6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Römorkör tedarik sözleşmesi eser sözleşmesidir, deniz ticareti sözleşmesi değildir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/133 E. 2017/135 K. ·

Tespitkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalGörev ve yetkiusul emsali

Davacının nitelemesi: Görev itirazı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir sözleşmenin deniz üzerinde ifa edilecek bir hizmeti içermesi, tek başına o uyuşmazlığı TTK 5/2 kapsamında deniz ticareti uyuşmazlığı yapmaz; görev tespitinde ölçüt, sözleşmenin TTK'nın deniz ticareti sözleşmeleri kısmında düzenlenen tiplerden (gemi kira sözleşmesi, zaman çarteri, navlun sözleşmesi vb.) birine uyup uymadığıdır. Kiraya verenin belirli bir süre için gemiyi kira bedeli karşılığında kullanıma bırakmadığı, bunun yerine bir bedel karşılığında belirli bir işin (örneğin bir cismin sabit tutulması) yapılmasının üstlenildiği sözleşmeler, TTK 1119 anlamında gemi kira sözleşmesi olmayıp eser sözleşmesi niteliğindedir ve bu tür uyuşmazlıklarda deniz ticareti mahkemesi değil, genel görevli mahkeme görevlidir.

Ele alınan sorunlar

Görevli mahkemenin tespiti (deniz ticareti mahkemesi mi, asliye ticaret mahkemesi mi) → kabul

İddia: Davacı vekili, Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin görev alanının TTK 5/2 uyarınca yalnızca deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalarla sınırlı olduğunu, somut uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, dolayısıyla görevin genel ticaret mahkemesinde olduğunu ileri sürerek görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

Gerekçe: TTK 5/2 uyarınca deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere görevlendirilen asliye ticaret mahkemeleri, TTK'nın Deniz Ticareti başlıklı beşinci kitabının dördüncü kısmında düzenlenen deniz ticareti sözleşmelerinden (gemi kira sözleşmeleri, zaman çarteri, navlun sözleşmeleri) kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Davalı taraf sözleşmenin gemi kira sözleşmesi olduğunu savunmuş ise de, TTK 1119. maddesindeki tanıma göre gemi kira sözleşmesi, kiraya verenin belirli bir süre için geminin kullanılmasını kira bedeli karşılığında kiracıya bırakmasını öngörür; somut sözleşmede davalı bir bedel karşılığında yüzer vinç platformunu sabit tutma işini üstlenmiştir, bu nedenle sözleşme kira sözleşmesi olmayıp, işin mahiyeti itibariyle eser sözleşmesi unsurlarını taşımaktadır ve deniz ticaretini ilgilendiren bir sözleşme değildir. İşin denizde ifa edilecek olması, uyuşmazlığı kendiliğinden deniz ticareti uyuşmazlığı haline getirmez. Bu nedenle uyuşmazlık, deniz ticareti davalarına bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girmemektedir ve ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Denizde ifa edilen ancak TTK'nın deniz ticareti sözleşmeleri arasında sayılan tiplerden birine (özellikle gemi kira sözleşmesine) uymayan hizmet/eser niteliğindeki sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda deniz ticareti mahkemesinin görevli olmadığı; işin denizde yapılmasının tek başına görevi belirlemeyeceği yönünde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Denizde ifa edilecek bir hizmete ilişkin olsa da, sözleşme TTK'nın deniz ticareti sözleşmeleri arasında sayılan tiplerden (gemi kira sözleşmesi vb.) birine uymuyor ve eser sözleşmesi niteliği taşıyorsa, uyuşmazlık deniz ticareti davalarına bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girmez; genel görevli mahkeme görevlidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi kira sözleşmesi eser sözleşmesi deniz ticareti sözleşmesi görev romörkör tedariki

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 5.2TTK 1119

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

(6762 S. K. m. 4, 5) (6102 S. K. m. 1119)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, yasal süre içerisinde başvuru halinde görevli bulunan İstanbul Denizcilik İhtisas mahkemesine gönderilmesine ilişkin hükmün davacı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine İst. Anadolu 14. İcra Md. 2015/19274 E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, takibe konu faturalardan dolayı müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, zira 3. Boğaz Köprüsü inşaat yapım faaliyeti kapsamında kullanılmak üzere taraflar arasında imzalanan 12/03/2015 tarihli sözleşme gereğince davalının ...... isimli yüzer vinç segmentlerinin boşaltma işlemini yaparken söz konusu yüzer vinci sabitlemek, demirleme işini yürütmek için römorkor gemi tedarik etme işini üstlendiğini, "….." isimli römorkor geminin işe başlamak üzere operasyonun yapılacağı bölgeye getirildiğini, ancak davalıya ait "......"nin kapasitesinin yetersizliği ve mürettabatın deneyimsiz olması gibi birtakım eksikliklerden dolayı "......" isimli yüzer vince yanaşamadığı ,dolayısıyla demirleme işlemi yapılamadığı bu hizmetin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden sağlandığını, bu hizmeti karşılığı Kıyı Emniyeti Genel Md.

Tarafından düzenlenen 96.774 USD faturayı müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin aksaklıklardan dolayı davalıya yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeden kaynaklanan edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesini istediğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmenin sürdürülmesi halinde 3. Boğaz Köprüsü yapımının sekteye uğrayacağından sözleşmenin müvekkili şirketçe 03/04/2015 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini, davalının ise sözleşme feshedilmesine rağmen iş tamamlanmış gibi 06/04/2015 tarihli 466658 nolu 708.590- USD bedelli ve 06/04/2015 tarih 466659 nolu 251.985- USD bedelli 2 adet faturayı Üsküdar 2. Noterliği 06/04/2015 tarih 5838 y. sayılı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete tebliğ ettiğini, müvekkili şirketçe de 13/04/2015 tarih, 7006 y.

sayılı ihtarname keşide edilerek faturaların iade edildiğini belirterek davalı tarafın akdedilmiş sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle, davalının müvekkili hakkında bu faturalara dayalı olarak başlatılan ilamsız takibin haksız olması nedeniyle takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde ,sözleşme uyarınca müvekkili tarafından tedarik edilen römorkor geminin kapasitesi ve iş için gerekli uzman mürattebat ile donatıldığını, davacı iddialarının aksine projedeki gecikmenin müvekkilinden değil davacının projeyi hatalı olarak yönetmesinden ve ...... isimli vinçten kaynaklandığını, 12 Mart 2015 tarihli "Çapa Tutma Çekici Teknesi" (AHTS) sözleşmesi"nin 9.3. md. açık hükmü karşısında tahkim itirazında bulunduklarını, ayrıca davanın Deniz İhtisas Mahkemesinin görevi içerisinde bulunduğunu, sözleşme uyarınca 1 adet römorkorun kullanılması ve kiralanması görevini üstlendiğini, römorkorun yetersiz olup olmadığına ilişkin uyuşmazlığın Deniz Ticaretine ilişkin bir ihtilaf olduğu, dosyanın görevli İstanbul 17.

Asl. Tic. Mah. ne gönderilmesini, esas yönünden de sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve akabinde projeye başlanılması ardından davacının öncelikle sözleşmenin 7.3 md. uyarınca ön ödemeyi yapmaktan imtina ederek sözleşmeyi ihlal ettiğini, gecikmenin müvekkilinden değil, davacının teknisyeninin eksik ve geç bilgi vermesinden, çimento blok demirlerinin kırık olmasından, tehlikeli şamandıra sisteminin kullanılmaya çalışılmasından ve ...... isimli yüzer vincin tüm bunlar olurken işbirliği içerisinde davranmamasından kaynaklandığını davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkeme; taraflar arasında Çapa Tutma Çekici Teknesi sözleşmesi olduğunu davalının bu sözleşme gereği römorkör ile yüzer vinç köprü segmentlerinin yaparken yüzer vinci sabitlemek işini üstlendiğini, taraflar arasındaki ihtilafın deniz üzerinde davalının römorkör gemi hizmeti verilmesi işinden kaynaklandığı, TTK.5. maddesi uyarınca deniz üzerindeki ihtilaftan kaynaklandığından Deniz Ticareti davalarına bakan mahkemenin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddi ile dosyanın Denizcilik İhtisas mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili Deniz İhtisas Mahkemelerinin görev alanının 5136 sayılı kanunla değişik 6762 sayılı TTK.4. maddesi ile belirlenmiş olduğunu ve TTK.5/2 maddesine göre Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin yalnızca Deniz Ticareti ve Deniz Sigortalarından kaynaklanan davalara bakacağının belirtildiğini, somut olayda ihtilafın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemelerinde olduğunu belirterek karara karşı istinaf yoluna gitmiştir.

GEREKÇE

İhtilaf taraflar arasında akdedilen 3. Boğaz köprüsünün yapımında kullanılan ...... isimli yüzer vinç segmentlerinin boşaltma işlemini yaparken söz konusu "vinci sabitlemek, demirleme işini yürütmek üzere römork gemi tedarik işi"nin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılan sözleşme kapsamında davalının edimini yerine getirmediği bu işin Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğüne yaptırıldığı iddiası ile başlatılan icra takibinde davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Yapılan işin "köprü inşaatında kullanılan yüzer vincin bulunduğu yerde sabit tutulması için ihtiyaç duyulan römorkörün temini ve demirleme işi " olduğu sabittir.

TTK nun 5.2 maddesi uyarınca münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere HSYK tarafından asliye ticaret mahkemelerinin biri veya birkaçının görevlendirileceği düzenlenmiştir. TTK nun Deniz Ticareti başlıklı 5.kitabın 4.dördüncü kısım 1.bölümde "deniz ticareti sözleşmeleri" düzenlenmiş olup bu sözleşmeler gemi kira sözleşmeleri, zaman çarteri, navlun sözleşmeleri olarak düzenlenmiş olup, davalı vekili sözleşmenin gemi kira sözleşmesi olduğunu savunmuştur.

TTK 1119,maddesinde gemi kira sözleşmesinin, kiraya verenin belirli bir süre için geminin kullanılmasını, kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmayı üstlendiği bir sözleşme olarak tarif edilmiş olup, davalının ise bedeli karşılığında yüzer vinç platformunu sabit tutma işini yapacağı, bu sebeble bir kira sözleşmesi olmayıp yapılacak işin mahiyeti itibariyle deniz ticaretini ilgilendiren bir sözleşme olmadığı, eser sözleşmesi unsurlarını taşımakta olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta deniz ticareti sözleşmelerinden bir sözleşme bulunmadığı, yapılan işin deniz üzerinde yapılacak olmasının uyuşmazlığı deniz ticareti uyuşmazlığı saymak için yeterli olmadığı; Deniz Ticareti davalarına bakmakla görevli İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren bir uyuşmazlık bulunmadığı kanaatına varılarak yerinde görülmeyen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilerek, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK 353/(1)a-3 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/32 Esas 2016/1002 Karar sayılı 28/12/2016 tarihli dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

Peşin istinaf harcının talep halinde istinaf eden davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

13. 04.2017 (¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358612 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.