Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11714 E. 2017/4151 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün kesinleşmesi↗ bozma sonrası karar↗ borcun üstlenilmesi↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ vade↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 15.000 TL'nin taleple bağlı kalınarak vade sonu kabul edilen 14.02.2000 tarihinden itibaren davalı ...'den tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı .... vekili ve borcu üstlenen ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı ...'nin külli halefi olduğu bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak 15.000,00 TL’nin vade sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir. Ancak, mahkemece uyulan Dairemizin 05.06.2014 tarihli bozma ilamından önce kurulan hükümde, alacağın davalı .... adına borcu
üstlenen ...'den tahsiline karar verilmiş ve davalı ... aleyhine hüküm kurulmamıştır. Mahkemenin bu kararının taraflarca temyiz edilmesi üzerine davalı .... vekilinin ve borcu üstlenen ... vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek karar, faiz başlangıcı yönünden bozulmuştur. Buna göre Dairemizin bozma ilamı ile borcu üstlenen ... aleyhine kurulan tahsil hükmü kesinleşmiştir. Kaldı ki, borcu üstlenen ...'nin tek taraflı olarak borcu üstlenmekten vazgeçmesi de geçerli olmadığından ...’nin borcu üstlenen sıfatı hala devam etmektedir. Bu durumda, mahkemece, bozma sonrası kurulan hükümde, bozma öncesinde aleyhine tahsil hükmü kurulmayan davalı .... hakkında tahsil hükmü kurulmasının davalı banka lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı .... aleyhine tahsil hükmü kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, borcu üstlenen ... vekilinin tüm, davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2312 E. 2014/14748 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · açılmamış sayılma · vade · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 15.000 TL'nin taleple bağlı kalınarak «vade» sonu kabul edilen 14.02.2000 tarihinden itibaren davalı ...'den tahsiline, diğer davalılar hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Kararı, davalı .... vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı ...'nin külli halefi olduğu bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak 15.000,00 TL’nin «vade» sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA....nin ... şubesine; 20.12.1999 tarihinde açmış olduğu 21.01.2000 «vade» sonu tarihli 66.000.000.000 TL (Karşılığı; 66.000,00 TL) davacı ...'in davalı ...
A....nin ... şubesine; 20.12.1999 tarihinde açmış olduğu, 21.01.2000 «vade» sonu tarihli 16.800.000.000 TL, 21.01.2000 vade sonu tarihli 21.235 USD hesabının bulunduğu, ... «mevduatlardan ... hesabın» yatırıldığı bankaların sorumlu olduğu, diğer davalılar ... , ... , ... ve ... hakkında açılan davanın 08.02.2010 tarihinde HUMK 409 Md 1. fk uyarınca müracaata bırakıldığı gerekçesiyle, davanın davacılardan ... yönünden kabulü ile asıl dava ile açılan 5.000,00 USD, ile «ıslah» ile açılan 16.235,00 USD nin paranın yatırılma tarihi olan 21.01.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince yürütülecek yıllık USD faizi ile birlikte borçlar kanunu 83 maddesi gereğince fiili ödeme yönündeki kur karşılığı TL nin, ayrıca 16.800,00 TL'nin 21.01.2000 tarihinden itibaren reeskont («yasal faizi») ile, davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden, 66.000,00 TL’nin 21.02.2000 Tarihinden itibaren reeskont (yasal) faizi ile ...
Bank (... üstlenen ...) den tahsiline, diğer davalılar ... , ... , ... ve ... hakkında açılan davanın 08.02.2010 tarihinde müracaata bırakıldığı ve 3 aylık yasal sürede «yenilenmediği» anlaşıldığından HMK 150 uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz · mevduat hesabı · yenileme · haksız fiil · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaA....nin ... şubesine; 20.12.1999 tarihinde açmış olduğu, 21.01.2000 «vade» sonu tarihli 16.800.000.000 TL, 21.01.2000 vade sonu tarihli 21.235 USD hesabının bulunduğu, ... «mevduatlardan ... hesabın» yatırıldığı bankaların sorumlu olduğu, diğer davalılar ... , ... , ... ve ... hakkında açılan davanın 08.02.2010 tarihinde HUMK 409 Md 1. fk uyarınca müracaata bırakıldığı gerekçesiyle, davanın davacılardan ... yönünden kabulü ile asıl dava ile açılan 5.000,00 USD, ile «ıslah» ile açılan 16.235,00 USD nin paranın yatırılma tarihi olan 21.01.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince yürütülecek yıllık USD faizi ile birlikte borçlar kanunu 83 maddesi gereğince fiili ödeme yönündeki kur karşılığı TL nin, ayrıca 16.800,00 TL'nin 21.01.2000 tarihinden itibaren reeskont («yasal faizi») ile, davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden, 66.000,00 TL’nin 21.02.2000 Tarihinden itibaren reeskont (yasal) faizi ile ...
Bank (... üstlenen ...) den tahsiline, diğer davalılar ... , ... , ... ve ... hakkında açılan davanın 08.02.2010 tarihinde müracaata bırakıldığı ve 3 aylık yasal sürede «yenilenmediği» anlaşıldığından HMK 150 uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili yatırılan mevduata «vade» sonuna kadar işleyen «akdi faizi» eklemek suretiyle bu meblağın vade sonundan itibaren en yüksek faiz oranıyla birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece, bankaya yatırılan miktarın vade sonundan itibaren faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmiştir.
Ancak, taraflar arasında mevduat ilişkisi olmayıp davalı «haksız fiil» hükümlerine göre sorumlu olduğundan, faiz başlangıcının hesabın açıldığı tarih olarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «vade» sonundan itibaren belirlenmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden H.U.M.K.nun 438/7 maddesine göre kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1842 E. 2016/3218 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · vade · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 15.000 TL'nin taleple bağlı kalınarak «vade» sonu kabul edilen 14.02.2000 tarihinden itibaren davalı ...'den tahsiline, diğer davalılar hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Kararı, davalı .... vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı ...'nin külli halefi olduğu bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak 15.000,00 TL’nin «vade» sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar....,.... hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», 9.000 TL'nin davalı.... adına «borcu üstlenen»...'den 22.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2-Mahkemece uyulan «son» bozma ilamında davacı vekilinin temyiz talebindeki talebiyle bağlı kalınarak «vade» sonu tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olup bozmayı gerektirmekteyse de söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden alacağın davalı... adına «borcu üstlenen»...'den tahsiline dair mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen ve dolayısıyla taraf sıfatı bulunmayan... ve....'ün karar başlığında davalı olarak gösterilip haklarında «davanın açılmamış sayılmasına» dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu kişiler hakkında kurulan hükmün resen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2-Mahkemece uyulan «son» bozma ilamında davacı vekilinin temyiz talebindeki talebiyle bağlı kalınarak «vade» sonu tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olup bozmayı gerektirmekteyse de söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden alacağın davalı... adına «borcu üstlenen»...'den tahsiline dair mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11714 E. , 2017/4151 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 25/05/2016 tarih ve 2016/159-2016/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı .... vekili ve borcu üstlenen ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin uzun süre hesabı bulunduğunu, banka personelinin aldatması ve kasti yönlendirmesi ile parasının off-shore hesabına yatırdığını, müvekkilinin parasının hiçbir zaman off-shore hesabına gitmediğini ve uhdesinde kaldığını, bankaya el konulmasından sonra müvekkilinin parasının ödenmediğini, mudilerin banka personelinin prim usulü hileli yönlendirmesiyle akdin icrasına neden olunduğu için akdin geçerli olmadığını ileri sürerek, 17.174,79 TL'nin 14.02.2000 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre;
15. 000 TL'nin taleple bağlı kalınarak vade sonu kabul edilen 14.02.2000 tarihinden itibaren davalı ...'den tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı .... vekili ve borcu üstlenen ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı ...'nin külli halefi olduğu bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak 15.000,00 TL’nin vade sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir. Ancak, mahkemece uyulan Dairemizin 05.06.2014 tarihli bozma ilamından önce kurulan hükümde, alacağın davalı .... adına borcu
üstlenen ...'den tahsiline karar verilmiş ve davalı ... aleyhine hüküm kurulmamıştır. Mahkemenin bu kararının taraflarca temyiz edilmesi üzerine davalı .... vekilinin ve borcu üstlenen ... vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek karar, faiz başlangıcı yönünden bozulmuştur. Buna göre Dairemizin bozma ilamı ile borcu üstlenen ... aleyhine kurulan tahsil hükmü kesinleşmiştir. Kaldı ki, borcu üstlenen ...'nin tek taraflı olarak borcu üstlenmekten vazgeçmesi de geçerli olmadığından ...’nin borcu üstlenen sıfatı hala devam etmektedir. Bu durumda, mahkemece, bozma sonrası kurulan hükümde, bozma öncesinde aleyhine tahsil hükmü kurulmayan davalı ....
hakkında tahsil hükmü kurulmasının davalı banka lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı .... aleyhine tahsil hükmü kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, borcu üstlenen ... vekilinin tüm, davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı .... yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen ... vekilinin tüm, davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/362863300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz