Bilgilendirme yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8381 E. 2014/13674 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgilendirme yükümlülüğü↗ akdi faiz↗ borcun üstlenilmesi↗ 3095 sayılı kanun↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ fer'i müdahil↗ havale↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dürüstlük kuralından kaynaklanan bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranarak davacının tevdi ettiği mevduatı, hesap üzerinde önce nezdinde bulunan hesap üzerinden off shore mevduat olarak aktardığı, ardından da dış bankaya aktarılan mevduatın özellikle davalı şirkete organik bağı olan iştirak şirketlerine kredi verilmek suretiyle tüketildiği, uyuşmazlık konusu olayın, havale görünümlü mevduat toplama niteliğinde bulunduğu, davalı bankanın bu aracılık görevinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 67.273,22 EURO'nun vade sonuna akdi faizi, vade sonundan itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ile borcu üstlenen sıfatıyla vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ile davacının zararının, parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zaman aşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü fer'i müdahil vekilinin tüm, davalı. ve borcu üstlenen vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3554 E. 2013/2354 K.
Ortak:akdi faiz · borcun üstlenilmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dürüstlük kuralından kaynaklanan «bilgilendirme yükümlülüğüne» aykırı davranarak davacının tevdi ettiği mevduatı, hesap üzerinde önce nezdinde bulunan hesap üzerinden off shore mevduat olarak aktardığı, ardından da dış bankaya aktarılan mevduatın özellikle davalı şirkete organik bağı olan iştirak şirketlerine kredi verilmek suretiyle tüketildiği, «uyuşmazlık konusu» olayın, «havale» görünümlü mevduat toplama niteliğinde bulunduğu, davalı bankanın bu aracılık görevinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 67.273,22 EURO'nun «vade» sonuna «akdi faizi», vade sonundan itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ile «borcu üstlenen» sıfatıyla vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
… ının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zaman aşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü fer'i müdahil vekilinin tüm, davalı. ve «borcu üstlenen» vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yargılama sırasında mümeyyiz ... «borcu üstlendiğini» bildirerek yargılama katılmış bulunmasına rağmen karar başlığında borcu üstlenen olarak gösterilmemiş olması mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi bir hata olarak kabulünün gerekmesine ve davacıya ait mevduatın davacının talimatı ile ... bankasına gönderilmesi nedeniyle davada taraflar arasında mevduat ilişkisinin bulunmaması ve bu itibarla da davada Bankacılık Kanunu'nun .... maddesinin uygulanmasının mümkün olmamasına göre mahkemenin «zamanaşımı def»'inin reddine ilişkin gerekçesi yerinde değil ise de, davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve ...’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını ... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü davalı ...Ş. ve borcu üstlenen ... vekili ile fer'i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. ...- Ancak, mahkemece, hükmedilen alacak miktarına 22.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre «temerrüt faizi» yürütülmesine karar vermek gerekirken, «akdi faiz» yürütülmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmedi …
Kararı, davalı, «borcu üstlenen» ... ve fer’i müdahil vekilleri temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu kararda… mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yargılama sırasında mümeyyiz ... «borcu üstlendiğini» bildirerek yargılama katılmış bulunmasına rağmen karar başlığında borcu üstlenen olarak gösterilmemiş olması mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi bir hata olarak kabulünün gerekmesine ve davacıya ait mevduatın davacının talimatı ile ... bankasına gönderilmesi nedeniyle davada taraflar arasında mevduat ilişkisinin bulunmaması ve bu itibarla da davada Bankacılık Kanunu'nun .... maddesinin uygulanmasının mümkün olmamasına göre mahkemenin «zamanaşımı def»'inin reddine ilişkin gerekçesi yerinde değil ise de, davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve ...’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını ... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü davalı ...Ş. ve borcu üstlenen ... vekili ile fer'i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. ...- Ancak, mahkemece, hükmedilen alacak miktarına 22.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre «temerrüt faizi» yürütülmesine karar vermek gerekirken, «akdi faiz» yürütülmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmedi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8381 E. , 2014/13674 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/21-2012/223 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka ile borcu üstlenen sıfatıyla vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili davalılardan IN dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 03.12.1999 tarihi itibariyl 131.575 DM parasının bulunduğunu, söz konusu bankanın yönetiminetarafından el konulduğunu, daha sonra bu bankanın davalı ...Ş. ile birleştirildiğini, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırdığı mevduatın, banka yönetimi tarafından adlı bankaya aktarıldığının, müvekkilinin bankaya olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığının, bu şekilde toplanan paranın yönetimi tarafından grup şirketlere ve hayali şirketlere kredi verilmek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, banka yönetimine el konulmasından sonra müvekkilinin hesabındaki paranın kendisine ödenmediğini, davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, bankaya yatırılan 131.575 DM ile dava tarihine kadar işlemiş faiz olan 54.205 DM toplamı 185.780 DM'nin, 03.12.1999 tarihinden dava tarihine kadar akdi faizi, dava tarihinden itibaren ise en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili ile ihbar olunan vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Fer'i müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dürüstlük kuralından kaynaklanan bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranarak davacının tevdi ettiği mevduatı, hesap üzerinde önce nezdinde bulunan hesap üzerinden off shore mevduat olarak aktardığı, ardından da dış bankaya aktarılan mevduatın özellikle davalı şirkete organik bağı olan iştirak şirketlerine kredi verilmek suretiyle tüketildiği, uyuşmazlık konusu olayın, havale görünümlü mevduat toplama niteliğinde bulunduğu, davalı bankanın bu aracılık görevinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 67.273,22 EURO'nun vade sonuna akdi faizi, vade sonundan itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ile borcu üstlenen sıfatıyla vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ile davacının zararının, parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zaman aşımı süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü fer'i müdahil vekilinin tüm, davalı. ve borcu üstlenen vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan “03.12.1999 tarihinden vade sonuna (07/01/2000) kadar %20 akdi faiz, 07/01/2000 olan vade sonundan itibaren ise 3500 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince kamu bankalarınca döviz cinsinden mevduata verilen değişen oranlarda en yüksek faizi” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “03.12.1999 tarihindelınmasına, 12/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/349251100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz