Tapu iptali ve tescili | Alacak | Tapu iptali ve tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5783 E. 2016/2370 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava açma ehliyeti↗ ttk 309/4↗ terditli dava↗ delil değerlendirmesi↗ mücerretlik↗ tapu iptali ve tescil↗ delillerin toplanmaması↗ hazirun cetveli↗ aktif dava ehliyeti↗ muvazaa↗ ibra↗ hamil↗ taraf ehliyeti↗ yetki↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davada davacıların .... Kurutma ve .... Fabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en son ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava açma ehliyeti bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola terk işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile ibra edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık zamanaşımı süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış yetkisinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağı, birleşen davada davalıların şirket ortağı olmadıkları, iyi niyetli 3. kişi oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olup terditli olarak talepte bulunulmuştur. Mahkemece öncelikle davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davacıların 06.09.2011 ve 07.09.2011 tarihli dilekçeler ekinde sundukları hamiline yazılı hisse senetleri ve dosyada mevcut 30.09.2011 tarihli hazirun cetvelinde davacıların şirket ortağı olarak yer aldığı hususları değerlendirilmeden karar verilmiştir. Ayrıca, mahkemece muvazaa iddiası konusunda davacıların delilleri toplanarak muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun ibra edildiği ve TTK'nın 309. maddesinde düzenlenen zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dava dilekçesindeki talep yukarıda açıklandığı gibi terditli olup, ilk talep muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğuna göre öncelikle bu talebin incelenmesi gerekir. Bu kapsamda mahkemece öncelikle davacının muvazaanın varlığı konusundaki iddiası dikkate alınarak delillerinin değerlendirilmesi, davaya konu satış işleminden dolayı ibra edilme hususunda ise, Dairemiz uygulaması doğrultusunda kural olarak, mücerret ibra edilmenin sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, sorumluluğun kalkabilmesi için, ibra edilen hususların genel kurulda açık ve ayrıntılı bir şekilde görüşülmesi, değerlendirilmesi ve bilançoda da gösterilmesi gerektiği dikkate alınarak şirketin 24.04.2003 tarihli genel kurul tutanağı incelenerek, yapılan ibra sırasında satış işleminin ve bilançonun açık şekilde tartışılıp tartışılmadığının tespiti ile bundan sonra özellikle davalılar arasındaki ilişki, satış değeri ile taşınmazın gerçek değeri arasında açık fark bulunup bulunmadığı, şirkete ait başka taşınmaz bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre muvazaa iddiası konusunda bir karar verilmesi ve muvazaa iddiasının zamanaşımına uğramayacağının da gözetilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar ... ... ... ...
ve ... ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 04.11.2014 gün ve 2013/9176-2014/16815 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacılar ... ... ... ... ve ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9576 E. 2018/3159 K.
Ortak:terditli dava · tapu iptali ve tescil · muvazaa · ibra · taraf ehliyeti · yetki · terkin · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaFabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en «son» ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava «açma ehliyeti» bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış «yetkisinin» kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaya …
Dava, «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil», olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olup «terditli» olarak talepte bulunulmuştur.
Ayrıca, mahkemece «muvazaa» iddiası konusunda davacıların «delilleri toplanarak» muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun «ibra» edildiği ve TTK'nın 309. maddesinde düzenlenen «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… karar veya ana sermayenin 1/...'na sahip pay sahiplerinin talebinin bulunmadığı, davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetlerinin» olmadığı, 08.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı ...'a münferit olarak yetki verildiği, ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı hükmünün bulunduğu, dava konusu edilen taşınmazın ....11.2002 tarihinde satıldığı, ... ve 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğu, satışın yapıldığı esnada yetkinin verilmesi ve satış sırasında yetkinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı, davaya konu edilen satış işleminin şirketin yönetim kurulunun ....04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte, dava dilekçesinde «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil», olmadığı takdirde tazminat istenmiş olup, «terditli» olarak talepte bulunulmuştur.
İlk talep «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil» istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden «zamanaşımı def»’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · derdestlik · def'i · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · temsil
Benzer bu karardaDavacı şirketin 30/09/2011 tarihli genel kurulunda «şirketin tasfiyesine», ..., .... ve ....’ın «tasfiye» kurulu olarak seçilmelerine, Av. .... ile ...’e şirketi «temsilen» vekalet verilmesine karar verildiği, eldeki davanın davacı Tafiye Halinde ...
1-Dava, davacı şirketin tek «malvarlığı» değeri olan taşınmazının dönemin «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkindir.
Dolayısıyla «tasfiye» halindeki davacı şirketi «temsile» yetkili tasfiye kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletnameye istinaden dava açılması hukuka uygun olup davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetlerinin» olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
İlk talep «muvazaa» nedeniyle «tapu iptali tescil» istemine ilişkin bulunduğundan ve muvazaa iddiasının «zamanaşımına» uğramayacağı gözetilerek bu talep yönünden «zamanaşımı def»’inin reddi gerekirken, 6762 sayılı ...'nın 309. maddesinde sorumlu olan kimselere karşı tazminat hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12697 E. 2015/10020 K.
Ortak:tapu iptali ve tescil · ibra · hamil · taraf ehliyeti · yetki · terkin · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaFabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en «son» ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava «açma ehliyeti» bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık «zamanaşımı» süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış «yetkisinin» kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaya …
Mahkemece öncelikle davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davacıların 06.09.2011 ve 07.09.2011 tarihli dilekçeler ekinde sundukları «hamiline» yazılı hisse senetleri ve dosyada mevcut 30.09.2011 tarihli «hazirun cetvelinde» davacıların şirket ortağı olarak yer aldığı hususları değerlendirilmeden karar verilmiştir.
Ayrıca, mahkemece «muvazaa» iddiası konusunda davacıların «delilleri toplanarak» muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun «ibra» edildiği ve TTK'nın 309. maddesinde düzenlenen «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… p pay sahiplerinin talebi bulunmadığı, diğer taraftan görülmekte olan davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, bu nedenle davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetinin» bulunmadığı, ayrıca 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrımenkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı İ..
Ö..'a münferit olarak «yetki» verilmiş bulunduğu ve davaya konu edilen satış işlemi şirketin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6.maddesi ile «ibra» edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, öte yandan da TTK'nın 309. maddesinde belirlenen «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
P..'ın davacı şirketin «hamiline» muharrer 100 hisse karşılığı hisse kuponunun elinde bulunduğuna dair noter tespit tutanağı sunmuş olması ve bu nedenle görülmekte olan bu davada «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılmış olması karşısında müdahilliği yönünde hüküm kurulması gerekirken, bu isteminin 11/09/2013 tarihli «ara» karar ile reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · feri müdahil · ara karar · hukuki yarar · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda1- Dava, davacı şirketin tek «malvarlığı» değeri olan taşınmazın dönemin «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeleri ile üçüncü kişilere satıldığı, ancak bu paranın şirket kasasına girmediği, davalıların şirketin taşınmazını edinmelerinin yasal olmadığı, satış ve devirlerin batıl olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmaması halinde tazmin istemine ilişkin olup, yargılama sırasında davacı yanında «feri müdahil» olarak davaya katılmak isteyen S..
P..'ın davacı şirketin «hamiline» muharrer 100 hisse karşılığı hisse kuponunun elinde bulunduğuna dair noter tespit tutanağı sunmuş olması ve bu nedenle görülmekte olan bu davada «hukuki yararı» bulunduğunun anlaşılmış olması karşısında müdahilliği yönünde hüküm kurulması gerekirken, bu isteminin 11/09/2013 tarihli «ara» karar ile reddi doğru olmamıştır.
… p pay sahiplerinin talebi bulunmadığı, diğer taraftan görülmekte olan davayı şirketin denetçilerinin açmadığı, bu nedenle davacıların görülmekte olan davayı açmakta «ehliyetinin» bulunmadığı, ayrıca 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrımenkullerin ifraz, tevhit, yola «terk» işlemlerini yapmaya ilgili gayrimenkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna «yetki» verildiği, 18.04.2002 tarihinde ise aynı konuda «yönetim kurulu» tarafından yönetim kurulu başkanı İ..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5783 E. , 2016/2370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 23/01/2013
NUMARASI 2012/454-2013/23
Taraflar arasında görülen davada ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/01/2013 gün ve 2012/454 - 2013/23 sayılı kararı onayan Daire'nin 04/11/2014 gün ve 2013/9176 - 2014/16815 sayılı kararı aleyhinde davacılar ... ... ... ... ve ... ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, şirket ortağı olan müvekkillerinin bir rastlantı sonucu 20 Haziran 2011 günü .... Vergi Mahkemesi'nin 2007/459-462 esaslı davalarda vermiş olduğu 2009/32-35 sayılı kararlarının varlığından haberdar olduklarını, ortağı oldukları dava dışı şirketin tek taşınmazını teşkil eden 1270 numaralı parselin fiili ve hukuki akıbeti hakkında bilgi toplamaya başladıklarını, şirket yönetiminde ve denetiminde söz sahibi davalıların şirketi fiilen tasfiye etmek maksadıyla neredeyse tek gerçek mal varlığı olan 1270 numaralı parseli aralarında paylaştıklarını, bu maksatla 1270 numaralı parseli 224.000 TL karşılığı şirketten satın almış gibi gösterdiklerini, bu parayı şirket sermayesinin artırımında kullanmaya karar verdiklerini, ancak şirket kasasına koymadıklarını, 1270 numaralı parselin değerini gerçek değerinin çok altında gösterdiklerini, müvekkilleri gibi devirden hiç haberi olmayan diğer pay sahiplerini ve devleti kandırdıklarının anlaşıldığını ileri sürerek, devirlerin butlanına karar verilerek 1270 numaralı parsel üzerinde hali hazırda davalılar lehine yolsuz taşınmaz tescillerinin iptali ile ....Kurutma ve ....
Fabrikası A.Ş. adına tescillerine, aksi halde 224.000 TL'nin davalılardan tahsili ile anılan şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadan hareketle davalıların iyi niyetli olmadıklarını, taşınmazı devir alırken özenli davranmadıklarını iddia ederek, davaya konu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline, aksi halde şimdilik 20.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada bir kısım davalılar vekilleri ve davalılar, davanın aktif husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada davacıların .... Kurutma ve .... Fabrikası A.Ş.'nin ortağı olmadıklarının en son ortakları gösterir 12.08.2011 tarihli hazirun listesinden anlaşıldığı, davacıların dava açma ehliyeti bulunmadığı, diğer taraftan 08.07.2000 tarihinde şirketin yapılan genel kurul toplantısının gündemin 8. maddesinde şirket adına kayıtlı bulunan gayrı menkullerin ifraz, tevhit, yola terk işlemlerini yapmaya ilgili gayrı menkulleri dilediği bedel ve şartlarda dilediği kimselere hisseli veya hissesiz, toptan veya parça parça satmaya, satış bedelini almaya ahzu kabza, ilgili tapu müdürlüklerine, tapu ferağlarını vermeye genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiği, satış işleminin yönetim kurulunun 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısının 6.
maddesi ile ibra edilmesi sonucu geçerlilik kazandığı, ayrıca, TTK 309 maddesinde düzenlenen 2-5 yıllık zamanaşımı süresinin satış tarihi ve dava tarihi arasında geçtiği, satış yetkisinin kullanması konusunda kanuna aykırı ceza hukuku anlamında sorumluluğu gerektirir bir durum söz konusu olmadığından olayda uzamış zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağı, birleşen davada davalıların şirket ortağı olmadıkları, iyi niyetli 3. kişi oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olup terditli olarak talepte bulunulmuştur. Mahkemece öncelikle davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davacıların 06.09.2011 ve 07.09.2011 tarihli dilekçeler ekinde sundukları hamiline yazılı hisse senetleri ve dosyada mevcut 30.09.2011 tarihli hazirun cetvelinde davacıların şirket ortağı olarak yer aldığı hususları değerlendirilmeden karar verilmiştir. Ayrıca, mahkemece muvazaa iddiası konusunda davacıların delilleri toplanarak muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yönetim kurulunun ibra edildiği ve TTK'nın 309.
maddesinde düzenlenen zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dava dilekçesindeki talep yukarıda açıklandığı gibi terditli olup, ilk talep muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğuna göre öncelikle bu talebin incelenmesi gerekir. Bu kapsamda mahkemece öncelikle davacının muvazaanın varlığı konusundaki iddiası dikkate alınarak delillerinin değerlendirilmesi, davaya konu satış işleminden dolayı ibra edilme hususunda ise, Dairemiz uygulaması doğrultusunda kural olarak, mücerret ibra edilmenin sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, sorumluluğun kalkabilmesi için, ibra edilen hususların genel kurulda açık ve ayrıntılı bir şekilde görüşülmesi, değerlendirilmesi ve bilançoda da gösterilmesi gerektiği dikkate alınarak şirketin 24.04.2003 tarihli genel kurul tutanağı incelenerek, yapılan ibra sırasında satış işleminin ve bilançonun açık şekilde tartışılıp tartışılmadığının tespiti ile bundan sonra özellikle davalılar arasındaki ilişki, satış değeri ile taşınmazın gerçek değeri arasında açık fark bulunup bulunmadığı, şirkete ait başka taşınmaz bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre muvazaa iddiası konusunda bir karar verilmesi ve muvazaa iddiasının zamanaşımına uğramayacağının da gözetilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar ...
... ... ...
ve ... ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 04.11.2014 gün ve 2013/9176-2014/16815 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacılar ... ... ... ... ve ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar ... ... ... ... ve ... ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 04.11.2014 gün ve 2013/9176-2014/16815 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacılar ... ... ... ... ve ... ... yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının istekleri halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 03/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/180086300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz