Değerin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1756 E. 2017/5174 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni sermaye↗ sermaye taahhüdü↗ malvarlığına ilişkin dava↗ bilirkişi incelemesi↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nın 342. maddesi gereğince şirkete konulacak ayni sermayenin değerinin tespit istemine ilişkin olduğu, endüstriyel tasarım ve markaya yönelik olarak patent başvurularının şirkete ait olduğu, davacının ortağına ait olduğu "Veri Transfer Sisteminin" fikri hak olarak aidiyetine ilişkin kanıt sunulamadığı, sermeye olarak konulmak istenen sistemin varlığı kabul edilse dahi mülkiyetin ispatlanamadığı, sermaye olarak değer tespitinin yerinde görülmediği, kaldı ki daha önce 13. Asliye Ticaret Mahkemesine ortak tarafından açılan davada alınan raporda da mülkiyetin yanı sıra değere etki edecek hususlar yönünden değerlendirme yaparak bu aşamada sermeye olarak konulabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen önceki davadan farklı koşullar gerçekleşmeden bu kez şirket olarak dava açma yoluna gidildiği, davada tarafın değil sermaye olarak konulacak "veri transfer sisteminin" sermaye olarak konulmasını gerektirecek koşulların değişmesinin sonuca etkili olabileceği, davacının mülkiyet hakkına ilişkin patent kaydı sunamadığı ve değeri olduğunu iddia ettiği hakka ilişkin olarak sermaye değeri tespiti talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirkete konulacak ayni sermaye değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ayni sermaye olarak değer tespitini istediği Fikri Mülkiyet Hakkı kapsamında 2015/03321 sayılı Endüstriyel Tasarım tescil başvurusuna dayanmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 342. maddesinin "nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir", hükmü yanında, aynı Kanunun 128. maddesi "fikri mülkiyet hakları ve diğer değerler varsa özel sicillerine bu hüküm uyarınca kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur hükmünü içermekte olup, bu düzenlemeler uyarınca, tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak taahhüt edilebilecekleri sonucuna varılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, söz konusu tasarım tescil başvurusunda hak sahibi olarak davacı belirtildiğine göre, bu başvurunun sonuçlanarak davacı lehine tescil belgesi düzenlenip düzenlenmediği hususunun TPE'den sorulması ve tescilin varlığı halinde TTK 343.madde uyarınca bilirkişi incelemesi ve değerlendirmesinin yapılması; tescilin gerçekleşmemesi durumunda ise söz konusu tasarımın tescilsiz olarak ayni sermaye değeri bulunup bulunmadığı tespit ettirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12880 E. 2014/2807 K.
Ortak:ayni sermaye · sermaye taahhüdü · taahhütname
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nın 342. maddesinin "nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da «dahil» «malvarlığı» unsurları «ayni sermaye» olarak konulabilir", hükmü yanında, aynı Kanunun 128. maddesi "fikri mülkiyet hakları ve diğer değerler varsa özel sicillerine bu hüküm uyarınca kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur hükmünü içermekte olup, bu düzenlemeler uyarınca, tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak «taahhüt» edilebilecekleri sonucuna varılmaktadır.
Dava, şirkete konulacak «ayni sermaye» değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı «ayni sermaye» olarak değer tespitini istediği Fikri Mülkiyet Hakkı kapsamında 2015/03321 sayılı Endüstriyel Tasarım tescil başvurusuna dayanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; tespit isteyen şirketin ana sözleşmesinden, tespit isteyen şirket ortaklarının «ayni sermaye taahhüdünde» bulunmadığı, nakit sermaye taahhüdünde bulunduğu, tespit talebinde «hukuki yarar» olmadığı, davacı şirket sermaye arttırımına gidecek ise öz sermayenin tespiti davasının açılması gerektiği, tespit talebinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 459/«son» maddesi gereğince, esas sermaye sisteminde «sermaye taahhüdü» yoluyla artırım halinde de Yasa'nın 342 ve 343. maddelerinin uygulanması gerekmekte olup, talep eden vekili de dilekçesinde taşınmazın «ayni sermaye» olarak şirket sermayesine katılacağını bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye artırımı · hukuki yarar · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda «sermaye artırımlarında» da Türk Ticaret Kanunu'nun 343. maddesi uygulanacağından ve bu nedenle de talep eden şirketin «hukuki yararı» bulunduğundan, mahkemece talebin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Yasa'nın 343. maddesinde yer alan bu talebin incelenmesinin esasa «defterine» kayıt suretiyle yapılması gerekirken değişik iş defterine kayıt suretiyle yapılması da doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; tespit isteyen şirketin ana sözleşmesinden, tespit isteyen şirket ortaklarının «ayni sermaye taahhüdünde» bulunmadığı, nakit sermaye taahhüdünde bulunduğu, tespit talebinde «hukuki yarar» olmadığı, davacı şirket sermaye arttırımına gidecek ise öz sermayenin tespiti davasının açılması gerektiği, tespit talebinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 459/«son» maddesi gereğince, esas sermaye sisteminde «sermaye taahhüdü» yoluyla artırım halinde de Yasa'nın 342 ve 343. maddelerinin uygulanması gerekmekte olup, talep eden vekili de dilekçesinde taşınmazın «ayni sermaye» olarak şirket sermayesine katılacağını bildirmiştir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14181 E. 2016/6415 K.
Ortak:ayni sermaye · malvarlığına ilişkin dava · dahili dava
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nın 342. maddesinin "nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da «dahil» «malvarlığı» unsurları «ayni sermaye» olarak konulabilir", hükmü yanında, aynı Kanunun 128. maddesi "fikri mülkiyet hakları ve diğer değerler varsa özel sicillerine bu hüküm uyarınca kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur hükmünü içermekte olup, bu düzenlemeler uyarınca, tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak «taahhüt» edilebilecekleri sonucuna varılmaktadır.
Dava, şirkete konulacak «ayni sermaye» değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı «ayni sermaye» olarak değer tespitini istediği Fikri Mülkiyet Hakkı kapsamında 2015/03321 sayılı Endüstriyel Tasarım tescil başvurusuna dayanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olan taşınmazların davacı bankanın «iflasın ertelenmesi» isteminde bulunan davalı şirketten olan alacağı sebebiyle «ipotekli» olduğu, ipoteğin dayanağının da aynı borç olduğu, şirketin pasifindeki borcun aynı zamanda ortağa ait talep konusu taşınmazlar üzerinde banka lehine tesis edilen ipotek miktarını da kapsadığı, artık değer kadar ipotekli taşınmazın «ayni sermaye» olarak konulabileceği, ancak bu hususun iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketler yönünden üçüncü şahıs konumundaki kişi veya tüzel kişiler açısından değerlendirilebileceği, oysa talepte bulunan davacı bankanın zaten iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketten alacaklı olduğu, iflasın ertelenmesine gerekçe olarak da bu borç da «dahil» olmak üzere diğer borçların toplamının aktiflerden fazla olması sebebiyle borca batık durumda olduğu, bankanın şirketten alacaklı olan tüzel kişi durumda olduğu, ipotek alacaklısının da aynı banka olup «üçüncü kişi» konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 6102 sayılı TTK'nin Ayni Sermaye başlıklı 581'inci maddesi “ üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, «haciz» veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, «malvarlığı» unsurları «ayni sermaye» olarak konulabilir.
1-Dava, davacı bankaya «ipotekli» 3 adet taşınmazın davalı şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına dair 22.3.2013 tarihli davalı şirket «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas erteleme · ortaklar kurulu kararının iptali · ticari itibar · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı · ipotek · üçüncü kişi · vade
Benzer bu karardaHizmet edimleri, kişisel emek, «ticari itibar» ve «vadesi» gelmemiş alacaklar sermaye olamaz” hükmünü haiz olup, söz konusu taşınmazların «ayni sermaye» olarak şirkete konulmasına ilişkin dava konusu «ortaklar kurulu» kararından daha önce (15.06.2012-26.09.2012) tarihlerinde davacı bankaya «ipotek» edilmesi ve anılan hükmün «emredici» niteliği de dikkate alınarak davacı bankaya ipotekli olan taşınmazların davalı şirkete sermaye konulmasına yasal olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olan taşınmazların davacı bankanın «iflasın ertelenmesi» isteminde bulunan davalı şirketten olan alacağı sebebiyle «ipotekli» olduğu, ipoteğin dayanağının da aynı borç olduğu, şirketin pasifindeki borcun aynı zamanda ortağa ait talep konusu taşınmazlar üzerinde banka lehine tesis edilen ipotek miktarını da kapsadığı, artık değer kadar ipotekli taşınmazın «ayni sermaye» olarak konulabileceği, ancak bu hususun iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketler yönünden üçüncü şahıs konumundaki kişi veya tüzel kişiler açısından değerlendirilebileceği, oysa talepte bulunan davacı bankanın zaten iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketten alacaklı olduğu, iflasın ertelenmesine gerekçe olarak da bu borç da «dahil» olmak üzere diğer borçların toplamının aktiflerden fazla olması sebebiyle borca batık durumda olduğu, bankanın şirketten alacaklı olan tüzel kişi durumda olduğu, ipotek alacaklısının da aynı banka olup «üçüncü kişi» konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacı bankaya «ipotekli» 3 adet taşınmazın davalı şirkete «ayni sermaye» olarak konulmasına dair 22.3.2013 tarihli davalı şirket «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davalı ... adına kayıtlı üç adet taşınmazın diğer davalının davacı bankaya olan borcu için «ipotekli» olduğu dosya kapsamı ile sabit olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1756 E. , 2017/5174 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2015 tarih ve 2015/1283-2015/464 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin 23/02/2015 tarihli 2015/2 sayılı kararı ile şirket ortağı ...'un geliştirdiği Uydu Aracılığı ile Veri Transfer Sistemini şirkete sermaye olarak konulmasına karar verildiğini, bu sistemin ayın sermaye niteliğinde olduğunu ileri sürerek değerinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nın 342. maddesi gereğince şirkete konulacak ayni sermayenin değerinin tespit istemine ilişkin olduğu, endüstriyel tasarım ve markaya yönelik olarak patent başvurularının şirkete ait olduğu, davacının ortağına ait olduğu "Veri Transfer Sisteminin" fikri hak olarak aidiyetine ilişkin kanıt sunulamadığı, sermeye olarak konulmak istenen sistemin varlığı kabul edilse dahi mülkiyetin ispatlanamadığı, sermaye olarak değer tespitinin yerinde görülmediği, kaldı ki daha önce 13. Asliye Ticaret Mahkemesine ortak tarafından açılan davada alınan raporda da mülkiyetin yanı sıra değere etki edecek hususlar yönünden değerlendirme yaparak bu aşamada sermeye olarak konulabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen önceki davadan farklı koşullar gerçekleşmeden bu kez şirket olarak dava açma yoluna gidildiği, davada tarafın değil sermaye olarak konulacak "veri transfer sisteminin" sermaye olarak konulmasını gerektirecek koşulların değişmesinin sonuca etkili olabileceği, davacının mülkiyet hakkına ilişkin patent kaydı sunamadığı ve değeri olduğunu iddia ettiği hakka ilişkin olarak sermaye değeri tespiti talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirkete konulacak ayni sermaye değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ayni sermaye olarak değer tespitini istediği Fikri Mülkiyet Hakkı kapsamında 2015/03321 sayılı Endüstriyel Tasarım tescil başvurusuna dayanmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 342. maddesinin "nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir", hükmü yanında, aynı Kanunun 128. maddesi "fikri mülkiyet hakları ve diğer değerler varsa özel sicillerine bu hüküm uyarınca kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur hükmünü içermekte olup, bu düzenlemeler uyarınca, tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak taahhüt edilebilecekleri sonucuna varılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, söz konusu tasarım tescil başvurusunda hak sahibi olarak davacı belirtildiğine göre, bu başvurunun sonuçlanarak davacı lehine tescil belgesi düzenlenip düzenlenmediği hususunun TPE'den sorulması ve tescilin varlığı halinde TTK 343.madde uyarınca bilirkişi incelemesi ve değerlendirmesinin yapılması; tescilin gerçekleşmemesi durumunda ise söz konusu tasarımın tescilsiz olarak ayni sermaye değeri bulunup bulunmadığı tespit ettirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/379885300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz