Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4458 E. 2017/6612 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkma↗ uyap↗ aktif dava ehliyeti↗ kefalet↗ taraf ehliyeti↗ kusur↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 10/01/2013 tarihinde ortak olduğu, davacının ortak olduğu tarihten önce davacı ve davalı ortak arasında akdedilen 25/07/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde davalı şirkette tüm kararların ortak karar alınarak uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalı şirketin yönetimine ilişkin alınan kararların davacı ve davalı tarafından alındığı, davalı şirketin 2012 yılında 66.463,87 TL kâr ettiği, davacının şirkete ortak olduğu davalının müdür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve kefaletlerine son verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da kusuru olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra ortaklıktan çıkma talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar tarihinden sonra Uyap ortamında gönderilen 17.05.2017 tarihli davacı vekilinin beyan dilekçesi ve eklerinden davacıya ait hisselerin tamamının davalı ...'a devredildiği anlaşılmakta olup, bu durumda anılan hususun davacının aktif dava ehliyetine etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7041 E. 2023/6355 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma · kefalet · taraf ehliyeti · kusur · i̇i̇k 72/son · Ortaklıktan Çıkma
İncelediğiniz kararda… dür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve «kefaletlerine» «son» verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da «kusuru» olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra «ortaklıktan çıkma» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar tarihinden sonra Uyap ortamında gönderilen 17.05.2017 tarihli davacı vekilinin beyan dilekçesi ve eklerinden davacıya ait hisselerin tamamının davalı ...'a devredildiği anlaşılmakta olup, bu durumda anılan hususun davacının aktif dava «ehliyetine» etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… dür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve «kefaletlerine» «son» verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da «kusuru» olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra «ortaklıktan çıkma» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… avacı vekilinin beyan dilekçesi ve eklerinde davacıya ait hisselerin tamamının davalı ...'a devredildiği anlaşıldığı, bu durumda anılan hususun davacının aktif dava «ehliyetine» etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
… esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile davacının hisselerini 10.04.2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiği, bu sözleşme ve «hisse devri» kararının 18.4.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı davacının hisselerini davalı ...'a devrettiği, bu nedenle davacının «aktif husumet ehliyeti» kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · hisse devri · yargılama giderleri · husumet yokluğu · vekalet ücreti
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın konusuz kaldığından, «aktif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceğini, «yargıla giderleri» ile «vekalet ücretinin» davacı aleyhine kurulmaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile davacının hisselerini 10.04.2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiği, bu sözleşme ve «hisse devri» kararının 18.4.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığı davacının hisselerini davalı ...'a devrettiği, bu nedenle davacının «aktif husumet ehliyeti» kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Ortaklıktan çıkma | Ayrılma akçesi | Ortaktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6313 E. 2022/4505 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma
İncelediğiniz kararda… dür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve «kefaletlerine» «son» verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da «kusuru» olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra «ortaklıktan çıkma» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı «sebebin» varlığı gözetilerek davacı ortağın «ortaklıktan çıkma» talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, «esas sermaye payının» gerçek değerini isteme hakkını haizdir.
Buna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayrılma akçesi · esas sermaye payı · çıkma payı · limited şirket ortaklığı · hakim ortak · haklı sebep · bilirkişi raporuna itiraz · hakkaniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında «ortaklık ilişkisinin» devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira «limited şirketlerin» nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket «tüzel kişiliğinde» gerçekleşmiş olsa da kâr «dağıtılmaması» ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile «hakim ortaklar» arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve «derdest» davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde «hakkaniyet» ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde «haklı sebep» olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce «ayrılma akçesi» belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Buna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin Türk Kanunları'na göre kurulmuş Türk Lirası sermayeli bir şirket olmasına, «çıkma payının» döviz cinsinden hesaplanamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, «limited şirket ortaklığından» haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4458 E. , 2017/6612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2016 tarih ve 2014/515-2016/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ... ile davalı şirkette %50’şer hisseye sahip olduğunu, şirketi tek başına müdür olarak temsil yetkisi bulunan davalı ortağın şirket faaliyelerini müvekkiline danışmadan yürüttüğünü, şirket karar defteri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, şirketin gelir gider dengesini doğru yönetemediğini, şirketin kredi limitinin tamamını kullandığını, şirketin faaliyetlerinden elde edilecek gelirin ne zaman şirket hesaplarına gireceği, miktarı ve bu gelirler ile hangi ödemelerin ne zaman yapılacağının belirsiz olduğunu, müvekkilinin şirkete borç para verdiğini ama henüz iade edilmediğini, davalı şirketin en önemli gelir kaynağı olan sözleşmenin fesih edildiğini, bu iş sebebiyle davalı şirketin tedarikçilere ve çalışana borcu olduğunu ileri sürerek, davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesini, davalı ortağın müdürlük yetkisinin kaldırılmasını, müvekkilinin ayrılma akçesinin hesaplanarak davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortağı yönünden husumet itirazında bulunmuş, davacının ortak olmak için imzaladığı protokol gereğince ödemesi gereken meblağları ödemediğini, şirketteki tüm önemli iş ve işlemler davacının bilgisi ve onayı ile gerçekleştiğini, şirketin defter ve kayıtlarına göre davacının bir alacağının bulunmadığını, iyi niyetli ve dürüst davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete 10/01/2013 tarihinde ortak olduğu, davacının ortak olduğu tarihten önce davacı ve davalı ortak arasında akdedilen 25/07/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde davalı şirkette tüm kararların ortak karar alınarak uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalı şirketin yönetimine ilişkin alınan kararların davacı ve davalı tarafından alındığı, davalı şirketin 2012 yılında 66.463,87 TL kâr ettiği, davacının şirkete ortak olduğu davalının müdür olarak atandığı 2013 yılında ise davalı şirketin 1.501.977,86 TL zarar ettiği, her iki ortağın da şirketten alacaklı olduğu, davacının şirketten ayrılacağını ve kefaletlerine son verdiğini çeşitli bankalara bildirdiği, bu nedenle şiketin piyasadaki itibarının ve kredibilitesinin sarsıldığı, davalı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntıda davacının da kusuru olduğundan davacının ortak olduktan yaklaşık 3,5 ay sonra ortaklıktan çıkma talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar tarihinden sonra Uyap ortamında gönderilen 17.05.2017 tarihli davacı vekilinin beyan dilekçesi ve eklerinden davacıya ait hisselerin tamamının davalı ...'a devredildiği anlaşılmakta olup, bu durumda anılan hususun davacının aktif dava ehliyetine etkisinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385238300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz