6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/15017 E. 2018/2484 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infazda tereddüt ortaklık sözleşmesi sözleşmeden doğan dava müteselsil kefil denetime elverişlilik infaz kefil taahhütname yasal faiz

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 382 · HMK — HMK 294HMK 298

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı banka ile davalılar arasında 02/06/2011 tarihinde ortaklar sözleşmesi adı altında dört adet 42.135,60 TL bedelli borçlanma sözleşmesi imzalandığı, davalıların anılan sözleşmelerde borçlu ortak ve müteselsil kefil ortak sıfatıyla yer aldıkları, borçlu ortağın krediyi T.C. Ziraat Bankası ... Şubesinden aldığının sözleşmede belirtildiği, davacı tarafından yapılan ödemeye ilişkin banka dekontlarının mevcut olduğu, davalılar tarafından ortaklık sözleşmelerindeki imzaların kabul edildiği, davalıların krediye konu parayı almadıklarına yönelik savunmalarını yazılı delille kanıtlamaları gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile her bir dava yönünden 42.135,60 TL'nin 01/06/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili, davalı ... temyiz etmiştir.

1- Dava, taahhütname ve borçlanma sözleşmeleri gereğince alacak istemine ilişkindir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup,

HMK'nin 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta taahhütname ve borçlanma sözleşmelerinden doğan alacakların tahsili amacıyla asıl 2013/312 ve birleşen 2013/315, 2013/318, 2013/466 Esas sayılı davalar açılmış mahkemece hüküm fıkrasının 1. maddesinde 4 kez ayrı ayrı 42.135,60 TL’nin 01/06/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, ancak hüküm altına alınan bu miktarların hangi dava için olduğu ayrı ayrı belirtilmeden karar verilmesi infazda tereddüt, yine hüküm fıkrasının B, C ve D maddelerinde birleşen davaların esas numaralarının 2013/324, 2013/452 ve 2013/460 olarak belirtilmiş ve birleşen dava dosyalarının esas numaraları ile çelişki yaratmıştır. Bu şekilde hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasındaki çelişki, yanında hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ile davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka Hakkına Tecavüz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/15017 E.  ,  2018/2484 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/07/2014 tarih ve 2013/312-2014/431 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkili ile davalılar arasında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Ortaklar Sözleşmesi uyarınca borçlanma sözleşmesi imzalandığını davalıların imzalanan sözleşme uyarınca kullandıkları krediyi ödememeleri üzerine haklarında yapılan icra takibine borçlarını ödemediklerini ileri sürerek asıl ve birleşen dava yönünden her bir davalı için 43.000,00 TL'nin vade tarihinden itibaren işletilecek akdi temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, ... adında bir şahsın yardım verilecek diye kendilerinden imza aldığını, kooperatife üye olmadıklarını, davacı bankanın kendilerine para ödemesi yapmadığını, konuyla ilgili suç duyurusu yapıldığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı banka ile davalılar arasında 02/06/2011 tarihinde ortaklar sözleşmesi adı altında dört adet 42.135,60 TL bedelli borçlanma sözleşmesi imzalandığı, davalıların anılan sözleşmelerde borçlu ortak ve müteselsil kefil ortak sıfatıyla yer aldıkları, borçlu ortağın krediyi T.C. Ziraat Bankası ... Şubesinden aldığının sözleşmede belirtildiği, davacı tarafından yapılan ödemeye ilişkin banka dekontlarının mevcut olduğu, davalılar tarafından ortaklık sözleşmelerindeki imzaların kabul edildiği, davalıların krediye konu parayı almadıklarına yönelik savunmalarını yazılı delille kanıtlamaları gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile her bir dava yönünden 42.135,60 TL'nin 01/06/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili, davalı ... temyiz etmiştir.

1- Dava, taahhütname ve borçlanma sözleşmeleri gereğince alacak istemine ilişkindir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup,

HMK'nin 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta taahhütname ve borçlanma sözleşmelerinden doğan alacakların tahsili amacıyla asıl 2013/312 ve birleşen 2013/315, 2013/318, 2013/466 Esas sayılı davalar açılmış mahkemece hüküm fıkrasının 1. maddesinde 4 kez ayrı ayrı 42.135,60 TL’nin 01/06/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, ancak hüküm altına alınan bu miktarların hangi dava için olduğu ayrı ayrı belirtilmeden karar verilmesi infazda tereddüt, yine hüküm fıkrasının B, C ve D maddelerinde birleşen davaların esas numaralarının 2013/324, 2013/452 ve 2013/460 olarak belirtilmiş ve birleşen dava dosyalarının esas numaraları ile çelişki yaratmıştır.

Bu şekilde hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasındaki çelişki, yanında hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ile davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 09/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419397300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.