6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket Ortaklığının Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14437 E. 2011/9024 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik imza incelemesi kar payı ortaklar kurulu kararı limited şirket kâr payı yetkisizlik kararı eksik inceleme

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sahte olduğu iddia edilen imzanın yapılan imza incelemesi sonucunda davacıya ait olduğunun tespit edildiği, iddianın ispat edilemediği ve talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava limited şirkette ortak olunduğunun ve müdürlük sıfatının devam ettiğinin tespiti ile kar payının tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacı taraf, kendisine ait olmayan imza ile dava dışı limited şirkette ortaklar kurulu kararı alındığını ve bu karar ile müdürlük yetkisinin sona erdirildiğini ileri sürmüş olup, mahkemece yapılan imza incelemesi neticesinde sahte olduğu ileri sürülen imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece alınan raporda söz konusu imzanın davacının eli ürünü olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, davacı tarafça sunulan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda aynı imzanın davacının eli ürünü olmadığı açıklanmıştır. Bu durumda, mahkemece sahteliği iddia olunan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda raporlar arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3271 E. 2015/1617 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/14437 E.  ,  2011/9024 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2008/138-2009/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı şirkette ortak oldukları davalıya borcunun olduğunu, bu borcun ödenmesi hususunda aralarında sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme gereğince davalıya 160.000 TL bedelli bono verileceğini, ayrıca bu borcun teminatı olarak müvekkilinin ortak oldukları şirketteki %50’lik payının %40’ının davalıya devredileceğini, söz konusu bononun davalıya teslim edildiğini, limited şirket hisse devir sözleşmesinin de noterde düzenlendiğini, müvekkilinin davalı ve yakınları tarafından, ortak oldukları şirketin işlettiği işyerine sokulmadığını, kendisine kardan pay verilmediğini, müvekkilinin söz konusu şirketteki müdürlük yetkisinin sahte imza ile verilen kararla elinden alındığını ileri sürerek, müvekkilinin dava dışı şirkete %50 payla ortak olduğunun ve müdürlük sıfatının sürdüğünün tespitine, ortaklıktan kaynaklanan gelirine karşılık 20.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkilinden aldığı borcun ödenme şeklinin belirlenmesi için taraflar arasında sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereğince davacının müvekkiline 160.000 TL bedelli bono vereceğini ve teminat olarak da dava dışı şirketteki hissesinin bir kısmını müvekkiline devredeceğini, borcun ödenmesi halinde devredilen hissenin bedelsiz olarak davacıya iade edileceğini, sözleşme gereklerinin yerine getirildiğini, borç henüz ödenmediğinden şirket hisselerinin müvekkili üzerinde olmasını haksız kılacak bir durum olmadığını, karar defterinde sahtecilik yapıldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, alacak talebinin ancak şirkete karşı ileri sürülebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sahte olduğu iddia edilen imzanın yapılan imza incelemesi sonucunda davacıya ait olduğunun tespit edildiği, iddianın ispat edilemediği ve talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava limited şirkette ortak olunduğunun ve müdürlük sıfatının devam ettiğinin tespiti ile kar payının tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacı taraf, kendisine ait olmayan imza ile dava dışı limited şirkette ortaklar kurulu kararı alındığını ve bu karar ile müdürlük yetkisinin sona erdirildiğini ileri sürmüş olup, mahkemece yapılan imza incelemesi neticesinde sahte olduğu ileri sürülen imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece alınan raporda söz konusu imzanın davacının eli ürünü olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, davacı tarafça sunulan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda aynı imzanın davacının eli ürünü olmadığı açıklanmıştır. Bu durumda, mahkemece sahteliği iddia olunan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda raporlar arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030492800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.