Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7595 E. 2017/6146 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ cezai şart↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ içtihadı birleştirme kararı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 01/06/2007 başlangıç tarihli, 48 ay süreli sözleşmede davalının 3 yıl 8 ay 18 gün için hizmeti ifa ettiği, sözleşme bitimine 3 ay 12 gün kala sözleşmeyi ifadan kaçındığı, gerekçe olarak davacı şirketten alacağı olduğunu ve davacı şirketin servis ücretlerinin azaltılmasını talep ettiğini ileri sürdüğü, sunulan mahkeme kararı ve dinlenen tanık ifadeleri ile davalının savunmasının doğrulandığı ve verdiği hizmetin karşılığı ödemeyen davalıdan hizmeti devam ettirmesinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak oluşur. 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, bir mahkemenin bozma kararına uyması sonucunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir, meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arzetmesin. Usuli müktesep hakkın bazı istisnaları da bulunmaktadır. Bunlar ise, bozmaya uyulduktan sonra bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, o konuda yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi ve görev hususudur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma kararı lehine usuli müktesep hak oluştuktan sonra, bu hakkın istisnası olabilecek bir durum da bulunmamasına rağmen uyulan bozma ilamı dışında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2339 E. 2024/7563 K.
Ortak:müktesep hak · ifa · içtihadı birleştirme kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… lan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 01/06/2007 başlangıç tarihli, 48 ay süreli sözleşmede davalının 3 yıl 8 ay 18 gün için hizmeti «ifa» ettiği, sözleşme bitimine 3 ay 12 gün kala sözleşmeyi ifadan kaçındığı, gerekçe olarak davacı şirketten alacağı olduğunu ve davacı şirketin servis ücretlerinin aza …
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli «müktesep hak» oluşur.
… en esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir, meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve «son» kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arzetmesin.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın «kötü niyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ... dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen «sicilden terkin» edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği …
… ki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket «sicilden terkin» edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, «tasfiye memuru» atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve «son» kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin.
Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli «müktesep hak» yahut usule ait müktesep hak denilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · yazılı delille ispat · şirketin ihyası · bedelsizlik · kambiyo senedi · sicilden terkin · ihya · kesin süre
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın «kötü niyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ... dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen «sicilden terkin» edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği …
… ki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket «sicilden terkin» edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, «tasfiye memuru» atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve «son» kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin.
Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı bozma ilamının davacı şirketin «terkin» edildiğinin anlaşılması halinde «ihyası» ile sicile tescilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesine ilişkin olduğu, davacının temyiz itirazlarının incelenmediği, dosyanın esası yönünden davalı yararına «müktesep hak» teşkil eden ve kesinleşen bir hususun bulunmadığı, bozma kararı verilmesiyle önceki kararın tamamen ortadan kalktığı gözetilerek Mahkemece gerekçe oluşturmak suret …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7595 E. , 2017/6146 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2015 tarih ve 2015/190-2015/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hasta taşıma sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme süresinden önce ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 9.5 madedesi uyarınca davalının tazminat ödemekle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.000,00 TL tazminatın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin esasen davacı tarafça feshedildiğini ve bu suretle müvekkili lehine cezai şart koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 01/06/2007 başlangıç tarihli, 48 ay süreli sözleşmede davalının 3 yıl 8 ay 18 gün için hizmeti ifa ettiği, sözleşme bitimine 3 ay 12 gün kala sözleşmeyi ifadan kaçındığı, gerekçe olarak davacı şirketten alacağı olduğunu ve davacı şirketin servis ücretlerinin azaltılmasını talep ettiğini ileri sürdüğü, sunulan mahkeme kararı ve dinlenen tanık ifadeleri ile davalının savunmasının doğrulandığı ve verdiği hizmetin karşılığı ödemeyen davalıdan hizmeti devam ettirmesinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak oluşur. 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, bir mahkemenin bozma kararına uyması sonucunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir, meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arzetmesin.
Usuli müktesep hakkın bazı istisnaları da bulunmaktadır. Bunlar ise, bozmaya uyulduktan sonra bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, o konuda yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi ve görev hususudur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma kararı lehine usuli müktesep hak oluştuktan sonra, bu hakkın istisnası olabilecek bir durum da bulunmamasına rağmen uyulan bozma ilamı dışında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/384476800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz