Alıcının temerrüdünde satıcının zarar isteme hakkı ve dönme koşulları
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1650 E. 2026/1088 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalGörev ve yetki
Davacının nitelemesi: Satım sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan zarar mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Taraflar arasında kesin bir teslim tarihi kararlaştırılmamış ve teslim tarihi herhangi bir olguya bağlanmamışsa, alıcının kendi müşterisiyle arasındaki teslim tarihini satıcıya karşı ileri sürmesi mümkün değildir; bu durumda satıcı, makul süre içinde (elleçleme/düzeltme gibi işlemlerle) ifayı teklif ettiğinde borçlu temerrüdüne düşmemiş sayılır ve alıcının bu aşamada yaptığı sözleşmeden dönme beyanı geçersizdir. Alıcı, malı teslim almada ve bedeli ödemede temerrüde düşmüşse, satıcı TTK 23/1-b uyarınca malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebileceği gibi, TBK 236/2 uyarınca sözleşme bedeli ile malın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir.
Ele alınan sorunlar
Yetkili mahkeme itirazı → ret
İddia: Davalı, sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesinin yetkili olduğunu, malın teslim yerinin Mersin olması nedeniyle Mersin mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddesi gereğince para alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkta davacı alacaklının yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Uygulanacak hükümlerin belirlenmesi (ayıp hükümleri değil temerrüt hükümleri) → kabul
Gerekçe: Davacı davalı ile kararlaştırdıklarının aksine son tüketim tarihine 1 yıl etiketli ürünleri getirmiş olup, uyuşmazlığın ayıp hükümlerine göre değil TBK'nın 112 ve devamı maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının (satıcının) borçlu temerrüdüne düşüp düşmediği ve davalının sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı → kabul
İddia: Davalı, davacının 03/11/2020 tarihine kadar teslim etmemesi nedeniyle borçlu temerrüdüne düştüğünü, bu tarihin kesin vade niteliğinde olduğunu, ayrıca ifanın kendisi için yararsız kaldığını, bu nedenle ek süre vermeksizin sözleşmeden dönme hakkının doğduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak bildirimle belirlenmişse bu günün geçmesiyle temerrüt oluşur. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede ürünlerin teslimi için bir tarih kararlaştırılmamış, teslim tarihi herhangi bir olguya bağlı olarak da belirlenmemiştir. Sözleşmede mal bedelinin ödenmesi için 60 gün vade kararlaştırılmış olup davalı henüz bir ödeme yapmamış, kendi edimini ifa etmemiştir; sözleşmede alıcı ithalattan kaynaklanan 15 iş gününe kadar gecikmeleri kabul etmiştir. Davalının 30/10/2020 tarihli e-postasında kendi müşterisine karşı teslim tarihinden bahsedilmiş olup, bu e-posta ile davacıya 4 günlük süre verildiğinin kabulü halinde bile, edimin ithalat yoluyla gelmesi ve belirli bir prosedüre tabi olması nedeniyle bu sürenin makul olmayacağı açıktır. Davalının kendi müşterisiyle arasındaki teslim tarihi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı olmadığından davacıya karşı ileri sürülemez. Bu itibarla TBK'nın 124. maddesinde düzenlenen süre verilmesini gerektirmeyen durumun varlığı ispat edilememiştir. Bu durumda davacı yönünden 03/11/2020 tarihi itibariyle borçlu temerrüdü gerçekleşmediği gibi davalının 03/11/2020 tarihi itibariyle sözleşmeden dönme koşulları da oluşmamış olup taraflar sözleşme ile bağlı kalmaya devam etmiştir. Davacının koliler üzerindeki son kullanma tarihi düzeltmesi için 02/11/2020 tarihinde gümrük idaresine başvurduğu, 04/11/2020 tarihinde elleçleme izni alarak işlemlere başladığı ve düzeltmenin yapıldığı, 11/11/2020 tarihinde ürünlerin teslime hazır hale getirildiği anlaşıldığından, davalının 03/11/2020 tarihli e-posta ile açıkladığı sözleşmeden dönme beyanı geçerli değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alıcının temerrüdü halinde satıcının zarar isteme hakkının hukuki dayanağı ve zararın hesaplanması → kabul
Gerekçe: TBK'nın 232. maddesine göre alıcı, satım bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlüdür. Alıcının temerrüdü halinde satıcının hakları TTK'nın 23. ve TBK'nın 236. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. TTK'nın 23/1-b maddesi, alıcının mütemerrit olması halinde satıcının malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebileceğini düzenler. TBK'nın 236. maddesi, borcunu ifa etmeyen alıcının satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu, satıcının satış bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebileceğini düzenler. Doktrinde TTK'nın 23. maddesinin sadece alıcının teslim almada temerrüdüne yönelik düzenlendiği, satıcının bedeli ödemede temerrüdü halinde de TBK 235-236. madde hükümlerinin seçimlik hak sağladığı, alıcının hem teslim almada hem bedel ödemede temerrüt halinde olması durumunda satıcının bu iki temerrüt halinden birine dayanabileceği kabul edilmektedir. Somut olayda davacının edimi teklif ettiği 11/11/2020 tarihi itibariyle taraflar sözleşme ile bağlı olmakla birlikte, davalının 03/11/2020 ve 13/11/2020 tarihli e-postaları dikkate alındığında taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle hem satış bedelini alamamış hem de malı mütemerrit davalıya teslim edememiş olan davacının, TTK 23/1-b'ye göre malların satışı için mahkemeden izin istemek veya TBK 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını isteme hakkı bulunmaktadır. Davacının ürünleri daha düşük bedelle üçüncü kişiye sattığı hususu ihtilaf dışı olup, davalı tarafça satış bedeline yönelik bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacı satıcının, satış bedeli ile emtianın satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanan zararı isteyebileceği sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kesin vadenin bulunmadığı ticari satım sözleşmelerinde alıcının tek yanlı olarak belirlediği teslim tarihinin satıcıya karşı ileri sürülemeyeceği ve alıcının temerrüdü halinde satıcının TTK 23/1-b ile TBK 236/2 hükümlerinden birini seçerek zararını talep edebileceği yönündeki değerlendirme, benzer ticari satım uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Para alacağından kaynaklanan uyuşmazlıklarda HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddesi gereğince davacı alacaklının yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alıcının temerrüdü↗ borçlu temerrüdü↗ sözleşmeden dönme↗ kesin vade↗ makul süre↗ ticari satış↗ müspet zarar↗ elleçleme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1650
KARAR NO 2026/1088
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/04/2023
NUMARASI 2021/267 Esas - 2023/286 Karar
DAVA
Tazminat
DAVA TARİHİ 21/04/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/06/2026
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı alıcı arasında 01/04/2020 tarihinde akdedilen sözleşmeye göre ... kalite standartlarına uygun 39.916,80 Kg iç bademin 2020 Eylül ayında ABD’den yüklenmesi ve Mersin antrepoda davalıya teslim edilmesi, karşılığında davalı tarafından müvekkiline 228.801,50-USD ödenmesi hususunda anlaştıklarını, emtianın sözleşmeye uygun olarak konteynerlere yüklendiğini, 30/10/2020 tarihinde ... ...ulaştığını, bunun üzerine müvekkilinin 26/10/2020 tarihli fatura düzenlediğini, ürün kalitesi, raf ömrü, yükleme ve taşıma zamanına ilişkin taraflar arasında anlaşmazlık bulunmadığını, ancak ürünün ambalajında raf ömrünün 2 yıl yazması gerekirken paketlemede yapılan hata ile raf ömrünün 1 yıl olarak etiketlendiğini, paketlemeyi, etiketlemeyi ve sevkiyatı gerçekleştirirken dava dışı ...
tarafından yapılan hatanın tutanak altına alındığını, müvekkilinden kaynaklanmayan bu hatanın 30/10/2020 tarihinde davalı tarafından fark edilmesi üzerine hatanın gümrükte elleçleme işlemi ile düzeltileceği hususunda tarafların şifahen mutabık kaldıklarını, müvekkili tarafından derhal düzeltme işlemlerinin başlatıldığını, davalının ise 03/11/2020 tarihinde gönderdiği mail ile emtianın artık teslim alınmayacağını müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin 04/11/2021 tarihinde antrepoda bekleyen ürünlerin paketlerinde değişiklik yapılmasına ilişkin gerekli izinleri alarak 11/11/2020 tarihinde ürünleri teslim etmeye hazır olduğunu davalıya bildirdiğini, davalı tarafından ise 16/11/2020 tarihli ihtarname ile ürünler üzerindeki raf ömrü etiketinin zamanında düzeltilmediğinden bahisle sözleşmenin haklı feshedildiğinin bildirildiğini, sonradan sözleşme konusu emtiaların müvekkili tarafından dava dışı .....Ltd.Şti'ye daha düşük fiyattan satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin anlaşmaya uygun olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davalının haksız olarak sözleşmeden döndüğünü, müvekkilinin davalının ürünleri telim almaması nedeniyle başka bir şirkete düşük fiyatla satmış olması nedeniyle zarara uğradığını belirterek müvekkilinin iki satış bedeli arasındaki farktan dolayı uğradığı zarardan şimdilik 1.000-USD'nin, ürünlerin fazladan antrepoda beklemesi sebebiyle oluşan 258,24-USD’nin 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
ISLAH
12/01/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle:
1. 000-USD olan taleplerini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 42.188,38-USD artırarak 43.188,38-USD miktarına ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; tarafların akdettiği sözleşme ile emtianın raf ömrünün 2 yıl olması ve ürünlerin bu şekilde paketlenmesi hususunda anlaştıklarını, davacı tarafça henüz ürünlerin müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle davacının düzenlediği 26/10/2020 tarihli faturanın iade edildiğini, davalının anlaşmaya aykırı olarak raf ömrü 2 yılık değil 1 yıllık ürün getirdiğini, tüm etiket ve paketlemelerde anlaşmaya aykırı hazırlandığının fark edilmesi üzerine ürünlerin teslim alınmadığını, bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının 03/11/2020 tarihinden itibaren sessiz kaldığını ve 11/11/2020 tarihinde ürünlerin üzerindeki kolilerin lazer sistemi ile 1 yıllık raf ömrünün 2 yıl olarak değiştirildiğini belirterek ürünlerin teslim edileceğini mail ile müvekkil firmaya bildirdiğini, davacı tarafın satım sözleşmesine konu ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde müvekkilinin teslim almasını istemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının satıcı olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında 01/04/2020 tarihli sözleşme ile ... kalite standartlarına uygun 39.916,80 Kg iç bademin 2020 Eylül ayında ABD’den yükleneceği ve Mersin ...teslim edileceği, davalının bedel olarak 228.801,50-USD'yi davalıya ödeyeceği hususunda anlaştıkları, söz konusu emtianın sözleşmeye uygun konteynere yüklendiği ve 30/10/2020 tarihinde ... ...ulaştığı, ancak ürün paketlerinde son kullanım tarihinin üretim tarihi olarak yazılan tarihinden itibaren 2 yıl olarak yazılması gerekirken sehven 1 yıl olarak yazıldığı, bu durumun davalıya bildirilmesi üzerine ilgili gümrük idaresi nezdinde gerekli prosedür uygulanarak elleçleme sureti ile bu ayıbın düzeltildiğinin 11.11.2020 tarihinde e-posta ile davalıya bildirildiği, ancak davalının 16.11.2020 tarihli ihtarname ile ürünleri teslim almayacağını ve sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, ürün paketlerindeki ürün kalitesine ilişkin olmayan işaret ayıbının makul bir süre olan 11 gün içinde davacı tarafından elleçleme sureti ile giderilerek teslime hazır hale getirildiği, davalıya bildirimde bulunulmasına, taraflar arasında daha önceden belirlenmiş teslim tarihinin olmaması ve teslim hususunda davalı tarafından davacıya fesih ihtarından önce temerrüt ihtarı keşide edilmemiş olması nedeniyle davalının fesih ihtarının haksız olduğu, davalının 228.801,50-USD bedelle almayı taahhüt edip almaktan caydığı emtiayı davacının 185.613,12- USD bedelli fatura ile satmak zorunda kaldığı, bu nedenle davacının 43.188,38-USD zararı oluştuğu, akdi haksız yere fesheden davalının bu bedelden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 43.188,38-USD'nin dava tarihi olan 21/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek USD cinsi mevduata kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; mahkemenin yetkili olmadığını, sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesinin olduğunu, malın teslim yerinin Mersin olması nedeniyle Mersin mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, mahkemenin bilirkişi raporuna itirazları dikkate almadan karar verdiğini, sunulan hukuki mütalaanın dikkate alınmadığını, malların gemiye yüklenmesine binaen malların makul sürede kendisine teslim edileceğini düşünen müvekkilinin malları Irak'da yerleşik ... ...... isimli firmaya satışı için sözleşme akdettiğini, bahsi geçen ürünleri 20/10/2020 - 03/11/2020 tarihleri arasında alıcıya teslimi planladığını, ancak davacının müvekkiline teslim etmesi gereken ürünün raf ömrünün 2 yıl olması gerektiği halde 1 yıllık ürün getirdiğini, ürünlerin bu şekilde teslim alınmayacağının, hatanın farkedilmesi üzerine 30/10/2020 tarihinde davacıya derhal bildirildiğini, ayrıca düzeltmelerin 03/11/2020 tarihine kadar yapılmasının istendiğini, müvekkilinin ürünleri geçerli ve tam bir ifa bulunmaması nedeniyle teslim almadığını, ayıba ilişkin sorumluluğu düzenleyen hükümlerin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, somut olayda davacının temerrüte düşmesi için ihtara gerek bulunmadığını, çünkü teklifinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının borçlu temerrüdüne düştüğünü, 03/11/2020 tarihinden itibaren borcun ifasının müvekkili yönünden yararsız kaldığını, müvekkilinin kendi müşterisine teslim etmesi gereken ürünleri teslim edemediğinden müşterisi ile aralarında sözleşmenin feshedildiğini, bu tarihten sonra ifanın müvekkili açısından faydasız olması sebebiyle müvekkilinin ek bir süre tanımasına gerek olmadığını, davacının sözleşmeye aykırı teklifinin reddedilmesinin alacaklı temerrütüne yol açmayacağını, elleçlemenin ve düzeltmenin yapılması konusunda taraflar arasında mutabakat bulunmadığını, ürünlerin 03/11/2020 tarihine kadar teslimine ilişkin yazışmalardan bu tarihin kesin vade olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının bu tarihe kadar ürünleri teslim etmediğini, satıcının sözleşmeye aykırılık nedeniyle hem müspet hem de menfi zararını talep edemeyeceğini, müvekkilinin 03/11/2020 tarihinde malları almayacağını beyan ettikten sonra 11/11/2020 tarihine kadar sessiz kaldığını, müvekkilinin dönme beyanından sonra ürünlerin elleçlemesinin yapılıp yapılmadığının ürünlerin sözleşmeye uygun hale getirilip getirilmediğinin tartışmalı olduğunu, ayrıca sözleşmede antrepo araç üstü teslim söz konusu olduğu, antrepo ve elleçleme masraflarının davacının hatasından kaynaklandığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, satım akdine aykırılıktan kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01/04/2020 tarihli sözleşme ile davacının Eylül 2020'de ABD'den yükleyeceği ... kalite standartlarına uygun 39.916,80 kg çiğ iç badem emtiasının 228.801,50-USD karşılığında davalıya satışının koşullarının düzenlendiği, tarafların ürünlerin son kullanma tarihine 2 yıl kalması hususunda anlaştıkları, emtianın 30/10/2020 tarihinde ...ulaştığı, davalı tarafından yapılan incelemede ürünlerin etiketinde son kullanma tarihine 1 yıl kaldığının yazılı olduğunun tespit edildiği, üretici firma tarafından alınan yazı ve dosyadaki belgelere göre ürünlerin 2 yıl ömrünün olduğu, etikette sehven 1 yıl yazdığı, davalının emtiayı almaktan vazgeçtiği, davacının ürünleri 26/11/2020 tarihli 185.613,12-USD tutarlı fatura kapsamında 43.188,38-USD daha düşük olarak ...
...Ltd Şti firmasına sattığı hususları ihtilaf dışıdır.Davacı etiketlerin 11/11/2020 tarihinde gümrükten alınan izin neticesinde elleçleme suretiyle düzeltildiği halde davalının ürünleri satın almakta vazgeçmesi nedeniyle ürünleri daha düşük bedelle satmak zorunda kaldığından dolayı maddi zararının tazmini talep etmektedir.
Davalı yetki ilk itirazında bulunmuş ise de HMK'nın 10. ve TBK'nın 89.maddesi gereğince para alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkta davacı alacaklının yerleşim yeri mahkemeleri yetkili olduğundan davalının yetkiye yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Somut olayda, davacı davalı ile kararlaştırdıklarının aksine son tüketim tarihine 1 yıl etiketli ürünleri getirmiş olup, uyuşmazlığın ayıp hükümlerine göre değil TBK'nın 112 vd hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede ürünlerin davalıya teslimi için bir tarih kararlaştırılmamıştır. Malların ...geldiği 30/10/2010 tarihinde davalı yetkilisi tarafından davacıya "...konu ürünü devir alıp gönderememekteyiz. Ayrıca sipariş için müşterimiz salı günü (03/11/2020) yükleme programı yapmıştı, bu şartlar altında malı yükleyemeyeceğiz. Konu hakkında acilen dönüş ve yardımlarınızı rica ederiz..." şeklindeki e-posta gönderilmiştir. Davalının 03/11/2020 tarihli e-postasında ise ürünlerin üretim ve son kullanma tarihleri düzeltilmediğinden satış yaptıkları firmaya 03/11/2020 terminli yüklemenin yapılamadığı, ticari kayıplarına ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, yükleme notuna rağmen hatalı paket tarihli ürünleri alamayacakları bildirilmiştir.
Buna karşılık davacı tarafından davalıya gönderilen 11/11/2020 tarihli e-postada ürünlerin elleçlemesinin yapıldığı ve antrepoda hazır olduğu bildirilmiş ve ürünlerin yüklemesi için araç bilgileri istenilştir. Davalı tarafından 13/11/2020 tarihli e-posta ile ürünlerin teslim alınmayacağı yeniden beyan edilmiştir.
Taraflar arasında kesin bir vade söz konusu olmadığı gibi teslim tarihi herhangi bir olguya bağlı olarak da belirlenmemiştir. Sözleşmede mal bedelinin ödenmesi için 60 gün vade kararlaştırılmış olup davalı tarafından henüz bir ödeme yapılmamış, davalı henüz kendi edimini ifa etmemiştir. Diğer taraftan sözleşmede alıcı ithalattan dolayı yaşanabilecek 15 iş gününe kadar gecikmeleri kabul etmiştir. Davalı, davacıya 03/11/2020 tarihine kadar mehil verdiğini iddia etmiştir. Davalının 30/10/2020 tarihli e-postasında kendi müşterisine karşı teslim tarihinden bahsedilmiş olup bu e-posta ile davacıya 4 günlük süre verildiğinin kabulü halinde taraflar arasındaki edimin ithalat yoluyla gelmesi ve belli bir prosedüre tabi ürün olması nedeniyle verilen sürenin makul bir süre olmayacağı açıktır.
Davalının kendi müşterisi ile aralarındaki teslim tarihinin davacı ile aralarında sözleşmenin bir şartı olmadığından davacıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu yönüyle TBK'nın 124. maddesinde düzenlenen süre verilmesini gerektirmeyen durumun varlığı ispat edilememiştir. Bu durumda davacı yönünden 03/11/2020 tarihi itibariyle borçlu temerrütü gerçekleşmediği gibi davalının 03/11/2020 tarihi itibariyle sözleşmeden dönme koşulları oluşmadığından taraflar sözleşme ile bağlı olmaya devam etmektedir.
Davacının koliler üzerindeki son kullanma tarihlerinde düzeltme yapılması için 02/11/2020 tarihinde ... Müdürlüğü'ne başvuru yaptığı, 04/11/2020 tarihinde elleçleme izni alınarak gerekli işlemlere başladığı ve düzeltmenin yapıldığı, 11/11/2020 tarihinde ürünlerin teslime hazır hale getirildiği anlaşılmaktadır. Davalının 03/11/2020 tarihli e-posta ile açıkladığı sözleşmeden dönme beyanı geçerli değildir. Davacının 11/11/2020 tarihi itibariyle edimi teklif etmesine rağmen davalı edimi kabul etmediği gibi satış bedelini de ödememiştir.
TBK'nın 232. maddesine göre malların alıcısı olan davalı-alıcı, satım bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlüdür. Alıcının temerrütü halinde satıcının hakları TTK'nın 23. ve TBK'nın 236. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesi "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. ... b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir.
Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. ..." hükmünü havidir.
TBK'nın satım sözleşmesinde alıcının temerrüdüne ilişkin "Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı" 236. maddesi "(1. fıkra) Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. (2. fıkra) Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir. (3. fıkra) Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Doktrinde TTK'nın 23. maddesiyle ilgili olarak "Hüküm sadece, alıcı tacirin satılanı teslim almada temerrüdü haline yönelik düzenlenmiştir. Bu bakımdan doktrinde satıcının satış bedelini ödemede temerrüdü halinde de, bu hükmün TBK hükümleriyle (235-236. madde) seçimlik bir hak sağladığı yolunda bir görüş bulunmaktadır. Alıcı hem satılanı teslim almada hem de satış bedelini ödemede temerrüt halindeyse, bu durumda satıcının bu iki temerrüt halinden herhangi birine dayanarak ona göre davranmak hakkı olabilecektir." görüşü kabul edilmektedir (Bkz. Adıgüzel, Burak: Tacirler Arası Ticari Satış, Ankara 2020, s.237).
Somut olayda; davacının edimi teklif ettiği 11/11/2020 tarihi itibariyle tarafların sözleşme ile bağlı oldukları anlaşılmakta ise de davalının 03/11/2020 ve 13/11/2020 tarihli e-postaları dikkate alındığında taraflar arasındaki ilişkinin sonlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle hem sattığı mal bedelini alamamış hem de malı mütemerrit davalıya teslim edememiş olan davacının, TTK 23/1(b)'ye göre malların satışı için mahkemeden izin istemek veya TBK 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını isteme hakkı bulunmaktadır. Davacının ürünleri 26/11/2020 tarihli 185.613,12-USD tutarlı fatura kapsamında 43.188,38-USD daha düşük olarak ...
...Ltd Şti firmasına sattığı hususu ihtilaf dışı olup, davalı tarafça satış bedeline yönelik bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacı satıcının, satış bedelini ödemede ve malı teslim almada temerrüde düşmüş olan davalı alıcıdan, bu bedel ile emtianın satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanan 43.188,38-USD zararı isteyebileceğinden davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 23.926,11-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.981,52-TL harcın mahsubu ile kalan 17.944,59-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/381244 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi