Sahte imza
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10444 E. 2018/2625 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte imza↗ sahtecilik↗ ortaklık ilişkisi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu markanın davacıya ait işletme tarafından kullanıldığı, TPE'ye yapılan başvuruda davalının imzasının sahte olarak taklit edilerek marka başvurusunun yapıldığı, dolayısı ile sahte imza nedeni ile TPE'ye yapılan başvurunun geçerli olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nın 1521. maddesine göre ticaret şirketlerinde ortaklık ilişkisi sebebiyle şirket müdürüne karşı açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacak olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, şirkete ait markanın, şirket adına tescil ettirilmesi gerekirken, davalı şirket müdürünün markayı kendi adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Hükümsüzlüğü istenilen 2011/70081 sayılı marka başvurusu, davalının verdiği yetkiye istinaden marka vekili... tarafından yapılmış olup taraflarca marka başvurusunun sahte imzayla yapıldığı yönünde ileri sürülen bir iddia bulunmadığı gibi, ... Asliye 1. Ceza Mahkemesince yapılan sahtecilik incelemesi de marka başvurusu belgesi hakkında değildir. O nedenle ilk derece mahkemesince TPE'ye yapılan başvuruda davalının imzasının taklit edilerek başvuru yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü doğru değildir. Mahkemece davalının markayı şirket adına tescil ettirmesi gerekirken kendi adına tescil ettirdiği iddiasının 556 sayılı marka KHK'nın 17. ve MK'nın 2. maddesi çerçevesinde kötü niyetle yapılmış marka başvurusu niteliğinde olup olmadığı ve bu sebeple markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/502 E. 2018/6405 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · mazeret · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · ön inceleme duruşması · şirket müdürü · davanın açılmamış sayılması
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, mahkemece «takipsiz» bırakılan «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
1521. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğu, dosyanın ilk olarak 04.10.2010 tarihli duruşmada «takipsiz» bırakıldığından «işlemden kaldırıldığı», «yenilenen» dosyanın «son» duruşma için de takipsiz bırakıldığı, HMK 320/4. maddesi uyarınca, basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması durumunda açılmamış sayılacağı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca «şirket müdürü» aleyhine sorumluluk ve tazminat davasının ...
Davacılarca, 04.10.2010 tarihinde takip edilmeyen davanın «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş ve dava bir kez «yenilenmiştir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10444 E. , 2018/2625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2016 tarih ve 2016/129-2016/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı ...'in ise müdür olarak görev yaptığı dönemde dava dışı ... Turizm Ticaret İthalat ihracat ve San. Ltd.Şti. tarafından işletilen barın adı olan "..." adlı markayı şirket adına tescil ettirmesi gerekirken kendi şahsı adına Marka Patent Kurumuna tescil ettirdiğini ileri sürerek bu durumun tespitini, 28/9/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de markanın tescilinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin eşine karşı marka hakkına tecavüzden dolayı ceza davası açtığını ve bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu markanın davacıya ait işletme tarafından kullanıldığı, TPE'ye yapılan başvuruda davalının imzasının sahte olarak taklit edilerek marka başvurusunun yapıldığı, dolayısı ile sahte imza nedeni ile TPE'ye yapılan başvurunun geçerli olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nın 1521. maddesine göre ticaret şirketlerinde ortaklık ilişkisi sebebiyle şirket müdürüne karşı açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacak olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, şirkete ait markanın, şirket adına tescil ettirilmesi gerekirken, davalı şirket müdürünün markayı kendi adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Hükümsüzlüğü istenilen 2011/70081 sayılı marka başvurusu, davalının verdiği yetkiye istinaden marka vekili... tarafından yapılmış olup taraflarca marka başvurusunun sahte imzayla yapıldığı yönünde ileri sürülen bir iddia bulunmadığı gibi, ... Asliye 1. Ceza Mahkemesince yapılan sahtecilik incelemesi de marka başvurusu belgesi hakkında değildir. O nedenle ilk derece mahkemesince TPE'ye yapılan başvuruda davalının imzasının taklit edilerek başvuru yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü doğru değildir. Mahkemece davalının markayı şirket adına tescil ettirmesi gerekirken kendi adına tescil ettirdiği iddiasının 556 sayılı marka KHK'nın 17.
ve MK'nın 2. maddesi çerçevesinde kötü niyetle yapılmış marka başvurusu niteliğinde olup olmadığı ve bu sebeple markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419624300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz