Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3812 E. 2017/2496 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ıslah harcı↗ harcın tamamlanması↗ re'sen gözetilme↗ bankacılık işlemi↗ tüketici işlemi↗ ek mehil↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ vade↗ fer'i müdahil↗ görevsizlik kararı↗ ıslah↗ asıl alacak↗ harç↗ avans faizi↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davada 1.000 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş faiz 5.081 TL olmak üzere toplam 6.081 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak 1.000 TL'ye dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, birleşen davada 25.709 TL asıl alacak ve ıslah tarihi olan 20/08/2014 tarihine kadar işlemiş 132.571 TL faiz olmak üzere toplam 158.280 TL'nin davalıdan tahsiline, 25.709 TL'ye ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, asıl alacak bakımından 1.000 TL'lik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ile fer'i müdahiller ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000 TL'nin vade bitim tarihi olan 23/03/2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesiyle ise, 26.709 TL’si asıl alacak olmak üzere, toplam 164.361 TL’nin davalıdan tahsiline, 26.709 TL asıl alacağın 1000 TL’sine dava tarihinden, 25.709 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi istenmiştir. Ancak ıslah harcı yatırılmamıştır. Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Harçlar Kanunu'nun 30'uncu maddesinde peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağı, Harçlar Kanunu'nun 32'nci maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla mahkemece, anılan hükümler de nazara alınarak davacıya ıslah harcı yatırmak üzere mehil verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, asıl davada yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; birleşen davanın açıldığı 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
4- Mahkemece, verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3400 E. 2019/2413 K.
Ortak:işlemiş faiz · ıslah · asıl alacak · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davada 1.000 TL «asıl alacak» ve dava tarihine kadar «işlemiş faiz» 5.081 TL olmak üzere toplam 6.081 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak 1.000 TL'ye dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine, birleşen davada 25.709 TL asıl alacak ve «ıslah» tarihi olan 20/08/2014 tarihine kadar işlemiş 132.571 TL faiz olmak üzere toplam 158.280 TL'nin davalıdan tahsiline, 25.709 TL'ye ıslah tarihinden itibaren avans f …
1- Asıl davada dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000 TL'nin «vade» bitim tarihi olan 23/03/2000 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili talep edilmiş, «ıslah» dilekçesiyle ise, 26.709 TL’si «asıl alacak» olmak üzere, toplam 164.361 TL’nin davalıdan tahsiline, 26.709 TL asıl alacağın 1000 TL’sine dava tarihinden, 25.709 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi …
Ancak «ıslah harcı» yatırılmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davada 1.000 TL «asıl alacak» ve dava tarihine kadar «işlemiş faiz» 5.081 TL olmak üzere toplam 6.081 TL'nın davalıdan tahsiline, asıl alacak 1.000 TL'ye dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine, birleşen davada 25.709 TL asıl alacak ve «ıslah» tarihi olan 20/08/2014 tarihine kadar işlemiş 132.571 TL faiz olmak üzere toplam 158.280 TL'nin davalıdan tahsiline, 25.709 TL'ye ıslah tarihinden itibaren avans f …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14088 E. 2017/1885 K.
Ortak:tüketici işlemi · görevsizlik kararı · avans faizi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davada 1.000 TL «asıl alacak» ve dava tarihine kadar «işlemiş faiz» 5.081 TL olmak üzere toplam 6.081 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak 1.000 TL'ye dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine, birleşen davada 25.709 TL asıl alacak ve «ıslah» tarihi olan 20/08/2014 tarihine kadar işlemiş 132.571 TL faiz olmak üzere toplam 158.280 TL'nin davalıdan tahsiline, 25.709 TL'ye ıslah tarihinden itibaren avans f …
Benzer bu kararda… sı Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıdan alacaklı olduğu ve davanın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 3.000,00 TL'nin 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte (TBK 99.madde kapsamında) davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, off shore hesaba yatırılan paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1307 E. 2017/2290 K.
Ortak:tüketici işlemi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
… 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" «tüketici işlemi» olarak tanımlanmıştır.
Benzer bu kararda… sı Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · istirdat · usulden reddi
Benzer bu karardaKararı, davalı vekili, «feri müdahiller» ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, ... hesaba yatırılan paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14366 E. 2017/4328 K.
Ortak:tüketici işlemi · görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
… tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" «tüketici işlemi» olarak tanımlanmıştır.
Benzer bu kararda… sı Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın hesapların güvenliğinden sorumlu olduğu ve «haksız fiil» hükümlerine göre sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15793 E. 2016/9616 K.
Ortak:bankacılık işlemi · tüketici işlemi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · e-defter · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
… tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" «tüketici işlemi» olarak tanımlanmıştır.
Benzer bu karardaSomut olayda; davanın açıldığı 24.12.2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının «alacağını temlik» aldığı şahsın ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
1- Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ...'ın dilekçesi temyiz «defterine» kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · alacağın temliki · aktif husumet · temlik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «temliknamelere» göre davacının temlik aldığı alacağının aslında temlik eden tarafından davadan önce bankaya temlik edildiği anlaşıldığından davacının davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle; davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 24.12.2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının «alacağını temlik» aldığı şahsın ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3812 E. , 2017/2496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2015 tarih ve 2014/507-2015/679 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri ile fer'i müdahiller ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/04/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ..., fer'i müdahil ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davacının banka çalışanlarının yönlendirmesiyle 16.12.1999 tarihinde ... A.Ş. ... Şubesi aracığıyla ... Off Shore Bank Ltd Şti'ne 26.709,592 TL yatırdığını, off shore bankasına aktarılan mevduatının ödenmediğini ileri sürerek; asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000 TL'nin vade bitim tarihi olan 23.03.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise 29.709,59 TL'nin 16.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle, 26.709 TL’si asıl alacak olmak üzere, toplam 164.361 TL’nin davalıdan tahsiline, 26.709 TL asıl alacağın 1000 TL’sine dava tarihinden, 25.709 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı ve fer’i müdahiller vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davada 1.000 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş faiz 5.081 TL olmak üzere toplam 6.081 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak 1.000 TL'ye dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, birleşen davada 25.709 TL asıl alacak ve ıslah tarihi olan 20/08/2014 tarihine kadar işlemiş 132.571 TL faiz olmak üzere toplam 158.280 TL'nin davalıdan tahsiline, 25.709 TL'ye ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, asıl alacak bakımından 1.000 TL'lik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ile fer'i müdahiller ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000 TL'nin vade bitim tarihi olan 23/03/2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesiyle ise, 26.709 TL’si asıl alacak olmak üzere, toplam 164.361 TL’nin davalıdan tahsiline, 26.709 TL asıl alacağın 1000 TL’sine dava tarihinden, 25.709 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi istenmiştir. Ancak ıslah harcı yatırılmamıştır. Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Harçlar Kanunu'nun 30'uncu maddesinde peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağı, Harçlar Kanunu'nun 32'nci maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükmü düzenlenmiştir.
Bu itibarla mahkemece, anılan hükümler de nazara alınarak davacıya ıslah harcı yatırmak üzere mehil verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, asıl davada yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2.
maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; birleşen davanın açıldığı 20/08/2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca birleşen davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gözetilerek birleşen dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken birleşen davanın esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
4- Mahkemece, verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, 27/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359024600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz