6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Protokol kapsamında

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7740 E. 2015/5377 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar kaybı ticari faiz kâr kaybı protokol taahhütname tacir yasal faiz avans faizi karar verilmesine yer olmadığına

Atıf yapılan mevzuat: BK · HUMK — HUMK 438

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizin 01.02.2007 tarihli kararında açıklanan nedenlerle bozulmuş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen 24.10.2000 tarihli protokole davalılara yüklenen edimlerin yerine getirilmediği, davalılar tarafından davacı şirkete taahhüt edilen işlerin verilmediği, bu nedenle davacıların kar kaybına uğradığı, yine protokol gereği davacılara bırakılan bir kısım kalıplar ile davalı elinde olup da davacıların da kullanması gereken kalıpların davalılar tarafından elkonulması nedeniyle davacıların zarara uğradıkları gerekçesiyle, davacıların açmış olduğu asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile toplam 84.564,27 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, çeklere ilişkin açılan menfi tesbit davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, taraflar arasında düzenlenen protokole göre davalı tarafın edimlerini yerine getirmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda, hükmedilecek alacağa ticari faiz uygulanmasını talep etmiş olup, tarafların tacir, uyuşmazlığın niteliğinin de ticari iş olması nedeniyle mahkemece talep gibi hükmedilen alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerekli kılmadığından, HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklıktan Çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11193 E. 2010/609 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16249 E. 2014/6416 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/7740 E.  ,  2015/5377 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/01/2014 tarih ve 2013/10-2014/12 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.04.2015 günü hazır bulunan davacılardan asıl ..., davacılar vekili Av. ... ile tüm davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinden...’nün davalı şirket ortağı iken ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle şirketten ayrıldığını ve pay devri koşullarını belirlemek amacıyla davalılar ile 24.10.2000 tarihli protokolün imzalandığını, protokolün 4. maddesi gereğince 30.12.2000 - 21.10.2000 tarihleri arasında davalı şirketin yaptığı işlere karşılık 51. milyar TL tutarındaki işin 31.12.2000 tarihine kadar davacı firmaya verilmesi, 6 maddesi gereğince davalı şirkette kalan araç içi izolasyon kalıplarının ortak kullanımı konusundaki taahhütlerine davalıların uymadığı gibi, müvekkiline bırakılan kalıplarında elkonulduğunu, protokolün 4. maddesi gereğince verilmeyen işlerden dolayı elde edilecek kârdan mahrum kaldıklarını, 6.

maddesi gereğince davalılarca el konulan kalıpların yeniden ikamesi için masraf yaptıklarını, ortak kullanıma sunulmayan kalıpların yeniden imali ve ikamesi giderlerinden kaynaklanan zararları olduğunu, aynı kalıpların kullandırılmaması nedeniyle kâr mahrumiyetine uğradıklarını, protokolün 2. maddesi gereğince de müvekkilinin ortaklığı dönemindeki faaliyetlerden doğan kurumlar vergisi taksitlerinin ½ sinin teminatı olmak üzere davalılara verilen toplam 4.500.000.000 TL’lik 3 adet çeke karşılık daha az vergi tahakkuk etmiş olması nedeniyle davalılar elinde kalan iki çekten dolayı borçlarının olmadığını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak kaydıyla 62. milyar TL zararlarının tazmini ve davalılar elindeki çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiş, birleşen dava da ise, asıl davaya konu kalıpların imalatı için yapılması gereken masrafın 112.420,00 TL olduğunu, asıl davada bunun için 50.000,00 TL talep edildiğini ileri sürerek, bakiye 62.420,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, protokol tarihinde henüz kurulmamış olan davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacıya verilen siparişlerin kalitesiz olması nedeniyle müvekkilinin yeni iş alamadığını ve alınmayan işin davacıya devrinin de mümkün olmadığını, ortak kullanıma tahsisli kalıpların davacı tarafa kullandırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, kaldı ki bu kalıpların kullanılması amacıyla davacıların herhangi bir sipariş almadıklarını savunarak, asıl davanın reddini, birleşen davada ise protokolün 5. maddesi gereğince davacıya verilen mal bedelinin ödenmediği gibi, malların da iade edilmediğini ileri sürerek, şimdilik 4.336.000.000 TL’nın davacılardan tahsilini istemiştir.

Birleşen davanın davalıları vekili, BK 66. maddesi gereğince talebin zamanaşımına uğradığını, ... ve ... Ltd. Şti.’nin aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava konusu edilen malzemelerin fazlasıyla davacılara iade edildiğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizin 01.02.2007 tarihli kararında açıklanan nedenlerle bozulmuş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen 24.10.2000 tarihli protokole davalılara yüklenen edimlerin yerine getirilmediği, davalılar tarafından davacı şirkete taahhüt edilen işlerin verilmediği, bu nedenle davacıların kar kaybına uğradığı, yine protokol gereği davacılara bırakılan bir kısım kalıplar ile davalı elinde olup da davacıların da kullanması gereken kalıpların davalılar tarafından elkonulması nedeniyle davacıların zarara uğradıkları gerekçesiyle, davacıların açmış olduğu asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile toplam 84.564,27 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, çeklere ilişkin açılan menfi tesbit davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, taraflar arasında düzenlenen protokole göre davalı tarafın edimlerini yerine getirmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda, hükmedilecek alacağa ticari faiz uygulanmasını talep etmiş olup, tarafların tacir, uyuşmazlığın niteliğinin de ticari iş olması nedeniyle mahkemece talep gibi hükmedilen alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerekli kılmadığından, HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının (HÜKÜM) bölümünün ikinci bendindeki "... yasal faizi...” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "... avans faizi..." ibaresinin konulmasına ve kararın DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılar'a verilmesine aşağıda yazılı bakiye 4.332,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar ..., ..., ...Tic. A....den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden... San. Tic.

Ltd. Şti. ve ...'a iadesine, 16/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/401356100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.