Zıya
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13672 E. 2017/6179 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zıya↗ sözleşme serbestisi↗ hükmün kesinleşmesi↗ rekabet yasağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ hakkaniyet↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ fesih↗ ticari defter↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ile davacı arasında 18/05/2010 tarihli alt imtiyaz sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 28/09/2011 tarihinde fesih ile sona erdirildiği, taraflar arasında düzenlenen alt imtiyaz sözleşmesinde sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde aynı iş yerinde davalı tarafından market işletemeyeceğinin kararlaştırıldığı, fesih sözleşmesinde de aynı hükmün bulunduğu, davalı şirketin aynı adreste, aynı iştigal konusu ile ticari faaliyetine devam ettiği, rekabet yasağını ihlal ettiği, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, davalı şirketin ticari defterlerine göre fesih tarihi olan 28/09/2011 tarihinden itibaren bir yıl içinde 19.192,48 TL kâr elde ettiği, davacı tarafın zararının belirlenemediği, TBK madde 50/2 “uğranılan zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önemleri gözönünde tutarak zarar miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” hükmünü haiz olduğu, bu hükme istinaden zarar miktarı olarak talep edilen 10.000,00 TL'nin olaya uygun düştüğü, davalının yapmış olduğu ticari faaliyet sebebiyle davacının kişilik hakkının zarara uğradığına yönelik bir bulgu olmadığı, bu nedenle manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin 1 yıllık süre boyunca meni talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve maddi tazminatın da TBK 50. maddesi uyarınca belirlenmesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında 28.09.2011 tarihli rekabet etmeme sözleşmesi mevcuttur. Mahkemece, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK 56 vd. maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğundan bahisle maddi tazminatın takdiri ile birlikte hükmün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl süre içerisinde haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durudurulmasına karar verilmiştir. Ancak TTK 56 vd. maddeleri taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmaması halinde iktisadi rekabetin suustimaline yönelik eylemlerin mevcudiyeti durumunda uygulanır. Oysa, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında rekabet etmeme sözleşmesi bulunduğuna göre, uyuşmazlığın hukuki vasfının Borçlar Kanunu hükümlerine göre sözleşme serbestisi kapsamında düzenlenen ve sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın giderilmesi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan zarar ve zıyanın tahsili ile yetinilmesi gerekirken mahkemece, somut uyuşmazlığa TTK 58 hükmü gereğince ayrıca "1 yıl faaliyetten menine" karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · sözleşmeden doğan dava · sözleşmenin feshi · tespit davası · ihbar · ihtar · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
Dava tarihi itibariyle «eda davası» açılmasının mümkün olduğu hallerde ayrıca «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12851 E. 2017/2255 K.
Ortak:hakkaniyet · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… mece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ile davacı arasında 18/05/2010 tarihli alt imtiyaz sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 28/09/2011 tarihinde «fesih» ile sona erdirildiği, taraflar arasında düzenlenen alt imtiyaz sözleşmesinde sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde aynı iş yerinde davalı tarafından market işletemeyeceğinin kararlaştırıldığı, fesih sözleşmesinde de aynı hükmün bulunduğu, davalı şirketin aynı adreste, aynı iştigal konusu ile ticari faaliyetine devam ettiği, «rekabet yasağını» ihlal ettiği, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu, davalı şirketin «ticari defterlerine» göre fesih tarihi olan 28/09/2011 tarihinden itibaren bir yıl içinde 19.192,48 TL kâr elde ettiği, davacı tarafın zararının belirlenemediği, TBK madde 50/2 “uğranılan zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önemleri gözönünde tutarak zarar miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirler.” hükmünü haiz olduğu, bu hükme istinaden zarar miktarı olarak talep edilen 10.000,00 TL'nin olaya uygun düştüğü, davalının yapmış olduğu tic …
Mahkemece, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK 56 vd. maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğundan bahisle «maddi tazminatın» takdiri ile birlikte «hükmün kesinleşmesinden» itibaren 1 yıl süre içerisinde haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durudurulmasına karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «maddi tazminatın» da TBK 50. maddesi uyarınca belirlenmesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Benzer bu kararda… valının bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere üzerine “NİRVANA” ibaresini yapıştırarak revizyon görmüştür" şeklinde haksız bir şekilde değiştirmesinin açıkça «haksız rekabet» niteliğinde olduğu, tespit raporuna süresinde itiraz edilmediği için bu raporun da «delil niteliğinde» olduğu, davacı seçtiği tazminat hesaplama türünün gereği olan emsal lisans sözleşmesini «ibraz» etmediği bu sebeple zarar miktarı net olarak belirlenemediğinden 6098 sayılı TBK'nın 50/2 maddesi uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirler hükmü gereği, TMK'nın 4. maddesindeki hakime tanınan takdir hakkının kullanılmasının zorunluluğu dikkate alınarak ve davada tarafların mali durumlarını gösteren «ticaret sicil» kayıtları celbedilmesi sonucu takdiren 4.000 TL maddi zararı, 8.000 TL manevi zararının olduğu belirlendiği, davalının davacıya tescilli 166272 nolu “...” markası ile ilgili “Nirvana” işaretini koyarak «haksız eylem» yaptığı anlaşıldığından bu eylemin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bunun önlenmesine, hüküm özetinin karar kesinleştiğinde ve yasal sürede talep halinde Türkiye'de yayınlanan tirajı en yüksek gazetede «ilan» edilmesine karar verilmiştir.
Dava «haksız rekabetin» tespiti, meni ve bundan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2- Mahkemece davalı eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu kabul edildiğine göre, tazminat belirlemesinin 6102 sayılı TTK. m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · delil niteliği · haksız eylem · olumsuz oy · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · ticaret sicili · ilan
Benzer bu kararda… valının bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere üzerine “NİRVANA” ibaresini yapıştırarak revizyon görmüştür" şeklinde haksız bir şekilde değiştirmesinin açıkça «haksız rekabet» niteliğinde olduğu, tespit raporuna süresinde itiraz edilmediği için bu raporun da «delil niteliğinde» olduğu, davacı seçtiği tazminat hesaplama türünün gereği olan emsal lisans sözleşmesini «ibraz» etmediği bu sebeple zarar miktarı net olarak belirlenemediğinden 6098 sayılı TBK'nın 50/2 maddesi uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirler hükmü gereği, TMK'nın 4. maddesindeki hakime tanınan takdir hakkının kullanılmasının zorunluluğu dikkate alınarak ve davada tarafların mali durumlarını gösteren «ticaret sicil» kayıtları celbedilmesi sonucu takdiren 4.000 TL maddi zararı, 8.000 TL manevi zararının olduğu belirlendiği, davalının davacıya tescilli 166272 nolu “...” markası ile ilgili “Nirvana” işaretini koyarak «haksız eylem» yaptığı anlaşıldığından bu eylemin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bunun önlenmesine, hüküm özetinin karar kesinleştiğinde ve yasal sürede talep halinde Türkiye'de yayınlanan tirajı en yüksek gazetede «ilan» edilmesine karar verilmiştir.
5- Kabule göre davacı dilekçesinde «temerrüt faizi» talep ettiğine göre hükümde «faiz başlangıç tarihinin» belirtilmemesi dahi doğru görülmeyip, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
56 vd. uyarınca yapılması gerekirken talebin niteliği gereği «uyuşmazlık konusu» yapılmayan 556 sayılı KHK. m.
3- Davacı tarafça, davalının tecavüz oluşturan eyleminin önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep edildiğine göre, mahkemece davalının «haksız rekabet» oluşturan eylemi nedeniyle tecavüzün sona erdirilmesini sağlayacak uygun tedbirin belirlenmesine de hükmedilmesi gerektiği halde, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13672 E. , 2017/6179 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2014/616-2015/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında alt imtiyaz sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalıya ait marketin ... ismiyle işletileceğini, yine sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde aynı iş yerinde davalı tarafından market işletemeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin taraflar arasında imzalanan fesih anlaşması ile son bulduğunu, aynı düzenlemenin fesih anlaşmasında da bulunduğunu, fakat davalının söz konusu adreste marketçilik faaliyetlerine devam ettiğini, ileri sürerek davalının 1 yıllık süre boyunca rekabet yasağına aykırı davranışlardan men'ine, faaliyetlerinin durdurulmasına, 10.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; rekabet yasağı maddesinin Anayasa ve Borçlar Kanununa aykırı olduğunu, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ile davacı arasında 18/05/2010 tarihli alt imtiyaz sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 28/09/2011 tarihinde fesih ile sona erdirildiği, taraflar arasında düzenlenen alt imtiyaz sözleşmesinde sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde aynı iş yerinde davalı tarafından market işletemeyeceğinin kararlaştırıldığı, fesih sözleşmesinde de aynı hükmün bulunduğu, davalı şirketin aynı adreste, aynı iştigal konusu ile ticari faaliyetine devam ettiği, rekabet yasağını ihlal ettiği, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, davalı şirketin ticari defterlerine göre fesih tarihi olan 28/09/2011 tarihinden itibaren bir yıl içinde 19.192,48 TL kâr elde ettiği, davacı tarafın zararının belirlenemediği, TBK madde 50/2 “uğranılan zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önemleri gözönünde tutarak zarar miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” hükmünü haiz olduğu, bu hükme istinaden zarar miktarı olarak talep edilen 10.000,00 TL'nin olaya uygun düştüğü, davalının yapmış olduğu ticari faaliyet sebebiyle davacının kişilik hakkının zarara uğradığına yönelik bir bulgu olmadığı, bu nedenle manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin 1 yıllık süre boyunca meni talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve maddi tazminatın da TBK 50. maddesi uyarınca belirlenmesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında 28.09.2011 tarihli rekabet etmeme sözleşmesi mevcuttur. Mahkemece, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK 56 vd. maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğundan bahisle maddi tazminatın takdiri ile birlikte hükmün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl süre içerisinde haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durudurulmasına karar verilmiştir. Ancak TTK 56 vd. maddeleri taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmaması halinde iktisadi rekabetin suustimaline yönelik eylemlerin mevcudiyeti durumunda uygulanır. Oysa, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında rekabet etmeme sözleşmesi bulunduğuna göre, uyuşmazlığın hukuki vasfının Borçlar Kanunu hükümlerine göre sözleşme serbestisi kapsamında düzenlenen ve sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın giderilmesi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğan zarar ve zıyanın tahsili ile yetinilmesi gerekirken mahkemece, somut uyuşmazlığa TTK 58 hükmü gereğince ayrıca "1 yıl faaliyetten menine" karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bente açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/386690600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz