Vakıa içermeyen dava dilekçesi nedeniyle usulden ret
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1475 E. 2024/1323 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Dava dilekçesinde hiçbir maddi vakıa, delil ve talep sonucu gösterilmemişse, bu durum davacının iddia yükünü hiç yerine getirmemesi anlamına gelir ve somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden farklıdır; taraflarca getirilme ilkesi gereği hakim, tarafın hiç ileri sürmediği bir vakıayı re'sen araştıramaz veya bu konuda aydınlatma yapamaz; böyle bir dilekçeyle açılan dava usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Dava dilekçesinin vakıa içermemesi nedeniyle usulden reddin isabetli olup olmadığı → ret
İddia: Davacı, istinaf nedeni göstermeden dosyanın istinafa gönderilmesini, yargılamanın devamını ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: HMK 119/1-d ve bentlerinde vakıaların ve delillerin gösterilmesi dilekçenin unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile vakıaların gösterilip somut/açık olmaması halleri birbirinden ayrılmalıdır; birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi, diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesidir ve sonuçları farklıdır. Taraflarca getirilme ilkesine göre dava malzemesinin (vakıa ve delillerin) getirilmesi taraflara aittir; kanunda öngörülen istisnalar (re'sen araştırma ilkesi) dışında hakimin taraflarca ileri sürülmeyen bir vakıayı re'sen dikkate alması mümkün değildir, hatta hakimin bu yönde hatırlatma yapması hakimin reddi sebebi sayılır. Davacının hiçbir vakıa ileri sürmemesi iddia yükünün yerine getirilmemesi anlamına gelir; iddia yükü, tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükümlülüğüdür. Salt 'haksızlığa uğradım, hakkımı verin' türünden havada kalan ifadelerle dilekçe yazıp sonuca gitmek mümkün değildir. Somut olayda davacı dayandığı maddi vakıaları, delillerini ve talep sonucunu belirtmemiş, iddia yükünü yerine getirmemiştir; bu durumda temel vakıalar bakımından ispat yükü de yerine getirilmiş olmayacağından davanın usulden reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafın iddia yükünü yerine getirip somutlaştırma yükünü yerine getirmemesi durumunda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü söz konusu olabilirse de, tarafın hiç ileri sürmediği, olayın gerçekleşmesi bakımından ortaya koymadığı bir vakıa bakımından hakimin açıklama istemesi veya davanın aydınlatılması söz konusu olamaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile vakıaların yeterince somutlaştırılmaması hallerinin ayrı sonuçlar doğurduğuna ve hakimin aydınlatma yükümlülüğünün, tarafın hiç ileri sürmediği vakıalara genişletilemeyeceğine ilişkin tespiti, dava dilekçesinin geçerliliği ve usulden ret kararlarına ilişkin benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava dilekçesinin vakıa, delil ve talep sonucu unsurlarını içermesi (iddia yükünün yerine getirilmesi)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iddia yükü↗ somutlaştırma yükü↗ taraflarca getirilme ilkesi↗ re'sen araştırma ilkesi↗ hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü↗ dava dilekçesinin unsurları↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1475
KARAR NO 2024/1323
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/03/2024
NUMARASI 2024/199 Esas 2024/291 Karar
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/09/2024
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı dilekçesinde; davalı ... bank A.Ş., İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas, davalı ... A.Ş. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarını bildirerek, davanın esasının haksız fiil kaynaklı tazminat davası olduğunu, dava konusunun ''örgütleşme, örgütlü yağma, resmi belgede sahtecilik'' şeklinde yazıp ''dava medya takipli'' diyerek haksız fiilden kaynaklı 50.000.000- TL bedelli dava ikame etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, olayda HMK 32/2 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, zira o madde yargılamanın geneline ilişkin bir düzenlemeye ait olup, temelinde bir dilekçe olan dava dilekçesi ile ilgili HMK 119. Maddesinde özel bir düzenleme mevcut olduğu, zaten HMK dava ve cevap dilekçelerinde bu dilekçelere hiç bir zaman ''dilekçe'' dememekte, bu dilekçelere ''dava dilekçesi'' ve ''cevap dilekçesi'' olarak içeriğinde yer verdiği, bu nedenle HMK 32/2. Maddesinde okunmayan veya uygunsuz yahut ilgisiz olan dilekçelerin dava dilekçesi yönünden uygulanamayacağının değerlendirildiği, bunların yargılama içinde verilen dilekçeler olduğu yasanın konuları sıralamasından da anlaşıldığı gerekçesiyle dava dilekçesi niteliğinde bir dilekçe ile açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı asil; dosyanın istinafa gönderilmesine, yargılamanın devamına, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı tarafından verilen mahkemece " şeklen dava dilekçesi "olarak adlandırılan dilekçede ; "davanın genişletilmiş talepli ,konusu "örgütleşme ,örgütlü yağma,resmi belgede sahtecilik ,dava medya takipli olmasına ,esasa dair beyanı ve delilleri daha sonra sunacağı belirtilen dilekçeyi sunmuştur. Dava dilekçesinde ,bir vakıa bildirilmediği gibi dava değeri olarak 50.milyon -TL gösterilmiş , dava konusunun yağma olduğu açıklanmış ise de ; herhangi bir vakıaya dayanılmamış ,sonuç talebe de yer verilmemiştir. "6100 sayılı HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde ,vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırd etmek gerekir.
Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir.Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklakta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar sözkonusuysa mümkündür.Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25.madde de gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır.Hatta ,hakimin bu yönde tarafın hiç ileri sürmediği bir vakıayı hatırlatması hakimin reddi sebebi sayılacaktır.
Taraflarca getirilme ilkesine göre ,dava malzemesinin ,yani vakıaların ve delillerin getirilmesi işi taraflara aittir. Medeni yargılama hukuku ,özündeki özel hukuktaki hakların yerine getirilmesini amaçladığı için ,tarafların haklarını ararken de aktif olmalarını ve kendi iddialarını ,bunların dayanaklarını ve delillerini getirmeleri -kural olarak- gerekli ve zorunludur... Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek ,aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi ,iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünki, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını ,sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi ,bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır.
Sadece ,mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım,hakkımı verin " ya da "alacağım tahsil edilsin "anlamında ki bir taleple ya da bir takım havada kalan ifadelerle kullanarak dilekçe yazıp sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne ,kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz.( Prof.Dr. ... - Dava dilekçelerinde eksiklikler halinde yapılması gereken işler.. ) Somut olayda ;davacının dayandığı maddi vakıaları, delillerini ,talep sonucunu belirtmediği , davacının iddia yükünü kanuna uygun yerine getirmediği , bu durumda temel vakıalar bakımından ispat yükünü de yerine getirmiş olmayacağından ,davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Tarafın iddia yükünü yerine getirip ,somutlaştırma yükünü yerine getirmemesi durumunda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü var ise de ,tarafın hiç ileri sürmediği ,olayın gerçekleşmesi bakımından ortaya koymadığı bir vakıa bakımından hakimin açıklama istemesi yada davanın aydınlatılması sözkonusu olamayacağından davacının istinaf nedeni göstermeden kararın kaldırılması istemli istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Adli yardım talebinin kabulü nedeniyle peşin harç alınmadığı anlaşılmakla alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı ile 1.169,40-TL başvuru harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/39019 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi