Seçici dağıtım sözleşmesinde usulüne uygun fesih ve haksız rekabet iddiası
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1261 E. 2024/1194 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Taraflara karşılıklı olarak süre verilerek fesih hakkı tanınan ve her iki tarafın da tacir sıfatını haiz olduğu ticari sözleşmelerde, bu hükmün dürüstlük kuralına aykırı veya haksız şart sayılabilmesi için fesih hakkının kötüye kullanıldığının, bunu ileri süren tarafça ispatlanması gerekir; salt sözleşmeye uygun şekilde kullanılan fesih hakkı haksız rekabet oluşturmaz. Aynı şekilde, tedarikçinin farklı satış mecralarına (iş yeri satışı-internet satışı gibi) farklı fiyat politikası uygulaması, aynı konumdaki alıcılar arasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin delil bulunmadıkça haksız rekabet teşkil etmez. Ayrıca, davalı hakkında başka bir soruşturma kapsamında verilmiş ve eldeki uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan bir idari para cezası veya Rekabet Kurulu kararının, kurulun somut şikâyet üzerine soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verdiği hallerde, eldeki davanın ispatına etkisi bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmedeki karşılıklı fesih hakkının haksız/genel işlem şartı sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davacı vekili, sözleşmedeki fesih hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ve haksız şart sayılarak geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, fesih hakkının kötüye kullanılarak haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmede her iki tarafa da süre vererek fesih hakkı tanınmıştır. Sözleşme hükmüne uygun kullanılan fesih hakkının kötüye kullanıldığının ispatı davacıya aittir. Tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olması ve fesih hakkının karşılıklı tanınmış olması karşısında, bu hükmün dürüstlük kuralına aykırı veya karşı tarafın aleyhine/durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı açıktır. Bu nedenle fesih hükmünün haksız şart sayılması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Farklı satış mecralarına uygulanan fiyat farkının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret
İddia: Davacı, davalının e-ticaret sitelerine daha düşük fiyattan ürün vererek haksız fiyat politikası izlediğini ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının, davacı ile aynı konumda olmayan mecralarda farklı fiyat politikası izlemesi ticari koşullarda mümkündür. Aynı konumda, iş yerinde yapılacak satışlara ilişkin olarak ayrımcılık yapıldığına dair delil ve iddia bulunmamaktadır. Ayrıca davacı, protokol ile ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde seçici dağıtım ağı dışına sattığını ve bu ihlalin kanıtlandığını kabul etmiştir. Davacının, kendisiyle aynı konumdaki bir profesyonel saç bakım danışmanı ile ayrım yapıldığına ilişkin bir iddiası da bulunmamaktadır. Farklı mecralara ilişkin fiyat farklılığı haksız rekabet koşullarını oluşturmaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Rekabet Kurulu'nun idari para cezası kararının ispat delili olarak değerlendirilmemesi → ret
İddia: Davacı vekili, davalıya Rekabet Kurulu tarafından idari para cezası uygulandığını, mahkemenin bu hususta araştırma yapmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Rekabet Kurulu, davacının şikâyeti üzerine soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir; kanun gereğince Rekabet Kurulu tarafından verilmiş bir ihlal kararı bulunmamaktadır. Davalı hakkında dava sırasında başlatılan başka bir soruşturma nedeniyle verilen ihlal kararının eldeki davaya etkisi olmayacağından bu husustaki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karşılıklı fesih hakkı tanınan tacirler arası sözleşmelerde fesih hakkının haksız şart sayılamayacağı ve farklı satış mecralarına uygulanan fiyat farkının, aynı konumdaki alıcılar arasında ayrımcılık ispatlanmadıkça haksız rekabet oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmesi bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ genel işlem koşulu↗ seçici dağıtım sözleşmesi↗ fesih hakkının kötüye kullanılması↗ ispat yükü↗ Rekabet Kurulu kararı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1261
KARAR NO 2024/1194
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/11/2023
NUMARASI 2019/865 Esas - 2023/803 Karar
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/09/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davacının Beşiktaş ilçesinde tanınmış bir bayan kuaförü olduğunu, işletmesinde dünyaca tanınmış markaların ürünlerini kullandığını ve bunları kullanmasından dolayı kozmetik markalarının tanıtım ve satış için ciddi promosyon teklifleri aldığını, davalı şirket ile davacı arasında "..." ürünlerinin tanıtım, pazarlaması ve satışının yapılması amacıyla 2006 yılından beri “... profesyonel saç bakım danışmanı sözleşmesi” kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, 2018 yılına kadar bu ticari ilişkinin her yıl yenilenerek devam ettiğini, bu sürede 1.500.000-TL civarında ciro elde edildiğini, davalının Beşiktaş ... Noterliği'nin 28.08.2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile bu sözleşmeyi üç ay sonrasından geçerli olmak üzere fesih ettiğini,Beyoğlu ...
Noterliği'nin 26.09.2019 tarihli ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğinin bildirildiğini, genel işlem koşulları içerir sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçerli sayılmayacağını ve rekabetin korunması hakkında kanun gereği ne şekilde davranılması gerektiğinin detaylı olarak bildirildiğini, buna cevap olarak davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 08.10.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve fesih iradesinin tekrar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini, ayrıca rekabetin korunması hakkında kanun hükümlerine aykırı olduğunu, Rekabet Kurumuna 27.11.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalının 2018 yılında görevde olan müdürünün bayiler arasında ayrımcılık yaptığını, internet üzerinden satış yapan firmalara ucuz ürün vererek kendi satış fiyatının altında mal tedariki sağladığını, 2006- 2018 yılları arasındaki performansının dikkate alınmayarak değerlendirme yapıldığını belirtilerek şimdilik 50.000-TL zararının tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, sözleşme ile her iki tarafa tanınan fesih hakkının davalı tarafından kullanılması suretiyle feshedildiğini, taraflar arasında 2006 yılında imzalanan bir sözleme bulunmadığını, taraflar arasında 20.03.2018 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, sözleşmenin temel unsurunun davalı ürünlerinin profesyonel elemanlar tarafından uygulanmasını sağlamak olduğunu, davacının bu amaçla seçilmiş kuaförlerden olduğunu, davacının söz konusu markalı ürünleri kullanmasının amaçlandığı, üçüncü kişilere satışının ise 4 madde ile kısıtlandığını, seçici dağıtım sisteminde yer almayan kişi ve kişilere satışının engellendiğini, sözleşmenin her iki tarafa tanınan fesih imkanının kullanılması suretiyle sona erdirildiğini, davacının kendisine verilen ürünleri internet üzerinden satışa sunduğunun belirlendiğini, bunun üzerine üç aylık önel verilmek suretiyle sözleşmenin sona erdirildiğini, davacının sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının genel işlem konulu yönündeki iddialarının kabul edilebilir olmadığını, haksız rekabete ilişkin şartların oluşmadığını, davacının iddia ettiği somut fiillere yönelik delil sunmadığını, davacının müşteri kazandırma iddiasının da doğru olmadığını, ürün kullanan kişilerin davalı şirketin tanınmışlığı sebebiyle bu ürünleri kullandıklarını, 4054 sayılı Kanun 57 ve 58.
Madde gereğince tazminat şartlarının oluşmadığını, bunun için önce rekabetin korunması mevzuatın aykırılık hususun belirlenmesi gerektiğini ve bunun rekabet kurumunun yetkisinde olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, taraflar arasında satıma yönelik genel ilişkinin temelini oluşturduğu anlaşılan sözleşmenin, özünde davacıya, davalıdan satın aldığı ürünleri üçüncü kişilere satma ve bu satış sayesinde gelir sağlama amacıyla düzenlenmediği, aksine davalı tarafından pazarlanan ürünlerin, davacıya ait kuaför işletmesinde kullanılmasını ve ancak bu işletmede satışını amaçladığı, davacının sözleşmede profesyonel saç bakım danışmanı olarak isimlendirildiği, bu sözleşmenin tarafı olmasının işlettiği kuaför salonunun niteliklerinden kaynaklandığı, sözleşme eki bulunan kriter listesi ve davacının işletmesine ilişkin puanlama, ürünlerin internet üzerinden satılmasına kural olarak izin verilmediği, bu yönde ayrıca yetkilendirilmesi gerektiği, sözleşmenin 3.1 maddesi gereğince kriterlerin davalı tarafından belirleneceği, davacının sözleşme ile satış yapacağı kişilerin son kullanıcı olmasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında sunulan sözleşme öncesinde de hukuki ilişki bulunduğu ve davacının bu ilişkide kararlaştırılan hususlara aykırı davrandığına yönelik kabulü bulunduğu, bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin kanunda öngörülen düzenlemeler içinde yer almayan isimsiz bir sözleşme olduğu, özellikle son kullanıcı niteliğindeki alıcılara yönelik işlemler yapma zorunluluğu yükleyerek geniş anlamda tedarik sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, tedarik eden durumundaki davalı, davacının iş yerini kriterlerine uygun kabul etmiş ve belirli markalı ürünlerin belirtilen iş yerinde tercihen tüketicilere yönelik kullanım ve satışı konusunda yetki verdiği, tüketici niteliği taşımayan alıcılara yönelik satışların ise kısıtlandığı bir sözleşme yapısı oluşturulduğu, taraflar arasında tek satıcılık gibi tekel niteliği taşıyan bir ilişki bulunmadığı, davalı tarafından 3 ay önel verilerek sözleşmenin feshinin, her iki tarafa hak tanıyan sözleşme hükmüne uygun olduğu, davalının bir çalışanının kendi yakını durumunda bulunan bayilere yönelik öne geçirme amacıyla sözlemeyi sona erdirme ve onlara uygun fiyatla mal temin etme hususlarının ispatlanamadığı, özellikle fiyatlandırmaya yönelik olmak üzere, davacının online satış kanalları ile kendi durumunu karşılaştırdığı, bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye elverişli olduğundan ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, davalı tarafça haksız rekabet oluşturulduğunun deliller ile ortaya konulduğunu, sigortalılık kayıtları, ciro kayıtları gibi mahkemece celp edilerek dahil edilen deliller ve tanık beyanları her ne kadar söz konusu iddialarında haklılıklarını ortaya koymuşsa da mahkemece ilgili delillerin direkt değerlendirme konusu yapılmadığını, tanık beyanlarının hiçe sayıldığını, içerik ve sonuç itibarı çelişkili, söz konusu deliller ile uyumsuz bilirkişi raporunun tek başına hükme esas alınarak eksik incelemeye mahal verildiğini, adil yargılanma ilkesi gereğince de söz konusu delillerin mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, 30/11/2023 tarihli celsede davalı şirkete rekabet kurulunca 87.000.000-TL idari para cezası kesildiğine yönelik beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalının haksız rekabet eylemleri nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.
maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmış olup, TTK'nın 55/1-f maddesinde "dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak 2.sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören ,önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananların dürüstlüğe aykırı davranmış olur" denilmektedir.Somut olayda davacının iddiası özetle; davalının eski bir çalışanının internet satış kanallarına düşük fiyatla ürün vererek davacının kazancına engel olduğu, haksız rekabet edecek şekilde sözleşmenin davalı tarafça haksız fesih edildiği iddiasına ilişkindir. Davalı da davacıya son kullanıcılar dışında ki müşterilere satış yaptığının belirlenmesi nedeniyle sözleşmenin önel verilerek sözleşme hükmüne uygun olarak fesih edildiğini savunmuştur.
Sözleşmede her iki yana, süre vererek sözleşmeyi fesih hakkı tanınmıştır. Sözleşme hükmüne uygun olarak kullanılan fesih hakkının kötüye kullanıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı, sözleşmenin bu hükmünün haksız şart olup hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürse de sözleşmenin her iki yanının tacir sıfatını haiz olduğu, mehil vererek sözleşmeyi fesih hakkının her iki yana tanınmış olması karşısında, bu hükmün; dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı açıktır. Davacı vekilinin fesih hakkına ilişkin hükmün haksız şart sayılması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Sözleşmede; davacıya ait iş yerinde davalı ürünlerinin her bir çeşit üründen (altı adeti) aşmamak üzere, davalı tarafından belirlenecek fiyatlardan satım hakkı tanınmıştır.
Davacı, e- ticaret sitelerine daha düşük fiyattan ürün verildiğini, bu şekilde davalının haksız fiyat politikası ile davacıya zarar verdiği iddiasındadır. Davalının, davacı ile aynı konumda olmayan mecralarda farklı fiyat politikası ticari koşullarda mümkün bulunmaktadır. Aynı konumda; iş yerinde yapılacak satışlara ilişkin ise ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir delil iddia ve delil bulunmamaktadır. Sözleşme ile, aynı tarihte imzalanan protokol ile davacı, protokol imzalanmadan evvelki dönemde ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde seçici dağıtım ağı dışına sattığını ve bu ihlalin kanıtları ile birlikte ... tarafından tespit edilerek kanıtlandığını kabul" ettiği anlaşılmaktadır. Davacının, davacı ile aynı konumda olan "profesyonel saç bakım danışmanı" olan bir üye ile ayrım yapıldığına ilişkin bir iddiası yoktur.Davacı tarafça iddia olunan satış fiyatlarının farklılığı, aynı mecralara ilişkin olmadığından haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının taleplerinin tarafların bağlı olduğu sözleşmeyi aşan talepler olduğu, sözleşmeye uygun şekilde yapılan fesihte fesih hakkının kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır.Davacı vekili davalı hakkında; Rekabet Kurulu tarafından davalıya rekabet kanununa aykırılıkları nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, mahkemece bu yolda araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, Rekabet Kurulu tarafından davacının şikayeti nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği, anılan kanun gereğince Rekabet Kurulu tarafından verilen ihlal kararı bulunmadığı anlaşılmakla, davalıya elde ki dava sırasında başlatılan başka bir soruşturma nedeniyle ihlal kararı verilmesinin elde ki davaya etkisi olmayacağından davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle;
davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/40398 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi