Limited şirket feshi davasında üç ortaktan ikisinin davacı, birinin davalı olması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1369 E. 2024/1308 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Husumet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirketin haklı sebeple feshi davasında davalı sıfatı kural olarak şirketin tüzel kişiliğine aittir; ancak feshi istenen şirketin tüm ortaklarının (bir kısmı davacı, bir kısmı davalı sıfatıyla) davada taraf olarak yer alması halinde, usul ekonomisi ilkesi gereğince taraf teşkilinin sağlanmış olduğu kabul edilir ve ayrıca şirket tüzel kişiliğine karşı dava açılması zorunluluğu doğmaz.
Ele alınan sorunlar
Limited şirketin feshi davasında pasif husumetin (davalı sıfatının) belirlenmesi → kabul
İddia: Davacılar vekili, feshi istenen şirketin üç ortaklı olduğunu, tüm ortakların davada taraf olarak yer aldığını, Yargıtay HGK'nin 2019/795 E. 2022/374 K. sayılı ilamına göre ortakların tamamının taraf olduğu davalarda taraf teşkilinin usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde sağlanmış sayılması gerektiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin pasif husumet yokluğundan verdiği ret kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Limited şirketin haklı sebeple feshine ilişkin davada davacı sıfatı, TTK 636/3 uyarınca pay defterine kayıtlı ortaklara aittir ve bu sıfatın yargılama boyunca devam etmesi gerekir; aksi halde taraf sıfatı kaybedilir ve bu husus yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi re'sen de gözetilir. Davalı sıfatı kural olarak feshi istenen limited şirketin tüzel kişiliğine aittir; dava kural olarak şirkete karşı açılmalıdır. Ancak, feshi istenen limited şirketin ortaklarının tamamının (iki ortağın davacı, bir ortağın davalı sıfatıyla) davada yer aldığı hallerde, Anayasa m.141 ve HMK m.30'da düzenlenen usul ekonomisi ilkesi gereğince taraf teşkilinin sağlanmış olduğu kabul edilmelidir. Aksi kabul, ortakların tamamının yer aldığı fesih davası mevcutken ayrıca şirket tüzel kişiliğine karşı yeni bir dava açılması sonucunu doğurur ki bu, usul ekonomisine aykırılık oluşturur. Somut olayda feshi istenen şirketin tüm ortakları davada (iki ortak davacı, bir ortak davalı sıfatıyla) yer aldığından taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirketin fesih davasında, şirketin tüm ortaklarının (bazıları davacı bazıları davalı sıfatıyla) davada taraf olması halinde şirket tüzel kişiliğine karşı ayrıca dava açılmasına gerek olmadığı, taraf teşkilinin usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde sağlanmış sayılacağı yönündeki tespit açısından emsal değer taşımaktadır; bu husus Yargıtay HGK içtihadına da paralel niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Limited şirketin feshi davasında taraf teşkili (husumet) — şirketin tüm ortaklarının davada taraf olarak yer alması halinde, şirket tüzel kişiliğine ayrıca dava açılması gerekmeksizin taraf teşkilinin sağlanmış sayılması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin haklı sebeple feshi↗ pasif husumet↗ taraf teşkili↗ usul ekonomisi ilkesi↗ davacı ve davalı sıfatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1369
KARAR NO 2024/1308
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/05/2024
NUMARASI 2023/1110 Esas - 2024/540 Karar
DAVA
Limited Şirketin Feshi
İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2024
Davanın pasif husumetten reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili ... ile davalı ... ve dava dışı eski ortak ....'ın, 27/01/2021 tarihinde .... Şti.ni kurduklarını,ana sözleşmeyle birlikte .... ve ...'in şirket müdürü olarak seçildiğini, 07/11/2022 tarihli ortaklar kurulu kararıyla ...'ın paylarını ... ve davacı ...'a devrettiğini, aynı kararda davalı ...'in şirket müdürü seçildiğini, ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, şirketin hesap hareketleri incelendiğinde ...'in en fazla transferi eşinin üzerine veya onun üzerinden yapsa da diğer yakınları ve kendi şirketi üzerinden de hatırı sayılır miktarda transfer gerçekleştirdiğini, dışarıdan atanan müdür ...'in ve ortak müdür ...'in tahsil ettiği paraları diğer ortaklara teslim etmeyerek, kamu borçlarını ödemedikleri,....'ın elektrik kesme işlemi gerçekleştirmesine rağmen borcu ödemeden elektriği kaçak olarak bağlattıklarını, buna ek olarak kiranın ödenmediğini, düzenli bir şekilde defter tutulmadığından ve müvekkilinin bir takım oyunlarla şirkette söz sahibi olmasını da engellediğini, eski ortak ...hisselerinin %15'ini davacı ...'a %18'ini ise senet karşılığı ...'e devretmeyi kabul ettiğini müvekkillerinin, ...'in bu hareket ve davranışlarından medya vasıtasıyla haberdar olduklarını, 27 Temmuz 2023 tarihinde şirketin fiilen faaliyetlerine son verildiğini, yaklaşık 45 gün sonra da iş yerinin bir başka ticari işletmeye devredildiğini, tüm ortak ve müvekkillerin artık şirketin fiilen de faaliyetine devam edemeyeceği kanaati oluşturduğunu, şirket müdürlerinin şirketi temsil ve müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılarak ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına, şirket ortaklarının davalı ortak ve müdürlere karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmaması gibi haklı nedenlerin varlığından dolayı ...Şti'nin feshine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın TTK nın 636-(1) maddesi uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesine dair olup, böyle bir davada husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli olduğundan ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili;feshi istenen şirketin 3 ortaklı bir şirket olduğunu, şirket ortaklarının tamamının huzurdaki davada taraf olarak gözüktüğünü, şirket dışından görevlendirilmiş davalı ....'in oğlu şirket müdürü ...'inde taraf olarak gösterildiğini, Yargıtay HGK'nın 2019/795 esas, 2022/374 karar sayılı 24.3.2022 tarihli ilamı ile; "Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır. Bu kapsamda her ne kadar kural olarak limited şirketin TTK'nin 636/3. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshine ilişkin olarak açılan bir davada husumetin, feshi istenen şirketin tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerekir ise de;
iki kişiden müteşekkil limited şirketin ortaklarının davacı ve davalı olarak yer aldığı davada, yukarıda açıklanan usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde taraf teşkilinin sağlandığının kabul edilmesi gerekir." denildiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne, aksi halde dava yeniden görülmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava limited şirketin haklı sebeple feshine ilişkindir. Limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada davacı sıfatı şirketin ortaklarına aittir. Bu kapsamda TTK'nin 636/3. maddesi kapsamında ancak pay defterine kayıtlı ortaklar limited şirketin haklı nedenle feshini mahkemeden isteyebilirler. Limited şirketin feshini isteyen davacının ortaklık sıfatının yargılama boyunca mevcut olması gerekir. Aksi durumda ortaklık sıfatını yitiren davacı, taraf sıfatını da yitirecektir. Bu durum yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınır. Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır.
Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde de belirttiği güncel HGK kararında da "Kural olarak limited şirketin TTK'nin 636/3. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshine ilişkin olarak açılan bir davada husumetin, feshi istenen şirketin tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerekir ise de; iki kişiden müteşekkil limited şirketin ortaklarının davacı ve davalı olarak yer aldığı davada, yukarıda açıklanan usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde taraf teşkilinin sağlandığının kabul edilmesi gerekir. Başka bir deyişle iki ortaktan biri tarafından diğer ortağa karşı açılan, iki ortaktan müteşekkil limited şirketin feshine dair davada taraf teşkilinin sağlanmış olduğunun kabulü, Anayasanın 141. maddesi ve HMK’nın 30.
maddesinde düzenlenen, yargılamanın en az giderle ve makul sürede bitirilmesi ile gereksiz yere dava açılmasının engellenmesine dair usul ekonomisi ilkesine uygun düşer. Aksinin kabulü, iki ortaktan ibaret olan limited şirketin ortaklarının tümünün taraf olarak yer aldığı fesih davasının mevcudiyeti yanında şirket tüzel kişiliğine karşı ayrı bir fesih davasının açılması sonucunu doğuracak olup böyle bir durum, HMK’nın 30. ve Anayasanın 141. maddelerinde ifade edilen usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil edecektir.(Yargıtay 11. HD'nin 20.09.2017 tarihli ve 2016/1685 esas 2017/4592 karar HGK'nın 2019/795 esas 2022/374 karar sayılı 24.03.2022 tarihli ilamı )Yukarıda yazıldığı üzere; feshi istenen limited şirketin iki ortağının davacı, bir ortağının davalı safında yer aldığı;
yerleşik yargı uygulamasında şirket ortaklarının tamamının yer aldığı fesih davasında davalı şirketin taraf olduğunun kabul edildiği, bu hususa aykırı yargı kararı bulunmadığı, ancak şirkete karşı dava yöneltilmiş iken aynı davada şirket ortaklarına da dava yöneltilmesi halinde şirket ortaklarına karşı açılan davanın pasif husumetten reddi gerektiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği Yargıtay HGK'nin güncel kararında da yerleşik uygulamanın devam ettiğini gösterdiği halde; eldeki limited şirketin feshi davasında taraf teşkili sağlandığının kabulü ile davanın esasına girilmek gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1110 Esas - 2024/540 karar sayılı 16/05/2024 tarihli kararının HMK'nın 353(1)-a-6 KALDIRILMASINA,"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/39687 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi