Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8390 E. 2017/7618 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun yenilenmesi↗ sigorta acenteliği↗ prim alacağı↗ acentelik sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ acente↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil kefil↗ acentelik↗ ek prim↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ yenileme↗ kefil↗ kötü niyet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları Acentelik Sözleşmesi'nin 43. maddesinde sözleşmenin 31/12/2003 tarihine kadar geçerli olmak üzere akdedildiği ve bir borcun yenilenmesi halinde kural olarak kefalet asıl borçla birlikte ortadan kalkacağından yenilemeye kefil muvafakat etmiş olsa bile, kefaletin yenilenen borcu temin etmeyeceği, bu haliyle davalı kefillerin sorumluğu'nun 31/12/2003 tarihinde son bulduğu gerekçesiyle davalı ...'ın yaşı gözetilerek davanın reddine, davalı tarafça İİK'nın 67 maddesi uyarınca davacının kötü niyetli olduğunun usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acente tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine ödenmemesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalılardan ... 27/12/2002 tarihli sözleşmeye müteselsil kefil olup sözleşmenin konusu müvekkil ... Sigorta A.Ş’ye acentenin tahsil ettiği primlerin ödenmesidir. Her ne kadar 2006 yılında davacı şirket ... Sigorta A.Ş’yi devralmış ve 27/12/2002 tarihli sözleşmeyi feshetmiş olsa da, davaya konu asıl borcun sözleşmenin feshinden önceki döneme ait ve bu sözleşmeden doğan primlere ilişkin olduğundan; söz konusu sözleşme uyarınca müteselsil kefil olan davalılardan ... kefaleti nedeniyle borçtan sorumlu olacağı göz önüne alınarak, mahkemece işin esasına girilerek sorumlu olduğu miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalılardan ...’ın da kefaletinin ve sorumluluğunun bulunmadığına dair karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14127 E. 2018/2045 K.
Ortak:prim alacağı · acente · acentelik · ek prim
İncelediğiniz kararda2- Dava, «acente» tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine ödenmemesinden kaynaklanan «prim alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sigorta A.Ş’ye «acentenin» tahsil ettiği primlerin ödenmesidir.
Benzer bu karardaŞti.'nin ... sistemi içinde yer aldığı, davacının «prim» borcunun bir kısmını davalı sigortacı hesabına nakit olarak yatırdığı, bir kısmını da «acenteye» ... çeki vermek suretiyle ödediği, ... çekinin «acente» tarafından kabul edilip «prim alacağından» düşüldüğü anlaşılmaktadır. ... çeki ile yapılan ödemeler «ifa» yerine geçen ödeme mahiyetindedir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenmiş olan «sigorta poliçelerinin» iptali nedeniyle iade edilmesi gereken «prim alacağının» eksik ödendiği iddiasıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ise, davacının «prim» borcunu ödemediğini, davacının «acenteye» ... çeki verdiğini, ancak sigorta poliçe bedellerinin ... çeki ile ödenmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · ifa · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacağının davalı tarafından ödendiği, davalının davacıya borcu bulunmadığı, icra takibi yapan davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenmiş olan «sigorta poliçelerinin» iptali nedeniyle iade edilmesi gereken «prim alacağının» eksik ödendiği iddiasıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin ... sistemi içinde yer aldığı, davacının «prim» borcunun bir kısmını davalı sigortacı hesabına nakit olarak yatırdığı, bir kısmını da «acenteye» ... çeki vermek suretiyle ödediği, ... çekinin «acente» tarafından kabul edilip «prim alacağından» düşüldüğü anlaşılmaktadır. ... çeki ile yapılan ödemeler «ifa» yerine geçen ödeme mahiyetindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18759 E. 2013/6700 K.
Ortak:acente · ek prim
İncelediğiniz kararda2- Dava, «acente» tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine ödenmemesinden kaynaklanan «prim alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı tarafça zorunlu trafik «sigorta poliçesi» «primlerine» ilişkin «ödeme savunmasında» bulunulmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, zorunlu trafik sigorta poliçesi primlerine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. ...– Ancak, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, davalı, davacı «acente» kanalıyla konut ve «kasko sigorta» poliçeleri yaptırdığına ve sigorta şirketi de poliçe primlerinin ödendiğini kabul ettiğine göre, davalı taraf, bu ödemenin kendisi tarafından yapıldığını kanıtlama …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta şirketlerine ait bir takım poliçelerin davacının alacağını ispat için yeterli olmadığı, davalının kaza yapan araçları nedeniyle değişik tarihlerde «hasar» bedeli tahsil ettiği, bu durumda davalının sigorta «primlerini» ödediğinin kabulünün gerekeceği, davacının primleri kendisinin ödediğini ve davalının prim ödemediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın değinilen poliçelere ilişkin «primler» nedeniyle alacak hakkının oluştuğu göz önüne alınmaksızın, davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme savunması · kasko sigortası · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu kararda… ere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı tarafça zorunlu trafik «sigorta poliçesi» «primlerine» ilişkin «ödeme savunmasında» bulunulmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, zorunlu trafik sigorta poliçesi primlerine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. ...– Ancak, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, davalı, davacı «acente» kanalıyla konut ve «kasko sigorta» poliçeleri yaptırdığına ve sigorta şirketi de poliçe primlerinin ödendiğini kabul ettiğine göre, davalı taraf, bu ödemenin kendisi tarafından yapıldığını kanıtlama …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta şirketlerine ait bir takım poliçelerin davacının alacağını ispat için yeterli olmadığı, davalının kaza yapan araçları nedeniyle değişik tarihlerde «hasar» bedeli tahsil ettiği, bu durumda davalının sigorta «primlerini» ödediğinin kabulünün gerekeceği, davacının primleri kendisinin ödediğini ve davalının prim ödemediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8390 E. , 2017/7618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2016 tarih ve 2014/48-2016/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... şirketi ile davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attıkları ...Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. ile düzenlenmiş acentelik sözleşmesi bulunduğunu, acentelik sözleşmesinden kaynaklı dava dışı acentenin vekil eden şirkete borcu bulunduğunu, acentelik sözleşmesinin 51. maddesine göre; sözleşmeden kaynaklı bir borcun çıkması halinde davalıların, dava dışı acente ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olmayı kabul ettiklerini, acentelik sözleşmesinden kaynaklı borçların ...Ltd. Şti. tarafından ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/6646 esas sayılı icra dosyasında icra takibi yapıldığını, icra takip dosyasına davalı tarafından süresinde vaki itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalılar aleyhine HMK'nın 389 vd, İİK'nın 257 vd maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalıların ...
İcra Müdürlüğü'nün 2013/6646 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile davalı ...'ın takip tarihine kadar olan 132.754,60 TL borçtan, davalı ...'ın 111.890,11 TL borçtan sorumlu olacak şekilde takibin devamına, davalıların asıl alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının sunmuş olduğu sözleşmenin ... Sigorta A.Ş. ile ...Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. adına ... tarafından akdedilip müvekkilinin kefil sıfatıyla hukuki ilişkiye dahil olduğunu, davacı şirketin 2006 yılında ... Sigorta A.Ş'yi devralması ile aynı yıl ...'a yeni bir sözleşme gönderildiğini ancak kefalete ilişkin bir işlem yapılmadığını, kefalet sözleşmesini sona erdiren durumlardan bir tanesinin de borcun yenilenmesi olduğunu, yenilenen sözleşmeden haberi dahi olmayıp imza atmamış olan müvekkiline husumet yöneltilmesinin yanlış olduğunu savunarak müvekkilinin taraf sıfatının yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 1988 doğumlu olup 2002 yılında 14 yaşında olduğunu, sınırlı ehliyetsizler grubu içerisinde bulunduğunu, kefalet ilişkisinin geçersiz olmasının yanı sıra davacının sunmuş bulunduğu sözleşmenin, ... Sigorta A.Ş. ile ...Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. adına ... tarafından akdedilip müvekkilinin kefil sıfatıyla hukuki ilişkiye dahil olduğunu, davacı şirketin 2006 yılında ... Sigorta A.Ş'yi devralması ile aynı yıl ...'a yeni bir sözleşme gönderildiğini ancak kefalete ilişkin bir işlem yapılmadığını, kefalet sözleşmesini sona erdiren durumlardan bir tanesinin de borcun yenilenmesi olduğunu, yeni borcun temini için yeni bir kefalet sözleşmesi yapılması gerektiğini savunarak müvekkilinin taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları Acentelik Sözleşmesi'nin 43. maddesinde sözleşmenin 31/12/2003 tarihine kadar geçerli olmak üzere akdedildiği ve bir borcun yenilenmesi halinde kural olarak kefalet asıl borçla birlikte ortadan kalkacağından yenilemeye kefil muvafakat etmiş olsa bile, kefaletin yenilenen borcu temin etmeyeceği, bu haliyle davalı kefillerin sorumluğu'nun 31/12/2003 tarihinde son bulduğu gerekçesiyle davalı ...'ın yaşı gözetilerek davanın reddine, davalı tarafça İİK'nın 67 maddesi uyarınca davacının kötü niyetli olduğunun usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acente tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine ödenmemesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalılardan ... 27/12/2002 tarihli sözleşmeye müteselsil kefil olup sözleşmenin konusu müvekkil ... Sigorta A.Ş’ye acentenin tahsil ettiği primlerin ödenmesidir. Her ne kadar 2006 yılında davacı şirket ... Sigorta A.Ş’yi devralmış ve 27/12/2002 tarihli sözleşmeyi feshetmiş olsa da, davaya konu asıl borcun sözleşmenin feshinden önceki döneme ait ve bu sözleşmeden doğan primlere ilişkin olduğundan; söz konusu sözleşme uyarınca müteselsil kefil olan davalılardan ...
kefaleti nedeniyle borçtan sorumlu olacağı göz önüne alınarak, mahkemece işin esasına girilerek sorumlu olduğu miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalılardan ...’ın da kefaletinin ve sorumluluğunun bulunmadığına dair karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/388998100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz