Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8204 E. 2017/5342 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ el koyma↗ icra hukuk mahkemesi↗ mevduat hesabı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ işlemiş faiz↗ ihtar↗ ıslah↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı hesabında bulunan 106.000 TL'ye takibe konu borç gerekçe gösterilerek 25.06.2008 tarihinde el konulduğu, asliye hukuk ve icra hukuk mahkemelerinde görülen ve kesinleşen mahkeme kararları doğrultusunda el konulan bu tutardan 73.171,08 TL'sinin davacıya iadesi gerektiğinin belirlendiği, bu bedelin eldeki davanın açılmasından sonra 31.03.2014 tarihinde davacıya iade edildiği, talebin 67.500 TL'nin faizi olarak hasredildiği, sebepsiz zenginleşmelerde ihtara gerek bulunmaksızın temerrüde düşüldüğü, 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işleyen avans faizinin bilirkişi tarafından tespit edilen tutarı olan 66.061,88 TL kadar davalının sebepsiz zenginleştiği, dava tarihinde doğan alacak 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyen faiz olduğu için zamanaşımının dava tarihinde başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, faiz talebinin asıl alacağa tabi olmasına, davalı banka tarafından davacının mevduat hesabına haksız el konulmasının bankacılık işlemi niteliği taşımasına ve ıslah tarihi itibariyle bankacılık ilişkisinden kaynaklanan zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı bankada bulunan mevduatın 67.500 TL'lik kısmına haksız el konulduğunu ileri sürerek bu tutarın el konulma tarihinden itibaren işleyecek faizinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, haksız el konulan tutarın dava tarihinden sonra iade edildiği belirtilip haksız el koyma tarihi olan 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olan 66.061,88 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Ancak, haksız el koyma tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/son (6098 sayılı TBK'nin 121/son) maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemeyecek olup mahkemece, bu husus nazara alınmaksızın hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15247 E. 2011/3220 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaMahkemece, haksız el konulan tutarın dava tarihinden sonra iade edildiği belirtilip haksız el «koyma» tarihi olan 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olan 66.061,88 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutara dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Ancak, haksız el «koyma» tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/«son» (6098 sayılı TBK'nin 121/son) maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde «temerrüt» sebebiyle faiz yürütülemeyecek olup mahkemece, bu husus nazara alınmaksızın hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, kararın …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davaya konu davalı eyleminin haksız el «koyma» niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13524 E. 2015/2938 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaMahkemece, haksız el konulan tutarın dava tarihinden sonra iade edildiği belirtilip haksız el «koyma» tarihi olan 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olan 66.061,88 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutara dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmiştir.
Ancak, haksız el «koyma» tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/«son» (6098 sayılı TBK'nin 121/son) maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde «temerrüt» sebebiyle faiz yürütülemeyecek olup mahkemece, bu husus nazara alınmaksızın hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, kararın …
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · haciz
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8204 E. , 2017/5342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/01/2016 tarih ve 2014/268-2016/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı İsmail Karip'in kullandığı krediye kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalının müvekkili aleyhine takip başlatıp müvekkilinin ticari hesabındaki 106.000 TL'ye el koyduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında müvekkilinin genel kredi sözleşmesine kefaletinden kaynaklanan borcun 38.500 TL olduğunun belirlendiğini, böylece el konulan 67.500 TL'nin haksız alındığının sabit hale geldiğini, icra müdürlüğünce sadece haksız alınan ana paranın iadesi için işlem başlatıldığını, ancak haksız el konulan paranın el koyma tarihinden itibaren faizinin de ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 67.500 TL'ye el koyma tarihi olan 25.06.2008 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari reeskont faizi uygulanmak suretiyle asıl alacak faizinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 07.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 66.061,88 TL'ye çıkararak bu tutarın 25.06.2008 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen kabul yönünden kesinleşmesi üzerine davacının icra dosyası üzerinden çektiği muhtıraya binaen 73.171,08 TL'nin icra dosyasına yatırıldığını, böylece davacı alacağının karşılanmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili, faiz alacaklarının 5 yılda zamanaşımına uğradığını belirterek ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defiinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı hesabında bulunan 106.000 TL'ye takibe konu borç gerekçe gösterilerek 25.06.2008 tarihinde el konulduğu, asliye hukuk ve icra hukuk mahkemelerinde görülen ve kesinleşen mahkeme kararları doğrultusunda el konulan bu tutardan 73.171,08 TL'sinin davacıya iadesi gerektiğinin belirlendiği, bu bedelin eldeki davanın açılmasından sonra 31.03.2014 tarihinde davacıya iade edildiği, talebin 67.500 TL'nin faizi olarak hasredildiği, sebepsiz zenginleşmelerde ihtara gerek bulunmaksızın temerrüde düşüldüğü, 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işleyen avans faizinin bilirkişi tarafından tespit edilen tutarı olan 66.061,88 TL kadar davalının sebepsiz zenginleştiği, dava tarihinde doğan alacak 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyen faiz olduğu için zamanaşımının dava tarihinde başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, faiz talebinin asıl alacağa tabi olmasına, davalı banka tarafından davacının mevduat hesabına haksız el konulmasının bankacılık işlemi niteliği taşımasına ve ıslah tarihi itibariyle bankacılık ilişkisinden kaynaklanan zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı bankada bulunan mevduatın 67.500 TL'lik kısmına haksız el konulduğunu ileri sürerek bu tutarın el konulma tarihinden itibaren işleyecek faizinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, haksız el konulan tutarın dava tarihinden sonra iade edildiği belirtilip haksız el koyma tarihi olan 25.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olan 66.061,88 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Ancak, haksız el koyma tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/son (6098 sayılı TBK'nin 121/son) maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemeyecek olup mahkemece, bu husus nazara alınmaksızın hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7.
maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, kararın davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376902800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz