Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9589 E. 2014/16672 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ nispi vekalet ücreti↗ maktu vekalet ücreti↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; el konulan şirkette yapılan kasa sayımının ve zararın varlığına ilişkin olay anında ya da ilgili kurullarla yapılmış bir tespitin bulunmadığı, mahkemece tüm davalıların sorumluluğuna ilişkin verilen kararın temyiz etmeyen ... dışındaki diğer davalılar ve davacı lehine bozulduğu, ...'ın sorumluluğu yönünden kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde kasa açığının tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalar sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4330 E. 2013/962 K.
Ortak:kasa açığı · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… den kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde «kasa açığının» tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Benzer bu kararda… irkete el konulduğu tarihte düzenlenmiş ve imza altına alınmış bir kasa sayım tutanağının bulunmadığı anlaşılmıştır.Oysaki davalıların sorumlu olduğu dönemde oluşan «kasa açığının» mevcudiyetine ilişkin iddianın devir tarihinde yapılacak inceleme ve sayım sonucuna göre düzenlenecek tutanaklarla ispat edilmesi gerekmektedir.Bu durumda, geçerli …
3-Öte yandan, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden açılan kısmi davada yargılama sırasında yapılan «ıslah» ile dava değeri 40.912,98 TL artırılarak toplam 50.912,98 TL'nin tahsilinin istenmiş olmasına ve mahkemece bu miktarın hüküm altına alınmış olmasına göre davayı vekil vasıtasıyla takip eden davacı yararına hükmedilen «vekalet ücretinin» hüküm altına alınan miktar olan 50.912,98 TL üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde dava dilekçesinde belirtilen 10.000,00 TL üzerinden hesaplanması da d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:virman · yönetici sorumluluğu · esas sözleşme · ticari dava niteliği · şirket zararı · muacceliyet · ihbar · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, incelenen şirket «ticari defterlerinde» kasada sayım noksanı olarak 50.912,98 TL’nin tespit edildiği, bu tutarın şirketin kanunen kabul edilmeyen gider hesabına «virman» yapıldığı, bunun da «şirketin zararını» oluşturduğu, şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların kanun ve şirket «esas sözleşmesi» ile üstlendikleri vazifeyi ihmalde kusursuz olduklarını gösteren herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri, bu itibarla tespit edilen zararın davalılardan tahsilinin gerektiği, davacı zararın oluştuğu tarihten itibaren faiz talep etmiş ise de Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca alacağı «muaccel» hale getiren bir «ihtarname» keşide etmediğinden bu yöndeki isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile, 10.000,00 TL’nin dava tarihi olan 20.04.2007 tarihinden, 40.912,98 TL’nin ise «ıslah» tarihi olan 04.06.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2-Davacının temyiz itirazlarının kararı temyiz etmeyen davalı yönünden incelenmesine gelince; davacı, dava ve «ıslah» dilekçelerinde meydana gelen zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini istemiş olup, «yöneticinin sorumluluğuna» dayalı işbu davanın «ticari nitelikte» bulunup, meydana gelen zarardan da zarar sorumlusu yönetici veya denetçinin herhangi bir «ihbar» veya «ihtara» gerek olmaksızın zararın meydana geldiği tarihten itibaren sorumlu olmasına göre mahkemece hüküm altına alınan miktarın zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/393 E. 2017/3933 K.
Ortak:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
… den kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde «kasa açığının» tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anıla …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «kasa açığının» bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydı» listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el «koyma» tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · cy/cy kaydı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «kasa açığının» bir zarara yol açıp açmadığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi, şirkete elkoyma tarihi 13.02.2004 tarihi itibariyle kasa sayımı yapılmadığı, bunun tutanağa bağlanmadığı, bir önceki yıl sonu olan 31.12.2003 tarihi itibariyle de şirketin kasa hesabını gerçek durumunun objektif olarak ortaya koyacak özellikte ve yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydı» listesi, sayım tutanağı ve bunun gibi belgeye rastlanmadığı, inceleme raporunun 22.12.2005 tarihli olup, incelemeye 25.08.2005 tarihinde başlandığı, kasa açığının el «koyma» tarihinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği hususunda bir tespit yapmanın imkan dahilinde bulunmadığı için davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, kasa açığını oluşturan kayıtların zamanlama itibariyle bu kasa açığını temellendirmediği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... yönünden HUMK 409 (HMK 150) madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde yer alan “Bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa «vekalet ücreti» maktu olarak belirlenir.” hükmü uyarınca mahkemece, davada kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anıla …
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… den kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde «kasa açığının» tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · mahsup · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9589 E. , 2014/16672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/11/2013 tarih ve 2013/236-2013/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... tarafından el konulan ... Yapı A.Ş'nin 20.02.2007 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 20.01.2007 tarihli Denetim Kurulu Raporu içeriğinin genel kurulun bilgisine sunulduğunu, denetçi raporlarında anılan şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 50.912,98 TL'nin gerekli takibin yapılmaması sonucu zarara dönüşmesinden sorumlu olduklarının tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 10.000,00 TL’nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de 50.912,98 TL’nin davalılardan faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiş, diğer davalıların veklilleri davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; el konulan şirkette yapılan kasa sayımının ve zararın varlığına ilişkin olay anında ya da ilgili kurullarla yapılmış bir tespitin bulunmadığı, mahkemece tüm davalıların sorumluluğuna ilişkin verilen kararın temyiz etmeyen ... dışındaki diğer davalılar ve davacı lehine bozulduğu, ...'ın sorumluluğu yönünden kararın kesinleştiği, diğer davalılar yönünden davacı şirkete el konulmuş olduğu tarihte kasa sayım tutanağı mevcut olmaması sebebiyle sorumlu oldukları dönemde kasa açığının tespit edilemediği, bu itibarla anılan davalılar yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ...
yönünden davanın kabulüne, 50.912,98 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalar sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 6 numaralı bendindeki “red edilen miktar oranlanarak takdiren 5.850,43-TL vekalet ücretinin” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “1.320,00 TL maktu vekalet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/354221800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz