Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6685 E. 2018/846 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
idari para cezası↗ yetki belgesi↗ mahrum kalınan kâr↗ kar kaybı↗ acentelik sözleşmesi↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ cezai şart↗ infaz↗ rücu↗ kâr kaybı↗ yetki↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının kusurlu davranışları ile sözleşmenin feshine neden olduğu, davalının yetki belgesi düzenlememesi sonucund.... plakalı araca idari para cezası uygulandığı, davalının kusurlu davranışı ile sebep olduğu bu zarara katlanması gerektiği, bilgisayar sisteminin haksız kapatılması ile geçerli feshin tebliğine kadar geçen süre içerisinde davacının kar kaybı yaşadığı, bilgisayar sisteminin kullanılması ve isim hakkı için ödenen ücretlerin iadesinin talep edilemeyeceği, davalının kargo araçlarının geç gelmesi eyleminin sabit olup bu nedenle sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının yoksun kaldığı kârın talep edilebileceği gerekçesiyle davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, mahrum kalınan kar ile ilgili talebinin kabulü ile 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
-/-
1- Dava, acentelik sözleşmesinin feshi sebebiyle doğan alacak talebine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,... yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik idari para cezası için davalıya rücu etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde cezai şart ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle infazda dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz · yetki
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının kusurlu davranışları ile «sözleşmenin feshine» neden olduğu, davalının «yetki belgesi» düzenlememesi sonucund.... plakalı araca «idari para cezası» uygulandığı, davalının kusurlu davranışı ile sebep olduğu bu zarara katlanması gerektiği, bilgisayar sisteminin haksız kapatılması ile geçerli feshin tebliğine kadar geçen süre içerisinde davacının «kar kaybı» yaşadığı, bilgisayar sisteminin kullanılması ve isim hakkı için ödenen ücretlerin iadesinin talep edilemeyeceği, davalının kargo araçlarının geç gelmesi eyleminin sabit olup bu nedenle sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının yoksun kaldığı kârın talep edilebileceği gerekçesiyle davacının isim hakkı ve «cezai şart» ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, «mahrum kalınan» kar ile ilgili talebinin kabulü ile 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilm …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz · rücu
İncelediğiniz karardaSomut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · tüzel kişilik · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik «idari para cezası» için davalıya «rücu» etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6685 E. , 2018/846 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada.... Mahkemesi’nce verilen 11.11.2015 tarih ve 2014/644-2015/799 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı tarafın acenteliğini yaptığı sırada 17.12.2009 tarihinde kendisine hiç bir bildirim yapılmaksızın işin görülmesi için gerekli olan bilgisayar sisteminin kapatıldığını, ....
20. Noterliğinin 24.12.2009 tarihli ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, bu feshin haksız olduğunu ve ihtarnamede de herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, haksız fesihten dolayı zarara uğradığını ileri sürerek sözleşme imzalanırken ödediği isim hakkı bedeli olan 18.525,00 TL’nin, .... plakalı araca kesilen 5.000,00 TL lik idari para cezası bedelinin, davalının bilgisayar sistemini kullanmak üzere ödediği 4.972,00 TL’nin, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden doğan müşteri tazminatı olarak 25.000 TL’nin, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi dolayısıyla mahrum kalınan kâr olan 20,000 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı yan ile müvekkili arasındaki sözleşmenin ....
20. Noterliği’nin 32651 yevmiye nolu ve 24.12.2009 tarihli ihtarnamesiyle feshedildiğini ve feshe davacının yükümlülüklerine aykırı davranmasının sebep olduğunu, feshin haklı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının kusurlu davranışları ile sözleşmenin feshine neden olduğu, davalının yetki belgesi düzenlememesi sonucund.... plakalı araca idari para cezası uygulandığı, davalının kusurlu davranışı ile sebep olduğu bu zarara katlanması gerektiği, bilgisayar sisteminin haksız kapatılması ile geçerli feshin tebliğine kadar geçen süre içerisinde davacının kar kaybı yaşadığı, bilgisayar sisteminin kullanılması ve isim hakkı için ödenen ücretlerin iadesinin talep edilemeyeceği, davalının kargo araçlarının geç gelmesi eyleminin sabit olup bu nedenle sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının yoksun kaldığı kârın talep edilebileceği gerekçesiyle davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, mahrum kalınan kar ile ilgili talebinin kabulü ile 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
-/-
1- Dava, acentelik sözleşmesinin feshi sebebiyle doğan alacak talebine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,... yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2.
maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçede “… .yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000 TL’lik idari para cezası için davalıya rücu etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde cezai şart ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle infazda dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406779500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz