Kargo şubesi çalışanıyla yapılan acentelik sözleşmesinde bağımsızlık unsuru yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1451 E. 2024/1368 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Kargo şirketlerinin kendi şube çalışanları ile yaptıkları acentelik sözleşmelerinde, acentenin müşterilerini kendisinin belirleyememesi, kendi adına antetli kağıt kullanamaması, hizmetin kapsam ve koşullarının şirket tarafından belirlenmesi gibi hususlar nedeniyle bağımsızlık unsuru bulunmuyorsa, sözleşme TTK 102/1 anlamında acentelik sözleşmesi olarak kabul edilemez; ilişki işçi-işveren ilişkisi olarak değerlendirilir ve bu durumda uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olmayıp görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
Ele alınan sorunlar
Taraflar arasındaki ilişkinin acentelik mi işçi-işveren ilişkisi mi olduğu ve görevli mahkeme → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devrettiğini, kurulu bir düzeni, demirbaş, kasa, müşteri portföyü, ticari bilgi ve marka gibi imkanları acenteye bıraktığını, davalının tacir sıfatını haiz olduğunu, acentelik ilişkisinin TTK 4. maddesine göre ticari iş niteliğinde olduğunu, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, baskı ile acentelik verildiği iddiasının doğru olmadığını, şirkette 300-400 acente bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: TTK 102/1 maddesine göre acente, işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Acentelik ilişkisinin unsurları arasında ticari işletme sahibine tabi olmama (bağımsızlık), sözleşmeye dayanma, belirli yer/bölgede faaliyet, süreklilik ve meslek edinilmiş olma sayılabilir. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, acentenin sistemin kendine özgü, belli ve tek tip standartlarda yerine getirilebileceği bir organizasyon içinde faaliyet göstereceği, sadece kapsamı ve koşulları davacı şirket tarafından belirlenecek hizmetleri sunabileceği düzenlemelerinin yer aldığı görülmüştür. Diğer kargo şirketlerinin ve davacı şirketin acente olduğunu ileri sürdüğü çalışanları ile yaşadığı benzer ihtilaflara ilişkin emsal Yargıtay ilamlarında, müşterilerini kendisinin belirleyememesi, kendi adına antetli kağıt kullanamaması gibi bağımsız bir tacirde bulunması gereken yetkilere sahip olmaması ve teslim alınan kargoya konu malların alıcılarına ulaştırılması gibi müşterilerle sözleşme yapma veya aracılık etmenin ötesinde bir iş üstlenilmesi hususları dikkate alındığında, acente tanımı kapsamına giren bir ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Gerek Yargıtay 11. HD'nin gerekse iş davalarına bakan Dairelerin istikrarlı şekilde emsal dosyalarda, kargo şirketlerinin şubelerinde kendi çalışanları ile yaptıkları acentelik sözleşmelerinin bağımsızlık unsuru taşımadığını kabul ettiği, eldeki acentelik sözleşmesinde de bağımsızlık unsurunun mevcut olmadığı, davalının işçilik alacaklarına ilişkin davasının halen İş Mahkemesinde görülmekte olduğu dikkate alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisine dayandığı belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi → ret
Gerekçe: Taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisine dayandığı belirlenmekle, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile dava dosyasının görevli İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kargo şirketlerinin kendi şube çalışanlarıyla yaptığı acentelik sözleşmelerinin bağımsızlık unsuru taşımadığı ve bu nedenle işçi-işveren ilişkisi sayılması gerektiği yönündeki değerlendirme açısından, Yargıtay 11. HD ve iş davalarına bakan dairelerin istikrarlı içtihadına atıfla emsal niteliktedir; ancak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Kargo şirketi ile şube çalışanı arasındaki, bağımsızlık unsuru taşımayan ve işçi-işveren ilişkisine dayanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemesidir; bu ilişki mutlak ticari dava niteliğinde değildir.
- Dava şartı
- göreve ilişkin dava şartı (görev)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ bağımsızlık unsuru↗ muvazaa↗ işçi-işveren ilişkisi↗ göreve ilişkin dava şartı↗ mutlak ticari dava↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1451
KARAR NO 2024/1368
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/04/2024
NUMARASI 2023/663 Esas - 2024/258 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme sonuna kadar acente olarak faaliyet sürdürdüğünü, sözleşmenin sona ermesiyle ilgili şubede devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, denetimlerin yapıldığını, bu denetimler sonucunda 85.552,68-TL kasa açığı çıktığını, alacağın tahsili amacıyla borçlu ile defalarca iletişime geçildiğini, sonuçsuz kaldığını, müvekkili şirketin alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili,itiraz dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, davalının, davacının işçisi olduğunu, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, ortada ticari bir ilişki olmadığını, davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını aksine alacakları olduğunu, bu yüzden Gebze 8. İş Mahkemesinin 2022/363 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, hiçbir müvekkili şirketin acentesinin işyerini denetleyemeyeceğini belirterek davanın öncelikle usul yönünden reddini, kabul edilmediği taktirde davanın reddini, davacının %20den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, taraflar arasında davalının davacıya karşı Gebze 8.İş Mahkemesi'nin 2022/363 esas sayılı dosyasından haksız feshin tespiti ve işçilik alacakları iddia ve talepli derdest dava olduğu, davacının 01.11.2021 tarihinden itibaren davacı şirkette çalıştığı, 01.11.2021 tarihinde ise işten çıkarma baskısı ile Acentelik Sözleşmesi'nin davacıya imzalattırıldığının iddia edildiği, davalının davacının eski çalışanı olduğu,"Yargıtay 11 HD'nin gerekse İş Davalarına bakan Dairelerin istikrarlı şekilde emsal dosyalarda, kargo şirketlerinin kendi çalışanları ile yaptıkları acentelik sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun kabul edildiği" bu nedenle de dosyaya sunulan 01/01/2019 tarihli sözleşmenin acentelik sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, uyuşmazlığın esası yönünden taraflar arasındaki ilişkinin işçi- işveren ilişkisine dayandığı,davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı ,TTK'nın 4/1.
Maddesi uyarıncadavanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı gerekçesiyle, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ,dava dosyasının görevli İş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkili şirket, bağımsız olarak şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devretmek ve işi kendi maaşlı personelleri yerine kendi işi gibi benimseyerek kar elde etme gayesi ile çalışacak acentelere bıraktığını, bu bağlamda kurulu bir düzeni, tüm demirbaş ve mefruşatı ile şubesini ve kasasını, o şubede kullanılacak araçları, müşteri portföyünü, tüm networkünü, ticari bilgi ve deneyimini (know-how), ticari marka ve logosunu ve benzeri tüm imkanları süresiz acentelik sözleşmesi ile acentenin kullanımına bıraktığını, acentelik sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerekse de acentenin verdiği muvafakatname uyarınca acente ödemez ise müvekkili şirket tarafından ödendiğini, daha sonra acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesildiğini, iş mahkemesindeki davanın derdest olduğundan dikkate alınamayacağını, davalının tacir sıfatını haiz olduğunu,acentelik ilişkisinin TTK 4 maddesine göre ticari iş niteliğinde sayılmasından dolayı işbu davada Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğunu, müvekkili şirketin baskı ile acentelik verseydi müvekkili şirkete ait 850 şubenin 850 tanesinin de acente olması gerektiğini, müvekkili şirkette yaklaşık 300-400 arası acente bulunduğunu, diğer 450-500 adet ise şube olarak işletildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
6102 sayılı TTK nın 102/1 maddesinde acente, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre acentelik sözleşmesinin konusu bir iş görme olup, aracı acente ve ticari işletme adına sözleşme yapma yetkisine haiz acente olmak üzere iki tür acente bulunmaktadır. Her iki acentelik türünde de ticari işletme sahibine tabi olmama (bağımsızlık), acentelik ilişkisinin bir sözleşmeye dayanması, acentenin belirli bir yer veya bölge içinde faaliyet icra etmesi, faaliyetinin süreklilik taşıması ve meslek edinilmiş olması unsurlarının bulunması gerekir.
Acentelik sözleşmesinde, müvekkil adına yazılı olarak sözleşme yapma yetkisi verilmediği sürece aracı acentelik söz konusu olacaktır. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde; taraflar arasındaki anlaşmanın konusu; ... kargonun kendi çabası ile kargo hizmetleri sunan bir kuruluşun organizasyonu ve işletilmesi için kendine özgü bir sitem kurduğu, sistemin ayırd edici özellikleri, belli ve tek tip standartlmarda yerine getirilebileceği, şube adresinde faaliyet gösterileceği, bu adres için kira akdi yapılabileceği, şube adresinin değişmesi halinde ...nin imzalayaacğı sözleşmenin acente için de geçerli olacağı "Acentenin Yükümlülükleri" başlıklı 7.b maddesinde, acentenin sadece; kapsamı ve koşulları ...
Kargo tarafından belirlenecek hizmetleri müşterilere sunabileceği, düzenlemelerine yer verilmiştir. Benzer şekilde diğer kargo şirketlerinin ve davacı şirketin acente olduğunu ileri sürdüğü çalışanları ile düştüğü ihtilaflarda çok sayıda yargı kararı mevcut olup emsal Yargıtay ilamlarında, "....müşterilerini kendisinin belirleyememesi, kendi adına antetli kağıt kullanamaması gibi bağımsız bir tacirde bulunması gereken yetkilere sahip olmaması ve teslim alınan kargoya konu malların alıcılarına ulaştırılması gibi müşterilerle sözleşme yapma veya aracılık etmenin ötesinde bir iş üstlenmemesi dikkate alındığında, acente tanımı kapsamına giren bir ilişki bulunmamaktadır." tespiti yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle;
davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen yargı kararları mevcut olmakla birlikte, gerek Yargıtay 11. HD.'nin gerekse iş davalarına bakan Dairelerin istikrarlı şekilde emsal dosyalarda, kargo şirketlerinin şubelerinde kendi çalışanları ile yaptıkları acentelik sözleşmelerinin bağımsızlık unsuru taşımadığı, eldeki acentelik sözleşmesinde de bağımsızlık unsurunun mevcut olmadığı, davalının işçilik alacaklarına ilişkin davanın da halen İş Mahkemesinde görülmekte olduğu dikkate alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin işçi- işveren ilişkisine dayandığı belirlenmekle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile, dava dosyasının görevli İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/38675 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi