Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3282 E. 2017/3522 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıdem tazminatı↗ haksız fesih↗ işçilik alacakları↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ makul süre↗ kişilik hakları↗ sözleşmenin feshi↗ olumsuz oy↗ fesih↗ yasal faiz↗ dahili dava↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından sözleşmenin feshinin haksız olduğu, davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin görevli olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle; davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Alınan ilk bilirkişi raporuyla davacının Ağustos 2014 ten önce iş bulamayacağı, sözleşmenin fesih tarihi olan 27/11/2013 ten sonraki sekiz buçuk ay iş bulabileceğinin öngörülemeyeceği belirtilmiş, ikinci bilirkişi raporuyla ise davacının dava dilekçesinde belirtilen nitelikleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden itibaren birkaç haftada kolaylıkla iş bulabileceği ifade edilmiştir. Mahkemece ise Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulacağı kabul edilerek sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000,00 TL üzerinden 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dolayısıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki davacının sözleşmenin feshi sonrasında iş bulabileceği makul süre konusundaki çelişki giderilmemiş, mahkemece de her iki bilirkişi raporunda bu hususta varılan sonuçtan farklı olarak davacının 1,5 ayda iş bulabileceği kabul edilmiş olup, davacının sözleşmenin feshinden itibaren iş bulabileceği makul süre tespit edilmeden, bu konuda farklı değerlendirmeleri içeren bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Dava dilekçesiyle, davacının sözleşmesinin haklı neden olmaksızın sona erdirildiği, kamuoyuna yayılan kanalın el değiştirdiği ve yeni sahibi tarafından davacının kovulduğu yönünde çıkan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği, davacının onur kırıcı bu davranış nedeniyle büyük üzüntü duyduğu ifade edilmiş, ibraz edilen alacakların bildirildiği dilekçeler ile manevi tazminat alacağının 10.000,00 TL olarak belirlenmesi istenmiştir. Talep edilen manevi tazminat hakkında mahkeme gerekçesinde bir değerlendirmeye yer verilmediği gibi, bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar da verilmemiştir. Bu suretle, manevi tazminat talebi hakkında bir değerlendirmeye yer verilmemesi ve bu konuda bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, davacı vekilince davacının iş bulabileceği makul süreden sonra ancak var olan bir programdaki ekibe dahil olabileceği, dolayısıyla 2. veya 3. yorumcu olarak görev alabileceği, nitekim sözleşmenin feshinden itibaren 9. ayın sonunda ... kanalında yayınlanan bir spor programında konuk yorumcu olarak bazı programlara katılabildiği, dolayısıyla sezon ortasında ancak var olan programlara katılabileceğinden 2. veya 3. yorumcu olarak alabileceği ücretin belirlenmesi gerektiği iddia edilmiştir. Davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle alabileceği tazminat hesaplanırken var olan programlara konuk ya da 2-3. yorumcu olarak katılabileceği savunulduğuna göre, davacının fesih sonrası katıldığı program çalışmaları ve bundan elde ettiği gelirler de araştırılarak bu şekilde elde etmesi muhtemel gelirin belirlenmesi gerekmekte olup, bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3932 E. 2019/3356 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından «sözleşmenin feshinin» haksız olduğu, davacının «haksız fesih» nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının «kıdem tazminatı» ve diğer «işçilik alacaklarına» ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin «görevli» olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle; davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, 12.500,00 TL lisans bedeli ve 12.500,00 TL yorumculuk bedeli ile 140.000,00 TL «cezai şart» toplamı olan 165.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece, 12.500,00 TL lisans bedeli ve 12.500,00 TL yorumculuk bedeli ile 140.000,00 TL «cezai şart» toplamı olan 165.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/697 E. 2022/4924 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · fesih · yasal faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından «sözleşmenin feshinin» haksız olduğu, davacının «haksız fesih» nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının «kıdem tazminatı» ve diğer «işçilik alacaklarına» ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin «görevli» olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle; davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Alınan ilk bilirkişi raporuyla davacının Ağustos 2014 ten önce iş bulamayacağı, sözleşmenin «fesih» tarihi olan 27/11/2013 ten sonraki sekiz buçuk ay iş bulabileceğinin öngörülemeyeceği belirtilmiş, ikinci bilirkişi raporuyla ise davacının dava dilekçesinde belirtilen nitelikleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden itibaren birkaç haftada kolaylıkla iş bulabileceği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki davacının «sözleşmenin feshi» sonrasında iş bulabileceği «makul süre» konusundaki çelişki giderilmemiş, mahkemece de her iki bilirkişi raporunda bu hususta varılan sonuçtan farklı olarak davacının 1,5 ayda iş bulabileceği kabul edilmiş olup, davacının sözleşmenin feshinden itibaren iş bulabileceği makul süre tespit edilmeden, bu konuda farklı değerlendirmeleri içeren «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ile «sözleşmenin feshi» halinde «cezai şartın» ve «fesih» sebebiyle yorumcunun uğrayacağı zararların ödenmesi kararlaştırılmış, her ne kadar 6098 sayılı TBK’nın 180. maddesi ile hem cezai şartın hem de zararın tazmininin birlikte istenemeyeceği kabul edilmiş ise de, taraflarca imzalanan sözleşmenin 7. maddesi ile bunun aksi açıkça kararlaştırılmış olduğundan ve davalı tarafça zararın istenemeyeceğine dair istinaf istemi bulunmadığından, «sözleşme özgürlüğü» ilkesinin genel bir sonucu olarak tarafların sözleşmenin içeriğini özgürce saptayabilmeleri mümkün bulunduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince davacının tazmina …
… kabul edileceği, davacının programı sonlandırmak istediği ya da yeni gelen kanal sahibi ile çalışmak istemediği yolunda herhangi bir girişiminin olmadığı, doğrudan «kusur» atfedilemeyeceği, celbedilen hesap ekstreleri ve sunulan deliller çerçevesinde de programdaki davacının sözleşme kapsamında yorumculuk faaliyetinden kaynaklanan alacak miktarının 6.250,00 TL olduğu, eser niteliğinde olan Telegol isimli programın esere dayalı haklarının davalıya devredilmiş olması sebebiyle lisans devri alacağından da bakiye 12.500,00 TL alacağı bulunduğu gibi, taraflar arasında düzenlenen 18/06/2012 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde belirtildiği üzere, sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması sebebiyle Basın İş Kanununda belirtilen surette davacı yanın eser sahipliğinden ve lisans devrinden kaynaklanan alacak ile yorumculuk işleminden kaynaklanan sözleşme bedeli kaynaklı alacakların toplamı kadar «cezai şart» bedeli ödeneceği belirtildiğinden, bu madde gereğince de cezai şart bedelinin belirtilen iki kalem alacak toplamı olan 18.750,00 TL olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile 6.250,00 TL yorumculuk faaliyeti alacağı, 12.500,00 TL lisans devri alacağı ve 18.750,00 TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 37.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun «kusuru» bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının «sözleşmenin feshi» tarihinden, sözleşmenin sona ereceği (kalan 22 haftalık sürenin sonu) 30.06.2014 tarihine kadar olan dönem yönünden Sözleşme uyarınca talepte bulunabileceğinin kab …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · kâr mahrumiyeti · eser sözleşmesi · münhasırlık · cezai şart · istinaf incelemesi · iş bölümü · üçüncü kişi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ile «sözleşmenin feshi» halinde «cezai şartın» ve «fesih» sebebiyle yorumcunun uğrayacağı zararların ödenmesi kararlaştırılmış, her ne kadar 6098 sayılı TBK’nın 180. maddesi ile hem cezai şartın hem de zararın tazmininin birlikte istenemeyeceği kabul edilmiş ise de, taraflarca imzalanan sözleşmenin 7. maddesi ile bunun aksi açıkça kararlaştırılmış olduğundan ve davalı tarafça zararın istenemeyeceğine dair istinaf istemi bulunmadığından, «sözleşme özgürlüğü» ilkesinin genel bir sonucu olarak tarafların sözleşmenin içeriğini özgürce saptayabilmeleri mümkün bulunduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince davacının tazmina …
… yayınlar üzerinde; (1) Yayınlarının tespit edilmesine, diğer yayın kuruluşlarınca eş zamanlı iletimine, gecikmeli iletimine, yeniden iletimine, uydu veya kablo ile «dağıtımına» izin verme veya yasaklama, (2) Özel kullanımlar hariç olmak üzere, yayınlarının herhangi bir teknik veya yöntemle, doğrudan veya dolaylı bir şekilde çoğaltılmasına ve dağıtımına izin verme veya yasaklama, (3) Yayınlarının umuma açık mahallerde iletiminin sağlanmasına izin verme veya yasaklama, (4) Tespit edilmiş yayınlarının, gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda yayınlarına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin verme, (5) Haberleşme uyduları üzerindeki veya kendilerine yöneltilmiş olan yayın sinyallerinin diğer bir yayın kuruluşu veya kablo operatörü veya diğer «üçüncü kişiler» tarafından umuma iletilmesi ve şifreli yayınlarının çözülmesine ilişkin izin verme veya yasaklama, hususlarında «münhasıran» hak sahibidirler.
… kabul edileceği, davacının programı sonlandırmak istediği ya da yeni gelen kanal sahibi ile çalışmak istemediği yolunda herhangi bir girişiminin olmadığı, doğrudan «kusur» atfedilemeyeceği, celbedilen hesap ekstreleri ve sunulan deliller çerçevesinde de programdaki davacının sözleşme kapsamında yorumculuk faaliyetinden kaynaklanan alacak miktarının 6.250,00 TL olduğu, eser niteliğinde olan Telegol isimli programın esere dayalı haklarının davalıya devredilmiş olması sebebiyle lisans devri alacağından da bakiye 12.500,00 TL alacağı bulunduğu gibi, taraflar arasında düzenlenen 18/06/2012 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde belirtildiği üzere, sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması sebebiyle Basın İş Kanununda belirtilen surette davacı yanın eser sahipliğinden ve lisans devrinden kaynaklanan alacak ile yorumculuk işleminden kaynaklanan sözleşme bedeli kaynaklı alacakların toplamı kadar «cezai şart» bedeli ödeneceği belirtildiğinden, bu madde gereğince de cezai şart bedelinin belirtilen iki kalem alacak toplamı olan 18.750,00 TL olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile 6.250,00 TL yorumculuk faaliyeti alacağı, 12.500,00 TL lisans devri alacağı ve 18.750,00 TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 37.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «eser sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat isteminin tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3607 E. 2017/2304 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından «sözleşmenin feshinin» haksız olduğu, davacının «haksız fesih» nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının «kıdem tazminatı» ve diğer «işçilik alacaklarına» ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin «görevli» olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle; davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Alınan ilk bilirkişi raporuyla davacının Ağustos 2014 ten önce iş bulamayacağı, sözleşmenin «fesih» tarihi olan 27/11/2013 ten sonraki sekiz buçuk ay iş bulabileceğinin öngörülemeyeceği belirtilmiş, ikinci bilirkişi raporuyla ise davacının dava dilekçesinde belirtilen nitelikleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden itibaren birkaç haftada kolaylıkla iş bulabileceği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki davacının «sözleşmenin feshi» sonrasında iş bulabileceği «makul süre» konusundaki çelişki giderilmemiş, mahkemece de her iki bilirkişi raporunda bu hususta varılan sonuçtan farklı olarak davacının 1,5 ayda iş bulabileceği kabul edilmiş olup, davacının sözleşmenin feshinden itibaren iş bulabileceği makul süre tespit edilmeden, bu konuda farklı değerlendirmeleri içeren «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3. «bölümü»'nün 5. maddesinde ''işveren işbu «mutabakata» aykırı olarak süresinden önce işbu sözleşmeyi feshederse ...'a madde 7'de belirtilen «cezai şart» bedelini ödemeyi ve cezai şartın fahiş olmadığını cezai şart bedeli dışında, ...'a her türlü kanundan doğan haklarını derhal ödeyeceğini şimdiden gayrikabili «rücu» beyan, kabul ve «taahhüd» eder'' denilmekte olup, sözleşmenin 7. maddesinde ise ''Taraflardan biri işbu sözleşmeyi süresinden önce «fesih» etmek isterse, diğer tarafa, fesih tarihinden 30 Haziran 2014 tarihine kadar Basın İş Kanunu'ndan kaynaklanan, eser sahipliğinden doğan, yorumculuk görevinden kayn …
Davacı yan, anılan bu hükümlere dayanarak «sözleşmenin feshi» tarihinden, 30 Haziran 2014 tarihine kadarki bakiye ücret ve bu ücretler toplamı kadar «cezai şart» isteminde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · cezai şart · iş bölümü · rücu · taahhütname · kusur
Benzer bu karardaTaraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3. «bölümü»'nün 5. maddesinde ''işveren işbu «mutabakata» aykırı olarak süresinden önce işbu sözleşmeyi feshederse ...'a madde 7'de belirtilen «cezai şart» bedelini ödemeyi ve cezai şartın fahiş olmadığını cezai şart bedeli dışında, ...'a her türlü kanundan doğan haklarını derhal ödeyeceğini şimdiden gayrikabili «rücu» beyan, kabul ve «taahhüd» eder'' denilmekte olup, sözleşmenin 7. maddesinde ise ''Taraflardan biri işbu sözleşmeyi süresinden önce «fesih» etmek isterse, diğer tarafa, fesih tarihinden 30 Haziran 2014 tarihine kadar Basın İş Kanunu'ndan kaynaklanan, eser sahipliğinden doğan, yorumculuk görevinden kayn …
Mahkemece, davacının hem bakiye ücret hem de «cezai şart» talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Borçlar Kanunu 180. maddesinde, alacaklının hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasının gerektiği, alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklının, borçlunun «kusuru» bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemeyeceği belirtilmiş olup, mahkemece davacının cezai şart talebi yerinde bulunmakla, bu durumda bakiye ücret alacağı …
179 I'de yer alan aksinin kararlaştırıldığı bir husus teşkil ettiğinden davacının hem «cezai şartı» hem de tazminatı talep edebileceği, davacının sahibi olduğu "..." adlı spor programının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 2/1 maddesinde tanımlanan "h …
2-Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı bakiye ücret ve «cezai şart» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3618 E. 2017/2305 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından «sözleşmenin feshinin» haksız olduğu, davacının «haksız fesih» nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının «kıdem tazminatı» ve diğer «işçilik alacaklarına» ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin «görevli» olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle; davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Alınan ilk bilirkişi raporuyla davacının Ağustos 2014 ten önce iş bulamayacağı, sözleşmenin «fesih» tarihi olan 27/11/2013 ten sonraki sekiz buçuk ay iş bulabileceğinin öngörülemeyeceği belirtilmiş, ikinci bilirkişi raporuyla ise davacının dava dilekçesinde belirtilen nitelikleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden itibaren birkaç haftada kolaylıkla iş bulabileceği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki davacının «sözleşmenin feshi» sonrasında iş bulabileceği «makul süre» konusundaki çelişki giderilmemiş, mahkemece de her iki bilirkişi raporunda bu hususta varılan sonuçtan farklı olarak davacının 1,5 ayda iş bulabileceği kabul edilmiş olup, davacının sözleşmenin feshinden itibaren iş bulabileceği makul süre tespit edilmeden, bu konuda farklı değerlendirmeleri içeren «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölümü'nün 5. maddesinde ''işveren işbu «mutabakata» aykırı olarak süresinden önce işbu sözleşmeyi feshederse ...'a madde 7'de belirtilen «cezai şart» bedelini ödemeyi ve cezai şartın fahiş olmadığını, cezai şart bedeli dışında, ...'a her türlü kanundan doğan haklarını derhal ödeyeceğini şimdiden gayrikabili «rücu» beyan, kabul ve «taahhüd» eder'' denilmekte olup, sözleşmenin 7. maddesinde ise ''Taraflardan biri işbu sözleşmeyi süresinden önce «fesih» etmek isterse, diğer tarafa, fesih tarihinden 30 Haziran 2014 tarihine kadar Basın İş Kanunu'ndan kaynaklanan, eser sahipliğinden doğan, yorumculuk görevinden kayn …
Davacı yan, anılan bu hükümlere dayanarak 27.11.2013 («sözleşmenin feshi») tarihinden 30 Haziran 2014 tarihine kadarki bakiye ücret ve bu ücretler toplamı kadar «cezai şart» isteminde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · cezai şart · rücu · taahhütname · kusur
Benzer bu karardaBölümü'nün 5. maddesinde ''işveren işbu «mutabakata» aykırı olarak süresinden önce işbu sözleşmeyi feshederse ...'a madde 7'de belirtilen «cezai şart» bedelini ödemeyi ve cezai şartın fahiş olmadığını, cezai şart bedeli dışında, ...'a her türlü kanundan doğan haklarını derhal ödeyeceğini şimdiden gayrikabili «rücu» beyan, kabul ve «taahhüd» eder'' denilmekte olup, sözleşmenin 7. maddesinde ise ''Taraflardan biri işbu sözleşmeyi süresinden önce «fesih» etmek isterse, diğer tarafa, fesih tarihinden 30 Haziran 2014 tarihine kadar Basın İş Kanunu'ndan kaynaklanan, eser sahipliğinden doğan, yorumculuk görevinden kayn …
Mahkemece, davacının hem bakiye ücret hem de «cezai şart» talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Borçlar Kanunu 180. maddesinde, alacaklının hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasının gerektiği, alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklının, borçlunun «kusuru» bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemeyeceği belirtilmiş olup, mahkemece davacının cezai şart talebi yerinde bulunmakla, bu durumda bakiye ücret alacağı …
… cezai şartla birlikte kanundan doğan haklar saklı tutulduğundan bu husus TBK m.179 I'de yer alan aksinin kararlaştırıldığı bir husus teşkil ettiğinden davacının hem «cezai şartı» hem de tazminatı talep edebileceği, davacının sahibi olduğu "..." adlı spor programının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 2/1 maddesinde tanımlanan "h …
2- Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı bakiye ücret ve «cezai şart» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3282 E. , 2017/3522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/11/2015 tarih ve 2014/260-2015/225 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.06.2017 günü hazır bulunan davacı asil ... davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ...'nun davalıya ait "..." isimli televizyon kanalında 1 Ağustos 2012 tarihinde çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde, yorumcunun, kanalın yayın hakkı sahibi olduğu televizyon kanalı ... için hazırlanan, yayın günleri ve saatine kanalın karar vereceği ... isimli spor programında 2 yıl süre için yorumcu olarak görev alacağının belirtildiğini, davalı tarafın sözleşmeyi 27/11/2013 tarihinde tek taraflı feshettiğini ileri sürerek, iş sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle bakiye sözleşme süresine ilişkin ücret bedellerinin, TBK nın 438/111 maddesinden kaynaklanan 6 aylık manevi tazminatın, eksik ödenen kıdem ve yıllık izin ücreti tutarları ile ödenmeyen reklam ücretinin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının alacaklarının tam olarak davacı tarafa ödendiğini, eksik ödenen veya zamanında ödenmeyen herhangi bir bedelin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; haklı neden kanıtlanmadığından sözleşmenin feshinin haksız olduğu, davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteme hakkına sahip bulunduğu, davacının çok tanınmış bir yorumcu olması nedeniyle spor programları için yorumlarına ihtiyaç duyulması, Türkiye'de spor yorumu yapan çok sayıda televizyon kanalı bulunması, kanalların rekabet içinde bulunması durumu dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulabileceği, davacının kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin taleplerinin iş kanununa tabi bir sözleşme kapsamında talep edilen alacaklardan olduğundan bu tür alacaklara bakmaya mahkemenin görevli olmadığı, davacının yorumcu olarak verdiği hizmetin 5846 Sayılı Yasa kapsamında korunan televizyon programı kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle bu alacaklara hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesyle;
davacının işçilik alacakları ile ilgili kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarına ilişkin talebin reddine, sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000 TL üzerinden taktiren 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000 TL telif alacağının 27/11/2013 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Alınan ilk bilirkişi raporuyla davacının Ağustos 2014 ten önce iş bulamayacağı, sözleşmenin fesih tarihi olan 27/11/2013 ten sonraki sekiz buçuk ay iş bulabileceğinin öngörülemeyeceği belirtilmiş, ikinci bilirkişi raporuyla ise davacının dava dilekçesinde belirtilen nitelikleri ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden itibaren birkaç haftada kolaylıkla iş bulabileceği ifade edilmiştir. Mahkemece ise Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren davacının aynıya benzer koşullarla bir buçuk aylık süre içinde iş bulacağı kabul edilerek sözleşmede öngörülen bir aylık 50.000,00 TL üzerinden 1,5 aylık ücret karşılığı 75.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dolayısıyla alınan bilirkişi raporları arasındaki davacının sözleşmenin feshi sonrasında iş bulabileceği makul süre konusundaki çelişki giderilmemiş, mahkemece de her iki bilirkişi raporunda bu hususta varılan sonuçtan farklı olarak davacının 1,5 ayda iş bulabileceği kabul edilmiş olup, davacının sözleşmenin feshinden itibaren iş bulabileceği makul süre tespit edilmeden, bu konuda farklı değerlendirmeleri içeren bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Dava dilekçesiyle, davacının sözleşmesinin haklı neden olmaksızın sona erdirildiği, kamuoyuna yayılan kanalın el değiştirdiği ve yeni sahibi tarafından davacının kovulduğu yönünde çıkan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği, davacının onur kırıcı bu davranış nedeniyle büyük üzüntü duyduğu ifade edilmiş, ibraz edilen alacakların bildirildiği dilekçeler ile manevi tazminat alacağının 10.000,00 TL olarak belirlenmesi istenmiştir. Talep edilen manevi tazminat hakkında mahkeme gerekçesinde bir değerlendirmeye yer verilmediği gibi, bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar da verilmemiştir. Bu suretle, manevi tazminat talebi hakkında bir değerlendirmeye yer verilmemesi ve bu konuda bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, davacı vekilince davacının iş bulabileceği makul süreden sonra ancak var olan bir programdaki ekibe dahil olabileceği, dolayısıyla 2. veya 3. yorumcu olarak görev alabileceği, nitekim sözleşmenin feshinden itibaren 9. ayın sonunda ... kanalında yayınlanan bir spor programında konuk yorumcu olarak bazı programlara katılabildiği, dolayısıyla sezon ortasında ancak var olan programlara katılabileceğinden 2. veya 3. yorumcu olarak alabileceği ücretin belirlenmesi gerektiği iddia edilmiştir. Davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle alabileceği tazminat hesaplanırken var olan programlara konuk ya da 2-3. yorumcu olarak katılabileceği savunulduğuna göre, davacının fesih sonrası katıldığı program çalışmaları ve bundan elde ettiği gelirler de araştırılarak bu şekilde elde etmesi muhtemel gelirin belirlenmesi gerekmekte olup, bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/353037900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz