6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ttk 636/3

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3668 E. 2017/5999 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 636/3 haklı nedenle fesih güven ilişkisi şirketin feshi olumsuz oy muvafakat fesih ortaklık ilişkisi limited şirket ek tasfiye dava sebebi husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 636

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinde şirketin 10 yıl süre ile kurulduğunun belirtildiği, şirketin 14.08.2017 tarihi itibariyle süre son bulacağı, davacının bu sürenin uzatılmasına muvafakati bulunmadığı, karar tarihi itibariyle şirketin süre yönünden de sona ermesinin yaklaştığı, bu durum dahi haklı sebebin varlığına dayanak oluşturduğu, ortaklar arasındaki çekişmenin ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini imkansız hale getirdiği belirlendiği gerekçesiyle bu durum ortaklar açısından haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edilerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, haklı sebeple limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçeyle fesih talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu nitelikte bir davada davalı şirket ortağına husumet düşmeyeceği gözden kaçırılması doğru olmadığı gibi davacının, dava dilekçesinde çıkma yönünde irade açıklamasında bulunduğu gözetilmek suretiyle TTK’nın 636/3 maddesinde şirketin feshi yerine ortağı şirketten çıkarma ve/veya başkaca kabul edilebilir bir çözüme karar verilebileceği de düzenlenmişken bu konuda neden bu şekilde bir taktir hakkı kullanıldığı gerekçesi ortaya konulmadan doğrudan şirketin fesih ve tasfiyesine hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

2- Davacı, dava dilekçesinde çıkma ve şirketin fesih ile tasfiyesi dışında davalı şirket adına kayıtlı markanın kendi adına tescilini de talep etmiş olup, bu talep çıkma, fesih ve tasfiye istemlerinden farklı nitelikte olup, mahkemece bu husustaki talebin tasfiye aşamasında ayrıca değerlendirilecek bir talep olarak gözetilmesi ve bu talebe ilişkin olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.

3- Kabule göre de taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmişse de söz konusu sonuca hangi somut olay çerçevesinde varıldığı ve eğer mevcut bir somut olay varsa bu bakımından davacının haklı olup olmadığı hususu da gerekçede yeterince tartışılıp değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Limited şirkette ortaklıktan çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/3668 E.  ,  2017/5999 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2015 tarih ve 2014/730-2015/819 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile birlikte 2007 tarihinde ... ve Tic. Ltd. Şti'ni kurduklarını, şirket ortağı ...’ın haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasını, bu talebin reddi halinde şirketin zorunlu organlarının yokluğu nedeniyle haklı nedenlerle şirketin feshini, ... markasının haklı sebeplerle bedelsiz yahut bedeli ödenmek suretiyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini, 25/02/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 07/12/2010 ortaklar kurulu kararının bazı maddelerinin iptaline, 10/11/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile ise sadece şirketin haklı nedenle feshine ve markanın kendisi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, davacının marka tesciline ilişkin istemin ise 556 sayılı KHK uyarınca Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, şirketin oluşturduğu marka değerinden davacının şahsi olarak faydalanamayacağını, fesih ve tasfiyeyi gerektirecek bir durumun bulunmadığını, genel kurul kararı olmaksızın davalı ortağın çıkarılması isteminde bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinde şirketin 10 yıl süre ile kurulduğunun belirtildiği, şirketin 14.08.2017 tarihi itibariyle süre son bulacağı, davacının bu sürenin uzatılmasına muvafakati bulunmadığı, karar tarihi itibariyle şirketin süre yönünden de sona ermesinin yaklaştığı, bu durum dahi haklı sebebin varlığına dayanak oluşturduğu, ortaklar arasındaki çekişmenin ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini imkansız hale getirdiği belirlendiği gerekçesiyle bu durum ortaklar açısından haklı nedenle fesih sebebi olarak kabul edilerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, haklı sebeple limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçeyle fesih talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu nitelikte bir davada davalı şirket ortağına husumet düşmeyeceği gözden kaçırılması doğru olmadığı gibi davacının, dava dilekçesinde çıkma yönünde irade açıklamasında bulunduğu gözetilmek suretiyle TTK’nın 636/3 maddesinde şirketin feshi yerine ortağı şirketten çıkarma ve/veya başkaca kabul edilebilir bir çözüme karar verilebileceği de düzenlenmişken bu konuda neden bu şekilde bir taktir hakkı kullanıldığı gerekçesi ortaya konulmadan doğrudan şirketin fesih ve tasfiyesine hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

2- Davacı, dava dilekçesinde çıkma ve şirketin fesih ile tasfiyesi dışında davalı şirket adına kayıtlı markanın kendi adına tescilini de talep etmiş olup, bu talep çıkma, fesih ve tasfiye istemlerinden farklı nitelikte olup, mahkemece bu husustaki talebin tasfiye aşamasında ayrıca değerlendirilecek bir talep olarak gözetilmesi ve bu talebe ilişkin olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.

3- Kabule göre de taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmişse de söz konusu sonuca hangi somut olay çerçevesinde varıldığı ve eğer mevcut bir somut olay varsa bu bakımından davacının haklı olup olmadığı hususu da gerekçede yeterince tartışılıp değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1), (2), ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/380327800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.