Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6390 E. 2018/376 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aaüt↗ nispi vekalet ücreti↗ vekalet ücreti takdiri↗ usulden reddi↗ ıslah↗ yasal faiz↗ vekalet ücreti↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında taşıma işi ihalesi ile ilgili olarak 07/04/2009 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşmeye dayanarak fiyat farkı talep ettiği, dava dosyasındaki mevcut veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan fiyat farkı olarak toplam KDV hariç 198,561,38 TL alacağının bulunduğu, ancak hüküm bozulduktan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki taşıma işi ihalesinde davalıdan talep edilen fiyat farkının ödenmediği iddiasıyla açılan alacak davasında, mahkemece Dairemizin 2011/4622 E. 2012/11732 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonunda davacının ıslah talebi de gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, işbu karar yine Dairemizin 2014/11927 E. 2014/18797 K. sayılı ilamıyla bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmuş, mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek, reddedilen bu kısım yönünden davalı lehine
nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Islah dilekçesinin bozmadan önce sunulmuş olması ıslah dilekçesinin esastan incelenebilmesi için ön şart mahiyetindedir. Bu ön şart yerine getirilmediği için artık davacının ıslah talebinin usulden reddine karar verilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesindeki ''davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.'' hükmü gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçer şekilde vekalet ücreti takdiri yerinde olmadığından, hükmün açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11927 E. 2014/18797 K.
Ortak:ıslah · yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda… dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan fiyat farkı olarak toplam KDV hariç 198,561,38 TL alacağının bulunduğu, ancak hüküm bozulduktan sonra «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
2012/11732 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonunda davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, işbu karar yine Dairemizin 2014/11927 E.
2014/18797 K. sayılı ilamıyla bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmuş, mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek, reddedilen bu kısım yönünden davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu kararda… ki mevcut veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan fiyat farkı olarak toplam KDV hariç 198,561,38 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle, «ıslah» edilen tutar da dikkate alınarak, davanın kabulüne, 198.561,00 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… temyizi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucu karar 03.07.2012 tarihinde davacı lehine bozulduktan sonra, davacı vekili 05.03.2014 tarihli dilekçesi ile davayı «ıslah» ederek toplam 198.561,00 TL alacağının tahsilini istemiş, mahkemece ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat
Benzer bu kararda1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Yargıtay HGK'nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, «ıslah» «tahkikat» ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3203 E. 2015/12156 K.
Ortak:yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda… dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan fiyat farkı olarak toplam KDV hariç 198,561,38 TL alacağının bulunduğu, ancak hüküm bozulduktan sonra «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, 198.561,00 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15619 E. 2014/4897 K.
Ortak:vekalet ücreti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu ön şart yerine getirilmediği için artık davacının «ıslah» talebinin «usulden reddine» karar verilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesindeki ''davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.'' hükmü gereğince davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçer şekilde «vekalet ücreti takdiri» yerinde olmadığından, hükmün açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2014/18797 K. sayılı ilamıyla bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmuş, mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek, reddedilen bu kısım yönünden davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, AAÜT’nin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı . avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, «marka hakkına tecavüzün» durdurulması istemine ilişkin olup, mahkemece «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/304 Esas-2007/82 Karar sayılı dosyasında karara bağlandığı anlaşılmakla, her iki taraf vekilinin talebi doğrultusunda HMK 303. maddesi uyarınca, «kesin» hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6829 E. 2021/6502 K.
Ortak:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda2014/18797 K. sayılı ilamıyla bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmuş, mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek, reddedilen bu kısım yönünden davalı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Bu ön şart yerine getirilmediği için artık davacının «ıslah» talebinin «usulden reddine» karar verilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesindeki ''davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.'' hükmü gereğince davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçer şekilde «vekalet ücreti takdiri» yerinde olmadığından, hükmün açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… lükte olan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesindeki “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı lehine «maktu vekalet ücreti» tutarını geçmemek üzere «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, …
Mahkemece, davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 20.575,00 TL «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · icra takibine itiraz · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; dava konusu takibe ilişkin belgeler incelendiğinde, davalı borçlunun «icra takibine itiraz» dilekçesinin davacı alacaklıya icra müdürlüğünce 19.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 13.08.2015 tarihinde açıldığı, İİK.
Mahkemece, davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 20.575,00 TL «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
… lükte olan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesindeki “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı lehine «maktu vekalet ücreti» tutarını geçmemek üzere «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6390 E. , 2018/376 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/03/2016 tarih ve 2015/1472-2016/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından ihalesi yapılan taşıma işi ihalesinin müvekkili şirkette kaldığını, sözleşmenin imzalanmasını müteakip işe başlandığını, fakat işin uzun süreli olması nedeniyle müvekkilinin davalıdan fiyat farkı talebinde bulunduğunu, davalı idarenin bu talebi reddettiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşme uyarınca fiyat farkının ödenmesinin gerektiğini ileri sürerek, 12.500 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 198.561,38 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile bu kanuna göre ihalesi yapılacak olan hizmet alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında uygulanacak esaslar uyarınca davacıya fiyat farkı ödenmesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında taşıma işi ihalesi ile ilgili olarak 07/04/2009 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşmeye dayanarak fiyat farkı talep ettiği, dava dosyasındaki mevcut veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan fiyat farkı olarak toplam KDV hariç 198,561,38 TL alacağının bulunduğu, ancak hüküm bozulduktan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL'nin 08/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki taşıma işi ihalesinde davalıdan talep edilen fiyat farkının ödenmediği iddiasıyla açılan alacak davasında, mahkemece Dairemizin 2011/4622 E. 2012/11732 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonunda davacının ıslah talebi de gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, işbu karar yine Dairemizin 2014/11927 E. 2014/18797 K. sayılı ilamıyla bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmuş, mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek, reddedilen bu kısım yönünden davalı lehine
nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Islah dilekçesinin bozmadan önce sunulmuş olması ıslah dilekçesinin esastan incelenebilmesi için ön şart mahiyetindedir. Bu ön şart yerine getirilmediği için artık davacının ıslah talebinin usulden reddine karar verilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesindeki ''davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.'' hükmü gereğince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçer şekilde vekalet ücreti takdiri yerinde olmadığından, hükmün açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı taraftan harç alınmasına yer olmadığına, 17/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406179600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz