Sahtelik iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3010 E. 2017/1507 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ imza inkârı↗ isticvap↗ hisse devri sözleşmesi↗ imza inkarı↗ ön inceleme aşaması↗ sahtelik↗ imza incelemesi↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarihsiz olarak düzenlenmiş olan hisse devir sözleşmelerindeki davacılara ait imzaların noter gibi resmi kurumlarda düzenlenmiş olan emsal belgelere göre davacılara ait olmadığı, hisse devri sözleşmelerinin geçersiz olduğu ve sahte olarak düzenlendiği, davalının devir bedelinin ödendiği iddiasının yerinde görülmediği, hisse devirlerinin geçersiz olduğundan 22/06/2011 tarihinde davacıların yokluğunda yapılan genel kurulun da geçersiz olduğu, kural olarak yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılamaz ise de, hissedarların haklarını etkileyen veya ortadan kaldıran yönetim kurulu kararlarına karşı da iptal davası açılabileceği, 22/06/2011 tarihli genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan bu genel kurul kararına dayanılarak karar altına alınmış olunan 22/06/2011 tarih 2011/7 sayılı yönetim kurulu kararın da geçersiz olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, sahtelik iddiasına dayalı anonim şirket hisse devir sözleşmesinin ve pay devirlerinin geçersizliğinin tespiti, yine sahtelik iddiası ile yönetim kururlu kararlarının ve buna bağlı yapılan genel kurulun ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar tarafından sahte olduğu ileri sürülen dava konusu hisse devir sözleşmesi ve yönetim kurulu kararları altındaki imzaların davacılara ait olup olmadığı hususunda yaptırılan inceleme sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu yapılan belgelerde atılı imzaların davalılar tarafından emsal gösterilen 2 nolu zarfta bulunan belgelere göre incelenmesi neticesinde belgelerdeki imzaların davacıların eli ürünü olduğu, ancak davacılara ait duruşmada alınmış olan imzalar ile resmi kurumlardan istenen 3 numaralı zarfta bulunan emsal belgelere göre incelendiğinde imzaların davacıların eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
HMK'nın 211.maddesine göre bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verir. İmza incelemesi, imzayı inkar eden taraf ait olduğu muhakkak olan başka bir imza karşılaştırılmak suretiyle yapılır. Bir imzanın uygulamaya dayanak alınabilmesi için tarafların o imza üzerinde ittifak etmeleri gerekir. Somut olayda, bilirkişi tarafından imza karşılaştırılması yapılan davalılar tarafından emsal gösterilen 2 nolu zarfta bulunan belgelerdeki imzalarla ilgili davacı asillerin beyanları alınmamıştır. Her ne kadar davacılar vekili tarafından imzaların müvekkillerine ait olmadığı belirtilmişse de ; bu konuda vekilin beyanı yeterli değildir. Bu durumda mahkemece, davacıların davalılar tarafından gösterilen belgelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığı konusunda bizzat isticvap edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3271 E. 2015/1617 K.
Ortak:sahtelik iddiası · sahtelik · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, «sahtelik» iddiasına dayalı «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin» ve pay devirlerinin «geçersizliğinin» tespiti, yine «sahtelik iddiası» ile yönetim kururlu kararlarının ve buna bağlı yapılan genel kurulun ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
HMK'nın 211.maddesine göre bir belgenin «sahteliğinin» iddia edilmesi durumunda, hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı «isticvap» ettikten sonra bir kanaat edinememişse «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verir.
Bu durumda mahkemece, davacıların davalılar tarafından gösterilen belgelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığı konusunda bizzat «isticvap» edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı taraf, bankada bulunan hesaplarından 11.04.2012 tarihinde bilgi ve talimatları olmadan, «sahte imza» ile düzenlenmiş talimatlarla ödeme yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açtığı halde, mahkemece davacı vekilinin «sahtelik iddiası» üzerinde durulmadan, talimatlarda bulunan imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı incelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece talimatlarda geçen imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı incelenerek, tarafların «sahtecilik» iddiasına ilişkin «delilleri toplanarak» bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte imza · delillerin toplanmaması · sahtecilik
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece talimatlarda geçen imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı incelenerek, tarafların «sahtecilik» iddiasına ilişkin «delilleri toplanarak» bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, bankada bulunan hesaplarından 11.04.2012 tarihinde bilgi ve talimatları olmadan, «sahte imza» ile düzenlenmiş talimatlarla ödeme yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açtığı halde, mahkemece davacı vekilinin «sahtelik iddiası» üzerinde durulmadan, talimatlarda bulunan imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı incelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1751 E. 2019/1651 K.
Ortak:sahtelik · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, «sahtelik» iddiasına dayalı «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin» ve pay devirlerinin «geçersizliğinin» tespiti, yine «sahtelik iddiası» ile yönetim kururlu kararlarının ve buna bağlı yapılan genel kurulun ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarihsiz olarak düzenlenmiş olan «hisse devir sözleşmelerindeki» davacılara ait imzaların noter gibi resmi kurumlarda düzenlenmiş olan emsal belgelere göre davacılara ait olmadığı, «hisse devri sözleşmelerinin» «geçersiz» olduğu ve sahte olarak düzenlendiği, davalının devir bedelinin ödendiği iddiasının yerinde görülmediği, hisse devirlerinin geçersiz olduğundan 22/06/2011 tarihinde davacıların yokluğunda yapılan genel kurulun da geçersiz olduğu, kural olarak «yönetim kurulu» kararlarına karşı dava açılamaz ise de, hissedarların haklarını etkileyen veya ortadan kaldıran yönetim kurulu kararlarına karşı da «iptal davası» açılabileceği, 22/06/2011 tarihli genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan bu genel kurul kararına dayanılarak karar altına alınmış olunan 22/06/2011 tarih 2011/ …
Davacılar tarafından sahte olduğu ileri sürülen dava konusu «hisse devir sözleşmesi» ve «yönetim kurulu» kararları altındaki imzaların davacılara ait olup olmadığı hususunda yaptırılan inceleme sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen bilirkişi raporund …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davanın noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin» «sahteliği» hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2616 E. 2020/4785 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açığa bono · açığa imza · hükmün açıklanmasının geri bırakılması · delil başlangıcı · i̇i̇k 266 · yemin delili · yazılı delil · kötüniyet tazminatı
Benzer bu kararda… ce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından davalı hakkında takip konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğundan bahisle «şikayetçi» olduğu Fethiye 4 Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/«266» sayılı dosyasında davalı hakkında «açığa imzanın» kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 13.01.2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması nitelik itibariyle mahkumiyet hükmü değil ise de ceza dosyasında alınan rapor ve maddi olguların delil olarak kabul edileceği,davalının hem soruşturma aşamasında hem de ceza yargılaması aşamasında senet üzerindeki hiçbir yeri kendisinin doldurmadığı, diğer belgedeki imza ve yazıyı inkar ettiği, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 01.04.2015 tarihli raporunda, davaya konu senette bulunan imza dışındaki diğer yazıların davalı el ürünü olduğu ve Adli Tıp Kurumunun 09.05.2016 tarihli raporunda ise “12.11.2012 ne biliyorsan yap” şeklindeki yazı ve altındaki imza ile inceleme konusu zarfta yazılar altında yer alan imzanın davalı eli ürünü olduğu, “12.000,00 TL’lik senet için boş senet aldım” yazısının altında yer alan imzanın davalı el ürünü olduğunun tespit edildiği, bu hali ile özellikle 12.000,00 TL «çek» için boş senet aldım yazısı altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespiti nedeniyle davalı tarafından senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun «yazılı delil» ile ispatlanmış olduğunun kabul edildiği, bu durumda davalı tarafça itiraza uğrayan 79.000,00 TL’nin ödünç olarak davacıya verildiği yani anlaşmanın 95.000,00 TL bedel için yapıldığının usulüne uygun kanıtlanması gerektiği, davalı tarafça bu husus usulüne uygun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, 79.000 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu kabul edildiğinden davalının takibin haksız olduğunu bilmesi gerektiği kabul edilerek davacı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dayandığı ve mahkeme kararına esas alınan " 12.000,00 TL'lik «çek» için boş senet aldım." ibareli belgedeki yazıların davalının eli ürünü olduğu, anılan belge altındaki imzanın da davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, «uyuşmazlık konusu» senedin, «bono» niteliğinde olduğu, imza kısmının davacıya ait olduğu, «açığa bono» düzenlemek mümkün olduğundan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia edenin bu savını yazılı belge veya diğer «kesin» delillerle ispat etmek zorunda olduğu, ancak anılan belgenin içeriğinden dava konusu senede yönelik bir açıklama bulunmadığı, öte yandan uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 202.maddesi anlamında «delil başlangıcı» olarak değerlendirilebilmesini gerektirir ve içeriğinde dava konusu bonoya ilişkin bir bağlantı kurulabilecek herhangi bir emare de taşımadığı,o halde, anılan bu belgenin takibe konu senede dayalı mı yoksa başka bir ilişkiye dayalı mı olarak verildiği hususunda herhangi bir bağlantı kurulabilecek bir emare bulunmadığından delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, ileri sürülen vakıalar yönünden davalı tarafın «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» ilişkin karar verilen ceza dosyasında ya da açılabilecek bir ceza soruşturmasında 6100 sayılı HMK'nın 226/1-c maddesi gereğince «yemin deliline» de konu edilemeyeceği, «ispat yükü» kendisi tarafında bulunan borçlu-davacının senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını ispatlayamadığı, davanın açıklanan nedenlerle reddine karar veril …
Hukuk Dairesi’nin gerekçesinde «yazılı delilin» bulunmadığı, anılan belge içeriğinden de dava konusu senede dayalı açıklama bulunmadığı gerekçe gösterilerek kararın kaldırılması doğru görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14437 E. 2011/9024 K.
Ortak:sahtelik · imza incelemesi · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, «sahtelik» iddiasına dayalı «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin» ve pay devirlerinin «geçersizliğinin» tespiti, yine «sahtelik iddiası» ile yönetim kururlu kararlarının ve buna bağlı yapılan genel kurulun ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
HMK'nın 211.maddesine göre bir belgenin «sahteliğinin» iddia edilmesi durumunda, hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı «isticvap» ettikten sonra bir kanaat edinememişse «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verir.
Bu durumda mahkemece, davacıların davalılar tarafından gösterilen belgelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığı konusunda bizzat «isticvap» edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece «sahteliği» iddia olunan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda raporlar arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sahte olduğu iddia edilen imzanın yapılan «imza incelemesi» sonucunda davacıya ait olduğunun tespit edildiği, iddianın ispat edilemediği ve talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, kendisine ait olmayan imza ile dava dışı «limited şirkette» «ortaklar kurulu» kararı alındığını ve bu karar ile müdürlük «yetkisinin» sona erdirildiğini ileri sürmüş olup, mahkemece yapılan «imza incelemesi» neticesinde sahte olduğu ileri sürülen imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · kâr payı · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2- Dava «limited şirkette» ortak olunduğunun ve müdürlük sıfatının devam ettiğinin tespiti ile «kar payının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, kendisine ait olmayan imza ile dava dışı «limited şirkette» «ortaklar kurulu» kararı alındığını ve bu karar ile müdürlük «yetkisinin» sona erdirildiğini ileri sürmüş olup, mahkemece yapılan «imza incelemesi» neticesinde sahte olduğu ileri sürülen imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3010 E. , 2017/1507 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/370-2015/989 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.03.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ..., asıl ve birleşen davada davacı ile asıl davada davacı vekili Av. ..., asıl davada davalılardan asil ..., asıl davada davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, müvekkillerinin davalı şirketin büyük hissedarları olduklarını, davalı ...'ın hileli davranışları ile şirketi ele geçirmeye çalıştığını, sahte imzalar ile müvekkillerine ait payların devri konusunda karar alındığını ve hisse devirlerinin pay defterine işlendiğini, 05/05/2011 tarih 2011/3 sayılı ve 22/05/2011 tarih, 2011/4 sayılı yönetim kurulu kararları ile olağan genel kurul için gerekli işlemlerin başlatıldığı 2011/3, 4 sayılı yönetim kurulu kararları ile pay devrine ilişkin 2011/6 sayılı yönetim kurulu kararı altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, hisse devirlerinin dayanağı olan 4 adet tarihsiz hisse devir ve temlik senetlerinin altındaki imzaların da müvekkillerine ait olmadığını, sahte belgeler ve sahte yönetim kurulu kararları ile hisse devir işlemlerinin tamamlandığını, bu devirlerin akabinde sahte belgeler ile yapılan çağrı neticesinde 22/06/2011 tarihinde genel kurul yapılarak yönetim kurulu başkanlığına ...'ın getirildiğini ve 2011/7 sayılı yönetim kurulu kararı ile de davalı şirketi ...'ın münferiden temsile yetkili kılındığını, yapılan bu işlemlerin yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, müvekkillerine ait hisselerin ..., ..., ...
adına pay defterine kaydına ilişkin 24/05/2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile pay devri işlemlerinin iptaline, davacı ...'in 2400 adet, davacı ...'ın 2397 adet hisseye sahip olduğunun tespiti ve hisse devir işlemine ilişkin pay defterindeki tescil kararlarının iptaline, bu hisselerin davacılar adına tesciline ve 2011/7 sayılı yönetim kurulu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın 3 aylık yasal sürede açılmadığını, yönetim kurulu kararlarının TTK 391. maddesi gereğince iptalinin talep edilemeyeceğini, davalı şirketin bir aile şirketi olup davacı ...'ın davalı şirketteki hisselerini kardeşi olan müvekkiline devretme hususunda anlaştıklarını ve bu hususta düzenlenen yazılı sözleşmenin davacı tarafından imzalanarak müvekkiline gönderildiğini, hisse devri ile ilgili olarak 24.755 Euro ve 72.400 Euronun davacının talebi üzerine davacının diğer şirketi olan ... Ltd. Şti.'nin banka hesabına yatırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, müvekkillerinin dosyada bahsi geçen yönetim kurulu altındaki imzalar ve şirket hisselerinin devri ile ilgili işlemlerde herhangi bir iştiraklerinin ve katkılarının olmadığını, bu olay nedeniyle müvekkillerinin de mağdur durumda olduklarını belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarihsiz olarak düzenlenmiş olan hisse devir sözleşmelerindeki davacılara ait imzaların noter gibi resmi kurumlarda düzenlenmiş olan emsal belgelere göre davacılara ait olmadığı, hisse devri sözleşmelerinin geçersiz olduğu ve sahte olarak düzenlendiği, davalının devir bedelinin ödendiği iddiasının yerinde görülmediği, hisse devirlerinin geçersiz olduğundan 22/06/2011 tarihinde davacıların yokluğunda yapılan genel kurulun da geçersiz olduğu, kural olarak yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılamaz ise de, hissedarların haklarını etkileyen veya ortadan kaldıran yönetim kurulu kararlarına karşı da iptal davası açılabileceği, 22/06/2011 tarihli genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan bu genel kurul kararına dayanılarak karar altına alınmış olunan 22/06/2011 tarih 2011/7 sayılı yönetim kurulu kararın da geçersiz olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, sahtelik iddiasına dayalı anonim şirket hisse devir sözleşmesinin ve pay devirlerinin geçersizliğinin tespiti, yine sahtelik iddiası ile yönetim kururlu kararlarının ve buna bağlı yapılan genel kurulun ve alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar tarafından sahte olduğu ileri sürülen dava konusu hisse devir sözleşmesi ve yönetim kurulu kararları altındaki imzaların davacılara ait olup olmadığı hususunda yaptırılan inceleme sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu yapılan belgelerde atılı imzaların davalılar tarafından emsal gösterilen 2 nolu zarfta bulunan belgelere göre incelenmesi neticesinde belgelerdeki imzaların davacıların eli ürünü olduğu, ancak davacılara ait duruşmada alınmış olan imzalar ile resmi kurumlardan istenen 3 numaralı zarfta bulunan emsal belgelere göre incelendiğinde imzaların davacıların eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
HMK'nın 211.maddesine göre bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verir. İmza incelemesi, imzayı inkar eden taraf ait olduğu muhakkak olan başka bir imza karşılaştırılmak suretiyle yapılır. Bir imzanın uygulamaya dayanak alınabilmesi için tarafların o imza üzerinde ittifak etmeleri gerekir. Somut olayda, bilirkişi tarafından imza karşılaştırılması yapılan davalılar tarafından emsal gösterilen 2 nolu zarfta bulunan belgelerdeki imzalarla ilgili davacı asillerin beyanları alınmamıştır. Her ne kadar davacılar vekili tarafından imzaların müvekkillerine ait olmadığı belirtilmişse de ;
bu konuda vekilin beyanı yeterli değildir. Bu durumda mahkemece, davacıların davalılar tarafından gösterilen belgelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığı konusunda bizzat isticvap edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın asıl davada davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınıp asıl davada davalılardan ...'a verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/356874600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz