradığını iddia edip her iki davalıya da «husumet» yönelterek tazminat talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/«son» maddesinde, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağının belirlendiği, somut olayda; dava konusu taşınmazın satışının 09.04.2007 tarihinde gerçekleştirildiği, varsa davacı zararının, tapuda satışın gerçekle …
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, anılan madde şirket yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davalarında uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemektedir.
Bu nedenle 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinin, şirket yöneticisi olmayan tapudaki işlemde taraf olarak bulunup, taşınmazı devralan davalı ... hakkında da uygulanması mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9576 E. , 2018/3159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen .../03/2016 tarih ve 2016/275- 2016/543 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı şirket ve fer'i müdahiller ..., ..., ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen günde duruşmaya gelen davacı, fer'i müdahillerden ... ile asli müdahil ... vekili Av. ..., fer'i müdahillerden asil ..., davalılardan asil ..., kendi adına asaleten diğer ... ile ...'a vekaleten Av. ...... vekili Av. ..., ... Gıda Tic. A.Ş. ile ... vekili Av. ...'a Dairemizce verilen 16.06.2016 tarihli reddi hakim talebinin reddine dair verilen karar tebliğ edilip sözlü açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tek malvarlığı olan 1270 nolu taşınmazın, dönemin yönetim kurulu ve denetçileri olan davalılar ve davalı şirkete hukuka aykırı olarak değerinin çok altında muvazaalı olarak satıldığını, bu satış karşılığında şirket kasasına para girişi olmadığını, şirketin fiilen içinin boşaltıldığını, aynı taşınmaz ile ilgili olarak ortaklarca tapu iptali davası açılıp derdest olduğunu, davalılar ... ve ...’ın davalı şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, 111 adet dairenin davalı şirkete verildiğini, dava konusu taşınmazların iyiniyetli üçüncü kişilere satılması ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, davalılar adına yapılan usulsüz taşınmaz tescillerinin iptalini, davacı şirket adına tescilini, dava konusu taşınmazlar üzerine teminatsız olarak tedbir konulmasını, taşınmazların satılması ihtimaline binaen şimdilik 224.000 TL’nin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, şirket genel kurulunca alınan karara istinaden taşınmaz satışının gerçekleştirildiğini, işlemin sonraki genel kurul kararıyla onaylandığını, satış bedelinin şirket sermayesine dahil edildiğini, davalıların bir kısmının tapu kaydına dayalı devirler nedeniyle iyiniyetli bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; ...'nın 341. maddesinde şirket adına davanın açılması hususunun düzenlendiği, buna göre şirket genel kurulunca bu konuda bir karar alınmış olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği, ayrıca ana sermayenin en az 1/... oranında pay sahiplerinin dava açılması konusunda oy kullanmaları halinde bu karar ve talep doğrultusunda dava açılması gerektiği, dava konusu olayda genel kurulun aldığı bir karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta ehliyetlerinin olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8.
maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola terk işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda yönetim kurulu tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ...
ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile ibra edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin tek malvarlığı değeri olan taşınmazının dönemin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkindir.
Davacı şirketin 30/09/2011 tarihli genel kurulunda şirketin tasfiyesine, ..., .... ve ....’ın tasfiye kurulu olarak seçilmelerine, Av. .... ile ...’e şirketi temsilen vekalet verilmesine karar verildiği, eldeki davanın davacı Tafiye Halinde ... Kayısı Kurutma ve Pulp Fabrikaları A.Ş. adına müştereken tasfiye memurları .... ile...’ın Av. ... ile ...’i vekil tayin ettikleri vekaletnameye istinaden davacı şirket vekili tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tasfiye halindeki davacı şirketi temsile yetkili tasfiye kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletnameye istinaden dava açılması hukuka uygun olup davacıların görülmekte olan davayı açmakta ehliyetlerinin olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Bununla birlikte, dava dilekçesinde muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmiş olup, terditli olarak talepte bulunulmuştur. İlk talep muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının zamanaşımına uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden zamanaşımı def’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı hükmü nazara alınarak ... ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin de uygulanamayacağı gerekçesine yer verilmesi doğru olmamıştır.
Dosyada yer alan bilgilerden ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayılı dosyasıyla Tasfiye Halinde Kaykur Kayısı Kurutma ve Pulp […]...nin bir kısım ortakları tarafından ... İli ... İlçesi ... Köyünde kain eski 1270 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile şirket adına kayıt ve tescili, olmadığı takdirde tazmin olunacak miktarın şirkete ödenmesi talebiyle dava açıldığı, Tasfiye Halinde Kaykur Kayısı Kurutma ve Pulp Fabrikaları A.Ş. vekilince aynı taleple açılan ... .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/392 Esas sayılı dosyanın ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayılı dosyasıyla birleştirildiği, mahkemece verilen davaların reddine dair kararın karar düzeltme aşamasında Dairemizce bozulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Dairemiz bozma ilamı öncesinde ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayısı ile görülen dosyada davacı şirket tarafından açılan ve birleştirilerek görülen dava yönünden davalıların ve iddiaların tespiti ile derdestliğin değerlendirilmesi, hem davacı şirket hem davacı ortaklar tarafından açılan davalar ile eldeki davanın aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğduğu, taleplerin aynı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı şirket adına tescile, aksi takdirde tazmine ilişkin olduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte bulunduğu nazara alınarak davaların bağlantılı olduğu kabul edilmeli; böylece, eldeki dava dosyasının Dairemiz bozma ilamı öncesinde ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/454 Esas sayısı ile görülen dosya ile birleştirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket ve fer’i müdahiller ..., ..., ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacı ... Gıda Tic. A.Ş. ve asli müdahil ...'a verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, .../04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/421257400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz