İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/463 E. 2018/1037 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı↗ sigorta acenteliği↗ prim alacağı↗ karine↗ acente↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ ek prim↗ muacceliyet↗ sebepsiz zenginleşme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; poliçe metninin altında davalının imzasının olmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı, ortada kurulmuş bir sözleşme olsa dahi sigortacının cayma hakkı olduğu, bunun yanında muacceliyetten sonra 3 ay içinde talep edilmemişse sigortadan cayılmış sayılacağı yönünde karine olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta acentesi tarafından aracılık yaptığı sözleşme dolayısıyla sigortalıya karşı prim alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının sigorta primlerini ödediğine ilişkin beyanı dikkate alındığında, taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulmuş olduğu hususu tartışmasız olmasına rağmen mahkemece taraflar arasında sözleşme bulunmadığı, alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı acente, davalı yerine sigorta sözleşmesinin tarafı olan dava dışı sigorta şirketine prim ödediği iddiasıyla icra takibi başlatmıştır. Bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin gözetilerek karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-/-
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13914 E. 2017/7191 K.
Ortak:cayma hakkı · prim alacağı · karine · acente · ek prim · muacceliyet
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; poliçe metninin altında davalının imzasının olmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı, ortada kurulmuş bir sözleşme olsa dahi sigortacının «cayma hakkı» olduğu, bunun yanında «muacceliyetten» sonra 3 ay içinde talep edilmemişse sigortadan cayılmış sayılacağı yönünde «karine» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentesi» tarafından aracılık yaptığı sözleşme dolayısıyla sigortalıya karşı «prim alacağının» tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak davacı «acente», davalı yerine «sigorta sözleşmesinin» tarafı olan dava dışı sigorta şirketine «prim» ödediği iddiasıyla icra takibi başlatmıştır.
Benzer bu kararda… li Sorumluluk Sigorta Poliçesini davalının kabulüne ilişkin delil sunulmadığı, sözleşmenin kurulduğu varsayılsa dahi TTK'nin 1434. madde hükmü uyarınca sigortacının «cayma hakkı» olduğu, bunun yanında «muacceliyetten» sonra 3 ay içinde talep edilmemişse sigortadan cayılmış sayılacağı yönünde «karine» bulunduğu, bu durumda davalının ödemekle yükümlü olduğu «prim» borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalı tarafa ait aracın kasko ve trafik sigortası için poliçe düzenlediğini ancak primlerin bir kısmını tahsil edemediğini, bakiye «prim alacağı» bulunduğunu iddia etmiş ve iddiasını ispat için poliçeleri ve davalı tarafından yapılan «kısmi ödeme» kayıtlarını sunmuş ise de; işbu davada öncelikle davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, düzenlemiş olduğu poliçe bedellerini sigorta şirketine ödeyip ödemediğinin ve prime tahsili yetkili «acente» olup olmadığının araştırılması, sonrasında ise, poliçelere konu edilen davalıya ait aracın aynı tarih aralıkları için başka bir sigorta şirketi nezdinde «mükerrer» şekilde sigortalı olup olmadığının Tramer kayıtlarından araştırılması, ayrıca davacının sunduğu kayıtlarda görülen 105,00 TL ödemenin kim tarafından ve hangi ticari ilişki nedeniyle yapılmış olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekirken bu hususlarda gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, «eksik incelemeye» dayalı verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · mükerrerlik · icra takibine itiraz · taraf ehliyeti · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı, davalı tarafa ait aracın kasko ve trafik sigortası için poliçe düzenlediğini ancak primlerin bir kısmını tahsil edemediğini, bakiye «prim alacağı» bulunduğunu iddia etmiş ve iddiasını ispat için poliçeleri ve davalı tarafından yapılan «kısmi ödeme» kayıtlarını sunmuş ise de; işbu davada öncelikle davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, düzenlemiş olduğu poliçe bedellerini sigorta şirketine ödeyip ödemediğinin ve prime tahsili yetkili «acente» olup olmadığının araştırılması, sonrasında ise, poliçelere konu edilen davalıya ait aracın aynı tarih aralıkları için başka bir sigorta şirketi nezdinde «mükerrer» şekilde sigortalı olup olmadığının Tramer kayıtlarından araştırılması, ayrıca davacının sunduğu kayıtlarda görülen 105,00 TL ödemenin kim tarafından ve hangi ticari ilişki nedeniyle yapılmış olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekirken bu hususlarda gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, «eksik incelemeye» dayalı verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, kasko ve trafik sigortasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10750 E. 2012/1798 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaBu durumda «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin gözetilerek karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. -/-
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhatap banka · hamil · keşideci · istirdat · çek · ibraz
Benzer bu karardaDava, «ibraz» müddeti geçtikten sonra davalı «hamile» ödenen «çek» bedelinin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, TTK’nun 711/2. maddesi “Çekten cayılmamışsa muhatap, «ibraz» müddetinin geçmesinden sonra dahi çeki ödeyebilir ” hükmünü haiz olup, ibraz müddeti geçtikten sonra çekten cayılmamışsa «muhatap banka» ibraz olunan «çek» bedelini ödeyip ödememek hususunda serbesttir, öderse «keşideci» buna itiraz edemez ve keşideciye karşı muhatap bankanın herhangi bir sorumluluğu söz konusu olamaz.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu çekin keşide tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra, davacı banka tarafından sehven davalıya ödendiği, bankanın ödediği miktarı «keşideciye» iade ettiği, davalının sebepsiz olarak zenginleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.450 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler doğrultusunda, çekte cayılmamış olması nedeniyle ödeme yapan davacı muhatap bankanın «keşideciye» karşı sorumluluğu değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/463 E. , 2018/1037 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada ....
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2015/827-2016/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun iddiasına dayanak belge sunmadığını, davalıya ait aracın trafik ve kasko poliçesinden kaynaklanan alacağın davalı tarafça ödenmemesi sebebiyle icra takibi yapıldığını, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödeme emrine itiraz dilekçelerini tekrar ettiğini, takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; poliçe metninin altında davalının imzasının olmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı, ortada kurulmuş bir sözleşme olsa dahi sigortacının cayma hakkı olduğu, bunun yanında muacceliyetten sonra 3 ay içinde talep edilmemişse sigortadan cayılmış sayılacağı yönünde karine olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta acentesi tarafından aracılık yaptığı sözleşme dolayısıyla sigortalıya karşı prim alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının sigorta primlerini ödediğine ilişkin beyanı dikkate alındığında, taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulmuş olduğu hususu tartışmasız olmasına rağmen mahkemece taraflar arasında sözleşme bulunmadığı, alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı acente, davalı yerine sigorta sözleşmesinin tarafı olan dava dışı sigorta şirketine prim ödediği iddiasıyla icra takibi başlatmıştır. Bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin gözetilerek karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-/-
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407237300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz