Yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden tenfiz kararı verilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1110 E. 2024/1282 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tanıma ve tenfizkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalGörev ve yetkiTanıma-tenfiz usulüusul emsali
Gerekçe özeti
Kambiyo senedinden (çek) kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin yabancı mahkeme kararının tenfizi davasında, uyuşmazlık kıymetli evrak hukukundan kaynaklandığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Karşılıklılık esasına dayanan ikili adli işbirliği anlaşmaları kapsamında akit devlette düzenlenen resmi belgeler, üzerlerinde ayrıca bir onay/tasdik bulunmasa da diğer akit devlette resmi belge niteliğinde kabul edilir. Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği, o kararı veren devletin kendi hukukuna göre belirlenmesi gereken bir husustur; davalı tarafça yeniden yargılama veya olağanüstü kanun yolu başvurusunun sürdüğü ileri sürülmüşse, bu husus bilirkişi incelemesiyle netleştirilmeden ve gerekiyorsa bu sürecin sonucu beklenmeden tenfiz kararı verilemez; aksi halde uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek önemli deliller toplanmamış sayılır ve karar kaldırılır.
Ele alınan sorunlar
Tenfiz davasında görevli mahkeme → ret
İddia: Davalı vekili, tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tanınması talep edilen kararın verildiği davada kambiyo senedi niteliğindeki çekten kaynaklanan alacağın tahsili talep edildiğinden, uyuşmazlık kıymetli evrak hukukundan kaynaklanmaktadır; bu nedenle eldeki tenfiz davasında asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Resmi belgelerin tasdik/onay şartı → tartışılmadı
Gerekçe: Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması'nın 14. maddesi uyarınca akit taraflardan birinin ülkesinde yetkili makamlarca düzenlenen veya onaylanan belgelerin diğer akit tarafın ülkesinde tasdike ihtiyacı yoktur; bu belgeler diğerinin ülkesinde resmi belgelerle aynı ispat kuvvetine sahiptir. Bu nedenle akit devlette düzenlenen resmi belge üzerinde herhangi bir onay bulunmasa bile Türkiye'de resmi belge olarak işlem görmesi mümkündür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tenfizi istenen yabancı kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti → kabul
İddia: Davalı vekili, dava konusu çeklerin çalıntı olduğuna ilişkin ceza yargılamasının ve buna bağlı olağanüstü temyiz/yeniden medeni yargılama taleplerinin sonuçlanmadığını, bu nedenle tenfizi istenen kararın kesinleşmediğini ve temyiz/yasa yollarının tüketilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tenfiz istemine konu ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin, ilamı veren mahkemenin kanunlarına göre belirlenmesi gerekir. Davalının İran adli makamlarına yeniden medeni yargılama talebini içeren dilekçe sunduğunu iddia etmesi karşısında, tenfizi istenen kararın İran hukukuna göre kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti gerekmektedir. Bu nedenle üniversitelerin Milletlerarası Özel Hukuk Kürsülerinden seçilecek uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak tenfizi istenen ilamın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşip kesinleşmediği hususunda rapor alınması, kesinleştiğinin anlaşılması halinde ise davacının yeniden medeni muhakeme talebinin sonucunun beklenip beklenmeyeceğinin değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekir. Uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İhtiyati haciz ara kararına yönelik istinaf itirazları → ret
İddia: Davalı vekili, yabancı mahkeme kararı tenfiz edilmediği sürece ilam olarak kabul edilemeyeceğinden, bu karara dayalı ihtiyati haciz ara kararının da kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının 18/10/2023 tarihli ihtiyati haciz ara kararına karşı istinaf başvurusu Dairenin başka bir dosyasında incelenerek kesin olarak reddedilmiş, devamında ihtiyati haciz koşullarında bir değişiklik bulunmadığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf gerekçeleri haklı bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kambiyo senedinden kaynaklanan alacağa ilişkin yabancı mahkeme kararının tenfizinde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu ve tenfize konu yabancı kararın kesinleşip kesinleşmediğinin, o kararı veren ülke hukukuna göre bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Kambiyo senedi (çek) niteliğindeki alacağın tahsiline ilişkin yabancı mahkeme kararının tenfizi davasında uyuşmazlık kıymetli evrak hukukundan kaynaklandığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenfiz↗ MÖHUK 54↗ karşılıklılık esası↗ kesinleşme↗ görev↗ kıymetli evrak hukuku↗ adli işbirliği anlaşması↗ ihtiyati haciz↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1110
KARAR NO 2024/1282
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/03/2024
NUMARASI 2023/659 Esas - 2024/239 Karar
DAVA
Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ... tarafından davacı ... lehine 17/03/2018 keşide tarihli,... no'lu ...nka'ya ait ... bedelli çek keşide edildiğini, çekin karşılıksız çıktığını, çek bedelinin ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine İran İslam Cumhuriyeti Salmas 4. Genel Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, yargılama neticesinde davacının taleplerinin kabulü ile ... çek bedeli ve ... bedelindeki yargılama giderinin müvekkiline ödenmesine, ayrıca çekin tahsilat tarihinden itibaren İran İslam...Bankası faiz oranları dikkate alınarak gecikme cezasının davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın verildiği İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki anlaşma hükümleri uyarınca kararın Türkiye'de tenfizinin mümkün olduğunu belirterek İran İslam Cumhuriyeti Salmas 4.
Genel Hukuk Mahkemesi’nce verilen ... sayılı ve 26.11.2018 tarihli, kesinleşmiş mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan kararların kesinleşmediğini, tanıma tenfizi istenen dosyaya sunulu fotokopi evraklardan anlaşılan davanın esasının davalının İran'da bulunan döviz bürosundan 2006 yılında çalınan çeklerin meşru olmayan hamiller tarafından sonradan müvekkilinin rızası hilafına doldurularak bankaya ibrazı nedeni ile meşru olmayan hamillerin haksız kazanç elde etmeye yönelik hukuki girişimi olduğunu, davacı ve davalı arasında verilen hukuk ve ceza davalarının İran İslam Cumhuriyeti yasaları uyarıca henüz kesinleşmediğini, temyiz ve yasa yollarının tüketilmediğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen belgelerin sunulduğu, 54. maddede belirtilen tenfiz şartlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İran İslam Cumhuriyeti Salmas 4. Genel Hukuk Mahkemesinin ... sayılı 26.11.2018 tarihli kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; mahkemenin görevsiz olduğunu,yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmediği sürece ilam olarak kabul edilemeyeceğinden yabancı mahkeme kararına dayalı olarak verilen ihtiyati hacze ilişkin ara kararın da kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından tenfizi istenen kararın aslına uygunluğunu ve kesinleştiğini gösteren belgelerin sunulmadığını, tenfizi istenen kararın kesinleşmediğini, davanın esasının İran'daki döviz bürosunda çalınan çeklerin meşru olmayan hamiller tarafından müvekkilinin rızası hilafına doldurulan çeklerden kaynaklandığını ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, çeklerin çalıntı olduğuna ilişkin şikayet üzerine davacı hakkında açılan davada Salmas 101. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından davacının cezalandırılmasına karar verildiğini, ancak davacının temyiz başvurusu üzerine kararın bozulmasına karar verilmiş ise de müvekkili tarafından olağanüstü temyiz yoluna müracaat edildiğini, tekrardan mahkumiyet hükmü verilmesi halinde tenfize konu hükme karşı da olağanüstü temyiz yolunan açık olduğunu, müvekkili tarafından İran'da yeniden medeni yargılama talebi içeren dilekçenin İran'daki mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle tenfizi istenen kararın kesinleşmediğini, temyiz ve yasa yollarının tüketilmediğini, İran İslam Cumhuriyeti Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 426.
maddesi uyarınca tanıma ve tenfiz istenen mahkeme kararına karşı olağanüstü temyiz yolunun açık olduğunu, buna ilişkin temyiz dilekçesinin onaylanarak mahkemeye sunulduğunu, bu yönüyle İran'da yapılan temyiz başvurusunun sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.
Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Somut olayda, Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması nedeniyle mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin karşılıklılık esası bulunmaktadır. Her ne kadar davanın asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğinden bahisle görev itirazında bulunulmuş ise de, tanıması talep edilen kararın verildiği davada; kambiyo senedi niteliğinde olan çekten kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği dikkate alındığında uyuşmazlık kıymetli evrak hukukundan kaynaklandığından, eldeki tenfiz davasında asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması'nın 14.
Maddesinde akit taraflardan birinin ülkesinde yetkili makamlar tarafından düzenlenen veya onaylanan belgelerin diğer akit tarafın ülkesinde tasdike ihtiyacının olmadığı, akit taraflardan birinin resmi makamlarınca düzenlenen resmi belgelerin diğerinin ülkesinde resmi belgelerle aynı ispat kuvvetine sahip olduğu düzenlenmiştir. Bahsi geçen düzenleme ile akit devlette düzenlenen resmi belge üzerinde herhangi bir onay olmasa bile Türkiye'de resmi belge olarak işlem görmesi mümkündür (..., ... ve ...). Bunun dışında davalı vekili, dava konusu çeklerin çalıntı olduğuna ilişkin şikayet üzerine davacının Salmas 101. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırılmasına karar verildiğini, ancak davacının temyiz başvurusu üzerine kararın bozulduğunu, bu karara karşı müvekkili tarafından olağanüstü temyiz yoluna müracaat edildiğini, tekrardan mahkumiyet hükmü verilmesi halinde tenfize konu hükme karşı da olağanüstü temyiz yolunun açık olduğunu, müvekkili tarafından İran'da yeniden medeni yargılama talebi içeren dilekçenin İran'daki mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle tenfizi istenen kararın kesinleşmediğini, temyiz ve yasa yollarının tüketilmediğini, İran İslam Cumhuriyeti Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 426.
maddesi uyarınca tanıma ve tenfiz istenen mahkeme kararına karşı olağanüstü temyiz yolunun açık olduğunu ileri sürmektedir. Tenfiz istemine konu ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin ilamı veren mahkemenin kanunlarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Eldeki davada da davalının İran adli makamlarına medeni yargılama talebini içeren dilekçe sunduğunu iddia etmekte olup tenfizi istenen kararın İran hukukuna göre kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, üniversitelerin Milletlerarası Özel Hukuk Kürsülerinden seçilecek uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak tenfizi istenenen ilamın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşip kesinleşmediği hususunda bilirkişi raporu alınması, kesinleştiğinin anlaşılması halinde ise davacının yeniden medeni muhakeme talebinin sonucunun beklenip beklenmeyeceği değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı vekili tarafından mahkemenin, 18/10/2023 tarihli ara kararıyla verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına yönelik istinaf nedenleri ileri sürülmüş ise de davalının 18/10/2023 tarihi ihtiyati haciz ara kararına karşı istinaf başvurusunun Dairemizin 2023/2261-1780 sayılı dosyasında incelenerek kesin olarak reddine karar verildiği, devamında da ihtiyati haciz koşullarında bir değişiklik bulunmadığı anlaşıldığından davalının aksi yöndeki istinaf gerekçeleri haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp, değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/659 Esas - 2024/239 Karar sayılı 13/03/2024 tarihli kararının, HMK 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/40065 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi