Icra dairesinin yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1448 E. 2017/2569 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra dairesinin yetkisi↗ emtia nakliyat sigortası↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ ödeme emrine itiraz↗ yetkisizlik itirazı↗ ödeme emri tebliği↗ nakliyat sigortası↗ ödeme emri↗ halefiyet↗ tebligat kanunu m.35↗ rücuen tahsil↗ yetki itirazı↗ haksız fiil↗ tebligat↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı Şirket'in adresinin ... olduğu, davalı Şirket'in adresinin ... ... olduğu, davaya konu haksız fiilin de mahkemenin yargı alanı dışında bulunan ... - ... Karayolu üzerinde meydana geldiği, her üç adresin de mahkemenin yargı alanı dışında bulunduğu, bu nedenlerle mahkemenin ve ... İcra Daireleri'nin yetkisiz olduğu, davalı tarafın hem icra dosyasında hem de dava dosyasında yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. ..
1- Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın zarar sorumlusundan rücuen tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir. Mahkemece, davalı borçlunun ödeme emrine hem esas ve hem de yetki yönünden itiraz ettiği gibi mahkemenin de yetkili olmadığını ileri sürdüğü gerekçesiyle takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, itirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya ödeme emrinin tebliği ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde ödeme emrine itirazda bulunmasıdır. Bu husus bir dava şartı niteliğindedir. Diğer bir yandan da, borçlu tarafından icra dairesinin yetkisi ile birlikte açılan davada mahkemenin de yetkisine itiraz edilmesi halinde, mahkemece, HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir. İncelenen takip dosyasında, borçlu şirket vekilinin 16.1.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrine "ıttıla" ettiklerinden bahisle borcun esasına ve zamanaşımına ilişkin itirazda bulunduğu, 10.9.2014 tarihli itiraz dilekçesinde ise, ödeme emrinin ikinci kez kendilerine "tebliğ edildiğinden" söz ederek, hem borcun esasına ve hem de icra dairesinin yetkisine yönelik itirazda bulunduğu gözlenmiştir. Takip dosyasında davalı borçlu şirkete üç ayrı tarihte ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, ilk iki tebliğ işleminin gerçekleştirilemeyerek tebligatın bilatebliğ iade edildiği, en son 25.6.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca çıkarılan tebligata ilişkin tebliğ evrakının ise dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı borçlu şirket vekilinin 10.9.2014 tarihli dilekçe ile takip dairesinin yetkisine vaki itirazının süresinde olup olmadığı belirlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davadışı sigortalı ile davalı şirket arasındaki sözleşme ilişkisi ihtilafsız olmakla, yasal halefiyete dayalı olarak sigortacı tarafından girişilen icra takibi ve dava süreçleri bakımından söz konusu sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, davanın haksız fiilden kaynaklandığı kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmiş olması da doğru değildir.
Şu halde, yukarda açıklanan hususlar gözden kaçırılmak suretiyle yetersiz ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8606 E. 2017/5616 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · yetkisizlik itirazı · ödeme emri tebliği · ödeme emri · yetkisizlik kararı · sigorta poliçesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak, itirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
Diğer bir yandan da, borçlu tarafından «icra dairesinin yetkisi» ile birlikte açılan davada mahkemenin de «yetkisine itiraz» edilmesi halinde, mahkemece, HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir.
İncelenen takip dosyasında, borçlu şirket vekilinin 16.1.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrine "ıttıla" ettiklerinden bahisle borcun esasına ve «zamanaşımına» ilişkin itirazda bulunduğu, 10.9.2014 tarihli itiraz dilekçesinde ise, «ödeme emrinin» ikinci kez kendilerine "tebliğ edildiğinden" söz ederek, hem borcun esasına ve hem de icra dairesinin «yetkisine» yönelik itirazda bulunduğu gözlenmiştir.
Benzer bu karardaİtirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
Diğer yandan, borçlunun icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazı» üzerine açılan davada, mahkemenin de «yetkisine itiraz» edilmesi halinde, mahkemece, İİK 50. ve 6100 sayılı HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir.
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklı «rücuan tazminat» alacağının tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · borca itiraz · rücuan tazminat · ilamsız icra takibi · icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… ketin ticaret sicilinde iki ayrı adresi olduğundan mahkemenin yetkili olduğu, davalı tarafın davacı tarafa icra takibindeki tutar kadar borcu olduğu, davalı tarafın «icra takibine itirazında» haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklı «rücuan tazminat» alacağının tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Diğer yandan, borçlunun icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazı» üzerine açılan davada, mahkemenin de «yetkisine itiraz» edilmesi halinde, mahkemece, İİK 50. ve 6100 sayılı HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir.
Somut olayda, davalının icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazından» sonra açılan işbu itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine de itiraz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/586 E. 2021/3714 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · ağır kusur · hizmet sözleşmesi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» 41. maddesi gereğince, «ağır kusur» dışında bankanın hiç bir sorumluluğunun bulunmayacağının hüküm altına alındığı, gerçekleştirilen işlemde bankanın icra emrini uyguladığı, bu itibarla bankanın ağır …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri · rücuen tahsil · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» kapsamında ödenen tazminatın zarar sorumlusundan «rücuen tahsiline» yönelik icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
Ancak, itirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
İncelenen takip dosyasında, borçlu şirket vekilinin 16.1.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrine "ıttıla" ettiklerinden bahisle borcun esasına ve «zamanaşımına» ilişkin itirazda bulunduğu, 10.9.2014 tarihli itiraz dilekçesinde ise, «ödeme emrinin» ikinci kez kendilerine "tebliğ edildiğinden" söz ederek, hem borcun esasına ve hem de icra dairesinin «yetkisine» yönelik itirazda bulunduğu gözlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1448 E. , 2017/2569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2015 tarih ve 2014/237-2015/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalı olan emtiaların 13/06/2009 tarihinde taşınmak üzere taşıyıcı davalı Şirket'e ait ve ... idaresindeki ... plakalı araca yüklendiğini, söz konusu aracın saat 11:00 sularında yolun sağında 1 metre derinliğindeki kanala sağ tekerleğinin düşmesi ile sağ yanına doğru kayalık tepeye yattığını ve emtianın hasar gördüğünü, araç sürücüsü ...'in KTK 56/1a maddesini ihlal ile kazaya sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazadan dolayı hasar dolayısı ile zarar görene 17/12/2009 tarihinde 4.890,00 TL hasar tazminatının ödendiğini, TTK 1472. maddesi gereğince halefiyet yetkisine haiz sigorta bedelini ödeyen müvekkilinin poliçe kapsamında ödemiş olduğu 4.890,00 TL'nin tahsili için ...
32. İcra Müdürlüğü'nün 2010/25094 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, başlatılan takibe davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davacı yararına %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın yetkisiz icra müdürlüğünde takip yaptığını, davanın da yetkisiz icra dairesinde açıldığını, müvekkilinin kusuru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı Şirket'in adresinin ... olduğu, davalı Şirket'in adresinin ... ... olduğu, davaya konu haksız fiilin de mahkemenin yargı alanı dışında bulunan ... - ... Karayolu üzerinde meydana geldiği, her üç adresin de mahkemenin yargı alanı dışında bulunduğu, bu nedenlerle mahkemenin ve ... İcra Daireleri'nin yetkisiz olduğu, davalı tarafın hem icra dosyasında hem de dava dosyasında yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. ..
1- Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın zarar sorumlusundan rücuen tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir. Mahkemece, davalı borçlunun ödeme emrine hem esas ve hem de yetki yönünden itiraz ettiği gibi mahkemenin de yetkili olmadığını ileri sürdüğü gerekçesiyle takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, itirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya ödeme emrinin tebliği ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde ödeme emrine itirazda bulunmasıdır. Bu husus bir dava şartı niteliğindedir. Diğer bir yandan da, borçlu tarafından icra dairesinin yetkisi ile birlikte açılan davada mahkemenin de yetkisine itiraz edilmesi halinde, mahkemece, HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir. İncelenen takip dosyasında, borçlu şirket vekilinin 16.1.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrine "ıttıla" ettiklerinden bahisle borcun esasına ve zamanaşımına ilişkin itirazda bulunduğu, 10.9.2014 tarihli itiraz dilekçesinde ise, ödeme emrinin ikinci kez kendilerine "tebliğ edildiğinden" söz ederek, hem borcun esasına ve hem de icra dairesinin yetkisine yönelik itirazda bulunduğu gözlenmiştir.
Takip dosyasında davalı borçlu şirkete üç ayrı tarihte ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, ilk iki tebliğ işleminin gerçekleştirilemeyerek tebligatın bilatebliğ iade edildiği, en son 25.6.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca çıkarılan tebligata ilişkin tebliğ evrakının ise dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı borçlu şirket vekilinin 10.9.2014 tarihli dilekçe ile takip dairesinin yetkisine vaki itirazının süresinde olup olmadığı belirlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davadışı sigortalı ile davalı şirket arasındaki sözleşme ilişkisi ihtilafsız olmakla, yasal halefiyete dayalı olarak sigortacı tarafından girişilen icra takibi ve dava süreçleri bakımından söz konusu sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, davanın haksız fiilden kaynaklandığı kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmiş olması da doğru değildir.
Şu halde, yukarda açıklanan hususlar gözden kaçırılmak suretiyle yetersiz ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359165500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz