6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9726 E. 2018/2527 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iltibas

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraf markaların 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 8/4. maddeleri gereğince benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece, davalının başvuru konusu “...” ibaresi ile davacı şirket adına tescilli “...” ibareli markalar arasında görsel işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar “...” ve “...” ibareleri arasında sessel ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmadığı kabul edilse bile davalı şirketin markası, marka tescil belgesinde tanzim, şekil ve konum itibariyle “... M” şeklinde göründüğü ve bu marka içindeki “...” ibaresinin ayırt edici unsur olduğu ve bu hususlar dikkate alındığında davalı marka başvurusunun davacının tanınmış olan seri markalarına 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas oluşturduğu hususu dikkate alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5294 E. 2012/11370 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/9726 E.  ,  2018/2527 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/10/2015 tarih ve 2014/236-2015/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin TPE tarafından tanınmış marka olduğu kabul edilen "..." markasının sahibi olduğunu, davalı gerçek şahısların bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, davalı marka başvurusuna itiraz ettiklerini ancak itirazlarının reddedildiğini, oysa markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, başvurunun emtia listesindeki mallar farklı dahi olsa, davacıya ait tanınmış markanın 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 8/4 hükümleri uyarınca korunması gerektiğini bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, Yidk kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı TPE vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini, tanınmışlık nedeniyle farklı mallar bakımından marka başvurusunun reddedilebilmesi için KHK’nin 8/4 maddesinde aranan koşulların somut olayda gerçekleşmediğini, "..." markasının perde ve benzeri ürünlerde bilinen bir marka olsa da davalı başvurunun emtia listesindeki malların tamamen farklı bir tüketici kitlesine hitap ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin markasının sadece "..." ibaresi olmadığını, logo, renklendirme ve yazı şekli ile de ön plana çıktığını, davacı markaları ile iltibasa neden olacak derecede benzer olmadığını, davalı markasının davacının iddia ettiği gibi "benim tacım" anlamına gelmediğini, "..." sözcüğünün davalının vefat etmiş oğlunun ismi olduğunu, ayrıca "noktalama, noktalatma" anlamına geldiğini, karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraf markaların 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 8/4. maddeleri gereğince benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece, davalının başvuru konusu “...” ibaresi ile davacı şirket adına tescilli “...” ibareli markalar arasında görsel işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar “...” ve “...” ibareleri arasında sessel ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmadığı kabul edilse bile davalı şirketin markası, marka tescil belgesinde tanzim, şekil ve konum itibariyle “... M” şeklinde göründüğü ve bu marka içindeki “...” ibaresinin ayırt edici unsur olduğu ve bu hususlar dikkate alındığında davalı marka başvurusunun davacının tanınmış olan seri markalarına 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas oluşturduğu hususu dikkate alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419495400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.