Tecavüzün durdurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15619 E. 2014/4897 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aaüt↗ marka hakkına tecavüz↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, , bu dosyada söz konusu taleplerin Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/304 Esas-2007/82 Karar sayılı dosyasında karara bağlandığı anlaşılmakla, her iki taraf vekilinin talebi doğrultusunda HMK 303. maddesi uyarınca, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması istemine ilişkin olup, mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hüküm bulunmaması HMK'nın 114. maddesi uyarınca bir dava şarttır. Bu durumda, AAÜT’nin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı
.
avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7460 E. 2022/2777 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · terkin · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava bakımından, «terkin» harcı talebine ilişkin olarak karar «verilmesine yer olmadığına», «sabit yatırım bedeline» ilişkin talebin ise kabulü ile, 100.303,02 TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından ise birleşen davada daha önce verilen kararın kesinleştiğinden bahi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6829 E. 2021/6502 K.
Ortak:vekalet ücreti · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda, AAÜT’nin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı . avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… lükte olan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesindeki “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı lehine «maktu vekalet ücreti» tutarını geçmemek üzere «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, …
Mahkemece, davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 20.575,00 TL «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · icra takibine itiraz · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içinde itirazın iptali davasını açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 20.575,00 TL «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
… lükte olan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesindeki “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı lehine «maktu vekalet ücreti» tutarını geçmemek üzere «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; dava konusu takibe ilişkin belgeler incelendiğinde, davalı borçlunun «icra takibine itiraz» dilekçesinin davacı alacaklıya icra müdürlüğünce 19.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 13.08.2015 tarihinde açıldığı, İİK.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1357 E. 2017/4130 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBu durumda, AAÜT’nin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı . avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalının ticari kart sözleşmesi imzalamış olması nedeniyle tüketici olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Tüketici Hakem Heyeti kararının iptaline karar verildiği halde, davacı vekili lehine AAÜT uyarınca «vekalet ücretine» hüküm olunmaması doğru görülmemiş ve hükmün kanun yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15619 E. , 2014/4897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 27/05/2013
NUMARASI 2011/10-2013/128
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2013 tarih ve 2011/10-2013/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Türk Kızılay Derneği'nin tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi, kar amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri haksız olan kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşu olduğunu, hizmetlerini hiçbir şekilde çıkar gözetmeksizin sadece toplum adına gerçekleştiğini, "Kızılay" ibaresinin 08.09.2001 tarihinden itibaren 2004/28715 sayısı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı ..Kâğıtçılık Amb. Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nin "Kızılay" A/30. markasını 2004/28715 sayılı olarak adına tescil ettirerek ve markayı kullanarak kişisel çıkar elde ettiğini, "Kızılay" markasının 12.08.1949 tarihli Cenevre Konvansiyonuna aykırı olduğunu, ileri sürmüş ve "Kızılay" markasının davalı tarafından her türlü faaliyetlerde kullanılmasının önlenmesini, marka hakkına tecavüzün men'i ve refini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu markanın TPE nezdinde 08.07.2005 tarihinden itibaren müvekkili adına tescilli olduğunu, 5 yıllık dava açma süresinin 08.07.2010 tarihinde sona erdiğini, davanın öncelikle süre yönünden reddini, esasına girilmesi halinde müvekkil firmanın dava konusu markayı tescile dayanarak kullanması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, , bu dosyada söz konusu taleplerin Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/304 Esas-2007/82 Karar sayılı dosyasında karara bağlandığı anlaşılmakla, her iki taraf vekilinin talebi doğrultusunda HMK 303. maddesi uyarınca, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması istemine ilişkin olup, mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hüküm bulunmaması HMK'nın 114. maddesi uyarınca bir dava şarttır. Bu durumda, AAÜT’nin 7/2. maddesinde, “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı
.
avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101746200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz