Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5044 E. 2018/923 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi↗ rekabet yasağı↗ eş rızası↗ hisse devir sözleşmesi↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ kâr kaybı↗ ihtar↗ kâr payı↗ taahhütname↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, anılan kitabın fikri çaba ürünü bir ilim eseri niteliğinde bulunduğu, eserin yayımını gerçekleştirmek üzere davacı ve ..... belirlediği plan dahilinde ve yine onlar tarafından belirlenen birden çok yazar tarafından vücuda getirildiği, hisse devir sözleşmesine göre davacının iki yıl boyunca Patoloji Soruları dışında ticari faaliyette bulunmayacağının hüküm altına alındığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar yargılama konusu eserin davalı şirket tarafından basımının yapılmasına rıza gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da hisse devir sözleşmesiyle peşinen aldığı sonucunun doğduğu, sadece 05.04.2007 tarihinden sonra gerçekleşecek basılardan telif ücreti talebinde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan bası için telif ücreti isteminde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan 10.basımın %80'nin müşterek hazırlanan ilk eserden alındığının tespit olunduğu,
../..
eserin tamamında 1/2 oranında telif ücreti sahibi olan davacının payının 10.836,00 TL miktarında bulunduğu, herhangi bir şekilde basımdan hemen sonra talep edilmemesinin hakkı sona erdiren çelişkili bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, sessiz kalma yoluyla talep hakkının yitirildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 10.836,00. TL telif alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile dava dı.....arasındaki ilişkinin 1996 yılına kadar dayandığı, 1998 yılından bu yana dava konusu “..... Soruları” adlı eserin ve bununla birlikte birçok eserin basımını birlikte gerçekleştirdikleri, davacı ... ve dava dışı.....dava konusu eseri meydana getiren yazarları bulup biraraya getirdiği ve eserde editör olarak kendi isimlerinin yer aldığı, eserden kaynaklı telif haklarını da birlikte kullandıkları, 2002 yılında dava dışı .....ve davacının eşi ...... birlikte davalı şirketi kurdukları, davacının da bu şirkete 2004 yılında ortak olduğu, şirketin kurulmasıyla birlikte dava konusu eserin basımının da davalı şirket tarafından yapılmaya başlandığı, eserin 6.,7. ve 8. basısının davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen basılar nedeniyle davacı ve dava dışı .....elif bedeli adı altında herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ... ve eş..... toplam 2.360.000,00 TL bedel karşılığı hisselerini dava dışı.....devrederek şirket ortaklığından 05.04.2005 tarihi itibariyle ayrıldıkları, devir esnasında hisse devir sözleşmesi ile davacı ...'in sözleşmedeki şartlar yerine getirildiği sürece, sözleşme imza tarihi itibariyle 2 yıl boyunca “.... soru kitabı” haricinde ..... Uzmanlık Sınavı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını taahhüt ettiği, söz konusu yasağın bir nevi rekabet yasağı sözleşmesi mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2007 yılında 9.basısı ve 2009 yılında 10. basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacının, söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılarından haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya bir ihtar göndermediği gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, kabule göre de; 5846 sayılı ..... 10/4. maddesinde yer alan“ Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır.” hükmü uyarınca, her ne kadar davacı ... ve dava dışı ....serden doğan hakları kullanma yetkileri var ise de, mali hakların da bu hakları kullanan kişilere ait olduğu sonucuna varılamaz. (.....). Bu nedenle, her bir eser yönünden mali hakların hangi tarihte kime devredildiği, eserin sonraki basılarında eserde işleme yoluyla genişletme yapılıp yapılmadığı, yeni eklenen veya çıkarılan yazarlar ve eserler olup olmadığı tespit edilmeksizin ve bunlardan doğan hakların eserlerin yazarları tarafından kime devredildiği hususu dahi tartışılmaksızın, yazılı gerekçelerle davacının dava konusu eser üzerinde ½ telif hakkına sahip olduğu sonucuna varılarak hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
../..
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5039 E. 2018/924 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · eş rızası · hisse devir sözleşmesi · oy yasağı · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · ihtar
İncelediğiniz karardaUzmanlık Sınavı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını «taahhüt» ettiği, söz konusu «yasağın» bir nevi «rekabet yasağı sözleşmesi» mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2007 yılında 9.basısı ve 2009 yılında 10. basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
… söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılarından haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya bir «ihtar» göndermediği gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… eserin yayımını gerçekleştirmek üzere davacı ve ..... belirlediği plan dahilinde ve yine onlar tarafından belirlenen birden çok yazar tarafından vücuda getirildiği, «hisse devir sözleşmesine» göre davacının iki yıl boyunca Patoloji Soruları dışında ticari faaliyette bulunmayacağının hüküm altına alındığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar yargılama konusu eserin davalı şirket tarafından basımının yapılmasına «rıza» gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da hisse devir sözleşmesiyle peşinen aldığı sonucunun doğduğu, sadece 05.04.2007 tarihinden sonra gerçekleşecek basılardan telif ücreti talebinde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan bası için telif ücreti isteminde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan 10.basımın %80'nin müşterek hazırlanan ilk eserden alındığının tespit olunduğu, ../.. eserin tamamında 1/2 oranında telif ücreti sahibi olan davacının «payının» 10.836,00 TL miktarında bulunduğu, herhangi bir şekilde basımdan hemen sonra talep edilmemesinin hakkı sona erdiren çelişkili bir davranış olarak değerlendirilemey …
Benzer bu kararda… i ....'in toplam 2.360.000,00 TL bedel karşılığı hisselerini davalı ...'e devrederek şirket ortaklığından 07.04.2005 tarihi itibariyle ayrıldıkları, devir esnasında «hisse devir sözleşmesi» ile davacı ...'in sözleşmedeki şartlar yerine getirildiği sürece, sözleşme imza tarihi itibariyle 2 yıl boyunca “... soru kitabı” haricinde Tıpta Uzmanlık Sınavı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını «taahhüt» ettiği, söz konusu «yasağın» bir nevi «rekabet yasağı sözleşmesi» mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2006 yılında 11. basısı ve 2008 yılında 12. basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
… ruları kitabı dışında ticari faaliyette bulunmayacağının kararlaştırıldığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar dava konusu eserin davalı şirket tarafından basımına «rıza» gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da «hisse devir sözleşmesiyle» peşinen aldığı sonucunun doğduğu, buna karşın eserle ilgili mali hakların davalı şirkete devir edilmediği, 05.04.2007 tarihine kadar olan basılardan davacının payını hisse devir sözleşmesi ile peşinen alması ve sözleşmede ayrıca bir alacağının bulunmadığını «taahhüt» etmesi karşısında sadece 2008 yılında yapılan 12. bası için telif ücreti isteyebileceği, zira hisse devir sözleşmesi uyarınca davacının anılan eserle ilgili olarak 05.04.2007 tarihinden sonra mali hakların davalıya devrine ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığı, 2008 yılında yapılan 12. bası için davacının 12.445,60 TL isteyebileceği, alacağın rıza ile yapılan eserin yayımından doğduğu, on yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde talep edildiği, basımdan hemen sonra talep edilmemesinin çelişkili bir davranış olmayıp sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 12.445,60 TL’nin dava tarihinden itibaren avans fazi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar ver …
… n, söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılardan haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya bir «ihtar» göndermediği gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açılmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… amına göre, davaya konu eserle ilgili mali hakların 1/2 oranında davacı ve dava dışı ...'e ait olduğu, eserin artık davalı şirket adıyla ve onun tarafından basım ve «dağıtımı» konusunda «rıza» birliği olduğu, .../... şirketten ayrı bir telif ücreti almayı kararlaştırmadıkları, eser gelirlerinin şirketin olarak tanımlandığı, eserle ilgili olarak hak sahiplerinin kâr «payı» ile iktifa etmeyi kararlaştırdıkları, gerek davacının hissedar olmasından evvel gerek sonra gelirlerden ayrıca bir telif ücreti almaksızın ortaklık paylarından doğ …
… ruları kitabı dışında ticari faaliyette bulunmayacağının kararlaştırıldığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar dava konusu eserin davalı şirket tarafından basımına «rıza» gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da «hisse devir sözleşmesiyle» peşinen aldığı sonucunun doğduğu, buna karşın eserle ilgili mali hakların davalı şirkete devir edilmediği, 05.04.2007 tarihine kadar olan basılardan davacının payını hisse devir sözleşmesi ile peşinen alması ve sözleşmede ayrıca bir alacağının bulunmadığını «taahhüt» etmesi karşısında sadece 2008 yılında yapılan 12. bası için telif ücreti isteyebileceği, zira hisse devir sözleşmesi uyarınca davacının anılan eserle ilgili olarak 05.04.2007 tarihinden sonra mali hakların davalıya devrine ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığı, 2008 yılında yapılan 12. bası için davacının 12.445,60 TL isteyebileceği, alacağın rıza ile yapılan eserin yayımından doğduğu, on yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde talep edildiği, basımdan hemen sonra talep edilmemesinin çelişkili bir davranış olmayıp sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 12.445,60 TL’nin dava tarihinden itibaren avans fazi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar ver …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5038 E. 2018/921 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · eş rızası · hisse devir sözleşmesi · oy yasağı · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · ihtar
İncelediğiniz karardaUzmanlık Sınavı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını «taahhüt» ettiği, söz konusu «yasağın» bir nevi «rekabet yasağı sözleşmesi» mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2007 yılında 9.basısı ve 2009 yılında 10. basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
… söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılarından haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya bir «ihtar» göndermediği gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… eserin yayımını gerçekleştirmek üzere davacı ve ..... belirlediği plan dahilinde ve yine onlar tarafından belirlenen birden çok yazar tarafından vücuda getirildiği, «hisse devir sözleşmesine» göre davacının iki yıl boyunca Patoloji Soruları dışında ticari faaliyette bulunmayacağının hüküm altına alındığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar yargılama konusu eserin davalı şirket tarafından basımının yapılmasına «rıza» gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da hisse devir sözleşmesiyle peşinen aldığı sonucunun doğduğu, sadece 05.04.2007 tarihinden sonra gerçekleşecek basılardan telif ücreti talebinde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan bası için telif ücreti isteminde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan 10.basımın %80'nin müşterek hazırlanan ilk eserden alındığının tespit olunduğu, ../.. eserin tamamında 1/2 oranında telif ücreti sahibi olan davacının «payının» 10.836,00 TL miktarında bulunduğu, herhangi bir şekilde basımdan hemen sonra talep edilmemesinin hakkı sona erdiren çelişkili bir davranış olarak değerlendirilemey …
Benzer bu kararda… ... ve eşi ..... toplam 2.360.000,00TL bedel karşılığı hisselerini ....'e devrederek şirket ortaklığından 07.04.2005 tarihi itibariyle ayrıldıkları, devir esnasında «hisse devir sözleşmesi» ile davacı ...'in sözleşmedeki şartlar yerine getirildiği sürece, sözleşme imza tarihi itibariyle 2 yıl boyunca “.... soru kitabı” haricinde ....ı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını «taahhüt» ettiği, söz konusu «yasağın» bir nevi «rekabet yasağı sözleşmesi» mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2007 yılında 8. basısı ve 2009 yılında 9. basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
… söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılardan haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalılara bir «ihtar» göndermediği .../... gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dolaylı bir iş yapmayacağının" kararlaştırıldığı, bu şekilde davacının 05.04.2007 tarihine kadar yargılama konusu eserin davalı şirket tarafından basım yapılmasına «rıza» gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da «hisse devir sözleşmesiyle» peşinen aldığı sonucunun doğduğu, buna karşın eserle ilgili mali hakların davalı şirkete devredilmemiş olduğu, davacının artık sadece 05.04.2007 tarihinden sonra gerçekleşecek basılardan telif ücreti talebinde bulunabileceği, eserin tamamında 1/2 oranında telif ücreti sahibi olan davacının «payının» 10.565,10 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5044 E. , 2018/923 K.
"İçtihat Metni"
....
Taraflar arasında görülen davada .....Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2015 tarih ve 2012/180-2015/398 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ..... Soruları isimli kitabın hem yazarı hem de editörü olduğunu, kitabın telif haklarının davalı şirket yetkisili .....e birlikte 1/2 oranında kendilerine ait olduğunu, anılan eserin ilk basısını Sağlık Vakfı'nın, sonraki basılarının Nobel Tıp Kitabevi'nin yaptığını, kitabın birlikte beş basısının yapıldığını, davalı şirkete hissedar olduğunu, kitabın 6, 7, 8, 9 ve 10. basılarını davalı şirketin yaptığını, kendilerine 6, 7, 8, 9 ve 10. basılarla ilgili toplam gelirin 1/2 oranındaki telif ücretinin ödenmediğini, telif ücretinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının ve eşinin müvekkili şirketin ortağı olduğunu, 2005 yılında şirket ortaklığının sonlandırıldığını, hisse devir sözleşmesi imzalandığını, davacı ile yapılan devir sözleşmesine konulan hüküm gereği sözleşmedeki şartlar yerine getirildiği sürece davacının Pataloji soru kitabı haricinde iki yıl boyunca .... ile ilgili faaliyette bulunamayacağını, davacının eserin ne sahibi ne de mali hak sahibi olduğunu, hiçbir hakkının bulunmadığını, eylemlerin başlangıcından itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, anılan kitabın fikri çaba ürünü bir ilim eseri niteliğinde bulunduğu, eserin yayımını gerçekleştirmek üzere davacı ve ..... belirlediği plan dahilinde ve yine onlar tarafından belirlenen birden çok yazar tarafından vücuda getirildiği, hisse devir sözleşmesine göre davacının iki yıl boyunca Patoloji Soruları dışında ticari faaliyette bulunmayacağının hüküm altına alındığı, davacının 05.04.2007 tarihine kadar yargılama konusu eserin davalı şirket tarafından basımının yapılmasına rıza gösterdiği ve doğacak telif ücretine karşı kâr paylarını da hisse devir sözleşmesiyle peşinen aldığı sonucunun doğduğu, sadece 05.04.2007 tarihinden sonra gerçekleşecek basılardan telif ücreti talebinde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan bası için telif ücreti isteminde bulunabileceği, 2009 yılında yapılan 10.basımın %80'nin müşterek hazırlanan ilk eserden alındığının tespit olunduğu,
../..
eserin tamamında 1/2 oranında telif ücreti sahibi olan davacının payının 10.836,00 TL miktarında bulunduğu, herhangi bir şekilde basımdan hemen sonra talep edilmemesinin hakkı sona erdiren çelişkili bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, sessiz kalma yoluyla talep hakkının yitirildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 10.836,00. TL telif alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile dava dı.....arasındaki ilişkinin 1996 yılına kadar dayandığı, 1998 yılından bu yana dava konusu “..... Soruları” adlı eserin ve bununla birlikte birçok eserin basımını birlikte gerçekleştirdikleri, davacı ... ve dava dışı.....dava konusu eseri meydana getiren yazarları bulup biraraya getirdiği ve eserde editör olarak kendi isimlerinin yer aldığı, eserden kaynaklı telif haklarını da birlikte kullandıkları, 2002 yılında dava dışı .....ve davacının eşi ...... birlikte davalı şirketi kurdukları, davacının da bu şirkete 2004 yılında ortak olduğu, şirketin kurulmasıyla birlikte dava konusu eserin basımının da davalı şirket tarafından yapılmaya başlandığı, eserin 6.,7.
ve 8. basısının davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen basılar nedeniyle davacı ve dava dışı .....elif bedeli adı altında herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacı ... ve eş..... toplam 2.360.000,00 TL bedel karşılığı hisselerini dava dışı.....devrederek şirket ortaklığından 05.04.2005 tarihi itibariyle ayrıldıkları, devir esnasında hisse devir sözleşmesi ile davacı ...'in sözleşmedeki şartlar yerine getirildiği sürece, sözleşme imza tarihi itibariyle 2 yıl boyunca “.... soru kitabı” haricinde ..... Uzmanlık Sınavı konusunda direkt yada dolaylı ticari iş yapmayacağını taahhüt ettiği, söz konusu yasağın bir nevi rekabet yasağı sözleşmesi mahiyetinde olduğu, sonrasında eserin 2007 yılında 9.basısı ve 2009 yılında 10.
basısının yine davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacının, söz konusu eylemleri bilmesine ve eserin yeni basılarından haberdar olmasına rağmen, işbu davanın açılış tarihi olan 2012 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya bir ihtar göndermediği gibi herhangi bir hak talebinde de bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve karşı tarafta artık dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı telif haklarını talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gözetildiğinde davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulü ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, kabule göre de; 5846 sayılı ..... 10/4. maddesinde yer alan“ Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır.” hükmü uyarınca, her ne kadar davacı ... ve dava dışı ....serden doğan hakları kullanma yetkileri var ise de, mali hakların da bu hakları kullanan kişilere ait olduğu sonucuna varılamaz. (.....). Bu nedenle, her bir eser yönünden mali hakların hangi tarihte kime devredildiği, eserin sonraki basılarında eserde işleme yoluyla genişletme yapılıp yapılmadığı, yeni eklenen veya çıkarılan yazarlar ve eserler olup olmadığı tespit edilmeksizin ve bunlardan doğan hakların eserlerin yazarları tarafından kime devredildiği hususu dahi tartışılmaksızın, yazılı gerekçelerle davacının dava konusu eser üzerinde ½ telif hakkına sahip olduğu sonucuna varılarak hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
../..
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 149,22 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406853000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz